Dr. Öğr. Üyesi Fikri Güney ile İlahiyatlarda Arapça Öğretimine Eleştirel Bakış

Mevcut İlahiyat Fakültelerinde verilen Arapça dersleri ve bu derslerin yeterlilikleri konusunda hocamız Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili Belagati Öğretim Üyesi Dr. Öğr.Üyesi Fikri Güney’e bir takım sorular yönelttik. Bu sorular doğrultusunda Fakülte mezunlarının yeterliliklerinin ne olduğu konusunda bilgi edinmeye çalıştık. 

Fikri hocam, İlahiyatlarda hazırlık sınıflarında okutulan dersler nelerdir?

İlahiyatlarda genel olarak Arapça dersleri verilmektedir. Sarf, Nahiv, Okuma anlama, muhadese/mükaleme, İmla/inşa gibi dersler verilmektedir. Tabi bunlar yeterince verilebilmekte midir? Tartışılır. Genel itibariyle çoğu fakültelerde ders dışı etkinlikler azdır. Sadece ödev verilmekte bu da yeterli olmamaktadır. Ancak bazı Fakültelerde yurt dışına belli seviyede olan öğrenciler gönderilerek pratik ve ilmi destek alınmaktadır.

Sayın hocam, İlahiyatlardan mezun olan bir öğrenci neden kaynak eserleri okumakta ve anlamakta zorlanmaktadır?

Bu soruya bir başka soruyla cevap vermek istiyorum. Tabii soracağım sorunun da cevabını vereceğim. Aslında ne YÖK, ne de İlahiyat Fakülteleri buralarda Arapçayı neden okuttukları konusunda sözbirliği yapmamaktadır. Çünkü YÖK tarafından belirlenen bir müfredata göre kitaplar seçilmekte ve ona göre okutulmaktadır. Bir başka deyişle, YÖK de hocalar da Arapçanın pratiğe yönelik mi olması gerekir yoksa İslami kaynaklarımızı anlamaya yönelik mi olması gerekir? Sorusunun cevabını henüz verememektedirler. Çünkü bir birliktelik sağlanamamıştır. Bir taraftan Arap Dili Edebiyatı Fakülteleri, diğer taraftan Mütercim Tercümanlık bölümleri varken İlahiyat hazırlık sınıflarında ağırlık olarak pratiğe verilmiştir. Hâlbuki az bir süre pratik, diğer dersler kaynak eserleri anlamaya yönelik olunması gerekmektedir.

Peki, bu nasıl olmalıdır sizce?

Aslında çok basit. İlahiyat fakültelerindeki müfredat biraz daha değiştirilip kaynak eserleri anlamaya yönelik dersler verilebilir.

Ne yönde değiştirilmelidir?

Önce Bu fakültelere gelecek öğrencilerin alt yapısı sağlam olmalıdır. Yani belli seviyede Arapça eğitimi almış olmalıdır. İster İmam Hatip Liselerinden ister diğer liselerden gelenler olsun, Arapça alt yapıları olmalıdır. Tabii bu da özellikle İmam Hatip Liselerindeki müfredatın da değişmesine vesile olacaktır. Bir diğer değişim, Bu fakültelerdeki müfredat da bu değişime uygun olarak kaynak eserlerden okunabilecek şekilde değiştirilmelidir?

Nasıl? Bu kısmı açar mısınız?

Yani derslerin bir kısmı Arapça, ya da Arapça metinlerinden okunmalıdır? Ancak seçilen metinlerin Ayet ve Hadis-i Şeriflerden oluşması daha uygun olur.

Şu an fakültelerin bir kısmı %30, bir kısmı %100 Arapça şeklinde eğitim vermiyor mu?

Evet verilmektedir. Ancak yeterli midir? Burada sorun var. Çünkü ders işleme yöntemi sorunludur.

Ne gibi sorun?

Derslerde Arapça metinler var, ancak dersler tercüme şeklinde yapılmaktadır. Yani hoca metni okuyup tercüme ediyor, öğrenciler ise metin üzerinde harekeleyip tercümelerini yazıyorlar. Sonra da ezberleyip sınava öyle geliyorlar. Hâlbuki öğrenci çalışıp gelmeli ve bu dersi kendisi işlemeli. Hoca metin üzerinde farklı görüşleri anlatmalı ve öğrencinin yanlışlarını düzeltmelidir. Böylelikle öğrencinin kendine güveni artar.

Derslerin bir kısmını Arap hocaların verdiği fakülteler var. Bu fakültelerin başarısı nasıl sizce?

Eğer hocalar yabancılara Arapça öğretimi konusunda deneyimli iseler başarı oranı yüksek ya da iyidir. Ama tefsir, fıkıh, tarih ya da fizik vb. alanlardan mezun bir Arap hoca ne kadar verimli olabilir? Bu hocaların yöntemi öğretim yöntemlerini bilmeyen bir Türk vatandaşının Türkçe öğretmesine benzer.

O zaman çözüm nedir?

Çözüm tek tip öğretim yöntemi olmadığı gibi tek tip kitap herkese önerilemez. Ancak üst sınıflarda Arapça metinleri; dilbilgisi, anlam bilim ve belâgat ilimlerine yönelik dersler konur ve de bu dersler yukarıda ifade ettiğimiz gibi öğrenci merkezli bir ders yöntemi izlenerek verilirse başarılı olacağı kanaatindeyim.

Bir diğer mevzuya geçelim: İlahiyat Fakültelerini Medreselerden ayıran nedir?

Medreselerde bir silsile vardır. Bu silsileye göre bir kitap tam olarak bitmeden bir başka kitaba geçilmez. İcazet de o silsileye göre verilir. Hangi silsile grubunu bitirmiş ve yetkinliğe sahip olmuş ise ona göre icazet verilir. İlahiyat Fakültelerinde ise böyle bir silsile yoktur. En azından İlahiyat Fakültelerinde temel Arapça dersleri olarak; dilbilgisi yani sarf-nahiv, belâgat ve klasik-modern metin derslerinin fakültenin tüm dönemlerine yayılarak öğrencilerin Arapçadan uzaklaşmamalarını sağlamak gerekmektedir. Bazı fakültelerde belâgat diye bir ders yoktur. Bazılarında klasik ya da modern metin okumaları yoktur.

Eskiden tefsir, fıkıh veya Hadis kürsüleri vardı. Şimdi de olamaz mı?

Temel İslam Bilimleri Bölümü altında Anabilim dalı olarak bunlar var. Ancak lisans döneminde öğrencilerin ihtisaslaşması öngörülmemiş. Yüksek Lisans döneminde böyle bir ihtisaslaşma öngörülmüştür ki bence doğru olan da budur. Çünkü lisans döneminde konuların sadece bazılarını görüyor öğrenci. Yüksek lisansta ise artık kaynak bilgisine ve inceleme yöntemine ulaşmaktadır. Bu da öğrenciyi seçtiği alanda ihtisaslaşmaya yöneltir.

Fikri Hocam, verdiğiniz bilgilerden dolayı çok teşekkür ederiz. Hayırlı çalışmalar diliyoruz.

Bize böyle bir fırsatı verdiğiniz için ben de sizlere teşekkür ederim. Hizmetleriniz daim ve faydalı olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir