Kur’an’da Medenî Surelerin Özellikleri

Medine… Çiseleyen vahyin sel olup oluk oluk aktığı o mübarek belde… Peygamber kervanının konakladığı, İslam Devleti’nin kurulduğu, aydınlığın karanlığa, hakkın batıla başkaldırdığı, kılıçların adalet için şakırdadığı, kardeşliğin güneş misali şehrin her metrekaresini ısıtıp, ışıttığı o büyük şehir…

İslam’ın Medine dönemi bilindiği üzere Mekke’de ekilen tohumun yeşerip boy verdiği bir dönem. Yine vahyin format değiştirdiği, sistemin şekil aldığı ve boşlukların doldurulduğu bir dönem. Medine sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik anlamda Mekke’den farklıdır. Öncelikle bakıldığında Medine’deki sosyal hayat bize beynelmilel bir tablo çizer. Hicaz bölgesindeki Yahudi nüfusun en yoğun ve en fazla söz sahibi olduğu yerdir Medine. Kaynukoğulları, Nadiroğulları ve Kureyzaoğulları bölgedeki en nüfuzlu Yahudi kabileleridir. Bunun yanı sıra Evs ve Hazrec kabileleri bölgedeki Arap toplulukların en nüfuz ve nüfuslu kabileleridir.

Medine’deki nüfusun çoğunluğunu iki farklı milletten insanların oluşturması, haliyle bu toplumu, tamamı Araplardan oluşan Mekke toplumundan farklı kılacaktır. Medine’deki siyasi üstünlük Yahudilerindir. Ellerindeki kutsal kitabın bunda payı büyüktür. Zira Araplar çözemedikleri bazı meseleleri ehl-i kitap olmaları hasebiyle Yahudilere danışırdı. Bu sebepten olsa gerek Evs ve Hazrec kabileleri birçok kere Yahudilerin oyunlarına alet olmuş ve aralarında bir asırdır süre gelen bir adavet peyda olmuştur. Hal böyleyken Yahudilerin iktidarı ele geçirmesine ramak kala hicret gerçekleşmiş ve hayalleri suya düşmüştür.

Bölge jeopolitik konumu itibari ile tarıma elverişli olduğu için tarım faaliyetleri diğer uğraşlara nazaran revaçtadır. Bunun yanı sıra Yahudilere ait bir pazar vardır Medine’de. Bu pazarda ticaretin Yahudilere ait olması sebebiyle ekonomik üstünlük yine onlarındır. Tıpkı kültürel anlamda ellerindeki Tevrat’ı evirip çevirerek üstünlük elde ettikleri gibi…

İşte Peygamberimizin davasının dallanıp budaklanacağı yer burasıydı. Vahyin sel olup ıslatacağı, bereketlendireceği kurak toprak… Burada baş uzatan fidana balta sallayan Ebu Cehiller, yeni patlayan tomurcuğa balyoz indiren Ebu Lehebler yoktu. Onlar arkada kalmıştı. Meydan cenk meydanıydı. Meydan er meydanıydı. Vakit, hakkın konuştuğu, batılın sustuğu vakit… Vakit, vahyin güldür güldür aktığı vakit…

Geçen yazımızda “Kur’an’da Mekkî Surelerin Özellikleri”ni işlemiştik. Bu kez Medeni sureleri incelemek istiyoruz. Yukarıda vahyin yeni zemini Medine’den ve Medine’yi Mekke’den ayıran özelliklerden bahsettik. Zeminin ve şartların değişmesi elbette topluma yön veren vahyin niteliklerinde de bazı değişiklikleri gerekli kılmıştır.

Bu değişikliklerden kısaca bahsedecek olursak; ayetlerdeki belaği üstünlüğün azalıp tatvil edilmesi, şekli özelliklerin başında gelir. Hukuki, toplumsal, siyasi, askeri konuları muhtevi oluşu ve diğer milletlerle ilişkilerden bahsedilmesi de muhtevasına ait özelliklerin başında gelir. Şimdi bunlardan detaylıca bahsedelim.

ŞEKLİ ÖZELLİKLER

Medeni ayetleri, Mekki ayetlerden ayıran iki şekli özellikten bahsedebiliriz; birincisi ayetlerin Mekke dönemine nazaran daha uzun oluşu, ikincisi ise Yâ eyyuhellezîne âmenu/ Ey iman edenler” hitabının sıkça kullanılması.

Tatvil

Medeni ayetlere baktığımızda, Mekki ayetlere nazaran daha uzun, daha sakin ve daha yumuşak bir üsluba sahiptir. Sebebini hitap edilen çevrenin çoğunluğunun Müslüman oluşu ve bir ispat derdinin olmayışı olarak düşünebiliriz. Çünkü Mekke toplumunda hitap edilen çevrenin ekseriyeti müşrikti ve bir ispat ve inandırma derdi söz konusuydu. Bu sebepten bu dönemde insanı hayrete düşürecek kadar yüksek edebi kimliğe sahip ve ikna kabiliyeti kuvvetli ayetler yerine, daha sade ve yumuşak bir forma sahip ayetler tercih edilmiştir. Bunun yanında ayetlerin muhtevası da söz konusudur. Yani Medine döneminde işlenen konular ayetlerin bu formda olmasının diğer sebebidir. Ayetlerin bu şekilde uzun ve sade tutulmasına ıtnap denir. Itnap, sözü uzun tutarak manayı daha anlaşılır kılmaktır. Bu terimin tersi olan icaz ise sözü daha kısa ve öz tutmaya denir.

Yâ Eyyuhellezîne Âmenu Hitabı

Yine Medine’nin sosyal yapısıyla ilgili bir değişikliktir Yâ eyyuhellezîne âmenu hitabının çokça kullanılması. Medine’de ayetlerin ekseriyetle muhatap aldığı topluluk müminlerdir. Dolayısıyla Mekke’de kullanılan ve bütün milletlere dönük “Yâ eyyühe’n nas” hitabı hususileşerek Yâ eyyuhellezîne âmenu formunu kazanmıştır.

MUHTEVAYA AİT ÖZELLİKLER

Aslında Medeni ayetleri, Mekkilerden ayıran en belirgin özellikler, muhtevasına ait olanlardır. Bunları genel olarak dört başlık altında inceleyebiliriz; hukuki, askeri, toplumsal ve diğer milletlerle ilişkiler.

Hukuki Özellikler

İslam’ın Mekke dönemi, tohumun toprağa bırakıldığı bir dönemdir. Bu dönemde İslam, tebliğ vasıtası ile tıpkı bir tohum misali kalplere ekilmişti. Bu tohumu sulayan vahiy biraz daha vaat ve vait formatına sahipti. Ahlaki değerler, imanın önemi, cennet-cehennem tabloları, ayetlerin genel çerçevesini oluşturmaktaydı. Fakat Medine dönemine geldiğimizde ekilen tohum patlamış, boy vermiş ve yemyeşil bir fidana dönüşmüştü. Bundan sonraki amaç bu fidanın dallanıp budaklanarak meyve vermesi olmuştu. Bu sebepten fidanı sulayan vahyin formatında bazı değişikliklerin olması elzemdi.

Medeni ayetlere baktığımızda gözümüze çarpan ilk özellik; hukuki içerikli olması olacaktır. Medine’de bir araya gelen Müslümanlar resmi bir hüviyet kazanarak İslam toplumunu oluşturmuşlardı. Mekke’de olduğu gibi gizli saklı bir dini yaşantı son bulmuştu. Müslümanlar Medine içerisinde istediklerini yapmaya muktedir hür bir toplum olmuşlardı. Bu hüviyet İslam düşmanı Kureyş tarafından da Bedir zaferi ile tescillenmiş ve teyit edilmişti. Artık kendi ayakları üzerinde durmaya başlayan bu toplumu, düzen ve intizam içerisinde tutacak ve sağlıklı bir hayat yaşamasını sağlayacak hukuki bir sisteme ihtiyaç vardı. İşte Medine döneminde nüzul eden vahiy bu ihtiyacı karşılayacaktı.

Miras hukuku, alış-veriş muameleleri, zekât, zina, iftira, adam öldürme, hırsızlık cezaları, evlenme-boşanma usulleri hukuki içerikli ayetlerin çerçevesini oluşturur. Bunlar ve bunlar gibi konularda teşri faaliyeti, Medine İslam toplumunun şekillenmesinde başrol oynamıştır. Bununla birlikte Medeni ayetlerin göze çarpan ilk özelliği hukuki formatı olsa da bu durum, Medeni ayetlerin ayırıcı vasfı değildir. Şimdi ayetlerin diğer özelliklerine bakalım.

Askeri Özellikler

Medeni ayetlerin özelliklerinden biri de askeri alanda düzenlemeler getiriyor olmasıdır. Mekke’de daha yeni yeni kalbi İslam’a ısınmış bir avuç insan ile harp elbette mümkün değildi. İlk olarak sayısal azlık, ikinci olarak teçhizat eksikliği söz konusuydu. Bu durumda civarın en iyi kılıçşörü olan Kureyş’e kafa tutmak imkânsızdı. Hikmet gereği yapılması gereken, sahip olunan rakam ve niteliğin artıp fazlalaşmasını beklemekti. İşte beklenen rakam ve nitelik çileli hicretin akabinde nazlı Medine’de gerçekleşecekti.

Savaş emri ilk olarak Medine’de geldi. Müslümanlar cizye alıncaya ya da İslam oluncaya değin düşman ile savaşmakla emrolundu. İlk olarak Müslümanlar Medine döneminde İslam için kılıç çekti ve zırh kuşandı. Kılıçlar ilk kez İslam için şakırdadı ve havada helezonlar çizdi. Müslümanlar savaş için sağlam atlar yetiştirmekle emrolundu. Mallar ilk kez savaş için Medine’de biriktirildi. Atlar ilk kez savaş için Medine’de eğerlendi. Bedir’de kuyular, Uhud’da dağlar, taşlar ağladı. Hendek’te azap, Mekke Fethi’nde rahmet rüzgârları esti.

Toplumsal Özellikler

Mekke’de müşrikler güruhu bir avuç mümine eziyet ve çile çektirmekten vazgeçmiştir. Fakat o müminler ne imanlarından ne de davalarından vazgeçmemişlerdi. Müşriklerin üstün ve ezici gücü İslam’ın büyüyüp gelişmesini engelliyordu. Bu sebeple İslam’ın büyümesini sağlayacak münbit topraklar bulmak ve bu sayede haksız çile ve ızdıraptan kurtulmak elzemdi.

İşte Hz. Peygamberin ashabı İslam için doğup büyüdükleri Mekke’yi ve içindekileri terk edip Medine’ye yerleşti. İslam tarihinde bu olay “Hicret” olarak adlandırılır. Hicret ile Medine’deki Müslümanlar iki gruba ayrılmıştı; muhacir ve ensar. İki farklı beldenin insanları bir beldede yaşayacaklardı. Onları bir arada tutacak bazı toplumsal kanunlar gerekliydi. Mesela bütün müminler kardeş ilan edilmişti. Ensar ve muhacirin Allah’tan, Allah’ın da onlardan razı olduğu bildirilmişti. Böylelikle farklı topluluklardan insanların tek çatı altında huzur ile yaşayabilmesi için psikolojik destekte bulunulmuştu.

Diğer Milletlerle İlişkiler

İslam’ın Mekke döneminde Müslümanlar sadece kendi ırklarından olan müşriklerle muhataptı. Aynı şekilde vahyin de muhatap aldığı topluluk bunlardı. Fakat Medine döneminde vahiy müminlerin yanı sıra münafıkları ve diğer toplulukları muhatap almıştır.

Medine’de İslam dışı nüfusun toplumun ekseriyetini oluşturması hasebiyle, diğer milletlere nazaran Kur’an Yahudiler hakkında daha fazla malumat sunmuştur. Firavun’dan kaçışları, Musa’ya ihanetleri, Mısır’a girişleri, Tevrat’ı tahrif etmeleri… Yine bu dönemdeki ayetlerde Hristiyanlardan bahsedilir. Hz. İsa ve Meryem’i tanrı edinişleri, rahipleri tanrı yerine koymaları, keşişlerin tuğyanı gibi. Bunun yanı sıra Müslümanların bu milletlerle münasebetlerine dair bazı uyarılar yapılmıştır. Örneğin onlarla sıkı dost olunmaması gerektiği bildirilmiştir. Geçmiş milletlerin kıssaları anlatılarak ibret alınması ve o milletlerin düştükleri hatalara düşülmemesi gerektiği söylenmiştir.

Son olarak Mekki ve Medeni ayetler hakkında bir şeyler söyleyecek olursak: Medeni ayetler, Mekki ayetler gibi matropikör misali müşrik kafası delici özelliğe değil, daha sakin, daha yumuşak, daha sade özelliklere sahiptir. Mekki ayetler daha çok şahsı muhatap alırken ve kişiyi geliştirmeye yönelik bir metoda sahipken Medeni ayetler daha çok toplumsal bir içeriği haizdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir