• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Asım Efendi
okur@ilimdergisi.org
Tercüme Atölyesi - 4 -
08/07/2019

Asım Efendi > okur@ilimdergisi.org

İlim Dergisi 36. sayı Haziran Temmuz 2019


Metin 1

اجتمعت الأنصار في سقيفة بني ساعدة بمدينة الرسول وأرادوا عقد الإمامة لسعد بن عبادة وبلغ ذلك أبا بكر وعمر رضوان الله عليهما فقصدا نحو مجتمع الأنصار في رجال من المهاجرين فأعلمهم أبو بكر أن الإمامة لا تكون إلا في قريش واحتج عليهم بقول النبي صلى الله عليه وسلم: “الإمامة في قريش” فأذعنوا لذلك منقادين ورجعوا إلى الحق طائعين بعد أن قالت الأنصار: منا أمير ومنكم أمير .


“Ensar, Medine’de bulunan Beni Saide gölgeliğinde halifenin Sad b. Ubade olması için biat etmek üzere toplandı. Bu durum Ebu Bekir ve Ömer’e (r.anhuma) ulaştı. Ebu Bekir ve Ömer Ensar topluluğuna doğru yöneldiler. Bir kısım muhacir Rasulullah’ın (s.a.v) “İmamlar Kureyş’tendir” sözünü delil getirerek, Hz. Ebu Bekir’in halife olmasını öne sürdüler. Bu sözün üzerine ikna olanlar kabul etti. Ensarın “Bizden bir emir, sizden bir emir” demesinden sonra itaat edenler doğruya yöneldiler.”

(Nurgül Esen)


   •   Sevgili Nurgül, ibare yeteneğin genel olarak iyi. Özellikle atıflara dikkat ettiğinde daha güzel anlama ve yorumlama seviyesine ulaşabilirsin. “Bir kısım muhacir… sözünü delil getirerek” demişsin, oysa delil getiren Ebubekir, onlar değil. Muhacirleri sonraya değil, “Ebubekir ve Ömer bir grup muhacirle birlikte ensar topluluğuna yöneldi” şeklinde önceye bağlamalıydın. Şu halde “Hz. Ebu Bekir’in halife olmasını öne sürdüler” şeklinde bir ibare yok asıl metinde. Sadece imametin/ hilafetin Kureyş’te olması gerektiğini anlatıyor Ebubekir.

   •   Diğer bir husus, “ikna olanlar kabul etti” ve “itaat edenler doğruya yöneldiler” diyerek aynı cümlenin parçası olan iki şeyi ayrı cümle halinde tercüme etmişsin. Arapçada bol müteradif kullanıldığını hesaba katarak, benzer anlamları olan فأذعنوا, منقادين ve طائعين kelimelerini bir şekilde tek cümle içinde vermeliydin.

   •   Metnin doğru tercümesini veriyorum. Buna göre hem belirgin hataları hem daha şık karşılıkları net şekilde görebilirsin:

   •   “… Bunun üzerine Ebubekir ve Ömer (r.anhüma) bir grup muhacirle birlikte ensar topluluğuna gittiler. Ebubekir ensara imametin ancak Kureyş’ın hakkı olduğunu bildirdi ve Peygamberimizin (a.s) “İmamet Kureyş’indir” sözünü delil olarak getirdi. (veya … “sözünü delil getirerek imametin ancak Kureyş’in hakkı olduğunu kendilerine bildirdi.”) Böylelikle ilk başta “sizden bir idareci bizden de bir idareci olsun” diyen ensar, görüşlerinden vazgeçerek Ebubekir’in verdiği doğru hükme gönülden teslim oldular.” (veya “Ebubekir’in isabetli kararına içtenlikle boyun eğdiler.”)

   •   Gördüğün gibi son kısımda Türkçedeki ifade ve cümleyi toparlama yeteneği devreye giriyor. Bu konuda asıl anlama halel getirmeyecek şekilde özgürüz. Böyle işte. Daha farklı ve zor klasik metinlerle boğuşmaya ve bunları bizimle paylaşamaya devam et lütfen.


Metin 2

أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ بَكَى فِي مَرَضِهِ فَقِيلَ لَهُ: مَا يُبْكِيكَ؟ قَالَ:مَا أَبْكِي عَلَى دُنْيَاكُمْ هَذِهِ، وَلَكِنْ أَبْكِي عَلَى بُعْدِ سَفَرِي وَقِلَّةِ زَادِي، وَأَنِّي أَمْسَيْتُ فِي صُعُودٍ مَهْبُوطَةٍ عَلَى جَنَّةٍ أَوْ نَارٍ، لا أَدْرِي عَلَى أَيَّتِهِمَا يُؤْخَذُ بِي.

“Ebu Hüreyre, hastalığında ağladı ve (o) dedi ki: Ne (niye) ağlıyorsun? Dedi ki: “Bu dünya için ağlamıyorum. Yolumun uzaklığına ve azığımın azlığına ağlıyorum. Cennet veya cehenneme gitme durumunun altında ezildim. Bilmiyorum hangisi beni alacak?”

(Mihriban Kibar)


   •   İlk metne göre kolay ve kısa bir ibareyle karşı karşıyayız. İlkinde gözden kaçmış olmalı ki فَقِيلَ لَهُ cümlesine “dedi ki” karşılığını vermişsin. Oysa “ona dendi/soruldu ki” olacak. İkinci olarak, “Cennet veya cehenneme gitme durumunun altında ezildim” şeklinde yuvarlamışsın. Bu Türkçe inisiyatif dışarıdan güzel görüneceği için takdir edilesi, fakat yetersiz. Burada  صُعُودٍ kelimesi kilit rol oynuyor. Dik yokuş demek. Söz sahibinin meramını tam ifade etmek adına şöyle tercüme etmeliyiz: “Cennet veya cehenneme inen dik yokuştayım. Bilmiyorum ki hangisine çıkacağım (veya يُؤْخَذُ بِي meçhul fiilini tam çevirerek “hangisine sokulacağımı/alınacağımı/ girdirileceğimi bilmiyorum.”

   •   Son bir ek: بَكَى فِي مَرَضِهِ “hastalığında ağladı” diye tercüme edilmesi elbette doğru, lakin siyak- sibaktan genelde bu durumların ölüm hastalığında / ölüme yakın rahatsızlıklarda yaşandığını bildiğimiz için “ölümüne yakın hastalığında/ölümüne yakın rahatsızlığı arttığı bir gün” gibi ifadelerle çevirmemiz daha şık olur. Hem pat diye değil, yumuşak giriş yapmış oluruz.  


Metin 3

 

وعلى الملك، إذا أراد هذا الذي قدمنا صفته، الأنصراف، أن يقوم معه إذا قام، ويدعو بدابته ليركب حيث يراه، ويشيعه ماشياً، قبل ركوبه، خطى يسيرةً، ويأمر حشمه بالسعي بين يديه.


"Hükümdarın, bu özelliklerini saydığımız şeyleri yapmak istediğinde onunla beraber çıkması ve hükümdarın bunu görebilmesi için bineğini getirmesi ve hükümdar binmeden önce onu biraz yürütmesidir ve askerlere bu konuda çalışmaları için emir verir."

(Arif Orhan)


   •   Evet, Arif kardeşimizin tercümesini biraz konuşmak lazım. Teslim ediyorum, detay konuya ortadan girildiği için zor bir metin. Bu siyasetname tarzında bir ibare ve hükümdarın kendine denk başka bir hükümdarı yolcularken takınması gereken tavrı anlatıyor. Öncelikle bu genel bağlamı tespit etmek, sonrasında içimize sinmeyen noktaları es geçmememiz gerek. Ta ki uygun karşılık kafamıza oturana kadar.

   •   Metinde kilit yer إذا أراد هذا الذي قدمنا صفته، الأنصراف cümlesi. Tercümesi “bu özelliklerini saydığımız şeyleri yapmak istediğinde” değil, “az geride özelliğini verdiğimiz bu kişi (misafir hükümdar) kalkmak/gitmek istediğinde” olmalı. Aynı şekilde  ويدعو بدابته ليركب حيث يراه kısmı ve sonrası karışmış. Son olarak “askerlere bu konuda çalışmaları için emir verir” denmiyor Arapça metinde; “misafir (hükümdarın) önü sıra biraz yürümeleri (ona eşlik etmeleri) için emir verir.” deniyor. Demek ki بالسعي “çalışmaları” değil, “yürümeleri/giderken eşlik etmeleri” manasına geliyor burada.

   •   Metnin doğru tercümesi şöyle: “Az geride özelliğini anlattığımız kişi kalkıp gitmek istediğinde hükümdarın yapması gereken, onunla beraber kalkması, uygun gördüğü şekilde binebilmesi için bineğini çağırtması, bineğine binmeden evvel bir kaç adım yaya giderek onu uğurlaması ve önü sıra yürümeleri için maiyetindekilere emir vermesidir.”


Okura not: Siz de gelecek sayı bu köşede incelenmesini istediğiniz kısa Arapça tercümelerinizi okur@ilimdergisi.org adresine gönderebilirsiniz.



123 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Tercüme Atölyesi -3- - 29/04/2019
Ebrar Duran, Hatice Tekin ve Ercan Gündoğdu kardeşlerimizin kısa tercümelerini değerlendiriyoruz.
Tercüme Atölyesi - 25/02/2019
Atölyenin 2. kısmında bu kez 3 örnek metin tercümesi değerlendiriliyor.
Tercüme Atölyesi - 04/01/2019
Dört örnek metin tercüme üzerinden Arapça çevirinin püf noktaları...