Siirt Medreselerini Geziyorum -3-

TİLLO KURAN KURSU

(Molla Burhan Medresesi)

Molla Burhaneddin

Üç sayıdır devam eden bir serüvenin sonuna geldik. Bizzat yerinde gidip görerek, yetkili hocalarıyla görüşerek başlattığımız Siirt Medreseleri tanıtım yazılarımızın son parçası:  Tillo Erkek Yatılı Kuran Kursu nam-ı diğer Seyda Molla Burhanettin Medresesi. Esasında son değil ilk sıraya almamız gerekirdi bu ilim mabedini. Fakat belli teknik sebepler buna engel oldu. Ziyaretimizde bizi kurs müdürü Mustafa Sinanoğlu karşıladı. Güler yüzü ve samimi tavırları ile anlatmaya başladı.

Medresenizin tarihine dair neler söyleyebilirsiniz?

Tabi Tillo’nun ilmi tarihi çok eskilere dayanır. Fakat bu medresenin tarihi Molla Burhan ile başlar. Resmi ismimiz Tillo Yatılı Erkek Kuran Kursu’dur. Ama Seyda Molla Burhan’ın Medresesi olarak bilinir. 1954’ten bugüne devam eden bir hizmet kurumudur. Camide başlamıştır. Geriye dayalı herhangi bir kaynağı söz konusu değildir. Seyda 20 yaşındayken camide birisi ders vermesini teklif etmiş, caminin hemen yanında iki odalı bir yerde ders vermeye başlamış. Sonra peyderpey seydanın ihlâsı ile devam etmiş. On kişilik yerse mesela 50-60 talebe orada ders görürmüş. Tabi bu talebelere halk bakarmış. Başka bir desteği yokmuş. Ratıp denir burada, halktan istihkakını temin eden talebe anlamına gelir. Bu şekilde yavaş yavaş gelişmeye başlamış. Sonra işte bu şekline geldi. Sürekli büyüyoruz. Burası yetmedi mesela 2008’de yeni bir bina yaptık. Hafızlık ve Arapçanın alt kitaplarını okutacak bir yer.

Daha önce bizde hafızlık eğitimi yoktu. 2008’de başladı. Bizim buralarda Kuran’ın lafzına pek ihtimam gösterilmez. Yani tecvit ve benzeri ilimlerle meşgul olmaz kimse. Ama biz artık bunu da yapıyoruz. Şimdi orası da yetmedi. Yeni bir bina daha yapıyoruz. Talep çok fazla. Türkiye’nin her yerinden gelen talebeler var buraya. Daha iyi olacak inşallah.

Peki, medresenizin müfredatına geçelim. Diğer medreselere nazaran farklı kitaplar okunuyor mu sizde? Ya da doğu usulü geleneği olduğu şekilde devam mı ediyor?

Bizim sıra kitaplarımız var tabi. Kuran’dan başlıyoruz. Eğer gücü yetiyorsa talebenin hafızlık yapıyor. Yoksa Arapçaya başlıyor. Emsile, Bina, İzzi, iki tane Avamil kitabı, Terkib… Bunlar küçük kitaplar tabi. Sonra Kevakib, Sa’dini, Şerhu’l-Muğni -haşiyeleri ile beraber- Hal’, Kavaid, Şerhu’l-Kıtr, Suyuti, Elfiye, Cami… Arapça eserlerimiz bunlar. Ama bunların çoğu ezberletiliyor. Sonra mantık var; Muğni’t-Tullab, Kavl-i Ahmed, Fenari, Şerhu’l-Şemsiye, Cevhere’ye kadar. Hepsi bitmeden öğrenci icazet alamıyor. Talebenin sabırlı olması, gençliğini vermesi lazım. Ancak bu şekilde bir şeyler yapabilir. Bu eğitimden sonra da bir yıl ihtisas sınıfımız var. Tüm bu süre içerisinde açıktan da okula gidiyor talebeler.

Diyelim öğrenci tüm bu aşamaları geçti. Sonraki hayatında ne yapacak? İstihdam sağlıyor musunuz?

Talebelerin %90’ı Diyanet kanalı ile istihdam ettiriliyor. Biz yine de müderrislerimizi kendi öğrencilerimiz arasından seçiyoruz. Talebe buradaki eğitimini bitirinceye kadar zaten açıktan okullarını da bitiriyor. Burada görev alan öğrenciler tabi resmi olarak da görev almış oluyor. Öğrencinin ders vermeye kabiliyeti var mı, burada kalmak istiyor mu ona göre şekil alıyor bu. Gitmek istiyorsa da gidiyor. Bir de fahri hocalık var. Burada kalmak istiyor diyelim öğrenci ama diyanet ataması yok. O zaman iaşesini medrese karşılar ve burada hoca olarak kalır.

Medresenizde dersler nasıl işleniyor? Gördüğüm bazı medreseler sınıf usulüne geçmiş. Sizde de böyle bir değişiklik söz konusu mudur?

Eski usul devam ediyor. Hoca masada değil, yerde, rahlede. Masada kimse oturmaz burada. Seyda hala ders veriyor. Büyük öğrenciler onun dersine girer. Mantık okutur genellikle Seyda. Onun dersine mesela 10 kişilik grup girebiliyor. Diğer hocaların da grup dersleri var tabi. Ama onlar da sınıf usulü değil.

Burada öğrenci yetiştirme amacınız nedir? Herkes “İslam’ı yaşasın, yaşatsın diye ilim öğretiyoruz” gibi klasik bir cevap veriyor. Sizin bundan başka söyleyebileceğiniz bir şey var mı acaba?

Evet, tabi. O zaten birinci amacımız. Allah’a, peygamberine, dinine bağlı kalan gençler yetiştirmek. Öğrenci Kuran, Hadis, Siyer bilecek, dinini bilecek, yaşayacak, Ehl-i Sünnet çizgisinde olacak. Bu bizim en birinci amacımızdır. Ehl-i Sünnet dışında hiçbir düşünce bizim medreselerimizde yer bulamaz. Ana çizgimiz budur. Başka bir şey daha söyleyecek olursak; müderris yetiştirmek. İmam da olsunlar ama müderrislik öncelikli amacımız. İlim adamı yetiştirmek… Bazı medreseler adı yürüsün diye öğrenci alıyor, besliyor, okutuyor. Fakat burası öyle değil. Seyda Molla Burhan 50-60 yıldır ailesi ile beraber çok güzel hizmetler etti. Çok güzel insanlar yetiştirdi. Allah daim etsin, daha fazla hizmet yapabilme imkânı versin inşallah.

İnşallah. Hocam ağzınıza sağlık, bizi kırmayıp konuştunuz, anlattınız. Yorduk sizi, hakkınızı helal edin.

Estağfurullah. Ne demek. Helal olsun. Ama İbrahim kardeşim, buraya zaman zaman senin gibi kimseler geliyordu önceden. İşte ne bileyim yüksek lisans öğrencisi, doktora öğrencisi falan. Burada kalıyorlardı. Talebelerimiz ile beraber oturup kalkmalarına izin veriyorduk. Sonra duyuyorduk ki arkamızdan medresemizi kötülüyorlar, aşağılıyorlar, üzülüyorduk yani. Böyle şeylere gerek yok. Baştan size de temkinli davrandık o yüzden, kusura bakmayın.

İçiniz rahat olsun. Siz ne anlattıysanız onları göreceksiniz dergimizde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir