el-Hasâis

* Ahmet Bağbekleyen

İbni Cinnî (ö. 392/1002) Musul’da dünyaya geldi. Asıl ismi Ebu’l-Feth Osmân b. Cinnî olmakla birlikte babasının ismine nispetle İbn Cinnî ismi ile meşhur olmuş ve bütün kaynaklarda bu isimle anılmıştır. Ayrıca nahiv ilmindeki yüksek mevkiinden dolayı Nahvî, doğduğu yere nispetle Mevsılî, lügat ilmindeki mevkiinden dolayı Lugavî nisbeleriyle de anılmıştır. Künyesi olan Ebü’l Feth’i ise dil ve edebiyat ilimlerine vukufu ve bunlarla ilgili problemleri çözmedeki mahareti sebebiyle almıştır.

İbn Cinnî’nin çalışmalarının hemen hepsi dil ilimleri yönündedir. Bu meyanda ilmî ve fikrî faaliyetleri bir bütün olarak gözden geçirildiğinde mesaisinin hemen tamamını lisanî ve edebî ilimlerin teşkil ettiği görülür.

O, nahiv ve lügat ilminde de çok rağbet gören benzersiz eserlerin de sahibidir. Risale ve daha büyük hacimli elliyi aşan eserlerinin çoğu günümüze kadar gelmemiştir. Fakat günümüze ulaşan eserlerinin tamamı neşredilmek suretiyle ilim sahasının hizmetine kazandırılmıştır.

İbni Cinnî’nin birçok eserinden gramere dair olan el-Hasâis adlı kitabı, hacim ve muhteva itibariyle en gözde eserlerinden birisi olup, Büveyhi Sultanı Bahaüddevle’ye (379-403/989-1012) ithaf edilmiştir. Müellif kitabının tedvin aşamasında genelde hocası Ebu Ali el-Farisi’nin görüşlerinden faydalanmıştır.  Eser, fıkıh ve kelam ilimleri gibi nahiv ilminin de usulünü ortaya koymak amacıyla kaleme alınmış olup, Arap dilinin genel yapısı ve bu yapıyı oluşturan temel ilkelerin felsefî açıdan yorumlandığı ve özelliklerinin belirtildiği bir eserdir.

Bu sebeple müellif eserin mukaddimesinde, kendisinden önce Basra ve Kûfe dilcilerinin bu konuda bir şey yazmadıklarını, Ahfeş el-Evsat’ın (ö.251/830) Kitabü’l Mekayis fi’n nahv’i ile İbnü’s Serrac’ın (ö.316/929) Kitabü’l-Usul’ünün de bu hususta bir iki mesele dışında doyurucu bilgi bulunmadığını belirterek el-Hasâis’i nahiv usulünü ortaya koymak için yazdığını ifade etmiştir.  Eser incelendiğinde İbni Cinnî bu amacını büyük ölçüde gerçekleştirmiştir. Ancak kitapta doğrudan nahiv usulünü ilgilendiren meseleler, daha sonra Kemaleddin el-Enbarî’nin Lümau’l-edille’si ile Suyuti’nin el-İktirah’ında görüldüğü gibi sistematik olmayıp, eserin bütünü içerisinde dağınık şekilde ele alınmıştır.  162 bölümden oluşan eserin belli başlı konuları arasında semâ, semâda ıttırad ve şaz, Kuran’la istişhad ve Arap şiiriyle nesrinin delil olma keyfiyeti ve şartları gibi Arap dilinin umumi yapısı ve yapıyı oluşturan temel prensipler anlatılmıştır.

El-Hasâis üzerine Abdüllatif el-Bağdadi bir haşiye yazmış, Ebü’l-Abbas Ahmed b. Muhammed el-İşbili de eseri ihtisar etmiştir; ancak bu eser de günümüze ulaşmamıştır.

Çeşitli kütüphanelerde nüshaları bulunan eserin 1. cildi ilk defa Kahire’de Darul-kütübü’l Mısriyye tarafından neşredilmiş (1331), daha sonra eserin tamamını Muhammed Ali en-Neccar tahkik ederek üç cilt halinde yayınlamıştır. Nitekim eser halen Ezher ve Kahire üniversitelerinin dil fakültelerinde okutulmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir