• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

Afyon Kocatepe İslami İlimler Fakültesi

İlahiyatlarla Türkiye > Feridun Kutlu
İlim Dergisi 34. Sayı Şubat Mart 2019



    •    Efendim daim selamlar. Bu yazımda sizlere Afyon Kocatepe Üniversitesi İslami İlimler Fakültesini tanıtmaya gayret edeceğim. Fakültemizi farklı açılardan görebilmeniz için hem muhterem hocalarımıza hem de kıymetli öğrenci kardeşlerimize sorular sordum. Sizleri sıkmamak adına Sayın Dekanımız Prof. Dr. Mustafa Güler hocamızın anlattıklarıyla başlamak istiyorum. Kendisine sorum şuydu: “Kısaca fakültemizin tarihinden, eğitim müfredatından ve öğretim kapasitesinden bahseder misiniz?” 



    •    İşte dekanımızın verdiği cevap: “Fakültemiz diğer birçok İslami İlimler Fakültesi gibi 2013 yılında eğitim öğretime başlamıştır. Bulunduğumuz Ahmet Karahisari Kampüsü üniversitemizin ilk kampüsüdür ve en yeşilidir. Müfredatımız ilahiyat fakültesi müfredatı ile aynı olup üç anabilim dalı altında uygulanmaktadır. Temel İslam Bilimleri, İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü bulunmaktadır. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Bölümü YÖK kararıyla kapatılmıştır. Ancak biz Formasyon desteği sağladığımız için fakültemizden mezun olan öğrenciler gerek meslek dersleri (Kur’an-I Kerim, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam ve Arapça) öğretmenliği gerekse din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği yapabilmektedir. Şunu da belirtmek isterim ki İslami İlimler bölümü Sosyal Bilimler alanında istihdamı en çok olan bölümdür. Fakültemizde Profesör, Yrd. Doçent Dr. Öğr. Üyesi ve Araştırma Görevlisi kadrolarında 30 personelimiz görev yapmaktadır. Hazırlık sınıfı ile birlikte öğretim süremiz 5 yıldır. Halen 1100 öğrenci öğretim görmekte olup, 2018 yılında ilk mezunlarımızı vermiş bulunmaktayız. Fakültemizden her yıl 200-250 arası öğrencinin mezun alması öngörülmektedir. Normal ve ikinci öğretim olmak üzere ikili sistem uygulanmaktadır. Lisansüstü eğitim için de çalışmalarımız sürmektedir.”

    •    Evet, ikinci sorumu Dekan Yardımcısı ve Arap Dili ve Belağatı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emin UZ hocamıza yönelttim: “Hocam, ilahiyat eğitim sisteminde yaşanan aksaklıklar ve çözüm yollarına dair bize ne söylemek istersiniz?” İşte aldığım detaylı yanıt:



    •    “Türkiye’de yüksek din öğretiminin gerçekleştirildiği İlahiyat ve İslami İlimler fakülteleri sahasında, kuruluşlarından günümüze kadar akademik yapılanma ve programlar açısından önemli gelişmeler yaşanmıştır. Ülkemizdeki bu fakültelerin görevleri, bilimsel bilgi üretmenin yanında ilâhiyat alanı için akademisyen; Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilâtı için müftü, vâiz, Kur’an kursu öğreticisi vb. din görevlisi; ilk ve orta dereceli okullar için Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretmeni; İmam Hatip liseleri için meslek dersleri öğretmeni yetiştirmek ve bütün bunların arasında iletişimi ve işbirliğini sağlayacak faaliyetlerde bulunmak gibi çok yönlü bir sahaya yayılmaktadır.

    •    Bu görevlerin yerine getirilebilmesi için, ihtisaslaşma ve branşlaşmayı esas alan programlarla, söz konusu fakülteler kısa süre önce yeniden yapılandırılmıştır. Bu yeni süreç, istihdam alanlarına uygun eleman ve bilhassa öğretmen yetiştirmede önemli bir aşama olmuştur. Hazırlık eğitimi, formasyon eğitimi, İlitam vb. uygulamalarla birlikte ilahiyat öğrencisinin geçmişte yaşadığı mağduriyetler kaldırılmıştır. Bunun yanında, bu kurumların daha verimli hale getirilmesi için arayışlar sürmektedir.

    •    Sorunun ilk bölümünden yola çıkarak ilahiyat eğitiminde karşılaşılan problemleri birkaç yönden incelemede fayda hâsıl olacağı kanaatindeyim. Çünkü köklü bir kurumsal yapı içerisinde cereyan eden aksaklıkların bir nedenden kaynaklanacağı elbette düşünülemez. Bu bağlamda birçok neden saymak mümkün olmakla birlikte birkaç temel alandan bahsetmek yerinde olacaktır:


Program (Müfredat)


    •    Bir eğitim kurumunun başarısı, bünyesinde işletilen öğretim programının yetiştirmeyi hedeflediği insana kazandıracağı niteliklere göre plânlanmış olmasına bağlıdır. Dolayısıyla ortaya koyduğu vizyon ile uyguladığı program örtüşmeli, yani devşirme programlara yer verilmemelidir. Üstelik bu program “Kur’an ve Sünneti referans alan, kültürel mirası değerlendirebilen, yaşanan hayatı yorumlayabilen ve problemlere çözüm üretebilen insan yetiştirme” odaklı çalışan bir kurumda uygulanıyor ise, açık, anlaşılır, sade ve sistemli olma özelliklerini haiz yapıda olmalıdır.

    •    Günümüz ilahiyat programları öğrencilere kısmen bu olanakları sağlıyor ise de; özellikle formasyon derslerinin lisans eğitimine dahil edilmesiyle birlikte öğrenci açısından yoğun, hantal, yüzeysel… olma gibi sorunları da beraberinde getirmektedir.


Öğrenci Kontenjanı


    •    Öğrenci kontenjanları akademik ve fiziki alt yapının üzerinde olduğu için özellikle ders dışı faaliyetlere yönelik birtakım sıkıntılar baş göstermektedir.


Akademik kadro ihtiyacı


    •    Yüksek Öğretim Kurumu tarafından ihtiyaç düzeyinde akademik kadronun tahsis edilmemesi, öğretim elemanı başına düşen ders sayısını artırmakta ve kaliteyi düşürmektedir.


Dünya endeksli ilim anlayışı


    •    İlahiyat eğitimindeki problemler sadece fiziki değil aynı zamanda zihni problemlerdir. Gerek öğrencilerin gerekse velilerin bir an önce meslek sahibi olunması yönündeki gayretleri ilmin temel gereksinimlerini göz ardı ederek sadece istatistiki yönünü ön plana çıkartmaktadır. Bu da klasik ilim anlayışımızla bağdaşmadığı gibi alana yönelik temel yeterliliklerin de sağlanamamasına neden olmaktadır.

    •    Her ne kadar sorulan sorunun özüne uygun olarak alanla ilgili problemlerden bahsetsek de ilahiyat camiasında görev yapmak ve bu alanda yöneticilik yapmak keyifli bir iştir. Çünkü ukba için yetiştirilen her beyin hak katında bizim en büyük teminatımızdır. Belki bir başka vesile ile bu kurumların güzelliklerinden bahsetme imkânımız olur.”

    •    Emin Uz hocamızın söyledikleri bunlardı. Kendisine teşekkür ediyoruz.

Dilerseniz öğrencilerin dilinden Afyon İslami İlimler Fakültesinin farklı yönlerini görelim. İlk konuğumuz 2. Sınıf öğrencisi Dilara Yüksel. Bize burada okumanın nasıl bir duygu olduğunu ve gelecekteki öğrencilere yönelik tavsiyelerini aktardı: “Afyon İslami ilimler Fakültesinde öğrenci olmak bir ayrıcalıktır. Gerek alanında yetkin bilgileri ile hocalarımız, gerekse okulun fiziki şartları okulumuzun tercih edilmesinde başat sebep olmaktadır. Aktiviteler, kulüplerin çeşitli çalışmaları ise öğrencileri aktif kılmakla beraber, pek çok konferans ve söyleşi gerçekleştirilmektedir. Afyon’da okumak isteyen arkadaşlara tavsiyem ise; bu şehrin tarihini öğrenmeleri ve ilminden faydalanmak için gerekli çabayı göstermeleri olacaktır. Kütüphaneleri ve kitap okunulabilir naif mekânları keşfetmekle işe başlayabilirler. Bir de mutlaka kış için hazırlıklı gelsinler:)

    •    3. sınıf öğrencisi Nilüfer Asude Kurt ise daha detaylı şekilde, okulunu büyük şehirlerdeki ilahiyatlarla karşılaştırarak önemli tespitlerde bulunuyor: “ Fakültemiz büyük şehirlerdeki fakültelere göre sınırlı öğrenci kapasitesine sahip olmakla birlikte, bunun hem avantajlı hem dezavantajlı yönleri var. Örneğin dersliklerdeki öğrenci sayısı daha az olduğundan hocayla birebir soru-cevap ortamına sahip oluyoruz. Bu yüzlerce öğrencinin amfide gördüğü dersten daha kalitelidir diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Malum, sınıf mevcudu ne kadar çoksa sorular da bir o kadar kabarıktır. Dezavantajı kampüs ortamından uzak olmasından dolayı insan çeşitliliği ve buna bağlı olarak farklı fikirlerle içiçe olamama problemi denilebilir. Ancak bu durum çoğu arkadaşım tarafından avantaj olarak algılanıyor. Hocalarımızın donanımı ve bize olan alakaları bir ilahiyatçının yetişmesinde en büyük bir nasiptir diye düşünüyorum. Bahçesi, verimli düşünce paylaşımları için oldukça ufuk açıcı bir güzelliğe sahip. Ayrıca kar yağdığında pencereden dışarıyı izleme imkânı derslere olan ilgiyi asgari düzeye indirebiliyor. Şehir olarak Afyon küçük olması, belli bir takım aktiviteleri bulundurmaması (talep olmadığından) yönüyle eleştiriliyor. Ayrıca iklimi öyle soğuk ki bazen Ege Bölgesinde olduğuma ben de inanamıyorum. Afyon’da okumak isteyen arkadaşlara öncelikle yünlü kazaklar ve soğuk geçirmeyen bir mont tavsiye ederim. Fakültemiz onlara iyi yetişmeleri için geniş bir yelpaze sunacaktır.”



    •    Afyon İslami İlimler Fakültesinin, özellikle kız öğrenciler için uygun ilmî ve sosyal ortam sağladığını Kübra Kuzu’dan öğreniyoruz. Kendisi 4. Sınıf öğrencisi. Ona göre Afyon şehri gibi fakültenin de küçük olmasının bazı avantajları mevcut: “Şöyle söylemek gerekirse, giriş-çıkış saatlerinin, sınav zamanının, ders programının kız öğrencilerin konforuna göre ayarlandığı fakültemin güzel bir örnek olduğunu vurgulamak isterim. Bu şehir gibi fakültemin de küçük olması beraberinde samimiyeti, dostluğu, içtenliği getiriyor. Köklü üniversitelere kıyasla bu fakültenin güler yüzlü, arkadaş canlısı, temsil ettikleri bölümün hakkını veren hocalarıyla tanışmış olmak, burada onlardan 5 yıl hem ilim tahsil etmek hem de olabilecek tüm konularda yardımlarını esirgemediklerini görmek, içten söylemek gerekirse gurur verici. Sadece Afyon da değil diğer okullarda ilim tahsil etmek isteyen öğrenci arkadaşlarıma naçizane tek tavsiyem; okudukları bölümün sonuna kadar hakkını vermeleridir. Afyon için ayrıca tavsiye vermek gerekirse eğer, kışların ayaz, insanının sıcacık olduğu bu memlekette üşütmesinler yeter:)

    •    Peki, burada hoca-öğrenci ilişkileri nasıl? İlahiyat adayları burayı neden tercih etsinler? Bu soruların cevabını yine 4. sınıf  öğrencisi Ahmet Toprak’tan alalım: “Fakültemiz 2013 yılında kuruldu. Mevcut öğretmen kadromuz yaşanılan sıkıntılar ve eksiklikler hususunda öğrencilerine karşı her zaman kapılarını sonuna kadar açmışlardır. Kırılması zor olan o eski öğretmen-öğrenci ilişkileri bizim fakültemizde yerini samimiyete, yardımseverliğe ve güzel insâni ilişkilere bırakmıştır. Hocalarımızla görüş ayrılığı yaşadığımız anlarımız mutlaka olmuştur. Ancak bunun yanında günün her saatinde özel veya genel, ders ya da hayat ile ilgili her türlü meseleyi konuşabilme imkanını bizlere sunmuşlardır. Bu kadarla da kalmayıp ellerinden gelen yardımı yapıp taşın altına ellerini çekinmeden koymuşlardır. Kanaatimce Öğretmen-Öğrenci ilişkileri ve eğitim kalitesi hususunda fakültemizin kendi alanımızdaki yeterliliği ve seviyesi oldukça yüksektir. 

    •    Afyon'un hem şehirlerarası bir geçiş noktasında olması hem de kalabalıktan uzak olması gibi etmenler benim burada bulunma sebeplerimden sadece bir kaçıdır. Afyon gelişmekte olan bir şehir olduğundan, ders çalışmak isteyen, geleceği için plan yapan ve bu nedenle kendisini olumsuz yönde etkileyecek faktörlerden azami miktarda uzak olmak isteyen her öğrenci Afyon'da okumayı gönül rahatlığıyla tercih edebilir. Hayat, insanın karşısına çıkardığı zorluklar ile kimi zaman insanın toplumdan, ailesinden, hatta kendisinden dahi uzaklaşmasına sebep olabilir. Bununla başa çıkmak için de zorluklara karşı dirençli olmak gereklidir. Afyon'un kış aylarındaki soğuk iklimini bir kenara bırakırsak, kişiyi zorlamayan ve uygun koşullar sağlayabilen bir şehir olduğunu çok rahat söyleyebilirim.”

    •    Değerli İlim dergisi okurları, yazımın yeterli olmasını umarak burada bitirmek istiyorum. Soğuk konusunda bence abartıyorlar, ama siz yine de temkinli olun derim. Yazımı bitirirken yolunuz düşerse havamız soğuk olsa da çayımız ve muhabbetimiz sıcaktır diyorum. Allahu Teala ilminizle amil, imanınızla kamil kılsın. Allaha emanet olun efendim.