• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

Ahkâmu’l-Kur’ân

Orhan Ençakar // İlim Dergisi 1. Sayı Kasım 2012
Eser: Ahkâmu’l-Kur’ân // Müellif: Ebubekir Ahmed b. Ali el-Cessâs (370/980)


   • Yüce Rabbimizin bizlere indirdiği son ilahi kitap Kuran-ı Kerim’in tahrif ve tağyire uğramadan sonraki nesillere aktarılmasında hiç şüphesiz doğru anlaşılıp murad-ı ilahiyeye göre tefsir edilmesinin de önemli bir rolü vardır. Bu sebeple tarih boyunca Kuran-ı Kerim’in doğru anlaşılmasına büyük önem gösterilmiş ve bu uğurda azami çaba sarfedilmiştir. Kuran’ı beyan (Nahl: 44) ve talim (Âl-i İmran: 164) vasfına sahip olan Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’le başlayan tefsir faaliyetleri, Peygamber Efendimizden sonra gelen sahabe ve tabiin nesliyle artarak devam etmiş ve böylece günümüze kadar süregelmiştir.

   • Kuran üzerine yapılan tefsir çalışmaları temelde rivayet ve dirayet metodu olarak iki kısma ayrılır. Rivayet tefsirleri genelde, ayetlerin tefsiri hakkında başta Peygamber Efendimiz olmak üzere sahabe ve tabiinden yapılan rivayetlere yer veren nakil ağırlıklı tefsirlerdir. Dirayet tefsirleri ise, naklin yayında akla ve tecrübeye dayalı ilimlere de yer veren tefsirlerdir. Dirayet tefsirlerinin lügavi, edebi, ictimai, kelami, tasavvufi, fıkhi vb. çeşitleri vardır.

   • Kuran-ı Kerim’i fıkhi yönden inceleyen tefsirler “Ahkamu’l-Kuran” adıyla anılır. Kuran’da yer alan 500 kadar ahkam ayetinin incelendiği bu tefsirlerin meal üzerinden hüküm vermenin yaygınlaştığı günümüzde önemi bir kat daha artmıştır. Zira Kuran’da yer alan hükümler arasında mensuh (hükmü kaldırılmış) olanlar mevcut olduğu gibi manası kapalı olup açıklanmaya muhtaç olan (mücmel, müşterek), umum geldiği halde tahsis edilen birçok hüküm mevcuttur. Bu hükümlerin tam ve doğru anlaşılması ise öncelikle Peygamber Efendimizin, sonra sahabe ve tabiinin devamında müçtehit imamların yaptıkları açıklamalarla mümkün olmaktadır. Konuyla ilgili diğer ayet ve hadisleri, sahabe ve tabiin akvalini ve müçtehit imamların görüşlerini incelemeden sadece ayetin zahirine bakıp hüküm vermek asla doğru olmayan ve şiddetle sakınılması gereken bir durumdur.

   • Ahkam tefsirlerinde iki farklı metot takip edilir: Bunlardan biri ayetlerin, fıkıh kitaplarında yer alan sıraya göre, diğeri ise Kuran’da yer aldığı sıraya göre tefsir edilmesidir.

   • Kuran-ı Kerimi fıkhi yönden inceleyen ilk tefsirlerinden birisi de Hanefi mezhebi fakihlerinden Ebubekir Ahmed b. Ali el-Cessas’a (370/980) ait olan “Ahkamu’l-Kuran” isimli eserdir. Eserde yukarıda zikrettiğimiz metotlardan ikincisi kullanılıp sureler Kuran’daki sıralarına göre ele alınmış, ancak bütün bir surenin değil, sadece içinde bulunan ahkam ayetlerinin açıklaması yapılmıştır. Sureler, ayetlerin ilgili olduğu konu ve muhtevaya göre, fıkıh kitaplarındaki gibi “bab” vb. başlıklar altında işlenmiştir. Müellif ahkam ayetlerini tefsir ederken usul ve füru meselelerine, bunlarla ilgili sahabe ve tabiîn görüşlerine, mezhep ihtilaflarına, tarafların delillerine geniş ölçüde yer vermekte, sonunda Hanefi mezhebinin görüşlerini nakli veakli delillerle savunmaktadır. Ayetler tefsir edilirken ayrıca nüzul sebepleri açıklanmakta, nasih ve mensuhlar belirtilmektedir. Mezhep ihtilaflarına da yer veren eser bu yönüyle mezhepler arası mukayeseli bir hukuk kitabı mahiyetindedir. (D.İ.A. Ahkamu’l-Kuran, 1988, I, 553) Müellifin mezhep ihtilaflarını genellikle ihtisarını yaptığı Tahavi’nin (321/933) “İhtilâfu’l-Ulemâ” isimli eserden aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca meseleler ele alınırken kullanılan üslubun kendisinden önce yazılmış olan fakat bugün elimizde eksik olarak bulunan ve fıkıh baplarına göre telif edilen Tahavi’ye ait “Ahkamu’l-Kuran”a göre çok daha usuli ve fıkhi terimlerle iç içe olduğu görülmektedir.

   • Eserin birçok kütüphanede yazma nüshaları vardır. İlk defa Kilisli Rifat ve Karahisar mebusu Kâmil Efendi tarafından, İstanbul kütüphanelerindeki yazma nüshaları esas alınarak üç cilt halinde yayımlanmış (İstanbul 1335-1338), ayrıca 1347 yılında Kahire’de basılmıştır. Eserin Muhammed Sâdık Kamhavî tarafından tenkitli bir neşri de yapılmıştır (Kahire, ts , I-V). (D.İ.A. Ahkamu’l-Kuran, 1988, I, 553) Fakat yaptığımız karşılaştırma sonucunda bu neşrin, daha önce İstanbul’da yapılan neşrin -bazı matbaa hataları düzeltilerek ve imla kurallarına dikkat edilerek- yeni bir dizgisi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bu neşrin 1992 yılında Daru İhyai’t-turasi’l-arabî tarafından tıpkı basımı yapılmıştır. Eser Abdüsselam Muhammed Ali Şahin’in tahkikiyle 1995 yılında Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye tarafından 3 cilt olarak da basılmıştır. Eserin Daru’l-fikr’den çıkmış bir diğer 3 ciltlik baskısı da mevcuttur.