MURAD MOLLA KÜTÜPHANESİ -II-

Geçen sayımızda kütüphanemizin sahibi/banisi Murat Molla’nın hayat hikâyesini, kütüphanemizin yapısını ve kitaplarının kimler tarafından vakfedildiğini anlatmaya çalışmıştık ve bu sayımızda da kütüphanemizde bulunan nadir yazma eserlerin bazısının özelliklerini anlatacağımızı söylemiştik. Tekrar ifade edelim ki kütüphanemizde bulunan ve yazım tarihi çok kadim olan bazı eserlerimizin maalesef ya ciltleri eksik ya da başından sonundan birkaç sayfası nakıs.

Kütüphanemizin ilk üç yüz yirmi bir (321) kitabını teşkil eden Mushaf’ı-Şerifler, Kırâat, Tefsir ve Haşiyelerini tek tek incelediğimizde karşımızda epeyce nadir/nadide, yazım tarihi hicri altıncı yedinci asra tekabül eden kitaplar bulduk. Bunları şu alt başlıklarla dilimiz döndüğünce anlatalım.

a-) Müellif Hattı Yazma Eserler

177 numarada müfessir, muhaddis ve Şâfiî fakihi İmam Bikâî’nin (ö. 885/1480)نظم الدرر في تناسب الآيات والسور (Nazmü’d-Dürer fi Tenasübi’l-Ayati ve’s-Süver) adlı tefsir dalında yazmış olduğu eşsiz eseri kendi el yazısıyla görebilirsiniz. Bu tefsirinde ayetler ve sureler arasındaki münasebet ve insicam ile surelerin ana fikirlerinden bahseder. Bu tefsir Kâtip Çelebi’nin anlattığı üzere özel olarak bu minvalde yazılan ilk tefsir kitabıdır. (Keşfü’z-Zunûn, c.2 / s.1961)

Bu nüsha Kuran’ın evvelinden başlayıp Tevbe Suresi’nin sonuna kadardır. Diğer ciltleri maalesef kütüphanemizde bulunmamaktadır. Tefsîr’ul-Bikâî (تفسير البقاعي) ya da Münâsebâtü’l-Bikâî (مناسبات البقاعي) adıyla meşhur olan bu eserini Müellif kitabın başında فتح الرحمن في تناسب أجزاء القرآن (Fethu’r-Rahman fi Tenasübi-Eczâi’l-Kur’ân), ترجمان القرآن الجامع بلسان الفرقان الواسع (Tercümânü’l-Kurâni’l-Câmi bi Lisani’l-Furkâni’l-Vâsi’) ya da ترجمان القرآن ومبدئ منسبات الفرقان  (Tercümânü’l-Kurân ve Mübdiü-Münâsebâti’l-Furkan) gibi isimlerle isimlendirdiğini ve en son ismin kendisine göre en güzel isim olduğunu belirtmiştir.

Resim: 1

İmam Bikâî bu eserin telifine, nüshanın başında da belirttiği gibi 861 yılının Şaban ayında başlamıştır. Nüshanın sonundaki ferağ kaydında ise bu nüshanın müsveddesini 864 yılının Muharrem ayında bitirdiğini belirtir. Müsveddeyi temize Kahire’de Babı Nasr yakınlarında Rahbetü’l-Îd’deki mescidinde geçirmiştir. Temyize geçirmesinin bitiş tarihi ise 10 Safer 865 yılı bir Çarşamba günüdür. Temize geçirmesinin takriben beş ay kadar zaman almasını da geçirdiği uzun bir hastalığa ve başından geçen büyük meşgalelere bağlar. (Resim: 1) Ayrıca meraklıları için İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde 853 numarada müellifin müsveddesini görmek mümkün.

Resim: 2

134 numarada İstanbul’da ilk defa kahvehanelerin açılması kendi zamanına rastlayan, şer‘î meselelerde çok defa aklı esas alan, verdiği bazı fetva ve kararlarında yaptığı nükteleriyle meşhur olan ve İstanbul-Haliç civarında kendi adında bir cami bulunan, Osmanlı Kazaskeri Molla İvaz Efendi’nin (ö. 994/1586) Beyzâvi Tefsiri üzerine yaptığı Haşiye bulunmaktadır. Bu nüsha hicri 981 yılının Cemaziyelevvel ayının ortalarında bir Perşembe gecesi yatsıdan sonra yazılmıştır. Nüshanın hamişinde bulunan notlar/düzeltmeler müellife aittir. Nüshanın son taraflarında bazı sayfalar, kitap durmadan kapalı kaldığından maalesef kendi kendine yanmış ve parçalanmıştır. Bu nüsha Bakara Suresi’nin 219’un ayetin ortasından başlayıp Ali İmran Suresi’nin 41. ayetinde bitmektedir. (Resim: 2)

Resim: 3

136 numarada عين الأعيان (Aynü’l-A’yan) ya da تفسير سورة الفاتحة (Tefsîru-Sûreti’l-Fâtiha) isimli, büyük Osmanlı âlimi Molla Fenâri’nin (ö. 834/1431) tefsir kitabı bulunmakta. Fakat kitabın evvelinden -Hafızü’l-kütüpler tarafından belirtildiği üzere- 25 varağı (50 sahife) eksik. Buraya kadar adı nâmalum bir müstensih tarafından yazılmış. Müellif hattı tam olarak 26/a’da başlamakta. (Resim: 3) Meraklıları için kitabın baştan sona müellif tarafından mühmel (noktasız) olarak yazılmış nüshası ise Süleymaniye-Mahmut Paşa Kütüphanesinde 9 numarada.

Resim: 4

159-162 numarada ise yaptığı ilaçlarla hastalarına şifa dağıtan, tabip, fakih ve edip Cemaleddin Yusuf bin Hilal es-Safedî’nin (ö. 696/1296) kendi eliyle bundan 750 küsur yıl önce yazdığı dört ciltlik كشف الأسرار وهتك الأستار (Keşfü’l-Esrar ve Hetkü’l-Estar) isimli tefsir kitabı bulunmakta. Bu büyük âlimin çalışkanlığına, disiplinine, ilim aşkına ve yazdığı esere verdiği öneme dikkat çekmeden geçemeyeceğiz. (Resim: 4)

Tefsirinin her birer cildi takriben üç yüz sahife. 1. cildi Kuran’ın başından başlayıp Nisa Suresi’nin sonuna kadar. Bu cilde hicri 668 yılının Şevval ayının başında başlayıp 669 yılının Muharrem ayının başlarında, yaklaşık üç ay gibi kısa bir sürede bitiriyor. 2. cildi ise Maide Suresi’nden Kehf Suresi’nin sonuna kadar. Bunu ise aynı yılın Rebiulevvel ayının sonunda, yaklaşık iki ay gibi kısa bir sürede bitiriyor. 3. cildi de Meryem Suresi’nden Sâd Suresi’nin sonuna kadar, bunu da aynı yılın Cemaziyelahir ayının ortasında, hem de zaman darlığından şikâyetlenerek yaklaşık iki buçuk ayda bitiriyor. 4. ve son cildi ise Zümer Suresi’nden başlayıp Kuran’ı-Kerim’in sonuna kadar, bunu ise yine aynı yılın Şaban ayının ortasında, iki ay içerisinde bitiriyor.

Resim: 5

Son cildinin sonunda ise bu tefsirini hicri 677 yılının Muharrem ayının sonunda yaklaşık bir yıldır bir takım tefsirlere bakarak baştan sona gözden geçirdiğini, düzeltilmesi gereken yerleri düzelttiğini ifade ediyor ve bir daha bakılmaya, düzeltilmeye muhtaçtır diyor. Sonra sırasıyla 677, 678, 679 yıllarının Ramazan aylarında, 680 ve 683 yıllarında da tekrar tekrar beş defa gözden geçirdiğini belirtiyor. (Resim: 5)

Rabbimden dileğim, şuan çok muhtaç olduğumuz bu iş ahlakını bizlere de nasip eylemesi ve şuan İsrail toprakları içerisinde bulunan, müellifimizin nispet edildiği Safed beldesini, tekrar Müslümanların emniyet içerisinde yaşadığı bir belde eylemesi.

Resim: 6

205 numarada Sultan Fatih’in hocalarından İbnü’t-Temcid Muslihuddin Mustafa bin İbrahim’in (ö. 896/1491) Beyzâvî Tefsirine yaptığı haşiye bulunmaktadır. Bu haşiye Kâtip Çelebi’nin ifadesine göre geniş ve faydalı bir haşiyedir. Müellif bu haşiyeyi Zemahşeri’nin Keşşaf’ı üzerine yapmış olduğu haşiyelerinden ihtisar etmiştir. (Keşfü’z-Zunûn, c.1/s.188) Nüshanın başından 8 varak ve sonundan 1 varak ismi nâmalum bir müstensih tarafından yazılı olup diğer varakları müellif hattı iledir. Nüsha Nisa Suresi ile başlayıp Kehf Suresi’nin sonunda bitmektedir. (Resim: 6)

Resim: 7

250 numarada Osmanlı âlimi, İstanbul Müftüsü ve Hızır Bey’den sonra ikinci kadısı, Fatih Sultan Mehmed Han’ın danışmanlarından olan Molla Hüsrev’in (ö. 885/1480) Beyzâvî Tefsirine yaptığı haşiye bulunmaktadır. Bu nüshayı Müellif kendi eliyle nefis bir ta’lik hatla yazmıştır. Molla Hüsrev’in bu haşiyesi Bakara Suresi’nin 142’inci ayetinde bitmektedir. Kitabın sonunda ferağ kaydı olmasa da kitabın başında hafizulkütüpler bu nüshanın müellif hattı olduğunu ve bundan gafil olunmaması gerektiğini belirtmişlerdir. (Resim: 7) Nitekim Fazıl Ahmet Paşa 527 numarada, hicri 850 yılında kendi hattıyla yazdığı مرآت الأصول في شرح مرقاة الوصول (Mirâtü’l-Usul fi Şerhi-Mirkâti’l-Vüsûl) isimli kitabın nüshasına bakıldığında hatların birebir aynı olduğu görülecektir.

b-) Musannif Hattından İstinsah veya Mukabele Edilen ya da Müellife Okunan Bazı Nüshalar

Resim: 8

31 numarada vahdet-i vücûd düşüncesinin Muhyiddin İbnü’l-Arabî’den sonraki en önemli temsilcisi Sadreddin Konevi’nin (ö. 673/1274) إعجاز البيان في تفسير أُمّ القرآن (İ’câzü’l-beyân fî tefsîri Ümmi’l-Ķur’ân) isimli eseri bulunmaktadır. Eser Fatiha Suresi’ni geniş bir şekilde tefsir eder ve Konevi’nin diğer kitaplarında geçen bütün görüşleri ele alır. Bu nüsha Kahire’de Saîdüssüedâ Hankahında, 726 senesinin Rebiulevvel ayının başlarında Sofi Muhammed bin El-Haccac bin Muhammed el-Kaşğari tarafından yazılmıştır ve müellif nüshasıyla mukabele edilmiştir. (Resim: 8)

Resim: 9

221 numarada ise Şafii Fakihi Ebu Yahya Zekeriya el-Ensârî’nin (ö. 926/1520) فتح الجليل ببيان خفي أنوار التنزيل  (Fetĥu’l-celîl bi-beyâni hafiyyi Envâri’t-tenzîl) isimli eseri bulunmaktadır. Müellif bu eserinde genel olarak sure sonlarında zikredilen mevzu hadislere tembih etmiştir. (Keşfü’z-Zunûn, c.1/s.188) Ayrıca Ensârî bu eserini gözlerini kaybettikten sonra oğlu Cemâleddin Yûsuf’ ile Abdülvehhâb eş-Şa‘rânî’ye imlâ etmiştir. (İDA, c.40/s.214) Bu nüshayı başından sonuna kadar Ali bin Hasan bin Nasiruddin el-Müberrî (?) tarih vermeden müellifin nüshasıyla mukabele etmiştir. (Resim: 9)

243 numarada İsa bin Muhammed es-Safevi’nin (ö. 953/1546) Beyzâvî Tefsirine yaptığı haşiye bulunmaktadır. Müellifin müsveddesinden istinsah edilen bu nüsha sadece besmeleyi şerifi şerh etmektedir. Müstensih bu nüshayı hicri 1053 yılı Şaban ayında bir pazartesi günü bitirmiştir.

Resim: 10

272 numarada Meşhur Hanefi fakihi Bayburtlu Ekmeleddîn Muhammed bin Mahmud’un (ö. 786/1384) Zemahşeri’nin Keşşaf Tefsiri üzerine yaptığı haşiye bulunmaktadır. Bu nüsha Kuran-ı Kerim’in başından başlayıp Nisa Suresi’nin sonuna kadardır. Nüshanın sahibi sonunda bütün nüshayı Müellif Bâbertî’den dinlediğini ve onun nüshasında bulunan bütün haşiyeleri ve kayıtları bu nüshaya yazdığını belirtmiştir. (Resim: 10)

317 numarada çıkmış olduğu gazvelerde birçok kâfir öldürdüğü için Kasap diye meşhur olan Ebu Ahmed Muhammed bin Ali el-Kerecî’nin (ö. 360/971 yılına yakın bir zamanda) نكت القرآن (Nüketü’l-Kur’an) isimli eserinin nüshası bulunmaktadır. Müstensih Abdulhamid bin Abdülvahid nüshayı hicri 593 senesinin Şaban ayında bitirdiğini, 594 senesinin Recep ayında da Musannif nüshasıyla mukabele ettiğini bildirmiştir. Yani bundan yaklaşık 840 küsur yıl evvel.

c-) Meşhur Alimler Tarafından İstinsah edilen Nüshalar

Resim: 11

72 numarada Nakşibendiyye tarikatının kurucusu Bahâeddin Nakşibend’in önde gelen halifelerinden Hâce Muhammed Parsa’nın (ö. 822/1420) Kadr, Beyyine, Zilzâl, Âdiyât, Kâria, Tekâsür, Asr ve Hümeze sûrelerinin tefsirini ihtiva eden تفسير سور ثمانية (Tefsîr-i Süver-i Semâniyye) isimli tefsiri bulunmaktadır. Bu nüshanın özelliği hicri 4-Rebiulevvel-848 yılında meşhur âlim Molla Cami (ö. 898/1492) tarafından yazılması. (Resim: 11)

Resim: 12

97-100 numaralarda kıraat, tefsir ve nahiv âlimi Semîn el-Halebî’nin (ö. 756/1355) Kur’an’ın i’rabına dair yazmış olduğu الدر المصون في علوم الكتاب المكنون (ed-Dürrü’l-masûn fî ulûmi’l-kitâbi’l-meknûn) adlı tefsiri bulunmaktadır. Semîn el-Halebî bu tefsirini hocası Endülüslü dil âlimi ve müfessir Ebû Hayân el- Endelüsî’nin البحر المحيط (el-Bahrü’l-muhît)inden ihtisar etmiş ve çoğu yerde onun görüşlerine daha hayatta iken muarazada bulunmuştur. Bu tefsir i’rabu’l-Kur’ân hakkında yazılmış köşe taşı tefsirlerden sayılır. Bu nüshanın özelliği ise muhaddis, Şâfiî fakihi, edip, tarihçi ve müellifin hemşerisi Ebû Zer el-Halebî (ö. 884/1480) tarafından hicri 846-850 yılları arasında yazılmış olması. (Resim: 12)

Resim: 13

197-202 numaralarda ise Aslen Kocaelili olan tefsir âlimi ve fakih Şeyhzade’nin (ö. 950/1543) Beyzâvî tefsiri üzerine yaptığı haşiyesi bulunmaktadır. Müellifimiz şuan Fatih Camii çıkışında kendi adına şirin bir cami bulunan Efdalzade’den fazlasıyla istifade etmiş ve Beyzâvî Tefsiri’ne yapmış olduğu bu haşiye ile meşhur olmuştur. Büyük bir âlim olan müellifimizin mütevazı, güzel huylu bir şahsiyet olduğu ve kimseye yük olmak istemediği kaydedilmektedir. Ayrıca müellifimiz ayetleri tefsir ederken şüpheye düştüğünde Allah’a yöneldiğini ve göğsünün Allah tarafından genişletildiğini söylemiştir. Katip Çelebi’nin ifade ettiğine göre, bu eser Beyzâvî Tefsiri üzerine yazılan haşiyelerin en hacimlisi, en faydalısı ve ibaresi en açık olanıdır. (Keşfü’z-Zunûn, c.1/s.188) Bu nüshaların özelliği ise hicri 1006-1010 yılları arasında Ömer bin Muhammed el-Bosnevî (ö. 1032/1623) tarafından yazılması. Müstensihimizin ayrıca Yeni Medrese kütüphanesinde 1745 numarada bulunan İbni Kemal Paşa’nın tefsirini de istinsah ettiğini görmekteyiz. (Resim: 13)

Resim: 14

Baştan başlayıp tefsir bölümünün sonuna kadar incelediğimizde karşımıza çıkan önemli nüshalar bunlar. Anlattıklarımızın dışında; 2 ve 3m numaralarda Meşhur Hattat Hafız Osman’ın kızı Saliha Hanımefendi adına vakfedilen mushafı şerifi (Resim: 14), 218 numarada zamanın veziri Mustafa Paşa tarafından yazdırılan Muhammed bin Hasan El-Kevâkibî’nin, Sa’di Çelebî’nin Beyzâvi Tefsirine yazmış olduğu haşiyeye haşiyesini; 164 numarada da Molla Gürâni’nin (ö. 893/1488) kendisi hayattayken hicri 874 yılında Muhammed b. Yahya El-Mazinî tarafından istinsah edilmiş غاية الأماني في تفسير كلام الرباني (Gayetü’l-Emani fi Tefsiri’l-Kelami’r-Rabbani) isimli tefsirini görebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir