• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

Korkmayın, Cumhuriyet Tarihi Isırmaz!

Mustafa Alp // İlim Dergisi 28. Sayı Mart 2018


Kitap: Cumhuriyetin Tarihi

Yazar: Ahmet Cemil Ertunç (Celalettin Vatandaş)

Yayınevi: Pınar Yayınları



•    Cumhuriyet Türkiye’sine karşı duran bir çevrede büyüdüm. Annem başta olmak üzere kurs hocalarım ve çevredeki abilerim, Osmanlı Devletini yıkan (!) Laik ve Kemalist kesime karşı müthiş öfkeliydiler. Bu kesim toplumu gavurlaştırmış jakoben ve militarist birer Frenk mukallidiydi. Atatürk’e kin beslemek ve onun öncülüğünde geliştirilen birçok köklü toplumsal değişime direnmek, benim gibi Fatih-Çarşamba’da yetişen birçok şalvar cüppeli gencin en temel meselesiydi. Tavrı böylesi kesin biri olarak haliyle yıllarca Cumhuriyet tarihini merak etmedim. Zaten kulaktan dolma bilgiler ya da yüzeysel okuduğum parçalar, daha ötesini merak etmeme pek imkân tanımıyordu. 

•    Yıllar sonra, yavaş yavaş ideolojik ve kültürel kabuğumun dışına çıkmaya başladığımda, Türkiye tarihine, özellikle bizce sansürlenen Cumhuriyet ve inkılaplar tarihine ne kadar cahil kaldığımı gördüm. Üzücü ki bu alandaki eserlerin kahır ekseriyeti ya tarafgir Osmanlıcılıkla Cumhuriyet devrini hepten çürüğe çıkarıyor ya da yine tarafgir Kemalist bakış açısıyla bu süreci yere göğe sığdıramıyordu. İslamlaşan veya Batılılaşan Türkiye’ye ideolojik büyüteçlerle bakma yanılgısıydı bu.

•    Günümüz okurları bu bakımdan daha şanslı. Gerektiği şekilde olmasa da gerek Osmanlı’yı gerek Cumhuriyet Türkiye’sini seri kanlılıkla ele alan yazarlar mevcut. Yeni bitirdiğim Cumhuriyetin Tarihi kitabı bunlardan bir tanesi. Yazar Ahmet Cemil Ertunç (sonraki baskılarda Celalettin Vatandaş’ın müstearı olduğu anlaşıldı) ciddi bir emek harcayarak TBMM’nin açılışından 28 Şubat’a kadarki Türkiye tarihini mercek altına alıyor. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, yüzlerce kaynaktan beslenmesi, konuları sık sık Kemalizmin ideologlarından alıntılarla zenginleştirmesi.

•    Yıllarca Mustafa Müftüoğlu, Kadir Mısıroğlu, Hasan Hüseyin Ceylan ve Yavuz Bahadıroğlu gibi oldukça tarafgir dil kullanan, hamaset kasan ve tek tip bakış açısı dayatan yazarlarla yetinmek zorunda bırakılmış bir İslamcı genç olarak, Cumhuriyetin Tarihi kitabını büyük bir açlıkla okudum. Yazarı içtenlikle takdir ediyorum. Evet, o da totalde Atatürk Türkiye’sinin kesinlikle özgürlükçü, demokrat ve halkla ele ele olduğunu düşünmüyor; fakat daha esnek dilli, bol referanslı ve en önemlisi salt indî yorum dayatmıyor, kaynak sunuyor; ilk ağızlardan aktarıyor. Yine de yazarımız Laiklik ve Cumhuriyetin teorik kısmına ağırlık vermek yerine, toplumsal süreçlere ve somut gelişmelere daha fazla eğilseydi, daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

•    Peki, eser tek başına yeterli mi? Değil elbette! Süreçle alakalı daha çok yazar okumak, daha zengin bir yorum ufkuna sahip olmak lazım. Ancak böylelikle orta yolda buluşabilir ve sağlıklı tahliller geliştirebiliriz. Maalesef aynı ülkenin parlak zihinli, yüreği sevgi dolu birçok genci kimi hatalı anlamalar, kimi gereksiz saplantılar sebebiyle birbirleriyle iletişim yollarını kapamış durumda. Bunca küskünlük yetmedi mi? Artık Atatürk’e laf söyletmeyenlerin, onu gerekçeli şekilde eleştirenlere kulak vermeleri gereken zaman gelmedi mi? Keza Abdulhamit’e toz kondurmayanların, onu baskıcı olarak yorumlayan tarihçilerin ne dediğine bakma vakti?

•    Ve en önemli soru: Kitap bana ne kattı? Önceki düşüncelerimi çürüttü ya da tahkim mi etti? Dedim ya, bunun için daha çok kitap okumam gerek; fakat şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Yıllardır sarsılmaz kanaatlerimin vidalarını gevşetti, katı düşüncelerimi yumuşattı. Modernleşen Türkiye’yi bütünlüklü görmeme, olayları öncesi-sonrasıyla değerlendirmeme yardımcı oldu. Evet, şimdi de Atatürkçü ya da Cumhuriyetçi değilim; lakin o Abdulhamitçi ya da Osmanlıcı Mustafa Alp de yok. Şimdi iki tarafı daha sakin ve empatiyle dinlemeye hazırım.