Murad Molla Kütüphanesi -I-


İstanbul-Fatih’in Çarşamba semtinde, Damadzade Murad Molla tarafından 18. yüzyılda yapılmış bir külliyenin içerisinde bulunmaktadır kütüphanemiz. Daha açık bir şekilde tarif edecek olursak, Fatih Camii’nden Çarşamba’ya giden Boyacılar Kapısı’ndan çıkıp Darüşşafaka Caddesini takip ederek, Fethiye Caddesine sapıldığı zaman -eski tabiriyle- Yanık İsmail Ağa Camii’nin biraz ilerisinde Murat Molla isimli bir sokak görülür. Sokağa girildiğinde kütüphanemiz sağ tarafta büyük bir bahçenin içerisinde, yeni tadilattan çıkmış kurşun kubbeli bir bina olarak gözümüze çarpar.

Damadzade Molla Mehmed Murad’ın Hayatı

Bu külliye 18. asırda ismini taşıdığı “Molla” lakaplı Damadzade Mehmed Murat Efendi tarafından (Cevdet Tarihi, c. 2, s.98) mimar Mehmet Tahir Ağa’ya yaptırılmıştır. (Budak, S.316) Kazasker Mehmed Murad Efendi, Osmanlı’nın 93. Şeyhülislamlığını yapmış olan Damadzade Feyzullah Efendi’nin oğludur. Feyzullah Efendi hayır sahibi bir insandır. İstanbul Maltepe’de bulunan Feyzullah Efendi Camii ve bu caminin yanındaki Asmalı Kahve’nin önünde bulunan çeşmeyi bu zat yaptırmıştır. Ayrıca o zamanlar içme suyu bulunmayan Maltepe’ye Kayış Dağı memba suyunu toprak künklerle getirten zat da bizzat kendisidir.

Murat Molla Efendi hicri 1130 (1717 m) yılında Bursa’da doğdu. Babası bu sırada “Bursa Mollası” idi. Feyzullah Efendi de -güzel bir tevafuk olarak- kendi babası Osmanlı’nın 82. Şeyhülislamı Ebü’l-Hayr Efendi “Bursa Kadısı” iken hicri 1112 (1700 m) Bursa’da doğmuş idi. Feyzullah Efendi’nin şeyhi olan Murad Efendi, çocuğun isminin Murad olmasını istedi. Bugün Eyüp-Nişanca’da bulunan Şeyh Murad Efendi Tekkesi bu zatın adına Murat Molla’nın dedesi Ebu’l-Hayr Ahmed Efendi tarafından yapılan bir tekkedir. (Duran, Sayı.4, S. 86)

Küçük Mehmed Murad babası ve dedesi gibi sıkı bir eğitimden geçti. 1737’de daha 15 yaşında iken müderris oldu. 5 yıl sonra 20 yaşında iken Osmanlı devlet teşkilatında üst seviyede kadılara verilen “Mevleviyet Rütbesiyle” Diyarbakır Mollalığı’na tayin olundu. 37 yaşında iken “Edirne Mollalığı”na ve aynı sene içerisinde Mekke Payesine erişti. 1168 senesinde 44 yaşında iken “İstanbul Kadılığı”na tayin edilerek merkeze geldi.

İki ay sonra babası Feyzullah Efendi vefat etti. Bu büyük acıdan yedi ay sonra da Kadılıktan azledildi. Azilden sonra babasının Beykoz’daki yalısında üç yıldan fazla bir süre bedbin (ümitsiz, kötümser) bir şekilde kaldı. Günlerini okumakla geçiren Molla Murat Efendi 1766 senesinde 49 yaşında iken affa uğrayarak Anadolu Kazaskeri oldu. 4 yıl sonra bu görevinden de azledildi. 1773’de Dürrizade’nin büyük mahdumu/oğlu Nurullah Efendi’nin yerine Rumeli sadaretine getirildi. 4 yıl sonra da yaptıklarına bir takdir nişanesi olarak vazifesine ilaveten Reisül-Ulema payesine erişti.

Molla Murat Efendi Hanedana olan bağlılığından ve bilgi cihetinden yüksek olması sebebiyle kimseden sözünü esirgemez ve vazifesi olmayan işlere de karışmaktan kendini alamazdı. Bu ana kadar iki defa görevden alınması bu huyundan dolayı idi. Aynı sebepten dolayı üçüncü defa 1192 senesi Sadrı-Rumeli’den azli kararlaştırıldı. Mevkii gözetilerek gizlice Gelibolu’ya sürülürken Dürrizade’nin büyük mahdumu Nurullah Efendi yerine tekrar getirildi. Gelibolu’da da rahat duramayan ve Dürrizade’yi hiç çekemeyen Molla Murat Efendi layık olmadığı bu muameleyi her münasebette dillendiriyordu. Bu vaziyeti İstanbul’a arz edilince Gelibolu’da oturması münasip görülmedi. Bu sırada yaşlılığından dolayı “Medine Kadılığı”nı kabul edemeyen Otlukçuzade’nin yerine oraya kadı tayin edildi ve derhal memuriyeti mahalline hareketi emredildi.

Murat Molla Efendi derhal yola koyuldu. Şam’a vardığından altı gün sonra hastalandı. Esasen yaşı altmışı geçmiş ve yolda çok yorulmuştu. Hava değiştirmek için bir saat mesafe uzaklığındaki Salihiye’ye gittiğinde hastalığı ziyadeleşti. Birkaç gün sonra hicri 1192 (1778 m) senesinde vefat etti. Murat Efendi’nin dört oğlu ve bir kızı vardı, oğulları ise kendisinden evvel ölmüştü. (Gökman, S.8)

Molla Murat Efendi’nin büyük dedesi Kazasker Kengırılı (Çankırı) Mustafa Râsih Efendi Şeyhülislam Minkârîzâde Yahyâ Efendi’ye damat olması sebebiyle hem babası hem kendisi “Damadzade” lakabıyla tanınır. (Duran, S.86)

Kütüphane Binası

Murat Molla, Sultan Selim civarında Tevkii Cafer Mahallesinde almış olduğu iki set üzerine geniş arazisinde ilk önce külliyenin tekkesini yaptırmıştır. Tekke I. Abdulhamid devrinde hicri 1183 (1769 m.) senesinde, kütüphane ise 1189 (1175 m) senesinde yapılmıştır. (İDA, C.31,S.87) Kütüphanenin “cümle kapısı” denilen caddeye bakan kapının üstünde iki kitabe yer almaktadır. Bunlardan sağda olanın üzerinde:

بو خانقاه فيض پناه ملا مراد * اولمشدى قلب عاشق افكنده وش خراب

ياپدردى پادشاهمز عبد الخميد خان * اوچيوز سكزده اولدى نقشبنده فتح باب

بو باب مستطاب آچيلدقجه صبح وشام * ويرسون او شاه اعظمه حق عمر بى حساب

Bu hânikâh feyz-i penah-ı Molla Murad

Olmuşdı kalbi âşık-ı efkendeh veş harab

Yaptırdı padişamız Abdülhamit Han

Üç yüz sekizde oldu Nakşibendeh feth-ı bab

Bu bab-ı müstedâb açıldıkça subhu şam

Versin o şah-ı a’zamah Hak ömür bî hisâb

Solda olanın üzerinde ise: قال الله تعالى في كتابه الكريم فيها كتب قيمة صدق الله العظيم şeklinde Beyyine Suresinin üçüncü ayeti kerimesi ile صاحب الخيرات داماد زاده محمد مراد 1192 “Sahibu’l-Hayrat Damadzade Mehmed Murad 1192” ibaresi yazılıdır. İki kitabenin tarihlerinin ve yazılış biçimlerinin farklı olmasından ve elimizdeki kaynaklardan anladığımıza göre kütüphane günümüze kadar özgün yapısını koruyabilmesine karşılık tekke ve cümle kapısı Sultan II. Abdülhamid tarafından 1308 (1890) yenilenmiştir. Fakat 1927 yılında gerçekleşen yangın sebebiyle tekke ve müştemilatı yanmış olduğundan günümüzde bu bina mevcut değildir. Kapıdan içeriye girildiğinde sol tarafta kütüphane memurunun oturması için kubbeli büyük bir odası (meşruta) vardır.

Kapıdan düz devam edildiğinde üzeri tonoz (bir kemerin aralıksız devam etmesiyle oluşan örtü biçimi, TDK.) ile örtülü bir Bizans binasının zemin katı üzerine yapılan kütüphanemiz bulunmaktadır. Tekke yapıldıktan sonra bahçede bulunan ve uzun zaman geçmesiyle yıkılmış olan bu Bizans yapısının temelleri üzerine gerek bu yapının taşlarından ve gerekse dışarıdan getirilen taşlarla kütüphane inşa edilmiştir. Kütüphane kare planlı okuma salonu ve tek kapısı bulunan revaklı girişten oluşur. Kütüphane takriben 12 metrekaredir. “Kütüphane binasının en ilginç yönü, Türk-İslam mimarisinin en erken örneklerini oluşturan (9. yüzyılın ilk yarısı-11. yüzyılın ortaları) Karahanlı camilerinden başlayarak daha sonra Anadolu’da 15. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı cami tasarımında geliştirilen, merkezi kubbeli ve dört yarım kubbeli şemayı yansıtmasıdır”. (Tanman, s. 517).

Kütüphane kapısı kuzeye açılır. Kapının önünde köşeleri iki mermer direğe istinat ettirilmiş kurşun kubbeli ve beyaz mermer döşeli bir sahanlığı vardır. Bu iki mermer direğin kaidelerinde kullanılan ayakların herhangi bir Bizans binasından alındığı görülmektedir. Kütüphanenin sayvanlı/revaklı kapısı üzerinde Rağıp Paşa ve Hamidiye İmâretinin de tarihini söyleyen Osmanlı’nın 89. Şeyhülislami olan Ebu İshakzade Mehmet Esad Efendi’nin kızı şair Zübeyde Fitnat hanımın (ö: 1780) şu tarihi yazılıdır.

جهان جود ورأفت آفتاب مطلع همت * مراد ملا افندى حضرتى اول ذات بيهمتا

كزيده نجل عاليشانى داماد زاده افندينك * كه اولدى نام منقارى آنك ذاتى ايله احيا

ابو الخير ايلمكدن كنيه سن جد كرمكارى * او ذاتك مصدر خير اولدوغنى ايما ايلمش حقا

بنا قيلدى بو خير پاكى الحق صرف ايدوب همت * اساس عز وجاهز استوار ايتسون آنك مولا

ديدم تحسين برله فطنت اتمامنه تاريخ * (زهى طرح بهين اولدى بو نو دار الكتب حقا) 1189

Cihan-ı cûd-ü re’fet âfitab-ı matla-ı himmet

Murat Molla Efendi Hazreti ol Zat-ı bîhemtâ

Güzide necl-i âlîşân-î Damad Zade Efendinin

Ki oldu nâm-ı Minkarî Ânın zatî ile ihya

Ebu’l-Hayr eylemekten künyesin ceddi keremkâri

O zatın mastar-ı hayr olduğunu ima eylemiş Hak’ka

Bina kıldı bu hayr-ı pâki el-hak sarfedûp himmet

Esas azz-ü cahiz üstüvar itsûn ânın Mevla

Dedim tahsîn birle Fıtnat itmamına tarih

(Zehî tarh-ı behîn oldu bu nev dâr-ül-kütüb hakka) 1189

Parantez içine alınan kıta’nın ebcet hesabı yapılıp bir eklenirse tarih 1189 olarak çıkmaktadır.

Kütüphanenin Geliri

Kütüphane ve tekkenin iyi işlemesi için birçok akar kütüphaneye vakfedilmiştir. Bunlar arasında büyükbabalarının ve Feyzullah Efendinin de birçok ev ve dükkânları vardır. Muzaffer Gökman’ın kitabında belirttiği gibi kütüphaneye ait yazılardan Çankırı’da büyük bir çiftlik, han, kiremithane, değirmen, Boğaziçi’nde Büyükdere’de iki yalı, Eyüp’te evler, Antalya’da bağ, Agriboz’da yemişlik… gibi akarların külliyenin işleyişi için vakfedildiği anlaşılmaktadır. İlk zamanlarda tekkede şeyhlik yapanlar da kütüphaneyle bizzat alakadar olmuşlardır. Özellikle kütüphaneyle aynı ismi taşımakta olan Şeyh Mehmed Murad Efendi’nin himmeti pek ileridedir.

Kitaplarının Özellikleri

Esas Murat Molla Kütüphanesi altında bulunan el yazma eser sayısı 1311 yılında yapılan Hamidiye Fihristi’ne göre 1836’dır. Bu fihristin sonunda ayrıca tekke şeyhlerinden (Şeyh Hafız Mehmed Murad), (Şeyh Mehmed Arif) ve (Şeyh Gelibolulu Tahir olmak) kütüphaneye vakfettiği kitaplardan bahsedilmektedir.

Murat Molla’ya ait kitaplar teker teker incelendiğinde bu kitapların sadece Murat Molla tarafından vakfedilmediği anlaşılacaktır. Bunlardan bir kısmı kendi tarafından vakfedilmiş ve mühürlenmiştir. Mührünün içinde şu kelimeler yazmaktadır.

وَقَفَ هٰذَا الْكِتَابَ دَامَادْ زَادَهْ محمَّدْ مُرَادْ، وَفَّقَهُ اللّٰهُ خَيْرَهُ بِالْعِبَادِ 1192

Bazı kitaplarda Murat Molla’nın büyük babası Şeyhülislam Damadzade Ebü’l-Hayr Ahmed Efendi’nin mührü ve temellük kaydı ve vakıf kitabesi görülür. Onun mührünün içinde ise şöyle yazmaktadır.

 وَقَفَ لِوَجْهِ اللّٰهِ تعالى أَفقَرُ الْوَرٰى أَبُوالخيرأَحَمدُ الشَّهِيرُ بِدَامَادْ زَادَهْ عَفَا اللّٰهُ عَنْهُ وعَنْ أَسْلافِهِ وَأخْلافِهِ . سَنَةَ 1137

Bazı kitaplarda ise akrabaları olan Şeyhülislam Minkarizade Yahya Efendi’nin oğlu Abdullah Efendi’nin mühürleri ve temellük kayıtları görülür. Bu mührün üzerinde ise şöyle yazmaktadır.

وَقَفَ الْمَرْحُومُ عَبْدُ اللّٰهِ أَفنْدِي ابْنُ الْمُفْتي الْمَرْحُومِ منقَارِي زَادَهْ يحيى أفندي غُفِرَ لُهما سنة 1100

Dolayısıyla kütüphane sadece Murat Molla’nın kendine ait kitaplarından meydana gelmemiş, onla beraber dedesinin ve akrabalarından Yahya Efendi’nin kitaplarından meydana gelmiştir. İlk baş bu kitaplar tekkenin bir dolabında mahfuz iken daha sonra kütüphane tesis edildikten sonra buraya nakledilmiştir.Esasen ufak bir araştırma dahi, Minkarizadeler’in ve bunlarla yakından ilgili olan Damadzadeler’in daima ilimle iştigal etmiş kitap meraklısı insanlar olduklarını gösterir.

Ayrıca kitaplar tek tek incelendiğinde karşımıza üzücü bir durum çıkmaktadır. İstinsah tarihleri eski olan ciltli kitaplarımızın diğer ciltlerinin devamı bazen kütüphanemizde bulunmamaktadır. Mesela 96,97 demirbaş numaralarda bulunan الدر المصون في علم الكتاب المكنون

“ed-Dürrü’l-Masun fi ilmi’l-Kitabi’l-Meknun” isimli tefsirin iki rakamda da farklı hattatlar tarafından yazılan birinci ciltleri bulunmasına rağmen devamı bulunmamaktadır. Aynı şekilde 84 numarada bulunan ve istinsah tarihi hicri 600 olan إعراب القراءآت السبع وعللها

“İ’rabu’l-Kırââti’s-Sebi’ ve i’lelüha” isimli İbni Halaveyh’in kıraat kitabı, birinci cildi elimizde olmasına rağmen diğer ciltleri elimizde mevcut değildir. Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bu sayımızda kütüphanemizin sahibi/banisi Murat Molla’nın hayat hikâyesini, kütüphanemizin yapısını ve kitaplarının kimler tarafından vakfedildiğini anlatmaya çalıştık. Diğer sayımızda ise -inşallah- kütüphanemizde bulunan nadir yazma eserlerin bazısının özelliklerini anlatmaya çalışacağız.


Yararlanılan Kaynaklar

1- 18. Yüzyıl Tarihi Yarımada Eminönü Fatih Kütüphane Yapıları Koruma Sorunları ve Önerileri, Asuman Budak

2- Çankırı Araştırmalar Dergisi, Hakkı Duran

3- Murat Molla Hayatı Kütüphanesi ve Eserleri, Muzaffer Gökman

4- Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Murat Molla Kütüphanesi, M. Baha Tanman

5- İslam Diyanet Ansiklopedisi, İsmail E. Erünsal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir