• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

Kitâbu’t-tevhîd

 Musa Sancak // İlim Dergisi 2. Sayı Ocak Şubat 2013

Eser: Kitâbu’t-tevhîd // Müellif: Ebu Mensûr Muhammed bin Muhammed Mâturîdî Semerkandî


              

  • Mâturîdî mezhebinin öncü ve kurucu ismi olan İmam Ebu Mensur Muhammed bin Muhammed el-Mâturîdî, (v. 333) şüphesiz Sünnî kelam deyince ilk akla gelen isimlerden biridir. Semerkant’a bağlı bir köy olan Mâturîd’de dünyaya gelen İmam Mâturîdî’nin hayatına dair çok fazla malumat bulunamamaktadır. Hayatını Ehl-i sünnet itikadını savunmaya adayan İmam Mâturîdî, kelama dair eserlerinin yanında Te’vîlâtu’l-Kur’ân isimli devasa tefsirinde de kelâmi tahlillerde bulunmuştur. Kelâmi görüşlerini, özellikle Ehl-i sünnet dışı akımlara reddiyelerini topladığı en meşhur ve en kapsamlı çalışması ise Kitâbu’t-tevhîd isimli hacimli eseridir.

 • Selefiyye’nin itikadi meseleleri delillendirmede akla alan tanımaması, Mutezile’nin ise aklı nakilden üstün görerek akılla nakil çakışmasında aklı tercih edip nakli reddetmesi itikadi yaklaşımın iki uç tavrı olmuştur. Filozoflar bu alanda nakle itibar etmeyip hakikatin ancak akılla bilinebileceğini söyleyerek Mutezile’nin de ötesinde bir yer tutmuştur. İmam Mâturîdî ise naklî delillerin yanında aklî delilleri de sıkça kullanmış ve akıl-nakil çatışmasında nakli reddetmeyip genel itikadi prensiplerin ve dilin elverdiği ölçüde nakli tevil etmiştir. Bu yaklaşım onun ve Ehl-i sünnet kelâmının temel tavrı olmuştur. Fakat İmam Mâturîdî, aklın istidlalini İmam Eşarî’ye nispetle daha çok kullanmış, bu itibarla Eşariyye’ye yakın Eşariyye-Mutezile arasında bir yer edinmiştir. İmam Mâturîdî, ekseriya fıkıhta Hanefî mezhebine mensup olanların itikattaki imamı olmuştur.

 • Mâturîdiyye mezhebinin en temel kaynağı olan Kitâbu’t-tevhîd’de İmam Mâturîdî otuz beş civarında mesele üzerinden temel itikadi çizgisini bize aktarmıştır. Bu meselelere verdiği başlıklardan hariç imam kitabı ana başlıklar halinde bölümlememiştir. Bununla birlikte bizim kitabı bir mukaddime ve altı bab üzerine tasnif etmemiz mümkündür. Kitabın matbu nüshalarında bu bablandırma mevcuttur. Bu bablandırmayı baz alarak kitaba baktığımızda Mukaddime’de epistemoloji yapan Mâturîdî, bilgi elde etme yollarından duyuya dayalı olanları, habere/nakile dayalı olanları (Mütevatir - âhâd haber) ve akla/nazara dayalı olanları ayrı ayrı inceler ve bu hususta bilgi yollarını inkar edenlere karşı savunmalarda bulunur.

 • Kitabın büyük bir bölümünü oluşturduğu birinci babta ise ilahiyât meselelerini ele almıştır. Hudus delili üzerinden Vacibü’l-vucûd isbatı yapan Mâturîdî birçok teknik kelamî kavramı istidlalde kullanmış, ru’yetullâh meselesi, kelâmullah meselesi, arşa istiva meselesi, Allah’a “şey” itlâkı meselesi ve Allah’ın isim ve sıfatlarına dair meseleleri teferruatıyla bu bapta incelemiştir. Bu bağlamda Mutezile, Kaderiyye, Müşebbihe, Seneviyye gibi fırkaların görüşleri ve delilleri üzerinde kelam etmiştir.

 • Nübüvvâta hasrettiği ikinci bapta ise nübüvvet/risaletin isbatı ve gerekliliği hususunda deliller serdetmiş ve risalete dair aykırı söylemde bulunan Bağdat Mu’tezilî imamlarından olan Varrâk’ın (v. 247) görüşlerini reddetmiştir. Özellikle Hristiyanlar’ın, İsa (aleyhisselam)’ın ilahlığı davalarını isbat sadedinde ileri sürdükleri delilleri tartışmıştır.

 • Üçüncü bapta ise kaza ve kader meselelerini inceleyen Mâturîdî, kulların fiilleri meselesi üzerinde durmuş Cebriyye’nin, Mu’tezile’nin özellikle Belhli Mutezilî alim Ka’bî’nin (v. 319) bu husustaki görüşlerini tenkit etmiştir. Bu bapta ayrıca istitaat ve teklîf-i mâ lâ yutâk, ecel ve rızık gibi meselelere değinmiştir.

 • İmam Mâturîdî son olarak dördüncü ve beşinci bablarda büyük günah işleyenlerin durumuna dair ihtilafları gözden geçirip bu husustaki aykırı düşünceleri reddetmiş, ayrıca şefaat, iman amel ilişkisi, ikrar-tasdik ayrımı, imanda istisna meselesi gibi meseleleri ele almış ve Mürcie’nin delilleri üzerinde söz söylemiştir.

 • İmam Mâturîdî’ye ait bu muhalled eserin mevcut baskılarının tamamı İngiltere’de Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi 3651 numarada kayıtlı olan ve halen bilindiği kadarıyla tek nüsha olan bu 207 varaklık nüshaya dayanmaktadır. Kitâbu’t-tevhîd ilk olarak Fethullah Huleyf tarafından yapılan çalışmayla 1970 yılında Beyrut’ta yayınlanmıştır. Eserin 1979’da İstanbul’da ve Mısır’da aynı baskısından ofset baskısı yapılmış ve ilk olarak Hüseyin Sudi Erdoğan tarafından Türkçeye çevrilmiş daha sonra Bekir Topaloğlu ve Muhammed Aruçî tarafından esere tahkik ve tercüme çalışması yapılmıştır.