Takvaya Giden Yol Oruçtan Geçer

Vaazlarda, sohbetlerde çokça duyduğumuz fakat hayata geçirilmiş halini pek nadir gördüğümüz bir kavramdır takva. Çokça duyulan kelimeler ve cümleler okuyucunun ve dinleyicinin nazarında değersizleşir. Göze ve kulağa aşina olan cümleler artık üzerine düşülmez, düşünülmez olur. İşte takvada bahsi geçen kelimelerden biri. Çokça duyduğumuz fakat üzerine çok az düşündüğümüz bir kavram.Birazcık bu kavram üzerine düşünmeye ne dersiniz?

Takva Nedir?

Takva kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir. Arapçada kullanıldığı haliyle dilimize geçmiş. Kökü korumak, himaye ve muhafaza etmek manalarına gelen ‘v-k-y’dir. Takva sözlük anlamıyla da korumak, muhafaza etmek manalarına gelir. Terminolojik olarak ise kişinin kendini günahlardan korumasına kullanılır. Kelime bu formda Kuran’da tahmini olarak kırk yerde kullanılmaktadır.

Klasik bir tanım ile takvayı şöyle tarif edebiliriz: Yüce Yaratıcıya karşı sorumluluk duyarak her türlü günahtan kendini korumanın niyet ve gayreti içerisinde olmaktır.

Ancak ben takva ile ilgili farklı bir tanım yapmak istiyorum. Takva bana göre şuurun açık olma durumudur. Şöyle ki; kişinin günahlardan sakınabilmesi için dikkat gerekir. Ancak dikkatli olabilen bir mümin kendisini günahlardan ve Allah’ın hoşnut olmayacağı (şüpheli) şeylerden koruyabilir. Ve dikkat açık bir şuuru gerektirir. Açık şuurlu kimse etrafında olup bitenlere dikkat edip odaklanabilir. Kısaca; günahlardan sakınabilmek için dikkatli yaşamak, dikkatli yaşamak için de açık bir şuura sahip olabilmek gerekir.

Ben takvayı daha çok “şuurlu” ve “uyanık olma” durumu olarak anlıyorum. Nitekim tasavvufta kullandığımız “gaflet” kelimesi “dalgınlık”, “dikkatsizlik”, “aymazlık” durumu için kullanılır. Kişinin dikkatsizliği de şuurun açık ve kapalılığı ile alakalıdır. Bu durumda takva gafletin zıt anlamlısı olarak kullanılabilir.

Allah’ın kulları olarak onun isteğine uygun yaşayabilmek için şuurlu olmak durumundayız. Şuurlu olursak daha dikkatli yaşamaya başlar, daha dikkatli yaşarsak da Allah’ın hududunu koruyabiliriz. Kavram kargaşası yaratmak istemiyorum fakat takva kavramını yukarıda bahsettiğimiz anlamda ifade eden bir kelime mevcut; huşyar olmak. Huşyar kelimesi Osmanlıcada kullanılan fakat bugün unutulmuş bir kelimedir. “Uyanık olmak” manasına gelir. Ve anlatmak istediğim durumu tam manasıyla ifade etmektedir.

Peki, şuurlu olma durumu nasıl gerçekleşir?

Oruç Nedir?

Oruç Arapça “savm” kelimesi ile ifade edilir. Sözlük manası takvaya çok yakındır. “Geri durmak, kendini tutmak” manasında kullanılır. Terminolojik olarak birçok dinde farklı usullerle gerçekleştirilen bir ibadeti ifade eder. Bu ibadet İslam’da; gün ağarmaya başladığı andan akşam ezanının okunduğu güneş batışına kadar, hiçbir şey yememek, içmemek, her türlü kötülükten sakınmak demektir.

Bu şekilde veya daha farklı şekillerde olmak üzere bu ibadet birçok dinde mevcuttur. Çünkü bu ibadetin birçok açıdan, birçok faydasından söz edilebilir. Yazının asıl konusu oruç olmadığı için fazlaca üzerinde durmak istemiyorum fakat orucun şu faydalarından bahsedebiliriz; öncelikle oruç kişiye sabrı öğretir. Kişinin kendisini tutabilme, kendisine hâkim olabilme yetisini geliştirir. Kişi oruç ile hayvansal bir yönünü bastırdığı için lahuti anlamda gelişme meydana gelir. Özellikle düzensiz ve gereğinden fazla tüketen modern insan için sağlıklı bir aktivitedir… Bunlar gibi kişiden kişiye değişebilecek bir sürü faydasından bahsedebiliriz.

Peki, genelde ibadet, özelde ise oruç ile takvanın arasındaki ilişki nedir?

Takva ve Oruç İlişkisi

Takvayı bir üst başlık, namaz, oruç, infak vs. gibi ibadetleri de bir alt başlık olarak görebiliriz. Ya da takvayı tüm ibadetleri kapsayan bir şablon olarak anlayabiliriz. Takva yapılan ibadetlerin meyvesi gibidir. Salih bir niyet ile yapılan amellerin neticesinde hâsıl olan bir durum. Başka bir ifade ile ibadet, şuurlanma faaliyeti; takva, şuurlanma durumudur. İbadet ve takva arasındaki ilişkiyi şu cümle ile ifade edebiliriz; takva olmadan ibadet olabilir fakat ibadet olmadan takva olamaz.

Her ibadet kişinin kendisiyle baş başa kalmasını sağlar. Kendisini dinlemesini, içsel muhasebede bulunmasını sağlar. Hele tek ve yalnız başına yapılan ibadetler vücudu dinginleştirir, sakinleştirir, huzur verir.

Orucun takva ile arasında olan ilişki diğer ibadetlerden biraz daha farklıdır. Yani salih niyetle tutulan oruç kişinin çok daha çabuk takvaya ulaşmasına yardımcı olur. Çünkü oruç diğer ibadetlere nazaran biraz daha zor bir ibadettir. Aynı zamanda faydası biraz daha fazladır.

Yemek kişide hem maddi hem de manevi bir ağırlığa sebep olur. Bu iki şekilde de takvaya engel bir durumdur. Fiziksel olarak fazla yemek vücutta ağırlık meydana getirir. Metabolizmanın daha fazla çalışmasını gerektirir. Bu da zihnin daha yavaş çalışmasını sağlar. Zihnin yavaş çalışması ise bir şuur tıkanıklığına, dikkatsizliğe sebep olur. Yukarıda bahsettiğimiz bir kavram olan gaflete sebebiyet verir. Maddi bir uyuşukluk meydana getirir. Bu da kişinin daha gevşek hareket etmesini, gerek ibadetlere gerek günahlara karşı daha lakayt bir tavır takınmasını sağlar. Bahsettiğimiz gibi bu, takvanın tam tersi bir durumdur.

Burada her ne kadar oruç ile elde edilecek maddi faydaların takva için önemli olduğundan bahsetsek de kişiden kişiye göre değişebilecek manevi faydalarını da göz önünde bulundurmak gerekir.

Hacı Bektaş-ı Veli şöyle der; iştahla yiyip tıka basa doldurma mideni sakın. Aksi takdirde gaflet, şehvet ve karaktersizliğe sürüklenirsin. Kişiyi gafletten kurtaracak ve takvaya ulaştıracak en önemli yollardan biridir oruç. Takvaya giden yol oruçtan geçer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir