Fıkhu’l-Luğa’dan -2-

* E. Karataş


  • İçinde içecek olan bardak çanağa كأسٌ, içecek olmayana  زُجَاجة denir.
  • Üzerinde yemek olan masaya  مائدةٌ, yemek olmayana خِوَان denir.
  • Sapı olan küçük testi ve maşrapaya  كُوزٌ, sapı olmayana كُوب denir.
  • Yontulmuş, tıraşlanmış yazı aletine  قلَمٌ, böyle olmayana أُنْبُوبَة (kamış, boru) denir.
  • Taşlı yüzüğe خاتَمٌ, taşsız olana فَتْخَةٌ denir.
  • Yünü olan deriye فَرْوٌ (kürk, post), yünsüz olana جِلْد denir.
  • İki eni olan çarşaf, örtü ve cara مُلاءَة, tek eni, parçası olana رَيْطَةٌ denir.
  • Üzerinde kameriye, kubbe olan koltuk, sofa ve divana أَرِيكة, kameriyesiz olana سَرِير denir.
  • Koku (misk) taşıyan kervana لَطِيمة, koku bulunmayana عِير denir.
  • Ucunda temren bulunan mızrağa رُمْح, bulunmayana  قناة denir.
  • Çıkışı, gediği olan geçide نَفَقٌ (tünel), olmayana سَرَبٌ (dehliz) denir.
  • Renkli yüne عِهْن, renksiz olana صُوفٌ denir.
  • Baharatla terbiye edilmiş kuru ete لحم قديدٌ (pastırma), baharatsız kurutulana طَبِيخٌ (pişmiş) denir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir