İlahiyatlarda Tefsir Eğitimi Ne Durumda?

İlim Dergisi 37. Sayı Kısa Soruşturması 

Prof. Dr. Abdulhamit BİRIŞIK

Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı

İstanbul’daki Dârülfunûn İlâhiyat Fakültesi’ni saymazsak bugünlerde 70. yılını kutlayacak olan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve bir süre önce 60. yılını kutlayan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (İstanbul İslam Enstitüsü) ile başlayan Cumhuriyet dönemi yüksek din eğitim ve öğretimi bugün sayısı yüzü geçen yeni kurumlar ile dünyada ilk sırayı almış gibidir. Bilindiği üzere kadim medrese sistemimizde ihtisas öncesi dönemde Tefsir dersleri oldukça az okutulurmuş. Genellikle ya Celâleyn Tefsiri’nin bazı kısımları okutulurmuş ya da Zemahşerî’nin el-Keşşâf’ından, Kadı Beyzâvî’nin Envâru’t-tenzîl’inden veya Nesefî’nin Medârikü’t-tenzîl’inden bazı sûrelerin tefsiri okutulurmuş. Özel bir tefsir usulü kitabı da takip edilmezmiş.

Bugün İlâhiyat fakültelerinde zorunlu ve seçmeli olarak çok sayıda ders okutulmaktadır. Bunlardan zorunlu kategoride yer alan Tefsir Usulü ve Tarihi derslerinde genellikle 4 kredi saat içinde iki dönemde (bazen tek dönemde) Kur’ân Tarihi; Kur’ân İlimleri, Tefsir Usulü; Tefsir Tarihi konuları öğretilmektedir. Ağırlıklı olarak nazari verilen bilgiler bu haliyle yeterli görülebilir. Ardından öğrenilen bu bilgilerin tatbiki kabilinden Tefsir I; Tefsir II, Tefsir III, Tefsir IV adlarıyla uygulama dersleri yer almaktadır. Fakültelere göre kredisi farklı olan bu derslerde hem ilk dönemden günümüze kadarki müfessirler ve eserleri tanıtılmakta hem de bu eserlerden bir kısmı seçilerek metin okuma ve tahlil etme tarzında işlenmektedir. Böylece klasikten moderne doğru tefsirler tanınmakta ve müfessirlerin Kur’ân’ı nasıl yorumladıkları bizzat eserleri üzerinden gösterilmektedir. Öğretim elemanlarımız genellikle temsil gücü yüksek olan eserleri seçmekte ve inanç, ibadet, ahlak, tarih, hukuk gibi konular içeren Kur’ân âyet ve sûreleri işlenmektedir. Bu derslerin bir kısmı %30 Arapça zorunluluğunu karşılamak için Arapça olarak işlenmektedir. Şahsen ben Tefsir I-IV derslerinin tefsir metinlerini, müfessirleri ve Kur’ân muhtevasını tanıma bakımından yeterli olduğunu görüyor, meraklı öğrencilerin bu bilgiler üzerine yeni şeyler ekleyebileceğini düşünüyorum.

Seçmeli dersler içinde yer alan Kur’ân’ın Ana Konuları/Kur’ân’da Ana Konulur; Kur’ân’a Çağdaş Yaklaşımlar; Günümüz Tefsir Problemleri; Ahkâm Âyetleri Tefsiri; Kur’ân Mealini Anlatım Teknikleri; Kur’ân Tercüme Teknikleri gibi derslerin çok yararlı olduğunu görüyorum. Özellikle ilk iki ders bir yandan öğrencilere Kur’ân muhtevasını tanıtırken öte yandan da modern dönemdeki Kur’ân ve tefsir algısını öğretmektedir.

Özetle ifade etmek gerekirse öğretim elemanı dersini iyi planladığı ve iyi işlediği takdirde bugün uygulamada olan müfredatta yer alan Tefsir derslerinin maksadı gerçekleştirmek için yeterli olduğunu düşünmekteyim. Öğrencilerin Arapça seviyeleri artırıldığı takdirde mevcut Tefsir dersleri onlar için daha zevkli hale gelecek ve onları tatmin edecektir.


Prof. Dr. Musa BİLGİZ

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı

1- İlahiyatlara öğrenci alımı merkezi yerleştirme sınavından önce mutlaka özel yetenek sınavı ile yapılmalıdır.

2- Nicelikten ziyade niteliğe önem verilmelidir. Şu anda olan bunun tam tersidir. Yüzlerce öğrenciyle muhatap olan hocalar, sadece test sorularıyla sınav yapmaktadır. Böyle yapmayın dediğimizde “ben yüzlerce sınav evrakını okuyamam” cevabıyla karşılaşıyoruz. Haliyle, makale, kitap okutma, ödev verme gibi etkinlikler olmadan, bilgiyi davranışa dönüştürme hedeflenmeden öğrenciler mezun edilmektedir.

3- Tıp, Hukuk, Mühendislik, Eğitim fakülteleri ve İlahiyat gibi temel alanlarda sadece örgün eğitime yer verilmelidir.

4- Açık öğretim ön lisans ve lisans tamamlama gibi uzaktan eğitimler kaldırılmalıdır. Aksi takdirde sadece kısmi başarıyı değerlendiren ve yıllarca değiştirilmeden sorulan test sorularını cevaplandırarak diploma sahibi olan ve hiçbir insani ve ahlaki değerle donanmamış ama diplomaları olan kişileri halkın önüne din bilgini, din uzmanı olarak koymuş oluruz ki bunun olumsuz sonuçları şu anda görülmektedir. Bildiğim birçok olumsuz örnek olayları anlatmaya gerek görmüyorum.

5- Her dersin akreditasyonu olmalıdır. Akreditasyonu da ölçecek şirketler değil, alanında kendini ispatlamış farklı fakültelerden nitelikli uzmanlar olmalı. Bunlar da hatır ve gönüle dayalı iş yapmamalıdır. Fakültelerin Web sayfalarında yer alan bilgilerin çoğu gerçeği ifade etmekten uzaktır. Sadece dostlar alışverişte görsün kabilindendir. Bunları gerçekleştirme düzeyleri, otuz üç yıldır hizmet yapmaktayım hiçbir zaman sorgulanmadı.

6- Her şeyden önce eleştirel düşünce, düşünce metodolojisi, bilgi ve düşünce üretimi, muhakeme, mantıksal kurgulama gibi kabiliyetleri öğrenciye kazandıracak bir ders mutlaka okutulmalı, (Aristo mantığıyla bu iş olmaz).

7- Tefsir dersleri gördüğüm kadarıyla iki türlü okutulmaktadır:

a- Bazı hocalarımız Arapça metin çözümlemesi yapmakta, konuyu güncelleştirmeden, Kur’an ayetlerini hayatla buluşturmadan kadim eserlerde olan bilgileri kritize etmeden mutlak doğru olarak vermektedir.

b- Bazı hocalarımız da kapsamlı bir “Kur’an tasavvuru” oluşturma, metnin güncel hayatla irtibatını kurma ve Kur’an penceresinden yaşanan hayatı anlama ve yorumlama gibi hususlarla verme çabasındadır. Fakat bu nitelikteki hocalarımızın ve bunun gerçekliğine inananların gözlem ve tecrübelerim sonucunda az olduğuna inanmaktayım.

8- Tefsirlerdeki İsrailiyat ve mevzu yani uydurma rivayetlere ciddi anlamda dikkat çekilerek öğrencilerde bir bilinç uyandırılmalıdır.

9- Öğrenciler, bir tefsir veya meal okumadan mezun olmaktadırlar. Oysa ilahiyat eğitimi alan bir öğrencinin eğitim aldığı dilde asgari seviyede böyle bir okuma yapması zorunlu olmalıdır.

10- Kur’an (Kur’an Okuma ve tecvid), Tefsir, Meal, Kur’an’ın Ana Konuları, Tefsir Usulü, Tefsir Tarihi, Kur’an’ın Belagati ve İcazı, Kur’an Çeviri Yöntemleri, Kur’an ve Siyer İlişkisi gibi derslerde daha ziyade bir Kur’an şuuru vermeye yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Kul ve kamu hakkı, adalet, doğruluk, merhamet, samimiyet, muamele dürüstlüğü, güzel ahlak, nezaket, iffet ve edeb, insani muamele, tebliğ metodları, düşünme ve kritize etme gibi temel insani ve İslami değerler hedeflenmeden Kur’an’ın tümünü ezberletseniz bile hiçbir derdimize çare olmayacaktır.

11- Her şeyden önce eğitimcilerin kendi alanlarında öncelikle çok iyi eğitilmesi gerekir. Bu yapılırsa problemlerin bir kısmı kendiliğinden çözülür.

12- Kur’an’ı temel referans kaynağı alarak ülkemiz, İslam alemi ve insanlığın sorunlarını dert edinecek bir bakış açısını öğrencilerimize kazandırmanın sorumluluğuyla hareket etmeli ve ders konularını bu hedefi gözeterek işlemenin daha yararlı olacağına inanmaktayım.


Prof. Dr. Murat SÜLÜN

Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı

Tefsir dersleri arasında; Kuran vahiylerini vahyedilişinden kitaplaştırılmasına, kıraatlerinden 7 harfine varıncaya dek ele alan Kuran Tarihi dersinin olmaması sıkıntılı bir durum. Oryantalistlerin İslamiyet’e taan ettiği en temel alan bu sayılır ve İlahiyat öğrencisi maalesef bu alanda çok zayıf. İşi imanla götürüyoruz.

İkinci olarak; Kuran etrafındaki şüphelerin ve ‘ayetler arası tezatlar’ olarak görülebilen çetrefil hususların; İnternet sitelerindeki Kuran aleyhtarı JudeoHristiyanî ve Ateist saldırıların tahlil edilip yanıtlandığı bir Müşkilü’l-Kur’an dersi mutlaka olmalı; ama bu konu salt Tefsiri ilgilendirmediği için, Kelamî bir yaklaşımla da desteklenmeli.

Yine, daha evvel lisansta işlediğimiz Kuran Tercüme Teknikleri ve Kuran Semantiği derslerinin müfredattan kaldırılması isabetli olmadı.

İlkinde mealler hakkında genel bilgiler veriliyor; Kuran tercemelerindeki hatalar analiz ediliyordu; teorik Tefsir derslerinin iyi içselleştirilip içselleştirilmediği bu tür pratik derslerde ortaya çıkıyor/du. Kuran Semantiği ve Hermenötiği dersi şu açıdan önemli: bu ders kutsal metinlerin dindarane değil, alimane (imanî değil bilimsel) anlaşılıp yorumlanmasının yollarını göstermektedir; herhangi bir anlama objesi nasıl anlaşılır, nasıl açıklanır, nasıl yorumlanır? Bu ders, Kuran’a tefsir diye yakıştırılan birtakım açıklamaları elbette zora sokabilir / boşa çıkarabilir; ama Kuran’la ve kutsal kitaplarla sınırlı olmayan bu farklı Hermenötik yaklaşımlardan öğrenci yine de haberdar edilmelidir. Çünkü anlama ve açıklama (Tefsir) ilmi Kuran ile sınırlı olmayıp muazzam evrensel bir disiplindir.

Son olarak; 41 Temsil ile Kuran Gerçeği türü “zor konuları basitleştiren” çalışmalar terviç edilmeli.


Doç. Dr. Muhammet ABAY

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı

İlahiyat fakültelerindeki tefsir eğitiminin durumunu anlamak için öncelikle bu fakültelerin genel yapısına bakmak ve tefsir eğitimini bu yapı içinde konumlandırmak gerekir. Çünkü ilahiyat fakültelerindeki tefsir eğitimini, bu fakültelerin üstlendiği görev, öğrenci kabul sistemi, müfredat yapısı, doldurmaya çalıştığı boşluk, Türkiye’nin genel eğitim sistemi gibi unsurlardan bağımsız olarak değerlendirmek sağlıklı netice vermeyecektir.

İlahiyat fakülteleri öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olarak din hizmetlerini yürütecek olan imam, müezzin, vaiz, müfti gibi görev yapacak görevliler yetiştirmektedir. İkinci olarak orta ve lise düzeyindeki okullarda din dersleri ile imam hatip liselerindeki meslek derslerini verecek öğretmenler de bu fakülte mezunlarından temin edilmektedir. Bu fakülte mezunlarının daha sınırlı istihdam alanı ise üniversite sisteminde görev alacak akademisyenlerin yetişmesidir. Genel olarak akademisyen olmak için üniversite mezunu olmak yeterli olmakla birlikte ilahiyat fakültesi öğretici kadroları ekseriyetle yine kendilerinden mezun olanlardan oluşmaktadır. Sonuç olarak ilahiyat fakültelerinin görev alanını Diyanet, Milli Eğitim ve Üniversite sistemlerinde görev alacak yetişmiş insan ihtiyacını karşılamak şeklinde formüle etmek mümkündür. Dolayısıyla ilahiyat fakültelerinin müfredatı, bu kurumlarda istihdam edilecek personelin yeterlilikleri göz önüne alınmak suretiyle şekillendirilmiştir. Bu kurumlardan herhangi biri İslam ilimlerinin çatısını oluşturan Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, Tasavvuf, İslam Tarihi gibi ana disiplinlerden herhangi birinde ihtisas görmüş elemandan ziyade bunların her birinde asgari seviyede bilgi sahibi elemanlara ihtiyaç duymaktadır. Dolayısıyla ilahiyat fakültelerinin müfredatı da bu yeterliği sağlayacak şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca müfredatın içerisinde pedagojik formasyon ve kanunlarla koyulan bazı derslerin bulunduğu da göz önüne alınmalıdır.

İlahiyat fakültelerinin mevcut müfredatlarında Temel İslam Bilimlerinin oranı yaklaşık %61, Felsefe ve Din Bilimlerinin oranı yaklaşık %24, İslam Tarihi ve Sanatlarının oranı da yaklaşık %15’tir. Öğrenciler müfredatta yer alan bütün dersleri tamamlamak zorundadırlar. Bu durum öğrencilerin belli bir alanda derinleşmelerine engel olmakta ise de seçmeli dersler ile bu olumsuzluk bir dereceye kadar giderilebilmektedir.

Tefsir derslerinin ağırlığı açısından bakıldığında dört yıllık öğrenim hayatı boyunca ilahiyat fakültesi öğrencisi haftalık ders yüklerinin toplamı olarak 160-170 saat civarında ders görmektedir. Bu yükün 16 saatlik kısmı Kur’an-ı Kerim derslerine, 12 saatlik kısmı tefsir derslerine, 12 saatlik kısmı hadis derslerine, 12 saatlik kısmı kelam derslerine, 14 saatlik kısmı fıkıh derslerine ayrılmıştır. Bunlar zorunlu ders yükleri olup seçmeli dersler ile öğrenci bu alanlardan herhangi birisinin ağırlığını toplam 20-22 saate kadar çıkarabilmektedir. Dört yıl boyunca bir öğrenci toplam 2240-2380 saat ders görmektedir ve bunun en az 196, en çok da 308 saati tefsir derslerine ayrılmıştır.

Tefsir dersleri öncelikle altyapı bilgileri niteliğindeki tefsir usulü ve tefsir tarihi bilgileri verilerek başlar. Bu derslerde Kur’an tarihi, Kur’an ilimleri ve tarih boyunca ortaya çıkan tefsir anlayışları örnekleriyle anlatılır. Daha sonra tefsir uygulamaları niteliğindeki metin okumalarına ve âyetlerin tefsir edilmesine geçilir. Bu derslerde de maksat öğrencilerin temel tefsir metinlerine aşinalık kazanması, temel tefsir kaynaklarının kullanılması ve güncel bazı meselelere Kur’an tarafından nasıl bir çözüm getirildiğinin öğretilmesidir. Seçmeli derslerle de tefsir ilminin çeşitli yönleri yanında klasik ve modern metin okumaları yapılarak öğrencilerin tefsir alanındaki yetkinliklerinin artırılması hedeflenir.

Şüphesiz ilahiyat fakültelerinde bu sistem sorunsuz işlememektedir. Bu fakülteler eğitim öğretimi aksatacak çok sayıda problemle karşı karşıyadır. Ancak bunların başta gelenlerinden bir tanesi Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, Arap dili gibi temel İslam ilimlerinin derinlikli olarak öğretilebilmesine de engel olan durumdur. Şöyle ki ilahiyat fakültelerine gelen öğrenciler arasında olağan üstü derecede bilgi farklılığı bulunmaktadır. Bu fakültelere hiçbir dinî bilgisi olmayan, Kur’an-ı Kerim okumayı bilmeyen, daha önce Arapça ile tanışmamış öğrenciler gelebildiği gibi bu konuda çok ileri durumda bulunan öğrenciler de gelebilmektedir. Bunların tamamı aynı sistem içerisinde eğitim almak durumundadırlar. Dolayısıyla mevcut sistem bu altyapı yetersizliğini ortadan kaldırmak ile donanımlı öğrenciyi daha üst seviyeye taşımak arasında sıkışmaktadır. Ayrıca ilahiyat fakültelerinin kalabalık öğrenci kontenjanları öğretim elemanlarının ders yüklerini artırmakta ve performanslarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum metin okuma ve okutmaya dayalı derslerin verimini büyük oranda düşürmektedir. Bir başka problem de şudur: Hangi düşünceye mensup olursa olsun, ilahiyat fakülteleri siyasal erkin öncelikli müdahale alanını oluşturmaktadır. Bu da bu fakülteleri sürekli sistem değişikliğine zorlamakta, idari yükleri artırarak idarecilerin kaliteyi geliştirmeye odaklanmalarını engellemekte, onları daha ziyade mevcut çarkı döndürebilmenin derdine düşürmektedir.


Doç. Dr. Mustafa KARAGÖZ

Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı

İlahiyat Fakültelerinde tefsir eğitimiyle ilgili değerlendirme yapmadan önce, müfredatta yer alan dersler hakkında bilgi vermek uygun olacaktır. 2008 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde düzenlenen İlahiyat Fakülteleri Tefsir Anabilim Dalı V. Koordinasyon Toplantısında, İlahiyat Fakültelerindeki tefsir dersleri konusunda belli bir standart yakalayabilmek ve aynı zamanda “Bologna” kriterlerine uygunluk sağlamak amacıyla “Tefsir Dersleri Genel Yeterlilik Ölçütlerini Belirleme Komisyonu” kurulmuştur. Bu komisyon, genişletilmiş şekliyle 1-4 Şubat 2009 tarihleri arasında İstanbul’da toplanarak “yeterlik” kriterlerini ve ders adlarını belirlemiş, ancak bu süre içinde ders içeriklerinin tespitini tamamlayamamıştır. Bu nedenle de ders içeriklerinin belirlenmesini kendi arasından seçtiği bir komisyona havale etmiştir. Söz konusu komisyon, 30 Nisan-02 Mayıs 2009 tarihleri arasında Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin deruhte ettiği bir organizasyon ile Prof. Dr. Celal Kırca’nın başkanlığında Kayseri’de toplanarak ders içeriklerinin tespiti işlemini tamamlamış ve sonuçlar Haziran 2009’da Erzurum’da düzenlenen Tefsir Anabilim Dalı VI. Koordinasyon Toplantısında katılımcılarla paylaşılmıştır. Buna göre;

– Lisans düzeyinde daha yüzeysel ve daha genel kriterlerin tespit edilmesine; söz konusu kriterlerin, öğrencilere tefsirle ilgili kavram ve terimleri, müfessirleri ve tefsir yaklaşımlarını ana hatlarıyla tanıma, okuyup anlama ve mukayese edebilme becerisi kazanmalarına yönelik olmasına,

– Yüksek Lisans seviyesindeki kriterler belirlenirken yüzeysellikten ve genellikten ziyade, derinliği hedefleyen bir bilgi elde etmeye; elde edilen bilgileri tahlil edebilme, mukayese ve eleştiri yapabilme becerisi kazanmalarına yönelik olmasına,

– Doktora seviyesindeki kriterler belirlenirken Yüksek Lisans seviyesinin de üstünde ve ileri seviyede tefsir problemlerine vâkıf olmaya, problem çözebilmeye, Kur’an’ı doğrudan anlamaya ve bilgi üretebilme becerisi kazanmalarına yönelik olmasına azami ölçüde özen gösterilmiştir.

Yukarıda sıralanan ilkeler çerçevesinde, lisans düzeyinde tefsirle ilgili derslerin dağılımının şu şekilde olması yönünde tavsiye kararı alınmıştır:

  1. Kur’an’ın Ana Konuları
  2. Tefsir Tarihi
  3. Tefsir Usulü
  4. Tefsir Metinleri
  5. Kur’an Meali
  6. Kur’an’a Yeni Yaklaşımlar
  7. Kur’an Semantiği (Seçmeli)

Bununla birlikte, alınan bu kararın bir tavsiye niteliğinde olması ve muhtemel başka nedenlerden dolayı, İlahiyat fakültelerindeki tefsir derslerinin yukarıda aktarılan listeyle tam anlamıyla örtüşmediğini söylemek gerekir. Görevli olduğum Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde ise son yıllarda lisans düzeyinde tefsirle ilgili olarak şu dersler okutulmaktadır:

Zorunlu Dersler

  1. Tefsir Usulü (1. sınıf güz yarıyılı)
  2. Tefsir Tarihi (1. sınıf bahar yarıyılı)
  3. Tefsir I (2. sınıf güz yarıyılı)
  4. Tefsir II (2. sınıf bahar yarıyılı)
  5. Tefsir III (3. sınıf güz yarıyılı)
  6. Tefsir IV (3. sınıf bahar yarıyılı)

Seçmeli Dersler

  1. Kur’an’da Ana Konular (3. sınıf güz yarıyılı)
  2. Tefsir Ekolleri (3. sınıf güz yarıyılı)
  3. Kur’an’a Çağdaş Yaklaşımlar (3. sınıf bahar yarıyılı)
  4. Kur’an Tercümesi Teknikleri (3. sınıf bahar yarıyılı)
  5. Günümüz Tefsir Problemleri (4. sınıf güz yarıyılı)
  6. Klasik Tefsir Metinleri (4. sınıf güz yarıyılı)
  7. Çağdaş Tefsir Metinleri (4. sınıf bahar yarıyılı)
  8. Konulu Tefsir (4. sınıf bahar yarıyılı)

Derslerde takip edilen kaynaklar konusunda fakülteler arasında tam anlamıyla bir standart bulunduğunu söylemek zordur. Öğretim üyelerinin öncelikleri ve mevcut kaynaklar arasındaki farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda bu durum bir dereceye kadar makul karşılanabilir. Bununla birlikte en azından müfredat vb. konularda ortak noktaların artırılması faydalı olacaktır. Tefsir ilminin en temel kavramları arasında yer alan tefsir, tevil, vücûh-nezair vb. konularda bile ortak bir noktada buluşulmaması, tefsir eğitimiyle ilgili karşılaşılan önemli sorunlardandır. Ayrıca “tefsir”in bir süreç mi yoksa bir sonuç mu olduğuna dair öngörümüze bağlı olarak “tefsir dersinde tefsir mi yapılacağı” yoksa “tefsir dersinde bir tefsir kitabı/metni mi takip edileceği” konusundaki yaklaşım ve tutumumuz değişebilmektedir. Elbette herkes her konuda aynı şekilde düşünmeyebilir, ancak, mesele bir ilmin temel terimleri olunca asgari anlamda da olsa birleşebileceğimiz hususlar bulunmalıdır. Her hocamızın dersi işlerken kendi birikimini yansıtması gayet doğal olduğu gibi, üniversite eğitimi açısından da beklenen bir şeydir. Ancak, herhangi bir fakültede bir dönemde aynı dersi farklı şubelerde işleyen hocalarımızın ortak noktalarda buluşmaları öğrenciler açısından daha faydalıdır. Aksi halde bu tür farklılıkların, Türkiye genelinde yapılan ortak sınavlar esnasında öğrencilerimizin bazı zorluklar yaşamasına yol açtığı da bir gerçektir. Dolayısıyla bu tür sorunların giderilmesine yönelik bir gayret içerisinde olunması gerekir.

Bu çerçevede İlahiyat Fakültelerindeki Tefsir Eğitimiyle ilgili olarak, daha ziyade, görevli olduğum Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kapsamında bir değerlendirme yapmanın uygun olacağını düşünüyorum.

Bundan yaklaşık 10-15 sene öncesine kadar, “Tefsir Usulü” ve “Tefsir Tarihi” derslerinde genelde Prof. Dr. İsmail Cerrahoğlu Hocamızın eserleri okutulmaktaydı. Ancak bu eserlerin dilinin günümüz öğrencileri bakımından biraz ağır olması ve yazıldığı tarih itibariyle son dönemlerdeki kimi meseleleri ihtiva etmemesi gibi nedenlerle son yıllarda derslerde temel kaynak olarak daha ziyade Prof. Dr. Muhsin Demirci’nin Tefsir Usulü ve Tefsir Tarihi eserleri takip edilmiştir. “Tefsir Usulü” ve “Tefsir Tarihi” derslerinde genelde bu iki kaynak takip edilmekle birlikte, ders sorumlusu öğretim üyelerine ve dönemlere göre farklılıklar da olabilmektedir. Bu çerçevede kendi hazırladıkları ya da oluşturdukları kitap ya da ders notları üzerinden ders işleyen veya bunları ek kaynak olarak kullanan hocalarımız da bulunmaktadır. Yine, ders saatlerinin müsait olmayışı ve öğrencilere ağır gelmesi gibi nedenlerle her zaman uygulamak mümkün olmasa da tefsir usulüne ya da tefsir tarihine ilişkin metinlerle derslerin takviye edilmesine gayret edilmektedir.

Son yıllarda tefsir alanında çalışan akademisyenler tarafından hem müşterek hem de bireysel anlamda başta Tefsir Usulü ve Tefsir Tarihiyle ilgili olmak üzere, çeşitli eserlerin telif edildiğini ve bu eserlerin farklı fakültelerde ilgili dersler kapsamında takip edildiğini belirtmek gerekir. Yine Tefsir Anabilim Dalı Koordinasyon Toplantıları neticesinde “Tefsir Usulü”, “Tefsir Tarihi” ve “Tefsir” derslerine yönelik yeni kitaplar hazırlanmasının uygun olacağı düşünülmüş ve bu amaçla çalışmalar yapılmıştır. Bu çerçevede Eylül 2019 itibariyle Tefsir Tarihi (Prof. Dr. İsmail Çalışkan), Tefsir 1 (Prof. Dr. Zülfikar Durmuş) ve Tefsir 2 (Prof. Dr. Talip Özdeş ve Prof. Dr. Musa Bilgiz) adlı kitaplar yayımlanmıştır. Prof. Dr. Zekeriyya Pak tarafından hazırlanan Tefsir Usûlü kitabı ise bildiğimiz kadarıyla yayın aşamasındadır.

Fakültemizde ikinci ve üçüncü sınıflarda yer alan Tefsir I, Tefsir II, Tefsir III ve Tefsir IV derslerinde genelde Celaleyn Tefsiri temel kaynak olarak belirlenmektedir. Ancak derste tefsirin tamamını okuma imkânı bulunmadığı için bu konuda öğrencilerimize Prof. Dr. İbrahim Görener’in hazırlamış olduğu ve Celaleyn Tefsiri’nin okunduğu ses kayıtlarından dinlemek suretiyle ders dışında hazırlık yapmaları tavsiye edilmektedir. Her bir dönem çerçevesinde müfredatta yer alan kısımların tefsiri ise ders esnasında yapılmaktadır. Bu dersler kapsamında öğrencilerin Kur’an bilgisi ve kültürünü artırmak amacıyla fakültemiz tefsir ana bilim dalında her döneme 150 sayfa denk gelecek şekilde dört dönem sonunda Kur’an’ın tamamının manasından sorumlu tutulmaları yönünde prensip kararı alınmış olup aksaklıklar olmakla birlikte uygulanmasına çalışılmaktadır. Ayrıca bazı hocalarımız tarafından derslerde kaynak olarak Sâbûnî’nin et-Tefsîru’l-Vâdıh el-Müyesser adlı eseri takip edilmektedir.

Üçüncü ve dördüncü sınıf programında yer alan seçmeli derslerde ise kaynak seçimi, ders sorumlusu hocaya göre farklılık arz etmektedir. Ayrıca seçmeli derslerin açılıp açılmama durumu öğrenci yoğunluğuna ve taleplere göre değişebilmektedir.

Son olarak tefsir eğitiminin niteliği ve ulaşılması amaçlanan hedefin gerçekleşip gerçekleşmemesi konusunda birkaç şey söylemek istiyorum. Yine Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi özelinde konuşmak gerekirse tefsir alanında öğrencilerde belli bir tasavvur ve meleke oluştuğunu söylemek mümkünse de tam anlamıyla amaçların gerçekleştiğini söylemenin zor olduğunu düşünüyorum. Bunun, sınıf mevcutlarının sayıca fazla oluşu, öğrencilerin sınav odaklı çalışmaları ve alt yapı olarak tam anlamıyla hazır olmamaları, sınavların daha ziyade test şeklinde olması ve öğrencileri istenen seviyede motive edememek gibi birçok nedeninden söz etmek mümkündür.

* Görüş ve değerlendirmeleriyle katkıda bulunan Prof. Dr. İbrahim Görener ve Prof. Dr. Erdoğan Pazarbaşı Hocalarıma teşekkür ederim.


Doç. Dr. Aydın TEMİZER

Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı

Ülkemiz İlahiyat Fakültelerinde Tefsir Dersi öğretimi hakkında genel bir kanaati ortaya koyması bakımından konu şu kategorilerde ele alınabilir:

Mahiyet

Uygulama açısından fakülteden fakülteye farklılık göstermekle birlikte, hemen hemen bütün fakültelerin lisans müfredatında yer alan dersler; Tefsir Usûl ve Tarihi, Tefsir 1 ve Tefsir 2, Kur’ân’ın Ana Konuları, Tefsir Metinleri, Günümüz Tefsir Problemleri ve Kur’ân’a Çağdaş Yaklaşımlar adı altında verilen derslerden oluşmaktadır. Bu derslerden Tefsir Usûl ve Tarihi ile Tefsir 1, 2 dersleri zorunlu, diğerleri seçmeli derslerdir. Tefsir Usûlü birinci sınıfın ilk yarısında haftada 2 saat, Tefsir Tarihi aynı sınıfın ikinci yarısında yine haftada 2 saat olarak okutulmaktadır. İkinci sınıfın her iki öğretim döneminde ise Tefsir 1 ve Tefsir 2 dersleri haftalık 4 saat şeklinde işlenmektedir. Bazı fakültelerde Tefsir dersleri ikinci sınıftan itibaren üçüncü sınıfa da yayılarak Tefsir 1, 2, 3 ve 4 dersi adları altında okutulmaktadır. Ancak bu uygulamada ders saat sayısı haftalık 2’dir. Diğer yandan haftalık 3 saat olan seçmeli dersler üçüncü ve dördüncü sınıflarda sunulmaktadır.

Muhteva

Tefsir derslerinde içerik bütün fakültelerde hiç şüphesiz ki Kur’ân’ın anlaşılması ve yorumlanmasıdır. Ancak bu içerik, Kur’ân’ın hangi âyetlerinin işlendiği noktasında kuşkusuz farklılık göstermektedir. Zira fakültelerdeki tefsir derslerinde Kur’ân’ın tamamının tefsiri maalesef işlenememektedir. Bu da ders saat sayısının yeterli miktarda olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu durumun farkında olan hocalarımız, öğrencilere hem genel bir tefsir mantalitesi vermek, hem de belli başlı konuları içeren âyetleri uygulamalı olarak tefsir etmek suretiyle tefsir öğretim sürecini en verimli ölçüde değerlendirmeyi hedeflemektedirler. O nedenledir ki, öncelikle 1. sınıfta tefsir usûlü ve tarihi öğrenciye aktarılmakta; 2. sınıfta bu bilgiler ışığında uygulama tefsirler yapılmaktadır. Yapılan derslerin yaklaşık %30’luk kısmı Kur’ân dili olan Arapça üzerinden icra edilmektedir. 3. ve 4. sınıflarda sunulan seçmeli derslerde konular daha spesifik boyutta ele alınmaktadır. Örneğin, tefsir problemleri dersinde, Kur’ân âyetlerinin yorumlanmasında geçmişten günümüze karşılaşılan sorunlar ve çözümleri ele alınmakta, bu doğrultuda ortaya sürülen görüşler analiz edilmektedir.

Problemler

Yukarıda mahiyet ve muhtevası dile getirilen derslerin anadilimiz Türkçe ile mi, yoksa din dili Arapçayla mı işleneceği hususunda uzun bir süre tartışma ve münazaralar yapılmıştır. Neticede anadilde öğretimin daha uygun olacağı görüşü ağır basmıştır. Ayrıca bazı fakülteler tarafından sunulan Arapça ilahiyat öğretiminin bir süredir mevcut oluşunun din dili Arapça öğretim tercihini/talebini karşılayacağı da söz konusu münazaralarda dile getirilmiştir.

İster Türkçe İlahiyat isterse Arapça İlahiyat programı olsun tefsir derslerinin işlenişinde karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi kuşkusuz ki dil problemidir. Bunun temel nedeni âcizane kanaatimce Arapçanın, tarihi süreci uzun zamana yayılan (ondört asır) bir din kültürünün dili oluşunda yatmaktadır. Bu kadar uzun yaşantısı bulunan bir kültürün temel kaynağı (Kur’ân-ı Kerim) çevresinde teşekkül eden literatür de haliyle muazzam büyüklükte olacaktır. Tefsir literatüründen bahsediyoruz tabi ki. Oldukça büyük bu literatürdeki dil de doğal olarak bundan nasibini almıştır. Şu soru akla gelebilir: Dil bir tane iken nasıl oluyor da çok büyük ve zor oluyor? Bunun cevabı, yukarda belirttiğimiz gibi İslam kültürünün büyüklüğünde ve Kur’ân’ın Arapça dilini harikulâde bir üslûbla kullanmasında aranabilir. Buradan hareketle çözüm önerisi olarak şu ifade edilebilir: Genelde ilahiyat, özelde tefsir öğretiminde öğrencinin ihtiyaç duyacağı Arapça daha spesifik biçimde sunulmalıdır.


Dr. Öğr. Üyesi Celalettin DİVLEKÇİ

Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı

Tefsir dersinin amacı öncelikle öğrencide doğru bir Kur’an tasavvuru oluşturmak olmalıdır. Bunu, Kur’an sevgisi ve ilgisi takip etmelidir. Öğrenci, bu dersi almakla hayatın akışı içerisinde kendisine rehberlik edecek bir kaynağın varlığından haberdar olmalıdır. Bu rehberlik günümüzde olduğu şekliyle retorik düzeyde kalan bir rehberlik olmamalıdır.

Tefsir dersi, bilgi aktarımı ve sınıf geçmeden ibaret görülür ve gösterilirse, eğitimin temel amacı olan istenilen istikamette ferdin davranışlarında değişim sağlamanın hâsıl olmayacağı kanaatindeyiz. O yüzden öğrenciye öncelikli olarak Kur’an nedir? Nasıl bir kitaptır? Bize neler vaat etmektedir? Yokluğunun bireysel ve toplumsal olarak maliyeti nedir? Bunlar üzerinde durulmalı ve onun anlayabileceği şekilde tartışılmalıdır.

Öğretmen derste ya da ders dışında tartışmalı konulara girmekten kaçınmalıdır. Tefsir için seçilen sureler çoğu zaman “namazda okunuyor, hiç olmazsa ne anlama geldiğini bilsinler düşüncesinden hareketle” kısa surelerden seçilmektedir. Kanaatimizce bu pedagojik açıdan doğru değildir. Zira kısa sureler Mekke döneminde nazil olmuş sureler olduğundan ve belagat yönü öne çıktığından dolayı öğrencinin seviyesine uygun değildir. Surenin bu yönü işlenirken eksik bırakıldığında yahut gereğinden fazla uzatıldığında ise öğrencide sureyi yeterince anlamlandıramama problemi oluşmaktadır. Bu sebeple, Yusuf ve Lokman sureleri gibi daha çok peygamber kıssalarını öne çıkaran sureler tercih edilmelidir. Böylelikle öğrenci Kur’an’ın dışarıda, hayatın akışı içerisinde kendisine söyleyecek sözü olan bir kitap olduğunu görmelidir.

Dersler ne bütünüyle Arapça bir metinden ne de tamamen Türkçe olarak işlenmelidir. Daha doğrusu tefsir dersinden maksat eskilerin tabiriyle “ibare çözmek” olarak görülmemelidir. Ders özü itibariyle Türkçe işlenmeli, araya seçme Arapça metinler koyulmalıdır. Seçilen metinler kolay, içeriği zengin ve öğrencinin Arapça şevkini artırıcı mahiyette olmalıdır. Dersin sonunda dersle ilgili sorular ve araştırma konuları da yer almalıdır.

İleri okumalar için öğretmen, öğrenciyi tefsirde gelenek-modernite çatışması içine sokabilecek popüler çalışmaları, ekran hocalarının video ve derslerini tavsiye etmekten kaçınmalıdır. Şimdilik Arapça tefsir olarak, bir komisyon tarafından hazırlanan et-Tefsiru’l-Menhecî ile Muhammed Seyyid e-Tanâvî’nin et-Tefsîru’l-Vasît’i, Türkçe kaynak olarak da Diyanet İşleri Başkanlığının Kur’an Yolu Tefsiri bu boşluğu doldurmak için uygun gözükmektedir.


Arş. Gör. Muhammed Eşref AYTAÇ

Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı

Konuyla ilgili aslında söylenilecek çok fazla şey var. Ancak ben kanaatimce en önemli gördüğüm hususu zikredeyim. Hazırlık programlarımızdaki Arapça eğitimi genelde güncel dili anlamayı ve konuşmayı hedeflemekte. Bu yüzden klasik eserleri okuma hususunda öğrencilerden beklenilen verimi almak mümkün değil. Dolayısıyla bu problem sadece Tefsir alanına has olmayıp bütün temel İslam bilimleri için geçerli. Bu ilimlerin usûl ve tarihine dair yapılan derslerdeki başarı oranı, ilgili ilimlerin temel metinlerini okumadaki başarı oranına göre çok daha yüksek. Derse ilgisi olan öğrencilerin bile meseleleri asli kaynaklardan araştırabilecek istidatları yok. Özetle öğrenciler Tefsir derslerinde anlatılanı çok teknik konular haricinde anlıyorlar. Ancak genel olarak kendileri Tefsir ilmiyle alakalı bir metni veya tefsir metnini kendi başlarına çözümleyecekleri bir eğitim veremiyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir