Hanefî Mezhebinin Temel Kaynak Eserleri

 

بسم الله الرحمن الرحيم

Hamd insanı en güzel bir yaradılış ile yaratan ve ona fıkh etme melekesi bahşeden Allah’a mahsustur. Salât ve Selâmın en güzeli ise insanlığa doğru yolu gösteren, onlara hak ile bâtılı birbirinden ayıran mîzanı öğreten hidâyet rehberi Efendimiz Muhammed Mustafa’ya, onun âl ve ashabı ile onların yolundan giden müctehid imamlara ve ittibâ ehli tüm mü’minlerin üzerine olsun.

Etbâı günümüze kadar gelen müctehid imamların ilki İmâm Ebû Hanîfe Nu’man b. Sâbit (v.150) ile Hicret diyârı Medîne-i Münevvere’nin müctehidi İmâm Mâlik b. Enes (v.179)’in fıkhî mezhebini tedvîn eden temel eserleri aşağıda özet olarak serd edeceğiz. Bunların içerisinden bir eseri ise daha tafsilatlı tanıtmaya gayret edeceğiz. [1]

1- İmâm Ebû Hanîfe’den İctihâdlarını Rivâyet eden Birinci Derece Kaynaklar

A. Zâhiru’r-Rivâye

Bu kitaplar sâhiplerinden mütevâtir ya da meşhûr yollarla rivâyet edildiği için bu isimle anılırlar. Bu kısımdaki 6 eser de İmâm Muhammed (v.189) rahimahullah’a âittir.

1- Kitâbu’l-Asl/el-Mebsût: Mezhebin en temel kaynağıdır. Şâfiîler için el-Ümm’ün, Mâlikîler için el-Müdevvene’nin konumu ne ise el-Asl’ın da Hanefî mezhebindeki yeri odur. Ebu’l-Vefâ el-Afğânî bir bölümünü 5 cild olarak tahkîk etmiştir. Kâmilen ise Mehmed Boynukalın Hoca tarafından tahkîki yakın zamanda tamamlanmıştır. [2]

2- el-Câmi’u’s-Sağîr: Kitapların isimleri serdedildikten sonra özel olarak ele alınacaktır.

3- el-Câmi’ul-Kebîr: Ebu’l-Vefâ el-Afğânî’nin tahkîki ile basılmıştır (Haydarabad 1356).

4- es-Siyeru’s-Sağîr: Mecîd Haddûrî’nin tahkîkiyle basılmıştır (Beyrut 1975)

5- es-Siyeru’l-Kebîr: Eser üzerine yazılan İmâm Serahsî’nin şerhi ile birlikte memzûc olarak Salahaddin el-Müneccid’in tahkîkiyle basılmıştır (Kâhire 1971-1972).

6- ez-Ziyâdât: El yazmaları bulunmaktadır. Bildiğimiz kadarıyla matbû değildir.

B. Nâdiru’r-Rivâye/ en-Nevâdir

Bu eserler ise sahiplerinden âhâd yollarla naklolunmuşlardır. İlk olarak İmâm Muhammed’e âit olanlar:

1- Ziyâdâtu’z-Ziyâdât: İmâm Serahsî’nin şerhi en-Nüket ile birlikte Ebu’l-Vefâ el-Afğânî’nin tahkîki ile basılmıştır (Haydarabad 1378)

2-Keysâniyyât/el-Emâlî: Bir kısmı ‘Cüz’ mine’l-Emâlî’ ismiyle basılmıştır (Haydarabad 1360/1941).

3- Rakkiyyât

4- el-Cürcâniyyât   

5- el-Hârûniyyât

6- el-Hucce alâ Ehli’l-Medîne: Mecdî Hasen el-Kîlânî’nin tahkîkiyle basılmıştır (Haydarabad 1385-1390/1965-1970).

7- Kitâbu’l-Kesb: İmâm Serahsî’nin şerhî ile birlikte memzûc olarak Üstad Abdulfettah Ebû Ğudde’nin tahkîkiyle basılmıştır (Beyrût, İkinci baskı: 1426/2005). Buraya kadarki eserler İmâm Muhammed’indir.

8- İhtilâfu Ebî Hanîfe ve İbn Ebî Leylâ: Ebu’l-Vefâ el-Afğânî’nin tahkîkiyle basılmıştır (Kâhire 1357).

9- el-Emâlî: Bu ikisi İmâm Ebû Yusuf (v.182)’a âittir.

10- el-Mücerred:  İmâm Ebû Hanîfe’nin talebesi Hasan b. Ziyâd el-Lü’lüî (v.204)’ye âittir.

11- en-Nevâdir: İmâm Muhammed ve Ebû Yusuf’un talebesi el-Muallâ b. Mansûr er-Râzî (v.211/816)’e âittir. Bir kısmı günümüze el yazması olarak ulaşmıştır. (İÜ.Ktp., AY, nr. A-4352. bkz: Fuad Sezgin, Târîhu’t-Turâsi’l-Arabî:  I/3, 80)

İmâm Muhammed ve Ebû Yusûf’un, İmâm Ebû Hanîfe’nin fıkhını içeren rivâyet/ delîl ağırlıklı başka eserleri de vardır. Bunlar İmâm Muhammed’e âit altta 12. ve 13. eserle, İmâm Yusuf’a ait 14. ve 15. eserlerdir.

12- el-Muvatta: İmâm Mâlik’in Muvatta’ındaki hadîsleri ile Ebû Hanîfe’nin mezhebini delillendirmektedir. Leknevî’nin ‘et-Ta’lîk’l-Mumecced’ isimli ta’lîklarıyla birlikte 3 cild olarak basılmıştır. (Dâru’l-Kalem, Dımeşk: 1412/1991)

13- el-Âsâr: Ebu’l-Vefâ el-Afğânî merhum şerhine başlamış ancak ömrü vefâ etmemiştir. Tamamlamış olduğu kısım iki cild olarak basılmıştır. El-Âsâr’ın birçok tahkîkli baskısı mevcuttur.

14- Kitâbu’l-Harâc: el-Câmiu’s-Sağîr ile birlikte basılmıştır. (Bûlâk 1302, el-Matbaatu’l-Mîriyye)

15- el-Âsâr: Ebu’l-Vefâ el-Afğânî’nin tahkîkiyle basılmıştır. (Beyrut, ts. Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye)

2- en-Nevâzil ve’l-Vâkı’ât/ el-Fetâvâ

Mezheb imamlarından ictihâd nakledilmeyen yeni meselelerde Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’in talebelerinden başlayarak sonraki dönem fukahâsının vermiş oldukları fetvâları bir araya getiren kitaplardır. Bu eserlerin en meşhurlarını şöyle sıralayabiliriz:

1- en-Nevâzil: Ebu’l-Leys es-Semerkandî (v.373/983)’nin bu kitabı nevâzile dâir fetvâları toplayan ilk eserdir.

2- Mecmû’u’n-Nevâzil ve’l-Vâki’ât: Ebu’l-Abbâs en-Nâtıfî (v.446)’in te’lîfidir.

3- el-Vâkı’ât: es-Sadru’ş-Şehîd diye meşhur Husâmuddîn Ömer b. Abdulazîz (v.536)’e âittir.

4- Tuhfetu’l-Fukahâ: Alâuddîn es-Semarkandî (v.539) tarafından te’lîf edilmiştir.

5- Bedâi’u’s-Sanâi‘ fî Tertîbi’ş-Şerâi‘: Ebû Bekr b. Mes’ûd el-Kâsânî (v.587)’nin bu eseri hocasına âit Tuhfetu’l-Fukahâ’nın şerhi mâhiyetindedir. Adına yakışır fevkalâde sistematik tertibiyle diğer fıkıh eserlerinden temeyyüz eder.  Kâsânî, et-Tuhfe üzerine şerhini kaleme alıp tamamlayınca, hocasının fakîha olan kızı Fâtıma ile evlenip ona dâmâd olmuştur. Bu sebeple latîfe yollu  شَرَحَ تُحْفَتَهُ وَزَوَّجَ ابْنَتَهُ ‘Tuhfe’sini şerh etti ve o da ona kızını verdi gitti’ denilmiştir.

3- Muhtasarât

Tüm fıkıh bablarını içine alacak bir şekilde Hanefî mezhebinin imamlarının ictihadlarını muhtasar bir metinde toplamak maksadıyla kaleme alınan eserlerdir. Bu kitaplar mutekaddimîn döneminde (Hicrî 8. asır öncesi) mezhebdeki mûteber metinlerdir. Daha sonra ise el-Mutûnu’l-Erbaa denilen 4 kitap meşhûr olmuştur. Muhtasarların ilk üçünün müellifleri aynı (hicrî 4.) asırda farklı bölgelerde Hanefî Mezhebinin önderliğini yapmışlardır.

1- Muhtasaru’t-Tahâvî: Mısırlı Ebû Ca’fer Ahmed b. Muhammed et-Tahâvî (v.321/933)’ye âittir. Ebu’l-Vefâ el-Afğânî’nin tahkîki ile basılmıştır (Kahire 1380). Talebesi Ebû Bekr el-Cessâs tarafından şerh edilmiştir. Bu şerh de yakın bir târihte basılmıştır. (Dr. İsmetullah İnâyetullah Muhammed Tahkîkiyle: Müessesetü’r-Risâle, 2010/1431)

2- el-Kâfî: Merv şehrinin Hanefî fakîhi el-Hâkimu’ş-Şehîd Muhammed b. Muhammed el-Mervezî (v.334/945)’nin Muhtasar’ıdır. O İmâm Muhammed’in Zâhiru’r-Rivâye’yi oluşturan 6 eserindeki meseleleri bir araya getirerek el-Kâfî  isimli muhtasarında  özetlemiştir. el-Kâfî’nin el yazmaları bulunmasına rağmen maalesef hâlen matbû değildir. İmâm Serahsî (v.490)’nin 30 ciltlik el-Mebsût isimli meşhûr eseri el-Kâfî’nin şerhidir. el-Mebsût’un sonunda yine İmâm Muhammed’e âit, el-Kâfî’de bulunmayan Kitâbu’l-Kesb ve Kitâbu’r-Radâ’nın da şerhi bulunmaktadır.

3- Muhtasaru’l-Kerhî:  Bağdatlı Hanefî fakîhlerinin başı Ubeydullah b. El-Hüseyn el-Kerhî (v.340/951)’ nin te’lif ettiği muhtasardır. İmâm Kudûrî’nin esere yazmış olduğu şerhin el yazmaları mevcuttur (Köprülü Ahmed Paşa, No:93). Muhtasar metninin müstakil olarak günümüze ulaştığını ise şimdilik bilememekteyiz.

4- Muhtasaru’l-Kudûrî: Ebu’l-Huseyn Ahmed b. Muhammed el-Kudûrî (v.428/1037)’nin eseridir. Kendisinden sonra yazılan hemen hemen tüm fıkıh eserlerine kaynaklık etmiş, mu’temed ders kitabı olarak okutulmuş ve Hanefî mezhebinin en meşhûr muhtasar kaynağı hâline gelmiştir. Öyle ki Hanefî fıkhında el-Kitâb dendiğinde Kudûrî’nin el-Muhtasar’ı kastedilir. Eserin birçok şerhi bulunmakla birlikte en meşhurları el-Haddâdî (v.800)’nin el-Cevheratu’n-Neyyira’sı ile Abdulğanî el-Ğuneymî (v.1298/1881)’nin el-Lübâb isimli şerhidir.  Burhâneddîn el-Merğinânî (v.593/1197),  meşhûr eseri el-Hidâye’nin metni olan Bidâyetu’l-Mübtedi’yi Kudûrî’nin el-Muhtasar’ı ile İmâm Muhammed’in el-Câmiu’s-Sağîr’indeki meseleleri bir araya getirmek sûretiyle te’lif etmiştir. El-Hidâye’nin üzerine birçok şerh yazılmıştır. Bunlardan en meşhurlarını Ekmeluddîn el-Bâbertî (v.786)’nin el-İnâye’si, Bedruddîn el-Aynî (v.855/1451)’nin el-Binâye’si ile Kemâluddîn İbnu’l-Hümâm (861/1457)’ın Fethu’l-Kadîr [3] isimli şerhleridir. Her biri müstakil olarak basılmıştır.

4- Mutûn-u Erbaa

Müteahhirûn âlimlerin kendisine îtimâd ettikleri 4 temel metindir. Bu 4 metin içinde Kudûrî’nin el-Muhtasar’ını sayanlar da olmuştur. Lâkin Muhtasar sâhiplerine daha yakın bir dönemde yaşaması, biraz sonra zikredeceğimiz 4 metinin sâhiplerine nazaran mütakaddimînden sayılması, muhtevâ îtibâriyle de diğer muhtasarlar hüviyetinde bulunması ve de onlara kaynak konumunda olması sebebiyle Kudûrî’nin kitabının Muhtasarlar arasında sayılması daha isâbetli görülmektedir.

1- el-Vikâye: Mahmûd b. Ahmed el-Mahbûbî (v.673/1274) tarafından, torunu Sadru’ş-Şerîa Ubeydullah el-Mahbûbî (v.747/1346)’nin ezberlemesi için el-Hidâye’nin meselerinin bir muhtasarı olarak hazırlanmıştır. Torunu bu eseri daha sonra hem şerh[4] etmiş hem de en-Nükâye ismiyle bir ihtisârını oluşturmuştur. en-Nükâye metnini Molla Aliyyu’l-Kârî (v.1014) Fethu Bâbi’l-İnâye isimli te’lîfinde şerh etmiştir. [5]

2- el-Muhtâr li’l-Fetvâ: Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el-Mevsîlî bu metni sâdece İmâm Ebû Hanîfe’nin görüşlerini içeren bir fetvâ kitabı olarak hazırlamıştır. Mezhebin diğer imamları ile İmâm Şâfiî’nin meselede farklı görüşleri varsa bunlara rumuzlarla işâret etmiştir.  Müellif kitabını el-İhtiyâr li Ta’lîli’l-Muhtâr adıyla şerh etmiştir. Metin müstakil olarak [6] basıldığı gibi şerhi de birçok farklı tahkîki ile matbûdur.

3- Mecmau’l-Bahreyn ve Mülteka’n-Neyyirayn: İbnu’s-Sââtî Ahmed b. Alî (694/1295) Kudûrî’nin el-Muhtasar ile Ebû Hafs en-Nesefî’nin Manzûme’sini esâs alarak bu metni hazırlamıştır. Eser en başta müellifi olmak üzere pek çok âlim tarafından şerh edilmiştir. En meşhûr şerhinin sâhibi İbn Melek [7]’ten yapılan alıntıları içeren dipnotlarla birlikte basılmıştır. [8] En önemli şerhi sayılabilecek Hâfız Bedruddîn el-Aynî (v.855/1451)’nin el-Müstecma’ adlı eseri el yazma hâlindedir [9].

4- Kenzu’d-Dakâik: Ebu’l-Berekât Abdullah b. Ahmed en-Nesefî(v.710/1310)’nin bu eseri, İmâm Muhammed’in el-Câmiu’s-Sağîr, el-Câmiu’l-Kebîr ve ez-Ziyâdât’ındaki meseleler ile Kudûrî’nin el-Muhtasar’ı ve Ebû Hafs’ın Manzûme’sinde yer alan meseleri bir araya getirdiği el-Vâfî isimli kitabının muhtasarıdır. el-Vâfî’de ihtilâflara işâret etmesi için ta’yîn ettiği rumuzlar ihtisarında da bulunmaktadır. Metinin müstakil baskısı bulunduğu gibi, birçok şerhi de bulunmaktadır. En önemlileri Osman b. Alî ez-Zeylaî (v.743/1343)’nin Tebyînu’l-Hakâik’ı ile İbn Nuceym (v.970/1563)’e âit el-Bahru’r-Râik [10] isimli şerhidir. Her ikisi de metbûdur. İbrâhim el-Halebî (v.956), Muhtasaru’l-Kudûrî, el-Vikâye, el-Muhtâr ve Kenzu’d-Dakâik metinlerindeki meselelerini kolay bir ibâreyle bir metinde toplamak gâyesiyle ve bunlara Mecmeu’l-Bahreyn ve el-Hidâye’deki bâzı meseleleri de ilâve etmek sûretiyle Mülteka’l-Ebhur isimli eserini te’lîf etmiştir [11]. Dâmâd Efendi(v.1078) bu eseri Mecmeu’l-Enhur[12] ismiyle şerh etmiştir.

Son olarak hacim îtibâriyle muhtasar olmakla birlikte meseleleri câmî, mu’temed kitaplardan sayılan Muhammed b. Abdullah et-Timurtâşî (v.1004/1595)’nin Tenvîru’l-Ebsâr isimli eserini anmak yerinde olacaktır. Bu metin üzerine ilk olarak müellifin kendisi Minahu’l-Ğaffâr ismiyle bir şerh yazmıştır ki hâlen el yazma[13] hâlindedir. Alâuddîn el-Haskefî (v.1088/1677) de Dürru’l-Muhtâr isimli eserinde Tenvîru’l-Ebsâr’ı şerh etmiştir. Muhakkik İbn Âbidîn (v.1252/1836) de bu şerhin üzerine meşhûr hâşiyesi Raddu’l-Muhtâr’ı te’lîf etmiştir. İbn Âbidin’in bu hâşiyesi, kitapta kendisinden nakilde bulunulan mezkûr kadîm kaynaklara mürâcaat edip meseleleri ve nakilleri tahrîr etmesi sebebiyle çok meşhûr olmuş ve son dönem Hanefî âlimlerin temel mercii hâleni almıştır. Hâşiyetu İbn Âbidîn, Abdulcelîl el-Atâ tarafından Abdulkâdir er-Râfi’î’nin Takrîrât’ı ile birlikte neşredilmiştir. Bunun dışında birçok baskısı bulunmaktadır. Son olarak Dımeşk’teki Ma’hedu’l-Fethi’l-İslâm bünyesindeki geniş bir ekip tarafından tahkîki gerçekleştirilmektedir.

Dürru’l-Muhtâr’ın üzerine Hind Ulemâsından Fakîh Muhaddis Allâme Muhammed Âbid es-Sindî (v.1257/1841) tarafından ‘Tavâliu’l-Envâr ale’d-Dürri’l-Muhtâr’ ismiyle çok geniş bir şerh kaleme alınmıştır. Âbid es-Sindî’nin hicrî 1251 senesinde ikmâl ettiği bu şerh Hindistan’da büyük boy 16 cild olarak bulunmaktadır. Müellifinin dirâyet ilimlerine vukûfiyetinin yanında rivâyet ilimlerinde de mütebahhir olması bu eserin Reddu’l-Muhtar’dan temeyyüz ettiği en önemli yönüdür ki onu fevkalâde değerli kılmaktadır. Lâkin Arap dünyâsında baskısı gerçekleşmemiş olup, hâlen ilim ehlinin istifâdesine sunulmaması sebebiyle birçokları tarafından bilinmemekte ve hak ettiği ilgiyi görememektedir.

Hanefî mezhebinin istinâd ettiği ahâdîs ve âsârı/rivâyet delillerini ihtivâ eden eserlerden 3 tânesini zikrederek bahsi sonlandırıyoruz.

1- Şerhu Ma’âni’l-Âsâr: Ebû Ca’fer Ahmed b. Muhammed et-Tahâvî (v.321/933)’ye âittir. Bu eser İbrâhîm Şemseddîn’in 4 cildlik tahkîkli baskısındaki rakamlandırmaya göre 7325 adet[14], Yusuf Abdurrahman el-Mar’aşlî’nin rakamlandırmasına göre ise 7467 adet[15] İmâm Tahâvî’nin senedleriyle rivâyet ettiği hadîsi içermektedir. Beşir Eryarsoy’un tercümesiyle 7 cild olarak Türkçeye de kazandırılmıştır (Bekâ Yayınları 2009). Buhârî Şârihi Hâfız Bedruddîn el-Aynî (v.855/1451) bu eser üzerine iki büyük şerh yazmıştır. Bunlardan ilki ve en büyük olanı Mebâni’l-Ahbâr fî Şerhi Me’âni’l-Âsâr[16] ismini taşımaktadır. İkinci şerh ise ilkinin bâzı ziyâdelerle birlikte bir nevî ihtisâr ve tehzîbi mâhiyetinde olan Nühabu’l-Efkâr fî Tenkîhi Mebâni’l-Ahbâr’dır. Nühabu’l-Efkâr yakın bir târihte Ebû Temîm Yâsir İbrâhîm’in tahkikiyle neşredilmiştir.[17] Ardından Seyyid Erşed el-Medenî’nin tahkikiyle -daha evvel Hindistan’da tab edilmiş olan baskısının-  23 cild olarak ikinci bir neşri gerçekleşmiştir.[18] Şerhu Me’âni’l-Âsâr, hem mâlikî kâdîsı İbn Rüşd ve hem de hanefî fakihi muhaddis Hâfız Zeyleî gibi iki büyük âlim tarafından ihtisâr edilmiştir. Her iki muhtasar da el yazması hâlindedir.

2- Ukûdu’l-Cevâhiri’l-Münîfe fî Edilleti Mezhebi Ebî Hanîfe: Hâfız Muhammed Murtazâ ez-Zebîdî (v.1205) Hanefî ulemâsının istidlâl ettiği hadislerden Kütüb-ü Sitte’de bulunanları Sünen bablarına göre tertîb ederek oluşturmuştur.

3- İ’lâu’s-Sünen: Zafer Ahmed el-Osmânî et-Tahânevî (v.1394)’nin Hanefî mezhebinin istidlâl ettiği 6123 adet hadîsin tahrîcini, istinbât vecihlerini, muhâliflerin delilleri ile karşılaştırma ve münâkaşasını ihtivâ eden muhalled eseridir. Mukaddime ve fihristleriyle birlikte 20 cild olarak basılmıştır (Dâru’l-Fikr, Beyrut 1421/2001). Türkçeye çevirisi Misvak Neşriyat tarafından hâlen gerçekleştirilmektedir.

el-Câmiu’s-Sağîr’in Tanıtımı

1- Kitabın müellifine olan nisbeti

İmâm Muhammed b. El-Hasen eş-Şeybânî’nin bu eseri kendisinde meşhûr ya da mütevâtir yollarla nakledilen 6 adet Zâhiriru’r-Rivâye eserlerinden birisidir. İmâm Muhammed eserini bizzat kendisi bu isimle isimlendirmiştir. Bu kitabın ona âidiyetinde hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Yahyâ b. Maîn (v.233/848), Yahyâ b. Saîd el-Kattân (v.198/813) gibi muhaddisler dahî bu eseri İmâm Muhammed ya da İmâm Ebû Yûsuf’tan dinlemiş ve yazmışlardır. Ebû Süleymân el-Cûzecânî (v.200/816), Ebû Hafs el-Buhârî (v.216/831), Alî b. Ma’bed b. Şeddâd (v.818/833) ve daha birçokları kendisinden bu eseri rivâyet etmişlerdir. İmâm Tahâvî (v.321/933), et-Taberî (v.340/952), el-Kerhî (v.340/952), el-Cessâs (v.370/981), Ebu’l-Leys es-Semerkandî (v.373/983), Fahru’l-İslâm el-Pezdevî (v.482/1089) ve es-Serahsî (v.383/1090) gibi daha birçok erken dönem âlimi kitabı şerh etmişlerdir. Yine aynı âlimler ve İbn Hazm, eş-Şâşî eş-Şâfiî gibi diğer mezheb ulemâsı da eserlerinde el-Câmi’u’s-Sağîr’den birçok nakillerde bulunmaktadırlar. Ayrıca ilk dönemden îtibâren İmâm Muhammed’in hayâtına yer veren bütün Terâcim eserlerinde ve İbn Nedîm’in Fihrist’i, Kâtib Çelebî’nin Keşfu’z-Zunûn’u gibi kitap tanıtımı yapan eserlerde sürekli kendisinin te’lîfâtı arasında ismi zikredilmiştir. Aynı zamanda el-Câmiu’s-Sağîr’in İslâm dünyâsı kütüphânelerinde de birçok el yazması bulunmaktadır. Tüm bunlar eserin İmâm Muhammed’e âidiyetinin katî olduğunu isbatlamaktadır.

2- Te’lîf Sebebi

Onun el-Kebîr vasfı ile mevsûf kitapları İmâm Ebû Hanîfe’den bizzat rivâyet ettiği meseleleri, es-Sağîr ile mevsûf kitapları ise Ebû Yûsuf aracılığıyla naklettiği meseleleri ihtiva etmektedir. Serahsî’nin bildirdiğine göre İmâm Muhammed el-Asl’ın te’lîfini bitirdikten sonra İmâm Ebû Yûsuf ondan kendisi aracılığı ile dinlediği meseleleri bir kitapta toplamasını istemiştir. Bunun üzerine İmâm Muhammed el-Câmiu’s-Sağîr’i te’lîf etmiştir. Eserinde meseleleri ‘Muhammed, Ya’kûb’dan, (o da) Ebû Hanîfe’den’ ibâresiyle başlayarak serdetmektedir.

3- Tertîbi ve İhtivâ Ettiği Meseleler

el-Câmiu’s-Sağîr’in birçok kişi tarafından farklı tertîbleri gerçekleştirilmiştir. Ancak yaygın olan ve şerhlerinin ekseriyetinin i’timâd ettiği tertîbi Ebu Tâhir ed-Debbâs (yaklaşık v.340/952)’a âittir. Bir diğer tertîb ise Hasan b. Ahmed ez-Za’ferânî (v.592/1196)’ye âittir. Kitabın şârihlerinden el-Pezdevî, es-Serahsî ve el-İsbîcâbî aslî tertibini esas almışlardır. Ed-Debbâs’ın tertîbine göre Kitâbu’s-Salât ile ile başlamakta, Kitâbu’l-Vasâyâ ile son bulmaktadır ve 39 kitâbı muhtevîdir. Bulak baskısında ise bu sayı 40’tır. Aradaki farkın sebebi ise bâzı el yazmalarda Kitâbu’l-Ğasb ile Kitâbu’l-Müzâra arasında müstakil olarak bulunan ve içinde sâdece bir mesele zikredilen Kitâbu’ş-Şüf’a’dır ki, bu mesele aynıyla Kitâbu’l-Buyû’da geçmektedir. Şârih Pezdevî’nin sayımına göre kitaptaki meselelerin adedi 1532’dir ve 272’sinde ihtilâf zikredilmiştir. Ebu’l-Leys es-Semarkandî’nin beyân ettiği üzere kitabın aslında İmâm Muhammed’in sarâhaten Kıyâs ve istihsânı zikrettiği 3 mesele vardır. Birinde kıyâs, diğerinde istihsân, üçüncüsünde ise her ikisi birlikte zikredilmiştir. Bununla berâber tasrîh olunmaksızın kitabın meselelerinin çoğunda kıyâs ve istihsân bulunmaktadır.

el-Câmi’u’s-Sağîr’deki meseleler, el-Mebsût/el-Asl’daki meselelere nazaran 3 kısıma ayrılmaktadır:

1- el-Asıl’da bulunmayıp sâdece el-Câmi’u’s-Sağîr’de bulunanlar.

2- el-Asl’da bulunan ve el-Câmi’u’s-Sağîr’de bâzı faydaları ihtiva eden ziyâdelerle birlikte tekrâr olunan meseleler.

3- Aynıyla el-Mebsût’ta bulunan ancak el-Câmi’u’s-Sağîr’de daha muhtasar ve vecîz ibârelerle tekrâr olunan meseleler. Bu meselelerden bâzıları el-Asl’da sarâhaten İmâm Ebû Hanîfe’ye nisbet edilmezken el-Câmi’u’s-Sağîr’de açıkça İmâm Ebû Hanîfe’den rivâyet edilmektedir. Bu ise ictihâdın İmâm’a nisbetini daha kesîn ve kat’î kılmaktadır. Serahsî’nin bildirdiğine göre Fakîh Ebû Ca’fer el-Hiduvânî el-Câmi’u’s-Sağîr’de -el-Asl’a nazaran- zikredilen lafız farklılıklarından elde edilen faydaları ve önemli mânâları açıklayan ‘Keşfu’l-Ğavâmid’ isimli bir eser te’lîf etmiştir.

4- Baskıları ve Şerhleri

el-Câmiu’s-Sağîr üzerine yazılmış 42 şerh tespit edilebilmiştir. Bir kısmının isimlerini yukarıda zikrettiğimiz şârihleri arasında İmâm Mâturîdî (v.333/944) de bulunmaktadır ki Bedâiu’s-Sanâi‘de onun şerhinden nakil bulunmaktadır. Bunlardan 12’sinin günümüze kadar ulaşmış el yazmaları bilinmektedir. Ancak sâdece 2’si matbûdur. İlki es-Sadru’ş-Şehîd lakabıyla meşhûr Husâmuddîn Ömer b. Abdulazîz b. Mâze el-Buhârî (v.536/1141)’nin iki şerhinden muhtasar olanıdır ve el-Câmiu’s-Sağîr’in bütün meselelerini ihtivâ etmemektedir. Salâh Avvâd el-Kubeysî, Humeyyis ez-Zevbaî ve Hâtim Abdullah el-Îsâvî tarafından gerçekleştirilen tahkîki geniş bir mukaddimeyle birlikte basılmıştır [19]. Ancak muhakkikler şârihin bir küçük diğer büyük iki şerhi olduğunun farkına varmamışlardır. Büyük şerhi ise mahtût haldedir.

Matbû olan ikinci şerh ise İmâm Leknevî (1304/1886)’ye âittir. el-Leknevî bu eserinin başında ‘en-Nâfi’u’l-Kebîr limen Yutâli’u’l-Cami’a’s-Sağîr’ ismiyle son derece faydalı şâhâne bir mukaddime yazmıştır. el-Câmiu’s-Sağîr ilk kez bu şerh ile berâber 1291/1874’de Leknev’de Matbaa-i Mustafâî’de basılmıştır. Karaçi, İdâretu’l-Kur’ân’da 1990’da yapılan son baskısında Mukaddime 61 sayfa, kitabın tamâmı ise 541 sayfadır. Bu mukaddime el-Leknevî’nin risâleleri arasında müstakil olarak da basılmıştır. Daha sonra 1302/1885 yılında Bolak, el-Matbaatu’l-Mîriyye’de İmâm Ebû Yûsûf’un Kitâbu’l-Harâc’ının hâmişinde basılmıştır. Son olarak ise Dr. Mehmed Boynukalın tarafından ilmî tahkîk usullerine göre 3 el yazması esas alınarak ve iki matbû nüshası ile de karşılaştırılarak, son derece geniş ve faydalı bir mukaddimeyle birlikte neşri gerçekleştirilmiştir. [20]

El yazması günümüze ulaştığı bilinen diğer şerhlerin müelliflerini ise şöyle sıralayabiliriz:

1- Fahru’l-İslâm Ebu’l-Hase Alî b. Muammed el-Pezdevî (v.482/1089)

2- Şemsu’l-Eimme Ebû Bekr Muahmmed b. Ahmed es-Serahsî (v.483/1090)

3- Ebu’l-Ezher Muhammed b. Ahmed el-İspîcâbî (v.500/1106)

4- Ebu’l-Kâsım Muhammed b. Yûsuf el-Hasenî es-Semerkandî (v.556/1161) Şerhi eksiktir.

5- Tâcuddîn Ebu’l-Mefâhir Abdulğafûr b. Lokmân el-Kerderî (v.562/1166)

6- Ebu’n-Nasr Ahmed b. Muhammed el-Attâbî (v.586/1190)

7- Fahruddîn Kâdîhân el-Hasen b. Mansûr el-Ferağânî (v.592/1196)

8-Burhânuddîn Mahmûd b. Ahmed b. Mâze el-Buhârî (v.616/1219):  el-Muhît sâhibi olup, ilk şârihin yeğenidir.

9- Cemâluddîn Ebu’l-Mahâmid Mahmûd b. Ahmed el-Buhârî (v.636/1237)

10- Zahîruddîn Ebu’l-Abbâs Ahmed b. İsmâîl et-Timurtâşî. Fuâd Sezgin’in verdiği bilgiye 650/1252 yılından önce te’lîf etmiştir.

Ayrıca İmâm Merğînânî’nin el-Hidâye isimli eserini de el-Câmiu’s-Sağîr’in bir nevî şerhi saymak mümkündür. Zîrâ el-Hidâye’nin aslı olan Bidâyetu’l-Mübtedi, el-Câmiu’s-Sağîr ile Muhtasaru’l-Kudûrî’nin meselelerinin bir araya getirilmesinden oluşmaktadır.

5- Nazmı

el-Câmi’u’s-Sağîr’i birçok âlim nazım hâline getirmiştir. Bunlardan üçünün el yazması hâlinde günümüze ulaştığı bilinmektedir. Bunlardan ilki Ebû Hafs Ömer b. Muhammed en-Nesefî (v.537/1142)’dir. Nesefî’den sonra Bedruddîn Ebu Nasr Mes’ûd el-Ferâhî (v.640/1242) Lüm’atu’l-Bedr ismiyle nazım hâline getirmiş ve bizzat kendisi bu nazmı ‘Dav’u’l-Lüm’a’ ismiyle şerh etmiştir. Her ikisinin de el yazması bulunmaktadır. Son olarak ise Dımeşk Müftüsü Mahmûd b. Hamza (v.1305/1887) el-Câmi’u’s-Sağîr üzerine bir nazım çalışması gerçekleştirmiştir.

6- Reddiyeleri ve Müdâfaası

Pezdevî, Bağdâd Kâdı’l-Kudâtı Yahyâ b. Eksem (v.242/857)’in el-Câmiu’s-Sağîr’in bâzı meselelerini tenkîd etmek maksadıyla ‘et-Tenbîh’ isminde bir eser kaleme aldığını, kendisinin şerhine bakan kimsenin bu tenkitlerin cevap vermeye bile değmeyecek derecede merdûd olduğunu göreceğini’ ifâde etmektedir. Ayrıca bu reddiyeye cevap mâhiyetinde Ebû Abdullah Muhammed b. Şücâ‘ es-Selcî de el-Beyân isimli kitabını te’lîf etmiştir. Bir diğer reddiye ise Ebû Alî Muhammed b. Abdulvehhâb es-Sekafî eş-Şâfiî (v.328/939)’e âittir.

7- Tercümesi

Bulgar Müsteşrik Iwan Dimitroff, İmâm Muhammed ve el-Câmiu’s-Sağîr’i incelediği ‘Abu Abdallah Muhammad Ibn al-Hasan Asch-Schaibani und sein corpus juris al-gami es-sagir’ isimli Almanca doktora tezinde ‘Kitâbu’l-Buyû‘ bölümünü Almancaya tercüme etmiştir.

8- Eserin Hanefî Fukahâsı ve Diğer Âlimler Nezdinde Kıymeti

el-Câmi’u’s-Sağîr’in Mezhebin 3 imâmından gelen en meşhûr ve en kuvvetli rivâyetleri ihtivâ eden Zâhiru’r-Rivâye eserlerinden olduğunu belirtmiştik. Yazıldığı günden îtibâren ulemânın kabûlüne mazhâr olarak bir ilgi odağı hâlini almıştır. Nice ilim ehli tarafından fıkhî meleke kazanmak için ezberlenmiştir. Bir kısmını az evvel zikrettiğimiz gibi kibârı fukahâ üzerine şerhler yazmıştır. İmâm Şâfiî’nin talebelerinde el-Hasen b. Muhammed ez-Za’ferânî şöyle demektedir: “Bişr el-Merîsi (v.218/833) (Mu’tezîlenin o dönemdeki önderi)’nin meclisinde bulunur ve onunla münâzaraya güç yetiremezdik. Ahmed b. Hanbel’e gidip: ‘Bize el-Câmiu’s-Sağîr’i ezberlememize izin ver ki onlar münâzaraya giriştiklerinde biz de onlarla birlikte münâzaraya girebilelim’ dedik, bize ‘Sabredin…’ dedi. Za’ferânî’nin bu anlattıkları, el-Câmiu’s-Sağîr’in ne kadar erken bir dönemde ilim çevrelerinde şöhret bulduğunu gösteren bir anekdottur. Dönemin Yahyâ b. Maîn ve Yahyâ b. Sa’îd el-Kattân gibi büyük hadîs hâfızları, meşhûr muhaddisleri ve cerh ve ta’dîl imamları bu eseri bizzât mezheb imamlarından dinlemişler ve yazmışlardır. [21]

İmâm Pezdevî “Üstadlarımız bu kitabı yüceltirler ve ‘Bu eserin meselelerini ezberlemeden hiçbir fakîhin kadılık makâmına getirilmesi uygun değildir’ derlerdi” ifâdesini kullanmakta ve onu şu cümlelerle övmektedir: “Bu kitap ulemâmızın yazdığı kitapların yöntem olarak en güzeli, nazım (sunuş/düzen) olarak en üstünü, ibâre olarak en vecîzi/özeti, işâret bakımınan en kâmili, delil/huccet olma bakımından ise en sağlam ve açık olanıdır”.

Es-Sadru’ş-Şehîd’in naklettiği bir rivâyette ise bizzat İmâm Muhammed ‘Kim el-Câmiu’s-Sağîr’i hakîkati üzere (hakkıyla) öğrenirse ona fetvâ vermek helal olmuştur” demektedir. İmâm es-Serahsî, fakîh Alî el-Kummî (v.305/917)’den İmâm Ebû Yûsuf’un fıkıhta üstün mertebesine rağmen bu kitabı yanından hiç ayırmadığını nakleder. Alî er-Râzî (v.266/879) ise şöyle derdi: “Bu kitabı anlayan ashâbımızın en anlayışlısıdır. Bu kitabı hıfz eden ise ashâbımızın en hâfızıdır”.

Hanefî ulemâsının kadılığa atanacak kişiyi el-Câmiu’s-Sağîr’den imtihâna tâbî tutmaları İmâm Ebû Yûsuf’un Hârun er-Reşîd (v.193/893)’in halîfeliği esnâsında Kâdı’l-Kudât olduğu döneme kadar dayanmaktadır.

Kâtib Çelebi’nin bildirdiğine göre Eyyûbîlerden Dımeşk ve çevresinin meliki el-Meliku’l-Muazzam Îsâ b. Ebî Bekr (v.624/1227), el-Câmiu’s-Sağîr’i ezberleyene 50 dînâr, el-Câmiu’l-Kebîr’i ezberleyene ise 100 dînâr ödül vermeyi âdet edinmişti.


Dipnotlar

[1] 2012 senesinde, ‘Sakarya İlâhiyat İLİTAM, 4. Sınıf – İslam Hukûku Dönem Ödevi’ olarak hazırladığımız bu çalışmayı bazı ilâvelerle birlikte ilim talebesi kardeşlerin istifâdesine sunuyoruz.

[2] Muhakkik Dr. Muhammed Boynukalın tarafından yazılmış, Kitâbu’l-Asl’ın tanıtımı ve Usûl İlmi açısından incelenmesini içeren 326 sayfalık bir Mukaddime ve 12 ciltlik tahkikli metin olmak üzere toplam 13 cild olarak neşredilmiştir: Dâru İbn Hazm, 1433/2012.

[3] İbnu’l-Hümâm bu şerhini tamamlayamadan vefât etmiştir. Kitâbu’l-Vekâle’den sonrası Kâdîzâde Ahmed Şemseddin tarafından Netâicu’l-Efkâr fî Keşfi’r-Rumûzi ve’l-Esrâr ismiyle tamamlanmıştır.

[4] Şerhi Dr. Salah Muhammed Ebu’l-Hâc’ın tahkîkiyle Şerhu’l-Vikâye adıyla basılmış: Müessesetü’r-Verrâk/2006

[5] Bu şerhi bir kısmı Üstad Abdulfettâh Ebû Ğudde’nin tahkîkiyle 1 cild olarak yayınlanmıştır. Tamâmı ise Muhammed Nizâr Temîm ve Heysem Nizâr Temîm tarafından 3 cild olarak tahkîk edilerek yayınlanmıştır: Dâru’l-Erkam, Beyrut. Aliyyu’l-Kârî’nin hicri 1003 senesinde Kabe-i Muazzama’nın karşısında te’lîfini bitirdiği müellif hattı nüshası Rağıb Paşa Ktp.,561 numarada bulunmaktadır.

[6] Abdusselâm Şinnâr tahkikiyle Dâru’l-Beyrûtî, Dımeşk.

[7] İbn Melek’in şerhinin Dımeşk-Zâhireyye Ktp. ve Türkiye kütüphanelerinde birçok el yazması bulunmaktadır. İbn Kutluboğa’nın bu şerh üzerine yazdığı haşiyesinin de Türkiye El Yazma Eserler Kütüphanelerinde birçok nüshası mevcuttur. bkz: D.İ.A. 17/191.

[8] İlyâs Kaplan’ın tahkîkiyle: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 2005.

[9] Mısır, Dâru’l-Kütübi’l-Mısrıyye, Fıkıh: 418, 890; Millet Ktp., Molla Murad, 888; Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyuddin Efendi:1222; Süleymâniye Ktp., Dâmâd İbrâhim Paşa:580.

[10] İbnu’n-Nüceym ancak el-İcâratu’l-Fâside’ye kadar tamamlayabilmiştir. Daha sonra Alî et-Tûsî tarafından Tekmile’si yazılmıştır. İbn Âbidîn’in Minhatu’l-Hâlık isimli hâşiyesi ile birlikte neşredilmiştir.

[11] Vehbî Süleymân Ğâvûcî’nin tahkîk ve ta’lîkâtıyla basılmıştır (Dâru’l-Beyrûtî, Dımeşk 1426/2005, İkinci Baskı)

[12] Mülteka’l-Ebhur’un Alâuddîn el-Haskefî (v.1088) tarafından yazılmış bir diğer şerhi olan ed-Durru’l-Müntekâ ile birlikte basılmıştır (Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, Beyrut)

[13] Dımeşk-Zâhiriyye Kütüphânesi: 2571,8301; Bağdâd-el-Evkâf Kütüphânesi: 13204; Câmiati’r-Riyâd Kütüphânesi, Kısmu’l-Mahtûtât:1230; ABD-Mıchıgan Üniversitesi Kütüphanesi, Isl.Ms.1028; Berlin Kütüphânesi: 4629. Nâbuls’deki Câmiatu’n-Necâhi’l-Vataniyye Kütüphânesinde ve Sarayova’daki Gâzî Hüsrevbek Kütüphânesinde birer nüsha ve Türkiye’deki elyazma eserler kütüphanelerine de ise birçok nüshası bulunmaktadır.

[14] Kadîmî Kütübhânesi, Pâkistan/Karaçi,

[15] Muhammed Zührî en-Neccâr ve Muhammed Seyyid Câdu’l-Hakk’ın tahkîkiyle: Âlemu’l-Kutub, Beyrut 1414/1914

[16] Müellif hattıyla el yazması Mısır’da Dâru’l-Kütübi’l-Mısrıyye’de bulunmaktadır (Hadîs:492; B/29888 -?-)

[17] 19 cild olarak: Dâru’n-Nevâdir/Katar Vakıflar Bakanlığı 2010. Vakıflar Bakanlığı İnceleme ve Tetkik Komisyon tarafından tesbit edilen baskı hataları 179 sayfalık bir ciltte 19. Cilde ek olarak sonradan basılarak ileve edilmiştir.

[18] Dâru’l-Minhâc- 2011. Maalesef her iki baskıda da bir takım eksikliklerin ve ibâre düşmelerinin bulunduğu tesbit edilmiştir.

[19] Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 2006

[20] Ocak Yayınları, 2009, Dâru İbn Hazm 2011.

NOT: Bu tanıtım umûmiyetle Mehmed Boynukalın Hoca’nın bu mukaddimesi ile el-Leknevî’nin en-Nâfiu’l-Kebîr’inden iktibâs ve istifâde edilerek hazırlanmıştır. Rabbim her ikisinden de râzı olsun.

[21] Bkz: Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu’l-Bağdâd 2/176; İbn Hacer, Lisânu’l-Mîzân 5/121; İbn Abdilberr, Câmiu Beyâni’l-İlm ve Fadlih

 

Yararlanılan Kaynaklar

1- Bedruddîn el-Aynî ve Eseruhu fî İlmi’l-Hadîs, Sâlih Yûsuf Ma’tûk, Dâru’l-Beşâiri’l-İslâmiyye, Beyrut 1987.

2- Bedruddîn Aynî, Doç. Dr. Talat Sakallı, Türkiye Diyânet Vakfı, Ankara 1995.

3- Bulûğu’l-Emânî fî Sireti’l-İmâm Muhammed b. el-Hasen eş-Şeybânî (Mecmû’a içerisinde), Zâhidu’l-Kevserî, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 2004.

4- el-Câmiu’s-Sağîr, İmâm Muhammed eş-Şeybânî, Tahkîk: Dr. Mehmed Boynukalın, Ocak Yayınları 2010.

5- el-Fevâidu’l-Behiyye fî Terâcimi’l-Hanefiyye, Abdulhayy el-Leknevî, Dâru’l-Erkam, Beyrut 1998.

6- Fıkhu Ehli’l-Irâk ve Hadîsuhum, Muhammed Zâhid el-Kevserî, Tahkîk: Muhammed Sâlim Ebû Îsâ, Dâru’l-Basâir, Kâhire 2009.

7- el-Hâvî fî Sireti’l-İmâm Ebî Ca’fer Et-Tahâvî (Mecmû’a içerisinde), Zâhidu’l-Kevserî, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 2004.

8- el-Hidâye, el-Merğinânî, (Tahkîkinde Ahmed Şahhâde’nin yazmış olduğu mukaddime), Dâru’l-Farfûr.

9- Kitâbu’l-Asl- Tanıtımı ve Fıkıh Usûlu Açısından Tahlîli, Dr. Mehmed Boynukalın, Ocak Yayınları, 2009.

10- el-Medhal ile’l-Mezhebi’l-Hanefî, Muhammed Reşâd Şems, Dâru’n-Nahda, Dımeşk, t.y.

11- Muhsaru’t-Tahâvî, Ebû Ca’fer et-Tahâvî, (Ebu’l-Vefâ el-Afğânî’nin tahkîkine yazdığı mukaddime), Matbaatu’l-Kitâbi’l-Arabî, Kâhire 1370.

12- en-Nâfiu’l-Kebîr limen Yutâli’u’l-Câmi’a’s-Sağîr,  Muhammed Abdulhayy el-Leknevî, İdâratu’l-Kur’an ve’l-Ulûmi’l-İslâmiyye, Karaçi 1411/1990(el-Câmiu’s-Sağîr şerhiyle birlikte); 1419 (Müstakil olarak, el-Leknevî’nin risâleleri arasında).

13- Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, XXVIII, Tahkîk: Şu’ayb el-Arnaût ve Ekibi, Müessesetü’r-Risâle, 1422/2001

14- Şerhu Ukûdi Resmi’l-Müftî, Muhammed İbn Âbidîn ed-Dımeşkî, Tahkîk: eş-Şeyh Ebû Lübâbe, Karaçi 2000

15- Hanefî Mezhebinin Meşhûr Metin Kitapları I-II (Makâle), Orhan Ençakar, darulhikme.org

16- Kültür Hazinesi Kütüphanelerimiz, Rağıp Paşa Kütüphanesi -2-, Aziz Ençakar, İlim Dergisi/Mayıs-Haziran 2013, sf:32-33.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir