Sahih Hadis ve Sahihayn

 Hadis külliyâtı: Kütüb-i Sitte -1-   

Âdil ve zâbıt ravilerin muttasıl olarak rivayet ettiği şaz ve muallel olmayan hadise “Sahih Hadis” denir. Buna göre sahih hadiste 5 şart aranmaktadır.

1. Ravilerin adaletli olması: Adalet kişiyi takva ve muruvvete götüren bir melekedir. Takvadan maksat ise şirk, fısk ve bidat gibi kötü amellerden sakınmaktır. (İbn Hacer, Nüzhetü’–Nazar, 58.)

Adaletin beş tane şartı vardır: (Sehâvî, Fethu’l-Muğîs, 2:158)

  1. Müslüman olmak: Kâfirin rivayeti kabul edilmez. Bunda icma vardır. (Sehâvî, Fethu’l-Muğîs, 2: 158)
  2. Akıllı olmak: Delinin rivayeti kabul edilmez.
  3. Baliğ olmak: Çocuğun rivayeti kabul edilmez.
  4. Fısktan berî olmak: Fısk, büyük günahı işlemek veya küçük günahta ısrar etmektir. Böyle bir kimsenin rivayeti tövbe etmediği müddetçe kabul edilmez.
  5. Mürüvvetli olmak: Rezil şeylerden kaçınmaktır. Bu örfîdir. Kişiye, zamana, mekâna, beldeye göre değişir.

Bir kimsenin adaleti; ya bir hadis imamının bunu söylemesiyle, ya da şöhretle bilinir. Yani bu kişi adaletiyle meşhurdur. Mesela: İmam Şube, İmam Evzaî, İmam Malik, İmam Ahmed b. Hanbel, İmam Ebu Hanife, İmam Şafii…,  Bu gibi kimselerin adaleti sorulmaz, bunların adaleti için ayrıca bir nassa ihtiyaç yoktur. (İbnu’s-Salâh, Ulûmu’l-Hadis, 105)

2. Ravilerin zâbıt olması: Bunun da bir takım şartları vardır: (Sehâvî, Fethu’l-Muğîs, 2: 156)

1. Ravinin uyanık olması: Gafil ravinin (ders esnasında uyuyanın vs.) rivayeti kabul edilmez.
2. Ravinin rivayetini eda edinceye kadar koruması: Bu da; eğer hıfzından rivayet ediyorsa ezberlemesiyle, kitabından rivayet ediyorsa kitabını korumasıyla olur.
3. Lafza ve manaya halel getirecek şeyleri bilmesi: Bu şart eğer hadisi mana ile rivayet ediyorsa geçerlidir.

Bir kimsenin zabtı; sikalara muvafakatıyla bilinir. Eğer sikalara çok muhalefet ediyorsa bu o ravinin zaptının sağlam olmadığına delalet eder. Ancak nadiren muhalefeti zarar vermez.

3. Senedin muttasıl olması: Ravilerin her birinin bir üstündeki hocadan tahammül yollarından biriyle sahih yolla hadis alması. Tahammül yollarından muttefekun alayh olanlar iki vecihtir. 1. Sema, yani hocadan bizzat dinlemesi 2. Kıraat, yani hocaya bir kitaptan okuması. Bu ikisi dışında icazet, münave, mükatebe, ilam.. gibi başka tarikler de vardır, ancak en meşhur ve ittifak olunan bu iki yoldur.

Seneddeki inkıta iki türlü idrak olunur:

1. Bu inkıta ya açıktır, (inkıta-i celiy) kolaylıkla anlaşılır/idrak edilir. Mesela: Senedde bir ravi kendisi doğmadan önce ölmüş olan bir şeyhten rivayette bulunuyordur. Buradaki inkıta açıktır. Ve yine mesela: Her iki ravi ayrı ayrı uzak beldededir her ikisi de bulundukları şehirden ayrılmamıştır, biri Şam’da diğeri İstanbul’dadır. Bu İstanbul’dan öteki de Şam’dan hiç çıkmamıştır. Bunlar her ne kadar aynı asırda yaşasalar da aralarındaki kopukluk gayet açıktır. Bundan dolayı tarih bilgisi; ravilerin vefatı, doğumu, yolculukları iyi şekilde bilinmesi gerekir.

2. Ya da İnkıta hafidir/kapalıdır (inkıta-i hafiy). Hafi: kişinin muasırı olduğu ve karşılaşmaları mümkün olduğu ancak duymadığı şeyhten rivayet etmesidir. Bu ınkıta birilerine kapalı kalabilir. Bundan daha kapalısı da: Ravinin, muasırı olup kendisinden rivayette bulunduğu bir hocadan duymadığını rivayet etmesidir. Mesela talebe hocanın her dersine iştirak ediyordur. Bir derse gelememiştir. Gelemediği dersi ders arkadaşından telafi eder ve o hocadan rivayette bulunur. Ravinin muasırı gelir ve onun bu derste olmadığını bir vasıtayla duyduğunu söyler. Bu tür inkıtalar kapalıdır ve bir incelemeye ihtiyaç duyarlar.

Sahih hadis inkıtanın bu iki türünden yani inkıta-ı celiy ve inkıta-ı hafiden beri olması gerekir.

4. Şaz olmaması: Bir ravinin adil ve zabıt olması veya senedin muttasıl olması bir hadisin sahih olması için yeterli değildir. Çünkü bir ravinin adaletli ve zabıt olması onun masum olduğu anlamına gelmez. Hala hata yapması muhtemeldir. Dolayısıyla ravi rivayetinde aynı hadisi rivayet eden diğer kimselerin rivayetine muhalif olmaması gerekir. Mesela hadis bir grup tarafından Hazreti Enes’in rivayeti olarak aktarılıyordur. Diğer bir ravi gelip onlara muhalefet ederek hadisi Hazreti Ebu Hureyre’nin rivayeti olarak aktarırsa hadis –ravi diğer şartları haiz olsa da- şaz olur.

5. Muallel olmaması: Muallel: Zahiren problemli görülmeyen bir hadiste gizli bir illet-i kâdihanın bulunmasıdır. Bu illet çoğu zaman fark edilemez. Bunu ancak bu işte ehil olanlar tespit edebilir. Mesela yukarıdaki şaz hadiste ravinin diğerlerine muhalefet edip hadisi Hazreti Ebu Hureyre’nin hadisi olarak getirmesi birileri tarafından “bu da müstakil bir hadistir” denebilir. Çünkü ravilerin hepsi adil ve zabıttır. Ancak bu işin uzmanı olan muhaddis gelir ve hadisin medarının bir olduğunu dolayısıyla buradaki muhalefetin vehimden kaynaklandığını söyler. Muallel ile şaz arasında umum husus mutlak vardır. Her şaz mualleldir ama her muallel şaz değildir.

Yukarıda sayılan bu beş şartı kendisinde toplayan hadise sahih hadis denir. Ancak burada şu iki hususa dikkat çekmek gerekir:

Birinci husus: Bir hadis hakkında “هذا حديث صحيح” (bu hadis sahihtir) denildiği zaman bundan maksat bu beş şartı kendisinde barındıran hadis demektir. Yoksa bu şartları toplayan bir hadis katiyyeti gerektirmez. Çünkü sika bir ravinin hata yapması muhtemeldir. Zira peygamberlerden başka hiçbir kimse masum değildir. Dolayısıyla bu hadis zann-ı galib ifade eder. Bu ise hadise zarar vermez. Nitekim din, çoğu hususta zann-ı galibi itibara alır. Mesela biz kıbleye yöneldiğimizde hiçbir kimse kıbleyi yüzde yüz bir açıyla tutturduğumuzu söyleyemez. Bu zann-ı galipledir. Yine mesela biz helada necasetten sakınırız, ancak üzerimize bir şeyin sıçraması muhtemeldir. Burada da zann-ı galibe göre hareket edilir. Dolayısıyla bir hadis zann-ı galiple de sabit olsa onunla amel vaciptir. Burada akaide konu olması olmaması meselesine –konunun sınırlarını aşmasın diye- girmiyoruz.

İkinci husus: Bir hadis hakkında “هذا حديث غير صحيح” (bu hadis sahih değildir) dendiği zaman bundan maksat bu beş şartı kendisinde barındırmayan hadis demektir. Yoksa hadisin aslı yoktur, uydurmadır manasına gelmez.

  • SAHİHAYN

Sadece sahih hadisleri toplayan ilk kişi İmam Buhârî sonra İmam Müslim’dir. Bu iki imamın kitabının Kuran-ı Kerim’den sonra en sahih kitap olduğunda ümmet icma etmiştir. Bu iki kitap birlikte zikredildiğinde sahihayn (iki sahih kitap) denir. Şimdi bu iki kitabın özelliklerine, mukayesesine geçmeden önce bunlarla ilgili genel bilgilere bir göz atalım.

  • BUHARİ İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER

KİTABIN İSMİ:  الجامع الصحيح المسند المختصر من حديث رسول الله ص وسننه وأيامه
(el-Câmiu’s-Sahîhu’l-Müsnedü’l-Muhtasar min Hadîsi Rasûlillâh ص ve Sünenihi ve Eyyâmih)

HADİS SAYISI: Tekrarlarıyla: 7275 + Tekrarsız: 4000

TALİKLER: 1341 muallak + 1181 kitabın içinde mevsul +160 İbn Hacer vaslediyor (التوفيق في وصل التعليق)

BASKILARI: Sultaniye baskısı (Asitane Yayınları), Zihni Efendi baskısı (Asitane Yayınları), Sultaniye merkezli Dâru’l-Minhac baskısı, er-Risâle baskısı.

  • MÜSLİM İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER

KİTABIN İSMİ:  المسند الصحيح المختصر من السنن بنقل العدل عن العدل عن رسول الله ص
(el-Müsnedü’s-Sahîhu’l-Muhtasar mine’s-Sünen bi Nakli’l-Adli ani’l-Adli an Rasûlillâh ص)

HADİS SAYISI: Tekrarlarıyla: 12000 + Tekrarsız: 4000

TALİKLER: 14 muallak + 12 kitabın içinde mevsul + 2 munkatı

BASKILARI: Zihni Efendi baskısı/eksik (Asitane Yayınları), İmam Nevevî şerhiyle birlikte olan baskı (Dâru’l-Feyhâ)

  • SAHİHAYNIN MUKAYESESİ

Sahihaynın özellikleri, mukayesesine dair öteden beri ulemadan çok söz sadır olmuştur. Bu konuda geniş malumat sahibi olmak isteyenler İmam Nevevî’nin Müslim Şerhine yazmış olduğu mukaddimeye, Hâfız İbn Hacer’in Hedyü’s-Sârî’sine, İmam Sehâvî’nin Umdetü’l-Kârî ve’s-Sâmi’sine ve Ğunyetü’l-Muhtâc’ına müracaat edebilirler. Biz burada bu eserlerden derlediklerimizi özetlemekle yetinelim:

  • Buhari, Müslim’den daha sahihtir. Bazı kimselerin Müslim’in daha sahih olduğunu söylemeleri Müslim’in Buhari gibi muallak hadisleri getirmemesi ve hüsn-i tertibinden dolayıdır.
  • Buhari’de tenkit edilen ravi ve hadisler Müslim’de tenkit edilen ravi ve hadisten daha azdır.
  • Buhari muanan isnadda likayı şart koşar, Müslim ise muasır olmalarını ve likalarının mümkün olmasını yeterli görür.
  • Buhari fıkhi olarak Müslim’den daha üstündür. Buhari fakihtir ve fıkhını kitabın teraciminde/bab başlıklarında konuşturmuştur. Bundan dolayı فقه البخاري في تراجمه (Buhâri’nin fıkhı teracimindedir) denilmiştir. Bu hadisin fıkhıyla uğraşmak isteyen bir talebe için çok önemli ve faidelidir. Müslim ise kitabına aslında teracim koymamıştır. Bugünkü bablar İmam Nevevi’nin koymuş olduğu bablardır.
  • Müslim genelde her hadisi uygun bir baba koyup bütün tariklerini orada toplar. Bu talebeye hadisin tariklerini bir arada görme imkânı verir. Buhari ise hadisi parçalar ve her bir parçasını ayrı bapta getirir.
  • Müslim hadisin tariklerini bir yerde topladığı gibi onları belli bir metot üzere serdeder. Önce mücmeli sonra onu beyan edeni; mensuhu sonra onu nesh edeni. Bu, talebe için çok önemlidir.
  • Müslim hadisin metnini ihtisar etmeden ve parçalamadan getirir. Eğer ihtisar etmişse bunu söyler. Buhari ise hadisin metnini parçalar ve bunun için ayrıca bir nas getirmez.
  • Müslim mana ile rivayeti caiz görmez. أخبرنا ile حدثنا arasında fark görür. Buhari ise mana ile rivayeti caiz gördüğü gibi bu iki rivayet lafızları arasında da bir fark görmez.

Burada şu iki güzel sözle yazımızı noktalayalım: İmam Kurtubî şöyle der:

“والأولى أن لا يقال في أحدهما أولى، بل هما فرسا رهان، وليس لأحد بمسابقتهما يدان” (Evla olan herhangi biri hakkında “şu daha evladır” dememek. Her ikisi yarış atıdır. Yarışta ise hiçbir kimsenin tesiri yoktur.) (Sehâvi, Ğunyetü’l-Muhtâc, 129. Ayrıca bkz. Kurtubî, el-Müfhim, 1: 97. Lafız İmam Sehâvi’ye aittir.)

Şu sözü söyleyen ne güzel söylemiş: “لا يغني كتاب عن كتاب” (Hiçbir kitap diğer bir kitaptan müstağni kılmaz.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir