Rağıp Paşa Kütüphanesi -2-

Geçen sayıdaki yazımızda “şimdilik bu kadar nüsha tanıtımıyla yetinelim. Gelecek sayıda kaldığımız yerden kısmetse devam ederiz” demiştik. Osmanlı tarihinde birkaç tane lakabı “Koca” olan paşalardan, 18. asrın sadrazamı Mehmed Rağıp Paşa’nın kütüphanesindeki kıymetli/nadide nüshaları tanıtmaya devam edelim.

Kıymetli Ulûmül Hadis Nüshaları

Usulu hadis kitapları içerisinde 236 numarada meşhur hadis âlimlerinden Hafız Irâkî’nin (vefatı: 806h.) nazım şeklinde yazmış olduğu الألفية (el-Elfiyye) isimli kitabına yine kendisinin yazmış olduğu şerh bulunmaktadır. Bu şerhin Keşfü’z-Zunûn gibi bazı kaynaklarda, müellifi tarafından فتح المغيث (Fethu’l-Mugîs) diye isimlendirildiği söylenmekte ise de bütün nüshalarının mukaddimesine bakıldığında böyle bir bilgi bulunmamaktadır. Bu isimle Sehâvî’nin (vefatı: 902h) “el-Elfiyye” üzerine bir şerhi bulunmaktadır.

Resim1

Bu nüshayı mümtaz kılan şey ise, bu eser üzerine daha sonraları النكت الوفية بما في شرح الألفية (en-Nüketü’l-vefiyye bima fi şerhi’l-elfiyye) adında bir haşiye yazacak olan Burhaneddin Bikâî’ye (vefatı: 885) ait olması. Bikâî bu nüshayı Kahire’deki Rahbetü’l-îd menzilinde hicri 19-Şevval-866 senesinde Cumartesi günü yazmıştır. Nüshanın ilk yapraklarında yazılan bilgiye bakılırsa “Bikâi bu nüshayı hocası İbn’i-Hacer’e okumuş ve metnin hevamişine (kenarlarına) bizatihi hocası notlar yazmıştır. (bkz:rsm1) Bikâî’nin yukarıda belirttiğimiz haşiyesinin büyük bir bölümü ise -kendisinin de kitabının mukaddimesinde ifade ettiği gibi- hocası İbn’i-Hacer’den istifade ettiği bilgilerden oluşmaktadır. (bkz: en-Nüketü’l-vefiyye, s.52, Keşfü’z-Zunûn, c.1,s.156)

Resim2

243 numarada ise İbnü’s-Salâh’ın “Mukaddime”si bulunmaktadır. Bu nüshanın özelliği ise başında ve sonunda birçok âlimin bu nüshayı musannifi olan meşhur hadis âlimi İbnü’s-Salâh’a okuduğunu ifade eden kayıtların bulunmasıdır. (bkz:rsm2) İbnü’s-Salâh gibi meşhur bir âlimin, talebelerin elinde dolaşan en meşhur kitabının bu nüshasından, bu kitabı tahkik edip basan kaç tane muhakkik haberdardır acaba? Allahu Alem… Türkiye’de bulunan nadir eserlerin tanıtımının, reklamının ne kadar eksik olduğuna tipik bir örnek…

Fıkıh İlminde Değerli Nüshalar

Resim3

Fıkıh kitapları içerisinde ise 523 ve 524 numaralarda İbnü’s-Sââtî’nin (vefatı: 694) مجمع البحرين وملتقى النييرين (Mecmau’l-Bahreyn ve Mülteka’n-Neyyireyn) isimli Hanefi fıkhına dair yazdığı kitaba yine kendisi tarafından hicri 691 senesinde yazdığı şerh bulunmaktadır. Bu numaralarda bulunan kitapları, adını vermekten çekinen ana baba bir kız kardeşi istinsah eylemiş ve 16 Muharrem 715 yılı Cuma gününde kitabetini itmam eylemiştir.

Hicri 8. asrın başlarında bir kadının, abisinin İslam hukunda yazdığı bir kitabı okunaklı ve güzel bir şekilde istinsah etmesi, İslam toplumunun kadını cahil bıraktığını söyleyen batılıların ve batı kafalı doğuluların -kanaatimce- izah edemeyeceği bir olaydır. (bkz:rsm3)

Resim4

İbnü’s-Sââtî’nin bu kitabına epey şerhler yazılmıştır. Bu kitapların hemen peşinde, 525 numarada müellif hattıyla yazılmış. تشنيف المسمع على المجمع (Teşnîfü’l-mesma’ ale’l-mecma’) adlı şerhi bulunmaktadır. Bu nüshanın özelliği ise bâlâda zikr ettiğimiz müellifi Ebü’l-Abbas İbn Şa’bân et-Trablusî (vefatı: 1020h.) tarafından hicri 989 yılında yazılmış olması. (bkz.rsm4)

Resim5

561 numarada ise Hanefi mezhebenin muteber kitaplarından Sadruşşerîa’nın (vefatı: 747h.) النقاية (en-Nukâye)’ye Molla Aliyyü’l-Kari’nin (vefatı: 1014h.) yaptığı فتح باب العنياة لشرح كتاب النقاية (Fethu-babi’l-inâye li şerhi kitâbi’n-nukâye) isimli şerhi bulunmaktadır. Bu nüshanın özelliği ise hicri 1003 senesinde, Kabeyi Muazzama’nın yanında müellifi tarafından yazılmış olması. (bkz:rsm5)

Bazı kataloglarda bu kitap Sadruşşerîa’nın dedesi Tâcuşşerîa (vefatı: 709h) tarafından kendisi için yazılan الوقاية (el-Vikaye) isimli kitabın şerhi diye yanlış olarak kaydedilmiştir. “en-Nukâye” bu kitabın ihtisarı olduğu ve metinleri birbirine benzer olduğu için karıştırılmış olması muhtemeldir. Ancak Aliyyü’l-Kari’nin el-Vikaye’ye yazdığı herhangi bir şerh bilinmemektedir.

Resim6

559 numarada ise Ebü’l-Berekât Hâfızüddîn en-Nesefi’nin (vefatı: 710h) الكافي في شرح الوافي (el-Kâfî fî şerhi’l-vâfî) isimli kitabının noktasız harflerle yazılan nüshası mevcuttur. Harekesiz harflerle yazılmış kitabı okumakta zorlanan kimseler (?) için ve ayrıca “noktasız harflerle yazılan bir kitap acaba nasıl okunur?” diye merak edenler için bakılası bir nüshadır. (bkz:rsm6)

İlm-i Tasavvuf Nüshaları

Tasavvuf kitapları arasında ise 692 numarada Osmanlı âlimi ve mutasavvıfı olan İznikli Kutbüddinzade’nin (vefatı: 885h) beş eserinden müteşekkil bir mecmua bulunmaktadır.

Resim7

Bu mecmuanın 1/b-219/a varakları beyninde Sadreddin Konevî’nin مفتاح الغيب (Miftâhu’l-ğayb) isimli kitabının فتح مفتاح الغيب (Fethu-miftâhi’l-ğayb) isimli şerhi bulunmaktadır. Müellif Kutbüddinzade bu eserini, aynı eser için Molla Fenârî’nin مصباح الأنس بين المعقول والمشهود (Misbâhu’l-üns beyne’l-ma’kûli ve’l-meşhûd) adıyla yazdığı şerhteki bazı muğlak yerleri izah etmek ve esas konuyu teferruattan ayıklamak maksadıyla Fatih Sultan Mehmed’in isteğiyle hicri 874 yılında kaleme aldığını ve altı ay gibi kısa bir sürede bitirdiğini kitabın mukaddimesinde belirtmiştir. (bkz:rsm7)

222/b-225/b yapraklarında ise مزيل الشك في أقسام الكفرة (Müzîlü’ş-şek fî aksâmi’l-kefere) isimli bir risale bulunmaktadır. Bu risale İslam’ın tebliği kendilerine ulaşmayan kimselerin ahiretteki durumlarını ifade sadedinde yazılmıştır.

226/b-230/a’da ise رسالة احتجاج آدم على موسى عليهما السلام (Riâletü ihticâci Âdem a’lâ Mûsâ aleyhime’s-selâm) isimli Hz. Adem ile Musa aleyhimesselam arasında Allah’ın huzurunda geçtiği belirtilen bir münazaraya dair hadisin şerhi niteliğindedir.

230/b-233/b de ise bazı haşeratın yaratılmasındaki hikmetlerle ilgili رسالة في حكمة خلق القملة (Risâle fî hikmeti-halkı’l-kumle) adında bir risalesi mevcuttur.

Son olarak da 234/b-246/b arasında ise شرح سبحانك ما عرفناك حق معرفتك (Şerhu-Sübhâneke mâ arafnâke hakka ma’rifetike) adlı bir risalesi bulunmaktadır.

Resim8

Bu risaleleri cem’ eden bu mecmuayı diğerlerinden ayıran özellik ise bizzat müellifin bu risalelerin hepsini tashih etmesi ve kenarlarına not düşmesidir. Müellifi tarafından tashih edilen ve kenarlarına not düşülen bir nüshanın kıymeti ise ehlince malumdur. (bkz:rsm8)

Edebiyat ve Belağat Sahasıyla ilgili Nüshalar

Resim9

Edebiyat kitapları içerisinde 1111 numarada ise hicri 354 yılında vefat eden ünlü Arap şairi Ebü’t-Tayyib el-Mütenebbî’nin Dîvan’ı bulunmaktadır. Bu nüsha müellifin vefatından sadece 9 sene sonra (363h) yazılmış bir nüshadan, hicri 1016 senesinde Kemaleddin Muhammed bin Keyyal tarafından istinsah edilmiştir. (bkz:rsm9)

Resim10

1142 numarada ise vefat etmeden malını mülkünü Fâtih Camii’nde her gün ders okutulması, Rumelihisarı’nda bulunan Pertek Ali Camii’nde yılda bir defa mevlid okunması, yılın belirli günlerinde Rumelihisar civarındaki fakirler için birtakım şeyler pişirilip yedirilmesi ve Haremeyn fukarasına yardım edilmesi gibi hayır işlerine harcanması şartıyla vakfeden bir Şeyhülislamın kitabı bulunmaktadır. Bu vâkıf insan 98. Osmanlı Şeyhülislamı Mehmed Mekkî Efendi’dir (vefatı: 1212h.). Kasîdetü’l-bürde’ye yaptığı “Tevessül” isimli Türkçe tercümeyi 20 Şaban 1209 senesinde Rağıp Paşa Kütüphanesine vakfetmiştir. (bkz: rsm10) Kaynaklarda bu tercümenin Kasîdetü’l-bürde’ye yapılan şerhler içinde en genişi ve en mükemmeli olduğu kaydedilir. (bkz. DİA, c.28,s.577)

1209 numaralı kitabın son sahifelerinde (181/a-182/a) ise meşhur dil âlimi Harîrî’nin (vefatı: 516h.) الرسالة السينية والرسالة الشينية (er-Risâletü’s-sîniyye, er-Risâletü’ş-şîniyye) isimli iki risalesi bulunmaktadır. Bu risalelerin özelliği ise “Sîniyye” risalesinde geçen bütün kelimelerin içinde س (sin) harfi, “Şîniyye” risalesindeki kelimelerin hepsinde ش (şin) harfinin bulunması.

Resim11
Resim12

Harîri Şîniyye risalesini zamanının büyük şairlerinden Talha b. Ahmed b. Talha en-Nu’mâni’ye, Sîniyye risalesini ise Emir Hüsam’ın Basra’daki borçlar mahkemesini idare eden Ebu’l-Hasan b. Fatîr el-Mezârî’ye yazmıştır. Şöyle ki Emir Hüsâm’ı generali (esfehseları) Seyyid Nefîs ziyafete çağırmıştı. Ziyafet mekânı da Basra’da Harîri’nin de içinde ikamet ettiği Benî-Harâm mahallesiydi. General Seyyid Nefîs, Ebu’l-Hasan’ı kendisinin arkadaşı ve Melik Hüsam’ın emini olmasına rağmen davet etmedi. Hüsam’la beraber yediler içtiler. Bunun üzerine de Harîri – Ebu’l-Hasan adına/ sanki o söylemişçesine – “neden kendisinin bu davete çağrılmadığını” mizahi bir çerçevede sorgulayıp azarlar mahiyette, bu edebî risalesini yazdı. (bkz:rsm11-12)

Resim13
Resim14

1277 ve 1382 numaralarda ise Sultan Fatih Sultan Mehmed’in mütâlaası için yazılan iki eser bulunmaktadır. Birincisi Sekkâkî’nin (vefatı: 626h) مفتاح العلوم (Miftâhu’l-ulûm) isimli eserinin üçüncü kısmı olan meâni ilmini şerh eyleyen Şerif Cürcânî’nin (vefatı: 816h) kitabıdır. Nefis bir hat ile yazılan bu kitabı Ahmedüddîn en-Nisâbûrî İstanbul’da 10 Şaban 870 yılında tamamlamıştır. (bkz:rsm13) Kitabın başında da Fatih’in oğlu Sultan Bayezid’e ait bir vakıf mührü mevcuttur. (bkz:rsm14)

Resim15

Diğer kitap ise Zemahşeri’nin (vefatı: 538) nahiv ilmine dair yazdığı المفصل (el-Müfessal) üzerine İbn’i-Hâcib’in (vefatı: 646) yazmış olduğu الإيضاح (el-Îzâh) isimli şerhdir. Bu nüshayı da Mürsel b. İsmail er-Rûmî, 19 Cemaziyelevvel 1860 tarihinde yazmıştır. (bkz:rsm15)

Geçen sayıda ifade ettiğimiz gibi, Rağıp Paşa Kütüphanesi edebiyat kitapları ile ön plana çıkan bir kütüphanedir. Bu kitapları karıştırdığınızda meşhur hattatlar tarafından yazılmış daha nice kitaplar bulabilirsiniz. 1384 numarada müellifin oğluyla okunarak mukabele edilmiş, İbnu’d-Demâmînî’nin istinsah ettiği İbn’i Hişam’ın “Muğni’l-lebîb”i ve 1421 numarada âlimler tarafından mukabele edilmiş Cevherî’nin (vefatı:400) meşhur lügat kitabı “Sıhâh”’ı vardır mesela. Görülmeye ve özellikle bu kitapları basıma hazırlayan kişiler tarafından incelenmeye değer nüshalar.

Rağıp Paşa’nın İlmi Yönüne ve Vakfiyeye Dair Belgeler

Ayrıca Rağıp Paşa’nın ilmi yönünü incelemek isteyen araştırmacılar için 1471 numarada bulunan icazeti, 1489’da bulunan makalelerinin müsveddesi görülmeye değer kitaplar. Çeşitli fenlerden bahseden ve Arapça ansiklopedik bir eser olan bu makaleler daha sonra سفينة الراغب ودفينة المطالب (Sefînetü’r-Râğıb ve defînetü’l-metâlib) ismiyle basılmıştır.

Son olarak vakıf kütüphanesi olan bu kütüphanenin vakfiyesi 1137, vakf edilen kitapların elle yazılmış bir listesi 4111 ve vakfın gelirinin ve giderinin tek tek hesaplandığı muhasebe defterini de 3569 numarada bulabilirsiniz.

Bizim kütüphanedeki kitapları incelerken dikkatimizi çeken ve önemini dile getirebildiğimiz kitaplar bunlar. Umarız 1999 depreminden beri hizmet veremeyen kütüphanemizin, bir an evvel restorasyonu tamamlanır ve hizmete açılır. Ve yine umarız ki, içinde bizim de tuzumuzun bulunduğu, Suriyeli Mahmud Seyidoğlu’nun bu eşsiz kütüphaneye yaptığı Arapça katalog basım aşamasına gelir de basılır. Şuan (Haziran 2013) bu çalışma Suriye’deki zulümler sebebiyle durmuş vaziyette. Bu vesileyle Rabbimden tazarrum, Suriye’deki kardeşlerimizi bu zulümden acilen kurtarıp hallerini eskisinden daha iyi eylemesi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir