• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

Erhan Yemelek ile İHH Suriye'yi konuştuk

İHH Suriye Sorumlusu Erhan YEMELEK ile Konuştuk
İlim Dergisi 35. sayı Nisan Mayıs 2019 
Söyleşi: Emre Gündoğdu


İHH Vakfı dünyanın birçok yerinde kurulduğu yıldan beri yardım faaliyetleri yapıyor. Suriyeli Muhacir Alimler sayımızda genel olarak Suriye’den ve orada yaptıkları hizmetlerden bilgi almak adına İHH Yönetim Kurulu Üyesi ve Suriye Sorumlusu Erhan Yemelek ile kısa söyleşi gerçekleştirdik.


Erhan Bey, siz geçmişte Suriye’de ilim tahsili için bulundunuz. Gözlemlediğiniz kadarıyla Suriyeli âlimlerin hükümete karşı tavrı nasıldı eski yıllarda?


   •   Benim orada en çok görüştüğüm alim Vehbi Zuhaylî’ydi. Bunun dışında Şeyh Mucir’in derslerine katılmıştım. Yine Ramazan el-Bûtî’nin birkaç dersine iştirak ettim. Şu bir gerçekti: Çoğu âlim kürsülerden indirilmişti. Örneğin Vehbi hocanın cuma vaazları yasaklanmıştı. Emevî Camii’ndeki dersleri iptal edilmişti. Okullarda ders vermesi yasaklanmıştı. Her şeyi istedikleri gibi anlatamıyorlardı. Özellikle rejime karşı asla alenen konuşulmazdı. Bir de hükümet yandaşı olanlar var. Şu anda hala Suriye Müftüsü rejimin yanında. Yine Ramazan el-Bûtî rejimi destekleyenler arasındaydı. Halen oğlu rejimin yanındadır. O zamanlar sükût eden âlimler de Usame hoca gibi ses çıkaranlar da vardı. Usame hoca bir cuma vaazı sırasında rejim askerleri tarafından darp edilmişti. Kendisi zar zor Türkiye’ye geldi. Alimler o dönemde biraz daha dik bir duruş sergileyebilirdi. Çünkü ayaklanmanın ilk başlarında insanları yönlendirecek liderler yoktu. Gelişi güzel bir hareket olarak başladı olaylar. Alimler o zaman daha iyi bir pozisyon alabilirlerdi.


İHH olarak sosyal ve eğitim alanlarında Suriye’ye yaptığınız faaliyetler nelerdir?


   •   Savaş öncesi ve sonrası arasında çok büyük fark var. Savaş sonrasında İHH’nın oradaki etkisi çok büyük. Sekiz yıldan beri bölgede 10 tane ofis ile Suriye çalışmalarını yürütüyoruz. Biz ilk yıllarda acil yardım üzerine çalışmalar yaptık. İnsanların barınma ihtiyaçlarını giderdik, karınlarını doyurduk, sağlık ihtiyaçlarını gidermeye çalıştık. Bu gibi işlere yoğunluk verdik. İlk dönemde eğitim alanı biraz gölgede kaldı. Daha öncelikli hale getirebilirdik tabii. Fakat işlerin bu kadar uzayacağını tahmin edemiyorduk. Son iki-üç yıldır ilk önceliğimiz eğitim oldu. Şu an Suriye’de anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, hatta üniversitemiz var. Fırat Kalkanı Operasyonu ile alınan Azez bölgesinde Uluslararası Şam Üniversitesi’ni kurduk. Yaklaşık bin öğrenci okuyor. Beş fakülteden oluşuyor. Dediğim gibi, son iki-üç yıldır eğitime ağırlık veriyoruz. Zira bu savaş 10 yıl daha sürerse, Suriye’de ne doktor ne avukat ne de okumuş bir insan kalmayacağını gördük. Bundan dolayı Suriye’nin geleceğini de kurtarmak adına yeni bireyler yetiştirelim, İHH olarak bunda bir katkımız olsun istedik.


Peki, Suriyeli mültecilerin Türkiye’deki durumları nasıl? Nelere ihtiyaç duyuyorlar? Burada kurumsal olarak ne gibi faaliyetler yürütüyorlar?


   •   Şu an ülkemizde dört milyona yakın mülteci var. Mülteciler ilk gelmeye başladığında devletimiz uzun vadeli bir plan yapmamıştı. Kısa süre sonra döneceklerini düşünmüşlerdi. Eğitim alanında da büyük sıkıntılar vardı. Birçok yerde Suriyelilerin eğitim gördüğü merdiven altı okullar vardı. Fakat bu okullar eğitim alanında gerçekten çok yetersizdi. Öğrenci ailelerinde ileriye dönük ciddi kaygılar oluyordu. Buralarda herhangi bir diploma verilmediğinden çocuğun resmi olarak okuyup okumadığı belli değildi. Üç yıl önce Milli Eğitim Bakanlığı çok iyi bir karar aldı. ‘Merdiven altı’ olarak isimlendirdiğimiz tüm bu okulları kapattı. Suriyeli çocuklara Türklerle beraber okuma imkânı sağladı. Bu eğitim anlamında gerçekten büyük bir gelişmedir. Bununla birlikte asıl sıkıntı bizim sınırımıza yakın kamplardaki eğitimdir. Sayı verecek olursak, sınırın Suriye tarafında kalan, fakat Türkiye’ye çok yakın olan bölümde yaklaşık 700 bin Suriyeli yaşıyor. Bunların içinde on binlerce öğrenci var. Nasıl bir eğitim aldıkları muamma. Bizim bunlara karşı çözüm bulmamız gerekiyor. Buradaki öğrencilere de tıpkı ülke içindeki Suriyeli öğrencilere yapıldığı gibi bazı haklar verilmesi gerekiyor. Yoksa bir nesil orada heba olacak. Bildiğim kadarıyla Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları ile ele geçirilen bölgelerde bununla alakalı çalışmalar yapılacak. Aktif olarak Maarif Vakfı oradaki okulların ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Kısa bir zaman sonra orada bulunan okulların da tanınır hale geleceğine inanıyorum.


Son olarak şunu da sormak istiyorum: İHH olarak büyük bir çalışma içindesiniz. Bu alanda gördüğünüz bir eksik ya da diğer vakıfların şu konulara şöyle yardım etmesi gerekir, dediğiniz noktalar var mı?


   •   Suriye Savaşı sekizinci yılına girdi. Bu süreçte çok ciddi insanî kıyımlar gerçekleşti. Bir toplum, bir ülke dünyanın gözü önünde yok edildi. Ne yazık ki bu ülkeye yardım eden devlet ve STK sayısı çok az. STK bazında düşünecek olursak, Suriye’ye yardım eden kurumların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Şunu herkesin bilmesi lazım; biz Müslümanız, oradaki halk Müslüman. Yıllardır bu zor şartlar altında yetişen bir insan topluluğu var. Her şeyden önce bu eziyetler bir insana yapılıyor. Dünyadaki tüm STK’ların burada ipin ucundan tutması gerekiyor. Şu anda Suriye terkedilmiş bir coğrafya haline geldi. Yetim bırakılmış bir davaya dönüştü. Bu yetimin elinden tutacak kişilere ihtiyacımız var. Buralara okullar açmak, insanları çadır hayatından kurtarmak gerekiyor. Bundan dolayı öncelikle Müslüman olarak bizim sorumluluklarımızı yerine getirmemiz lazım.