• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Misafir Yazarlar
Tehcir Diyarında İlim Ehlinin Sıkıntıları - Abdurrahman TAŞBİLEK
30/04/2019

İlim Dergisi 35. sayı Nisan Mayıs 2019

 Abdurrahman TAŞBİLEK


 


• Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a, salât ve selâm tüm yurtlarından çıkartılanların üsve-i hasenesi Rasûl-i Ekrem efendimize, âl ve ashâbına ve kıyâmete kadar kendilerine ihsân ile tâbî olanların üzerine olsun.
• İnsanın kendi beldesinden zorla çıkartılması nefse en ağır gelen hallerdendir. O kadar ki bu, Allah'ın kitabında zorluk bakımından kişinin kendi canına kıymasıyla birlikte zikredilir. (Nisâ-66) Efendimiz(s.a.v.) doğup büyüdüğü beldeden çıkmak zorunda bırakıldığında, şehirden ayrılırken Mekke'ye döner ve "Vallâhi, biliyorum ki sen Allah'ın şehirlerinin bana en sevimli olanısın. Eğer halkın beni zorla çıkartmasalardı asla seni terkedip çıkmazdım" diyerek gönlündeki hüznünü ve hasretini dile getirmiştir. Yurdundan çıkartılmak ve hicrete mecbur kalmak O'na atası İbrâhim(a.s.)'den kalmış bir mirastır. Âlimler de peygamberlerin vârisleridir ve sanki "Yurtlarından zorla çıkartılıp tehcîr edilmek" de ilim ehline peygamberlerden kalan bu mirasın bir parçasıdır.
• Burada yurtlarından zorla çıkartılmamış, kendi beldelerimizde güven içerisinde yaşayan biz ilim talebelerine, içinde yaşadığımız ancak kıymetini hakkıyla idrak edemediğimiz nimetin bir nebze olsun farkına varabilmemiz adına, bu ağır imtihana maruz kalan Suriyeli ilim ehli ve talebelerinin karşılaştıkları sıkıntı ve zorluklardan biraz olsun bahsetmeye çalışacağım.
• Öncelikle yaşadıkları beldeden zorla çıkartılıp tehcîr edilen ilim ehlini iki kısma ayırabiliriz. İlki resmî yahut gayr-i resmî şekilde bir yolunu bulup ülkelerinin dışına çıkıp Türkiye'ye gelebilenler. Diğerleri ise, beldelerinden çıkartılıp Suriye'nin kuzeyine tehcîr edilenler. Her iki sınıfın da birbirinden farklı yaşadığı zorluklar vardır. Lâkin ben öncelikle Türkiye'deki kardeşlerimizin şâhit olamadığı, tüm zorluklarına ve risklerine rağmen Sûriye'de kalıp savaş mağduru, mazlum ve mahrum halkının eğitimine katkı sağlamak için mücadele veren kesimin yaşadıklarını bir nebze olsun örnekler üzerinden anlatacağım.
• Şam'ın doğusunda 6 yıl boyunca acımasız bir askeri kuşatmaya maruz kalıp direnen Doğu Ğûta halkı 2018 Nisan ayında Kuzey Sûriye'ye cebren tehcîr edildiler. Kendi beldelerinde her türlü yokluğa, açlığa ve aralıksız süren bombardımana rağmen akıl almaz eğitim başarıları ortaya koydular. Öyle ki savaş öncesinde sadece 6 kurrâ hafıza sahip olan Ğûta halkının iletişim araçlarından, elektrikten vs. mahrum(!) bir şekilde yürüttükleri hummâlı eğitim gayretleriyle 6 yıllık kuşatma zarfında kurra hafız sayısı 62'ye çıkmıştı. Henüz 13 yaşında olmasına rağmen 10 kıraatte icâzetli, Cezeriyye ve Şâtıbiyye manzûmelerini ezberleyen Ziyâd Abdulhâdî (Bu öğrenci birkaç yıl önce Gûta'dan çıkartılıp İstanbul'a getirilmiştir.) gibi talebeler yetişti. Aynı ilim ehlinin tehcîr sonrasında karşılaştıkları sıkıntıları kendi beldelerinde kuşatma altındayken yaşadıklarından daha ağır ve zor olarak telakkî ettiklerine şâhit oluyoruz. Tehcîr edildikleri gurbet diyârında karşılaşılan sıkıntıları birkaç başlık altında sıralayabiliriz:

      Maddî Sıkıntılar
• İlim ehli birisinin asgari düzeyde dahi maîşetini sağlayabilmesi için en az 2-3 okulda/üniversitede ders vermesi gerekmektedir.  Okulların genelinde alınan ücret çok düşük, buna mukâbil üstlenilen sorumluluklar çok fazladır. Örneğin; idârî olarak Türkiye'nin kontrolündeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı/Afrin bölgelerinde resmî okullarda eğitim veren müderrislere Maârif Vakfı'nın takdim ettiği aylık maaş geçen yıl 500 ₺ iken bu yıl 700-750 ₺'dir. Azez ve el-Bâb gibi bir ilçede bu meblağ bir âilenin ancak kira masrafına yetmektedir.
• Bölgede ulaşım başlı başına bir krizdir. Toplu taşıma ve ulaşım vasıtaları bulunmamaktadır ve araç bulunması hâlinde de ulaşım son derece mâliyetlidir. Çoğu zaman âilesinin ikâmet ettiği beldede çalışma imkânı bulamayan ve geçinmek için farklı bölgelerdeki birden fazla eğitim kurumunda ders vermeye mecbur olan bir ilim ehli uzun mesafeler arasında intikal etmek zorundadır. Tehcîr edilmiş âileler, Esed rejiminin kontrolü dışındaki Suriye halkının "Kurtarılmış Bölgeler" dediği alan içerisinde Carablus'tan İdlib'in Hama kırsalıyla bitişen bölgelerine kadar uzanmakta olan uzak mesafelere dağılmış durumdadır. Bildiğim kadarıyla bu bölgelerde sınırlı imkânlarla hizmet vermeye çalışan 9 adet İslâmî İlimler Fakültesi bulunmaktadır. Bunlardan 4'ü Türkiye'nin kontrolündeki Fırat Kalkanı bölgesinde, diğerleri ise İdlib ve kırsalındadır. Yani bu fakültelerin bulunduğu üniversiteler birbirlerine çok uzak, geniş bir alana yayılmış durumdadır. Örneğin haftanın 3 günü İHH'nın Azez'de açmış olduğu Şam Üniversitesinde ders veren, fıkıh ve usûlünde doktorasını tamamlamış Gûtalı kıymetli bir hocamız âilesiyle Afrin'in civar bir semtinde oturmaktadır. Aynı hafta içerisinde hem Akrabat bölgesindeki bir fakülteye hem de İdlib'in Kefertehârîm beldesindeki başka bir üniversiteye ders vermeye gitmektedir. Yollar yıpratıcı derecede engebeli ve kötüdür. Afrin – Azez arası 30 km'lik yol yaklaşık 40-45 dakika sürmektedir. Afrin'den çıkıp Kefertahârîm beldesindeki fakültede ders vermek için yaklaşık 2,5 saat araçla yolculuk yapmanız gerekmektedir. Bir hocanın bu yolu katettikten sonra yarım gün ders verip aynı gün dönmesi, ertesi gün tekrar gitmesi imkânsızdır. Bu, hem aşırı meşakkatli hem de maliyet açısında altından kalkılamayacak bir külfettir. Bu sebeple ders vermeye gittiği günler o zât o beldede geceleyecek ve âilesinin yanına 2 gün 2 gece dönemeyecektir. Bu meşakkatli ulaşım süreci aynı zamanda bir muallimin aldığı ücretin belki dörtte birine mâl olmaktadır. Tek seferlik gidiş-gelişin bir kişiye mâliyeti en az 10 bin S. lirası yani yaklaşık 100 ₺'dir. Ve birçok okul-fakülte çoğu zaman müderrislere ekstra yol ücreti takdim edememektedir.
• Bu ve benzeri durumlar İslâmî ilimlerde tedrîsatta bulunan ilim ehlinin çoğunluğunun durumudur. Akademik ünvânı olmaksızın ilim telakkî etmiş ilim tâliplerinin ders verebildikleri müesseseler ise genellikle bir takım hayır kuruluşlarının desteğiyle ayakta durmaya çalışan Kur'an Kursu, medrese ve benzeri özel eğitim kurumlarıdır. Buralarda aylık 100 dolardan düşük ücretler mukâbilinde ders vermeya çalışan çok sayıda liyâkat sâhibi hoca bulunmaktadır. Ayrıca Sûriye'de yaşayan birçok kimsenin sadece kendi âilesine değil, aynı zamanda savaşta âile büyüklerini kaybetmiş, sakat-engelli yahut yetim kalmış yakınlarına da destek olmak zorunda olduğu unutulmamalıdır.

      İctimâî Sıkıntılar
• Yerel meclislerde ve bölgesel idârelerde kimi yetki sahibi kişilerin bölge taassubu ve ırkçılığı sebebiyle, muhâcir bir ilim ehli liyâkat sâhibi olmasına rağmen vazife tayini önceliğinin ehliyetsiz dahi olsa belde ehline verilmesi sonucu kendi alanında istihdam imkânı bulamaması ve dışlanması. Bu sıkıntı farklı bölgelerde ve okullarda da görülebilmekle beraber, özellikle etnik farklılık damarının siyâsî olarak kaşındığı Afrin bölgesinde daha çok yaşanmaktadır.
• Özellikle savaş sonrası mahrumiyetler sebebiyle okuma-yazma bilmeme büyük oranda yaygınlaşmaktadır. Farklı sebep ve gerekçelerle birçok ebeveyn evlatlarını okula göndermekten imtina etmektedir. Bunların bir kısmı maddî olduğu gibi, bazısı da yeni yerleştikleri bölgede karşılaştıkları ictimâî ve ahlâkî sorunlardır. Örneğin geçen ay ziyâret ettiğimiz 3 yetimi olan Dûmalı annenin 10 yaşındaki Rağad isimli kızları Ğûta'dan göçtükten sonra okulu bırakmış. Dînî iltizâm seviyesi yüksek olan Dûma beldesinden buraya tehcîr edilen âilenin Afrin'deki evlerine yakın okulda ihtilat ve ahlâkî bir takım sıkıntılar sebebiyle hem çocuğun kendisi gitmek istemiyor hem de annesi râzı değil. Bir akrabaları "Ğûtalı öğretmenlere özel okul açma izni verilirse yemeğimizden keser yine göndeririz" diyor. Maalesef bölgede henüz Milli Eğitim bir takım gerekçelerle temel eğitim merhalesinde özel okul açımına müsaade etmiyor. Bu da hem göçmen müderrislerin istihdâmı sorununu hem de bazı göçmen âilelerin çocuklarını okula göndermekten imtina etmesi problemini arttırıyor.

Eğitimle İlgili Sıkıntılar
a.  Üniversite mezunu olup akademik eğitim aldığı halde, diploma vb. resmî evrakları bombardımanda yıkılan – yanan, evleriyle birlikte telef olmuş yahut rejim bölgesinde kalması sebebiyle ulaşamayan birçok kimse bulunuyor. 20 yıllık eğitmenlik geçmişi olup eğitim düzeyini ispat edebilecek hiçbir resmî evrakını savaştan kurtaramamış ilim ehli değerli isimler tanıyoruz bölgede. Bu insanların akademide yahut diploma isteyen resmî okul ve kurumlarda eğitim verebilme imkânları söz konusu değil. Ancak bir takım sivil müesseselerin, vakıfların desteğiyle hizmet veren medrese, Kur'an kursu ve benzeri özel eğitim kurumlarında yahut cami halkaları gibi kurumsal olmayan ortamlarda ders verebilmekteler. Bunların ise hem sayıları çok yetersiz hem de imkânları son derece sınırlıdır.
b.  Okul ve medreselerin müfredat kitapları bulunmamaktadır. Bu kitapların temini veya bastırılmasının maliyeti ancak STK'lar tarafından sağlanabilmektedir. Kitap ve eğitim materyalleri temininde birçok kez yetersiz kalınmakta ve ciddî gecikmeler yaşanmaktadır.
c.  İlmî ehliyet sâhibi hocaların kâhir ekseriyetinin ülke dışına çıkmış olması sebebiyle bölgedeki okul ve medreselerde ders veren eğitim kadrolarının çoğunluğunun eğitim düzeyi ve ehliyeti çok zayıftır. Müderrislerin eğitim-öğretim seviyesini, liyâkat düzeyini yükseltmek için açılan kursların sayısı da çok azdır. Bunlar da ciddî düzeyde maddî desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Ayrıca savaş sebebiyle birçok okulun yıkılması sonucu temel eğitim verilen okul sayısı da yeterli olmayıp vâr olanlardaki öğrenci sayısı çok fazladır. Bunun yanı sıra okula gidemeyen çocuk sayısı da ciddî bir yekûn oluşturmaktadır. Yeterli miktarda ehliyet sâhibi eğitim-öğretim çalışanı bulunamayışı sebebiyle okulların genelinin eğitim şartlarının ve seviyesinin düşüklüğü, evlatlarının eğitimi için birçok âileyi sınırda vurulma riskini göze alıp canlarını tehlikeye atma pahasına da olsa kaçak yollardan Türkiye'ye girme girişimine sevk eden başlıca sebeplerdendir.
d. Bölgede hizmet vermekte olan şer'î medreselerde ve sınırlı sayıdaki Şer'î İlimler Fakültesi'nde okuyan talebelerin aldıkları eğitimler ve verilen diplomalar resmi olarak tanınmamaktadır. Şer'î ilimlerde müderrislik yapan bazı ilim talebeleri gerek lisans gerek yüksek lisans seviyesinde olsun üniversite eğitimlerini tamamlama arzusu taşımaktadır. Ancak maddi imkânsızlıklar ve kendileri için burslu üniversite eğitimi sunulamaması sebebiyle arzularını gerçekleştirmeye imkân bulamamaktadırlar.

      Güvenlik Sıkıntısı

      • İdlib kırsalında birçok bölge, Türkiye ile İran ve Rusya'nın imzaladığı "gerginliği azaltma" anlaşmasına rağmen zaman zaman ağır bombardımana maruz kalmaktadır. Rus uçaklarının saldırılarında birçok kez okullar başta olmak üzere hastane, fırın vb. kamu hizmeti verilen merkezler hedef alınmaktadır. Bu ise hem ilim ehli ve müderrislerin canlarını tehlikeye atmakta hem de eğitim faaliyetlerinin devamlılığını zora sokmaktadır.
• Bölgedeki bazı güvenlik ihlalleri sonucu oluşan boşluktan yararlanan bir takım terörist gruplar ile rejim istihbâratı ile çalışan ajan ve ekipler zaman zaman sivillerin yoğun bulunduğu yerlerde bombalı saldırı düzenlemektedirler. Bu durum bazen can kayıplarına yol açtığı gibi korku hissini yayıp okullara devamı zorlaştırmaktadır. Tüm bunlara ilâveten sorunlu bazı silahlı grupların zapt edilmeyen elemanlarının kimi zaman eğitim müesseselerine ve müderrislere silah zoruyla musallat olması, eziyet ve sıkıntı vermesi de söz konusu olabilmektedir.
• Ayrıca Fırat Kalkanı bölgesinde Türkiye'nin resmî olarak tanıdığı Suriye Geçici Hükûmeti ile İdlib ve çevresinde hâkim olan askeri grubun "Kurtuluş Hükûmeti" ismiyle kendince kurduğu idârî yapı arasındaki birbirlerini tanımama durumu, son bir-iki aydır bu iki bölge sâkinlerinden eğitimcilerinin tedrîs faaliyetlerinde birbirlerine destek olmalarının da önüne geçti. Zira "Kurtuluş Hükûmeti"ne bağlı YÖK tarafından, kendi hâkim oldukları bölgelerde resmî olarak kendi Eğitim Bakanlıklarına bağlı olmayıp S.G.H.'ne bağlı faaliyet yürüten tüm okulların eğitimlerinin durdurulacağı, Fırat Kalkanı bölgesindeki üniversitelerde eğitim verenlerin İdlib'deki fakültelerde ders vermelerine izin verilmeyeceği ve de Fırat Kalkanı'nda verilen lise diplomalarının tadil ve tasdiklerinin yapılmayacağı ve bu öğrencilerin kendi bölgelerinde sınavlara girmesine izin verilmeyeceği kararlarını içeren bir tamim yayınlandı. Bu tamim sonrası Afrin ve Fırat Kalkanı bölgesinde ikâmet edip faaliyet yürüten göçmen ilim ehli aynı zamanda İdlib ve çevresinde eğitim verme imkânını da -en azından şu an için- kaybetmiş oldu.
• Son olarak rahat ve güven içerisinde ilim tahsîl edebilen Türkiyeli bizleri, bu büyük nimetin şükrünü kendi cinsinden edâ edebilmek adına, burada ancak bir kısmına özetle değinebildiğim tüm bu sıkıntılara ve maddî-mânevi meşakkatlere katlanmak pahasına, karşılığını yalnızca Allah'tan bekleyip sabrederek Suriye'de kalma mücâdelesi veren Bilâd-i Şâm diyârının cefâkâr ve emektâr ilim ehline ve ilim talebelerine sahip çıkmaya davet ediyorum. Şam Kardeşlik ve Yardımlaşma Derneği olarak hazırladığımız Afrin Arap Dili ve İslâmî İlim Fakültesi Tesisi projemiz kapsamında her biri alanında yetkin 15 akademisyen hocamızın lâyık oldukları vech ile istihdâmını sağlamayı ve böylece bölge halkına ve ilim talebelerine verimli-kalıcı bir şer'î eğitim zemini oluşturmayı hedefliyoruz. Bu hususta gerekli insan kaynağı ve akademik kadro hazır olup yalnızca projeyi hayata geçirmeyi sağlayacak kurumsal destek ve sahiplenişi bulabilmek için Rabbimizden muvaffakiyet ve kolaylık diliyoruz. Bize düşen sa'y-ü gayret göstermek, neticeyi takdîr edecek olan ise ilim, hikmet ve kudret sâhibi Allah'tır.

• Sözümüzün ve duâmızın sonu "Âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun"dur.



444 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Yazma Eser Tercümeleri Ne Kadar Düzgün? - Molla Kasım - 10/07/2019
İlyas Çelebi ve Mahmut Çınar tarafından çevrilen ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu tarafından yayınlanan Tavâli’u’l-Envâr (Kelam Metafiziği) kitabının tercümesi inceleniyor.
20 Maddede İlahiyat ve Medrese Mukayesesi - Tunahan Erdoğan - 08/07/2019
20 maddede günümüz medreseleri ile ilahiyatları karşılaştırılmaktadır.
Akademik Hadisçilik Ne Yapar? - Oğuzhan Yıldız - 08/07/2019
İlahiyat fakültelerindeki akademik hadis eğitiminin yaklaşık 120 yıllık bir süre sonunda hangi mahiyette olduğu ve lisansüstü araştırmaların işlevleri hakkında daha çok tasvire dayanan bir üslupla bilgi vermek hedeflenmektedir.
İlahiyatın Sorunları ve Çözümler - Mehmet Azizoğlu - 08/07/2019
Yazıda dile getirilen konular başta ilahiyat fakülteleri olmak üzere genel manada yükseköğretimin de bazı sorunları olarak düşünülebilir.
Ülkemizde Bulunan Suriyeli Âlimler - Mazhar OĞULPINAR - 01/05/2019
Suriye'den ülkemize hicret eden 12 alim şahsiyet...
Fıkhu’l-Luğa’dan Tadımlık - E. KARATAŞ - 01/05/2019
Fıkhu’l-Luğa’dan Tadımlık birinci bölüm...
Hılyetü’l-Evliyâ’dan Reçeteler - Nurullah KIŞLA - 01/05/2019
Selefin hikmet ve irfanıyla dolu Hılyetü’l-Evliyâ’dan kalp hastalıkları tedavileri...
Muhacir Alimler - Dr. Ahmet Emin DAĞ - 30/04/2019
Suriye ayaklanmasının başlangıç evresinden ülkemizdeki Suriyeli alimlerin durumuna sürecin genel hatlarıyla özeti...
Eş‘arîlik-Mâturîdilik İhtilafına İlişkin Bazı Notlar - Enes ER - 25/02/2019
Maturidi ve Eşari mezhepleri arasında öne çıkan ihtilaflı konuları Arş. Gör. Enes Er yazdı.
 Devamı