Fıkhu’l-luga İlmi

Kitap ve sünneti anlamak için birincil şartı teşkil eden Arapçayı bilmek/anlamak da kitap ve sünneti anlamak gibi farzı kifayedir. Zira vacibin kendisiyle tamam olduğu unsur da vaciptir. Arapçayı layıkıyla anlamak ise birçok unsurun akabinde gerçekleşir. Bu yazımızda bu unsurların her birine değinmek yerine bunlar arasında özellikle Türkiye’de hakkı verilmeyen bir unsura değinmekle yetineceğiz. Literatürde Fıkhu’l-luga namıyla yerini edinmiş bu ilim, dilin künhünü anlamak gayesine matuf her konuyu içermektedir. İbn Fâris’in es-Sâhibî fî fıkhı’l-luga isimli eseri ve Ebû Mensûr es-Seâlibî’nin Fıkhu’l-luga ve sirru’l-arabiyye isimli eserini bir kenara bıraktığımızda 20. asra kadar bu isimle kaleme alınan başka bir eser yoktur. Mezkûr eserler de fıkhu’l-luga’nın tüm konularını hâvî eserler değildir. Gerçi aşağıda başlığı altında zikredileceği üzere dilciler bu ilmin doğuşundan günümüze kadar fıkhu’l-luga konularını kısmen ihtiva eden eserler telif etmişlerdir.

Fıkhu’l-luga’nın Konularına Genel Bir Bakış

Fıkhu’l-luga’nın konularını içerdiği alt başlıklarıyla birlikte şöyle sıralamak mümkündür:

1- Dilin kökeni ve bu konudaki ihtilaflar

Fıkhu’l-luga kitapları bu hususta başlıca dört görüşten bahseder. Görüş sahiplerine, delillerine ve deliller arası tercihe değinmeden bu görüşleri sırasıyla 1- Dilin Allah (c.c.) tarafından ilham yoluyla meydana geldiği görüşü, 2- İnsanlar tarafından her bir mana için lafız vazedildiği görüşü, 3- Dilin hayvanların ve doğanın seslerini taklit yoluyla başladığı görüşü, 4- Dilin insan tabiatının bir gereği oluşu görüşüdür. Tüm bu görüşler, aralarındaki münakaşalar, deliller ve tercihler bu bap altında incelenmektedir.

2- Arap dilinin nereden geldiği, özellikleri, esrarı ve güzellikleri

Dil grupları/aileleri, a) kelimeleri, kök kelimelerden doğan ve türeyen diller, b) yeni manalar için ek kelimelerin kullanıldığı diller c) her bir mananın birbirinden bağımsız kelimeleri olduğu diller şeklindeki dillerin yapısı bu bap altında incelenmektedir. Ayrıca Sâmi ve Hâmî diller, bu dil ailelerinin vatanları, bunlara mensup alt dil sınıfları, bu alt sınıfların ortak özellikleri ve birbirlerinden ayrıldığı yönler, Arapçanın diğer dillere karşı fazileti ve diğer dillerin efendisi oluşu, İslâm’ın Arap diline katkısı gibi konular da bu bap altında incelenmektedir.

3- Arapça lehçeler ve aralarındaki farklar

Lehçelerin kısımları, lehçeler arası ilişki, lehçeleri birbirinden ayıran özellikler, lehçeleri doğuran sebepler, lehçe isimleri, Kureyş lehçesinin diğer lehçelerin efendisi oluşu ve lehçelerle alakalı birçok konu bu bap altında incelenmektedir.

4- İlmu’l-asvât (Fonetik, sesbilim)

Harflerin özellikleri, harflerin çıkış yerleri (mahreç), harflerin nevileri (mehmus, mechûr, rahuvv, şedîd, istila, istifâl, itbâk, infitâh, tefhîm, terkîk, tekrîr, istitâle, gunne, zelâka, safîr, kalkale ve med harfleri gibi), harfi kusurlu çıkarmak ve bu kusur sahiplerine verilen isimler, lafızların manayla uyumu (örnek: merhamet kelimelerinde rikkatin, gazap kelimelerinde de şiddetin bulunması) gibi konular bu baplar altında incelenmektedir.

5- Kelime kalıpları (Sarf)

6- Cümle ve terkip şekilleri (Nahiv)

Müstakil sarf ve nahiv kitaplarında olduğu kadar olmasa da önemli bir takım sarf ve nahiv konuları da bu baplar altında incelenmektedir.

7- Lafız mana ilişkisi (Delalet şekilleri)

Muarrab (Arapçalaşmış) kelimeler, bu kelimelerin Kur’ân’da bulunup bulunmadığıyla ilgili görüş farklılıkları, muarrab ve ucme kelimeler arasındaki farklar, bunları anlama yöntemleri, müşterek (birbirinden bağımsız farklı manalara vazedilen) kelimeler, mutevâtı (her biri bir umumi manaya bağlı olan ve farklı manalara vazedilen) kelimeler, mütezâdd (zıt manalara vazedilmiş) kelimeler, müterâdif (eş anlamlı) kelimeler, hakikat ve mecaz gibi konular da bu bap altında incelenmektedir.

8- İlmu’l-iştikâk (Etimoloji)

İştikak çeşitleri (iştikâk-ı ekber [kelimenin kök harflerinin takdim ve tehiriyle ya da bir harfin çıkartılıp başka bir harfin eklenmesiyle oluşabilecek tüm kelimeler arasındaki ortak mananın bulunması ve bu mana etrafında bir takım kelimelerin türemesi] ve iştikâk-ı asgar [kelimenin kök harflerinin sırası değişmeden bir zait harflerle ya da hareke değişikliğiyle kelimelerin türemesi]), iştikâkı bilme yolları, iştikâkı sağlayan unsurlar (hareke değişmesi, harf eklenmesi gibi), kelimelerde meydana gelen ibdal (bir harf yerine başka bir harfin gelmesi) ve kalb-i mekâni (bir harfin diğer harfle yer değiştirmesi) gibi konular da bu bap altında incelenmektedir.

9- Arapça lügatler ve lügat sahiplerinin metotları

Özellikle ilk dönem fıkıh çalışmalarının incelendiği bu baplarda fıkhu’l-luga kitapları lügatleri, her bir kitabın özelliklerini, lügat sahiplerinin ekollerini ve metotlarını incelemektedir. Bu konu aşağıda kısaca incelenecektir.

İlk Dönem Lügat ve Fıkhu’l-luga Çalışmaları

İslam dünyasının sınırlarının genişlemesi dolayısıyla Arap olmayan toplulukların Araplara karışmaya başladığı hicri 2. asrın başlarında Arap dilinde meydana gelen birtakım bozulmalar neticesinde âlimler, acemlerin bulaşmadığı Arap köylerinde dolaşarak lügatler ve dili muhafaza amacıyla kitaplar tedvin etmeye başladılar. Dil konusunda çalışma yapan bu âlimler arasında Abdullah bin İshak Hadramî (ö. 117 h.), İsa bin Ömer (ö. 149 h.), Ebu Amr bin Alâ (ö. 154 h.), Halil bin Ahmed Ferâhîdî (ö. 170 h.), Amr bin Osman Sîbeveyh (ö. 180 h.), Yunus bin Habib (ö. 182 h.), Alî bin Hamza Kisâî (ö. 189 h.), Nadr bin Şümeyl (ö. 202 h.), Ferra (ö. 207 h.), Ebu Ubeyde (ö. 210 h.), Ebu Amr Şeybânî (ö. 213 h.) Abdulmelik bin Karîb Asmâ’î (ö. 213 h.) ve Ebu Zeyd Kureşî’yi (ö. 215 h.) saymak mümkündür.

Lügat alanında eser veren bu âlimlerden bazısı vahşî hayvanlar, kılıç çeşitleri ve hurma çeşitleri gibi birtakım ana başlıklar ve baplar altında lafızları toplamayı tercih etmiş, diğer bazısı zıt manalı lafızları (ezdâd) toplamayı tercih etmiş, diğer bazısı kelimelerin zahiri itibariyle yani alfabetik olarak lafızları toplamayı tercih etmiş, diğer bazısı da Kur’ân-ı Kerîm’in ya da hadis-i şeriflerin garip lafızlarını toplamayı tercih etmiştir. Geniş anlamıyla Arap dilinde lügat çalışmalarının bu yazının özel gayesi olmaması hasebiyle burada yalnız lügat çalışmalarının fıkhu’l-luga adına yapılan ilk çalışmalar olduğunu belirtmekle yetinelim.

Müstakil bir ilim olarak fıkhu’l-luga ise hicri 4. asrın sonlarında çıkmıştır. İlk olarak Ebu Huseyn Ahmed bin Fâris (ö. 395 h.) kendisinden sonrakilere kaynak olabilecek bir eser telif etmiştir. Es-Sâhibî fî fıkhı’l-luga ve suneni’l-arab fî kelâmihâ isimli bu kitapta müellif dilin doğuşundan, Arapça yazı tarihinden, Arap dilinin özelliklerinden, cümle çeşitlerinden ve harflerin manalarından bahisler açar. Bunun yanında mutlak, mukayyet, hakikat, mecaz, umum, husus, hazif, ihtisar gibi birçok delalet konularını ele alır. Bu kitabın birçok baskısı mevcuttur. Mezkûr müellif İbn Fâris’in Mekâyîsu’l-luga adında çok kıymetli bir lügat çalışması da mevcuttur. Lafızların kökleriyle türevlerindeki mana ilişkilerini anlamak adına el altında bulunması gereken bir kitap olduğu müsellemdir.

Bu ilmin öncüleri arasında sayabileceğimiz bir diğer isim Ebu’l-feth Osman bin Cinnî’dir. (392 h.) Kendisinin fıkhu’l-luga’nın birçok konusunu içeren iki kitabından bahsedebiliriz. Bunlardan birisi el-Hasâis, diğeri Sirri sınâati’l-î’râb’tır. El-Hasâis’te müellif, fıkhu’l-luga’nın dilin kökeni, iştikâk, lafız mana ilişkileri gibi birçok meselesini konu etmiştir. İkinci kitabı Sirri sınâati’l-î’râb’ı ise müellifin özel olarak fonetiğe ayırdığı kitabıdır. Arap dünyasında fonetiğin müstakil bir kitapta ele alınışı ilk bu kitapla başlamıştır.

Yukarıdaki kitapların dışında bu alanda yazılmış eserlerin başında Ebû Mensûr Seâlebî’nin (ö. 430 h.) Fıkhu’l-luga ve sirri’l-arabiyye isimli kitabı gelir. Bu kitap 30 baptan ve bir kaç fasıldan oluşmaktadır. Ana konuların yer aldığı her bir babın altında ana konuyla ilgili alt başlıklar bulunmaktadır. Müellif, fasıl ismini verdiği bu alt başlıklarda aynı konuyla ilgili benzer kelimeleri toplayıp manalarını izah etmiştir. Aşağıda bu fasıllardan birinin tercümesi örnek olarak verilecektir. Müellif bu 30 baptan sonra kitabın son tarafında fıkhu’l-luga’nın bazı konularına da değinmiştir.

Fıkhu’l-luga çalışmaları arasında ayrıca İbn Seyde’nin (ö. 458 h.) el-Muhassas isimli eserini, Ebû Mensûr Cevâlîkî’nin (ö. 540 h.) el-Muarrab mine’l-kelâmi’l-â’cemî alâ hurûfi’l-mu’cem isimli kitabını ve Suyûtî’nin (ö. 911 h.) el-Müzehher fî ulûmi’l-luga ve envâihâ isimli kitabını saymak mümkündür. Günümüz Arap dünyasında ise gerek fıkhu’l-luga’nın tüm konularını havi gerekse bu konulardan herhangi birisinin müstakil olarak bir kitapta ele alındığı birçok kitap yazılmıştır ve yazılmaya devam etmektedir.

Seâlebî’nin Fıkhu’l-luga’sından bir Fasıl

Burada Ebû Mensûr Seâlibî’nin Fıkhu’l-luga isimli kitabından bir bahis tercüme etmekle konuyu noktalayalım.

Seâlibî mezkûr kitabın “Sesler ve Hareketler” ile ilgili babının 11. faslı “Uzuvlardan Çıkan Sesler” başlığı altında şunları zikreder:

“İmamlardan nakledildiğine göre:

الشَّخِيرُ “eş-Şahîru”: Ağızdan çıkan sestir.

النَّخِيرُ “en-Nahîru”: Burundan çıkan sestir.

النَّخِيفُ “en-Nahîfu”: Sümkürme anında burundan çıkan sestir.

الْقَفْقَفَةُ “el-Kafkafetu”: Çenenin titremesi anında dişlerin birbirine vurmasından kaynaklanan ya da dişlerin birbirine vurulması anında çıkan sestir.

التَّفْقِيعُ “et-Tefkîu” ve الْفَرْقَعَةُ “el-Ferkaatu”: Parmak çıtlatma sesidir.

الْكَرِيرُ “el-Kerîru”: Yorulan kimsenin ya da çok yemek yemiş kimsenin göğsünden çıkan sestir.

الزَّمْجَرَةُ “ez-Zemceratu”: Karın boşluğundan gelen sestir.

الْقَرْقَرَةُ “el-Karkaratu”: Bağırsaklardan gelen sestir.

الْإِخْقَاقُ “el-Ihkâku” ve الْخَقْخَقَةُ “el-Hakhakatu”: Cima anında kadının fercinden gelen sestir.

الْإِفَاخَةُ “el-İfâhatu”: Gaz çıkma anında anüsten çıkan sestir.”


* Bu yazı Muhammed bin İbrahim’in (ö. 1425 h.) Fıkhu’l-luga mefhûmuhû – mevdûâtuhû – kadâyâhu isimli kitabından ve diğer fıkhu’l-luga kitaplarından faydalanılarak hazırlanmıştır.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir