• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

Adem Özköze ile Suriye'yi konuştuk

İlim Dergisi 35. Sayı Nisan Mayıs 2019

Söyleşi: Emre Gündoğdu



Adem Özköse, yıllardır Afganistan, Irak, Filistin ve Suriye başta olmak üzere birçok İslam ülkesini gezdi. Bu geziler neticesinde Cennete Otostop, Ümmet Coğrafyası, Söz Direnişçilerde, Seyyah ve Rotamız Âlem-i İslam gibi söyleşi ve hidayet öyküleri kitabıyla ümmet bilinci uyandırmaya çalıştı. Son kitabı Esir ile Suriye’de geçirdiği zindan hatıralarını ve oradaki Müslümanların çektiği sıkıntıları anlatıyor. Emre Gündoğdu, Suriyeli muhacir âlimler ve genel Suriye halk ayaklanması hakkındaki yorumlarını almak üzere kendisiyle kısa bir söyleşi gerçekleştirdi.


Sürecin öncesiyle başlayalım. Ayaklanmaya kadar Suriyeli âlimlerin halkın gözünde etki ve değeri neydi?


    •    Bismillahirrahmanirrahim. Suriye, yüzde yetmiş- yetmiş beş civarında sünninin yaşadığı bir ülkeydi. Bundan dolayı sünnilik, devlette etkisi olmasa da kültürel hayatta son derece etkiliydi. Netice olarak Suriye Nusayri bir azınlık tarafından yönetiliyordu. Böyle bir sistem olduğu için ister istemez yönetim sünnilere birtakım alanlar açıyordu. Örneğin Ramazan el-Butî, Vehbi Zuhaylî gibi alimler dersler veriyorlardı. Oradaki hayat alimlerin etrafında dönüyordu. İnsanlar tefsir, hadis ve fıkıh gibi birçok ilimle alakalı derslere katılabiliyorlardı. Alimlerin halk üzerinde büyük etkisi vardı. Özellikle sünnilerin gittikleri alimler vardı. Haftalık olarak bu derslere katılıp onlardan istifade ederlerdi. Alimler de yönetimi hiçbir şekilde eleştirmezlerdi. Daha çok Amerika, İsrail ve benzeri yabancı ülkeler eleştirilirdi. Namaz ve hutbelerden sonra devlete dua ederlerdi. Alimlerin halk üzerinde büyük etkisi vardı. Halk alimleri ciddi derecede önemsiyordu. Osmanlı'da bulunan ilim geleneği orada devam ediyordu. Tabii ki siyasi meselelere asla değinmeyen bir alim profili vardı.


Böylelikle âlimlerin halk üzerinde büyük bir etkisi olduğu gibi devletin de âlimler üzerinde etkisi olduğunu söylüyorsunuz.


    •    Tabii. Âlimler devleti asla eleştiremiyordu. En ufak eleştiride zaten hapishaneye atılırlardı.


Peki, ayaklanma sırasında âlimlerin etkisi oldu mu?


    •    Bir kısım âlimler rejimi daha fazla savunmaya başladı. Hatta Beşar Esad'ın ordusunu sahabe ordusuna benzeten alimler oldu. Fakat Muaz el-Hatip, Madeddin Reşit, Şeyh Ahmet, Usame er-Rıfâi gibi âlimler halkın yanında yer aldılar. Ramazan el-Buti ise devletin yanındaydı. Bu ayaklanma başlangıcında halkta olduğu gibi alimler tarafında da bir bölünme yaşandı.


Şu an Türkiye’de birçok Suriyeli mülteci âlim bulunuyor. Onların buradaki konumu nasıl? Sizin özel olarak irtibat kurduklarınız var mı? Bunu Suriye’deki durumlarına kıyasla konuşabiliriz.


    •    Elbette Türkiye'de daha rahat ve daha özgürler. Oradaki baskı rejimine nazaran burası çok daha iyidir. Oradan Türkiye'ye çok büyük alimler geldi. Buradaki ilim öğrencileri için değerlendirilmesi gereken çok büyük bir fırsattır bu. Özellikle Şam'da geçmişten süregelen bir ilim geleneği devam ediyordu. Orada kendini çok iyi yetiştirip bu durumdan dolayı mülteci kamplarına düşmüş çok insan var. Diğer taraftan da bu rahmet oldu. Tam manası ile bunlardan faydalanılmasa da bu gibi kimselerden ders alan birçok insan var. İstanbul'da birçok alim şu anda ders vermektedir. Tabii ki bu Suriye halkının yaşadığı büyük bir zorluk, ama bunu rahmete dönüştürmek lazım. o da âlimlerden en iyi şekilde faydalanarak olur.


Suriye’de olaylar başlayalı 8 yıl oldu. Bugün gelinen noktada neler düşünüyorsunuz? Şu olmasaydı ya da süreç şöyle devam etmeliydi dediğiniz oluyor mu?


    •    Şöyle bir şey var: Daha birkaç gün önce yine Suriye isyanının başladığı Dera’da insanlar tekrar toplandı. Tekrardan yürüyüşe başladılar. Bu insanlar durup dururken keyiflerinden ayaklanmadılar. Ya çocukları öldürüldü ya insanlar zindanlarda kaybedildi. İnsanların belli bir sabır noktası vardır. Orayı geçince böyle bir sonuç ortaya çıktı. Bu tarz olayları ‘bu şöyle olsaydı, ya da böyle olsaydı’ gibi sonuçlarıyla değerlendirmenin ben çok doğru olmadığını düşünüyorum. Bu insanlar keyifleri için sokaklara çıkmadılar. Ortada bir zulüm vardı. Bu insanlar ayaklanmak zorunda kaldılar. Bugün aynı şeyler yaşansa insanlar yine ayaklanır. Ben bunu kitabımda da ifade ettim. Özgürlük insanın fıtratıdır. Kölelik ise fıtrata aykırıdır. Bu nesli öldürsünler, katletsinler, 15-20 yıl sonra bir sonraki nesil yine ayaklanacak. Bu değişmez bir kural.


Birçok âlim Suriye’den buraya göç etti, fakat gelmeyen ve orada kalan bir kısım daha var. Onların şu anki durumu nedir?


    •    Dediğim gibi âlimlerin bir kısmı rejimin yanında yer aldı. Bir kısmı da sesini çıkarmadı. Bu iki kısımda yer alanlar şuan orada yaşıyorlar. Zaten rejimi eleştirel bir tarafta durmadıkları sürece rahatsız edileceklerini düşünmüyorum. Mesela Suriye müftüsü var. Sürekli rejimi destekler nitelikte konuştuğunu görürsünüz. Devlet onun düşüncesine, inancına bakmaz; beni ne kadar destekler, ne kadar desteklemez diye bakar. Orada kalan alimlerin kötü şartlar altında yaşadığını zannetmiyorum açıkçası.


Son olarak, genel manada Suriyeli âlimlerin Türkiye’deki durumları nedir? Sosyal ve kültürel faaliyetleri var mı? Mesela ben ülkemizde yaşayan Suriyeli alimlerle tanışmak istesem nereden, nasıl iletişim kurabilirim?


    •    İstanbul’da Suriyelilerin kurduğu dernekler var. Özellikle Fatih ve çevresinde bu gibi dernekler çokça bulunuyor. Bu dernekler aracılığıyla irtibat kurulabilir. Aynı zamanda Dâru’l- İlim, İFAM gibi birçok medresede bu âlimler faal olarak dersler veriyorlar. Bu gibi yerler aracılığı ile de iletişime geçilebilir, ilimlerinden faydalanılabilir. Aynı şekilde üniversitelerde ders veren Suriyeli alimler mevcut. İstenildikten sonra ulaşılamayacak konumda değiller. Tekrar altını çizmek istiyorum: Bunlardan kesinlikle faydalanılması gerekir. Savaş tabii ki çok kötü bir şey, fakat bundan bir rahmet olmasını istiyorum. Ben her zahmette bir rahmet olduğunu düşünüyorum.