• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

Candemir DOĞAN

Candemir DOĞAN
can.dogan@hotmail.com
Arapça Öğretmeninin Kişisel Nitelikleri (2)
30/04/2019

İlim Dergisi 35. sayı Nisan Mayıs 2019


13. Bilgelik


    •   Arapça öğretmeni; idrak, görgü, sağduyu, derin düşünce, dakik mantık, sezgisel anlayışı özümseyen bir münevverdir. Öncelikle kendini tanır, tabiatla bütünleşir, aklı ilim, gönlü imanla aydınlatır, irfanıyla toplumu yüceltir, kültür ve basiretiyle herkese faydalı olmaya çalışır. Çevreye ilim sevgisi aşılamasıyla âlimin yüceliğini, önderliğini, bilgeliğini, ciddiyetini, ağırbaşlılığını, nazikliğini candan üslup ve kararlı fikirleriyle yansıtır. Öğrencilerini erdemle yeniden inşa ederken bilgiyi görünenle sınırlamaz, tüm gücüyle fikir ve kültürel hayatı geliştirir, hep aydınlanır ve etrafını aydınlatır. Öğretime okul ve aileyi katar, bilgiyi uygulamayla canlandırır, belirsizliği aydınlatarak öğretim kalitesini yükseltir. Birikimi idrak ve muhakeme gücüyle verimli üretim ve iletişime aktarır. Öğrenimi neden-sonuç ilişkisi, entelektüel düşünce, zekâ ve analitik beceriler ve etkili öğretim taktikleriyle geliştirir, öğrencileri geleceğe hazırlar, kapsamlı bilgi ve birikimle soyut konuları derinliğine öğretir. Üstün temyiz yeteneğiyle gerekliyi gereksizden, doğruyu yanlıştan ayırır, bilgi ve fikir üretir, başarıyı en üst düzeye çıkarır. Her öğrencinin öğrenimi, ihtiyaçları özel olduğu için her birinin ihtiyacı olan bilgi ve desteği verir, yol gösterir, aydınlatır, değişime açarak yeniler, farklı olmaya yüreklendirir. Sınıf yeni teknolojiyle donatır ve yönetir, ihtiyaca uyarlayarak verimli kullanır. Özümsenen bilgiyle bilge, uygulamayla başarılı olur ve bunları Hz. Ali (ra)’nin: “İnsanın bilgisi artınca edebi artar, edebi artınca da Rabbine saygısı ikiye katlanır.” (Gureru’l-Hikem:144) ilkesiyle bağdaştırır.


14. Diğerkâmlık


    •   Diğerkâm; öğrencinin yararını kendi yararının üstünde tutma, maddi-manevi bir çıkar gözetmeden hasbi ve erdemli olmaktır. Hep öğrencilerini eğitmeyi kendi çıkarına tercih eder, hiçbir şeyi onlardan esirgemeden ilişkilerini, Ensar ile Muhacirin “ … Hatta kendileri muhtaç olsalar bile, onları kendi nefislerine tercih ederler…” (Haşr: 9) erdemin zirvesine taşıdıkları isâr hasletiyle yürütür. Bunun aksi olan ve başkalarının kendi çıkarlarına hizmet etmesi gereğine inanan, bencillik batağına saplanan, çıkarına köle, narsislere asla benzemez. Çünkü narsisizm, bir tür bastırılan egoizmin sosyalleşen en tehlikeli ahlaki bir anarşizm şeklidir. Bencil öğretmen, ders yerine kendi gücünü anlatır, zayıf ruhları ifsat eder, kendisi gibi lafazan üretir, kendisinden gurur duymaları gerektiği ve özel oldukları hurafesini bilinçaltına işler. Bencil, başkasının başarısını anlama, tanıma ve takdir etme idrakinden yoksundur, eleştiriye hiç dayanamaz, hep talepkâr ve sömürücüdür, narsis öfkesi şiddeti tetikler, kıskanç, hırslı ve kibirlidir. Empati yapmadığı için “Hiçbiriniz kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe iman etmiş olamaz.” (Buhari, İman: 7) itabını hak eder. Hep aşırı ilgi ve sevgi arar, sadece kendinden üstün ve yetenekli olduğuna inandığı kimselerle ilişki kurar ve kırılgan özgüvenini güçlendirmeye çalışır. Hiçbir eleştiri ve yenilgiyi hazmedemez, haysiyetsizliğiyle yüzleştiğinde ezilmişlik ve gereksizlik kompleksine kapılır. Arapçanın bahtsız olması, öğretmenliği candan yapan diğerkâmların azınlık, şu nitelikteki narsislerin çoğunluk olmasındandır. “Muallim tüccar değildir, maaş ve ücretin azlığı, çokluğu davası içinde mesleğe kıymet veren insan bu mukaddes vazifeyi yapıyor sayılmaz. Bu iş mektepçiliği ticaret edinen, muallimliği esnaflık haline koyan kültürsüz, edep fukaralarının işi değildir. Bu, para değil, ruh işidir.(Topçu, 1997)


15. Nezâketlilik


    •   Nezâket; zarif terbiye, narin edep, uygar düşünce, kibar davranış, hünerli hoşgörü gibi tüm üstün nitelikleri dikkat ve özenle uygulamaktır. Kibarlık; birkaç nesil boyunca süren aile ve yetişme çevresinin etkisiyle erdemin zekâ ve beceriyle yerleşmesidir. Günlük yeme, içme, giyinme ve konuşma gibi tüm davranışlar, narin bir terbiye ile yapılarak fıtrat halini alırsa nezaket kültürü oluşur. Aynı davranışlar fıtri olmayan, anlık bir çıkar için yapılırsa, bu defa kibarlık değil, kabalık, çirkinlik ve saygısızlık olur. Yani en basit, fıtri şık bir şey naziklik, en basit özde olmayan yapay bir davranış kabalıktır. “Hiçbir iyiliği asla küçük görme, hatta bu kardeşini güler yüzle karşılama kadar basit olsa bile!” (Müslim, Birr: 144) Öğretmen, velinimeti öğrencilerine, nezaket erdemini kazandırırsa sanatını taçlandırır. Allah (cc), ulûhiyete kalkışan Firavuna giden elçilerine: “Ona yumuşakça söz söyleyin, belki öğüt dinler ya da korkar.” (Tâhâ: 44) nezaketi emretmektedir. Bu ayeti duyan Yahya bin Mu'az: “Ey Allah’ım! Size isyanı, tanrılık iddiasına varan Firavuna nezaketiniz böyleyse size iman edenlere nezaketiniz ya nicedir!” (Tefsir’ul-Beydavi 20: 44) diyerek ağladı. Öğretmene isyan değil, itaate gelen öğrenci velinimetine en ufak nezaketsizlik, emanete büyük hıyanet ve tüm yüce erdemleri kör düşmanlığa çevirir. Ona sunulan maddi-manevi her yüceltici nazik davranış bir sadakadır. “Mümin kardeşine tebessüm sadakadır, iyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır, yolunu kaybeden birine yol göstermen sadakadır, gözünden rahatsız olan birine yardımcı olman sadakadır, yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırman da senin için sadakadır.” (Tirmizî, Birr: 36)  Resûlullah (sav): “Ey Âişe! Allah, nezaket sahibidir ve nezaketten hoşlanır. Sertlik, kabalık ve nezaketsiz diğer davranışlara vermediği ecri, nezakete verir.” (Müslim, Birr: 77)


16. İsteklendiricilik


    •   Canlıların suya ihtiyacı neyse, öğrencilerin de öğretmen teşvikine ihtiyacı odur. Arapça öğretimi önemi, engelleri ve yöntemi bakımından sıra dışı bir öğretimdir. Bu ise öğretmenin tüm benliğiyle gayret etmesiyle vasat düzeyde başarısına, daha iyi bir başarı için vasatın çok fazlası gayret gerekir. Öğretime öğrenciye Arapça öğrenme aşkı aşılayarak başlanırsa aşkla zorlar başarılır. Beklentileri müjdeleme, bilgiyle besleme, nefretten sakındırma, sevgiyle teşvik etme, öğretimi endişe-ümit dengesi üzere olursa öğrenme ilgi ve isteği aşka dönüşür. Arapça başarısının iksiri aşktır, sevdirme bilgi aktarımından çok daha önemlidir, aşk dersleri sıkıcı ve verimsiz olmaktan çıkarır, canlılık katar ve inanılmaz başarılır. Arzuyla dürülü sevgiyle imkânsızlar başarılır, sevgiyle sarmalanan bilgiler zevkle özümsenir, öğretmen sınavlarla meyvesini devşirir, öğrenme daha çok öğrenme isteği doğurur, taraflar kat kat zevk alarak öğrenmeye başlarlar. Sevgi öğretimi yalın bilgi iletiminden daha fazlasıdır. Bilgi özümsenir, geliştirilerek daha ilerilere taşınır ve tüm olumsuz engeller kalkar. Sevgiyle öğrenci kendini keşfeder, geliştirir, dil becerisini etkili ve eğlenceli zorsamadan öğrenir. Sevgi ve ilgiyle gül veren bitkiler, nefret ve lakayt ortamında diken verir. Öğretimde sevgi ile nefret dengesini kurma nitelikli öğretmenin sihridir. O ne sevdirmek için hokkabaz, şaklaban, dalkavuk olur ne de dersi anlattım isteyen anlar diyerek kayıtsız kalmadan sevgi ile nefret dengesinde ruhları terbiye eder. En etkin çabaları bulur, zihinleri temel bilgilerle donatır, fikir ve yorumlarla canlı ve öğrenme zevkini tattırır. Aklı ilimle, kalbi merhametle, benliği insanı sevgisiyle ve ahlakı ilahi aşk edebiyle, hem bilgi hem duygu hem de iradeyi mesuliyet bilinciyle terbiye eder. Öğretime bir nevi kutsallık kazandıran Büyük İskender’in: “Babam beni gökten yere indirdi, hocam beni yerden göğe çıkardı” baba-öğretmen eşleşimiyle öğrencilerini yüceltir.


17. Şefkatlilik


    •   Şefkat; koruma, acıma ve esirgeme duygusu baskın, sevginin daha kapsamlı üst derecesidir, dostlukta cömertlik, saygıda samimiyetle kazanılan yüce erdemdir. Öğretmenin en ayırıcı özelliği; kendisini, öğrencilerini sevip esirgeme, şefkatiyle öğretimi bihakkın yapması, her şeyi emanet bilinciyle sevmesi ve müşfik olmasıdır. Şefkat ancak tadılarak öğrenilir veya öğretilir, şefkatli olmadan şefkat ne öğrenilir ne de öğretilebilir. İnsanlığı yücelten öğretmen, nesilleri sevgi, duygu ve herkese cömertçe iyilik ve derin aşk tutkusuyla öğretir, en katı kalplerini tebessümle yumuşatır ve düşmanları dost yapar. Şefkat şefkati, nefret nefreti çeker, şefkat dolu sınıf, gerginlik ve stresten arınır, bilgiler istekle öğrenilir ve unutulmaz. Şefkat Arapçayı sevimli, öğrencileri mutlu yapar, tadını çıkararak derse çalışırlar. Ancak şefkat de iki tarafı keskin kılıç gibidir, ayarında olmazsa faydası zarara dönüşebilir. Yani şefkat yanlışa göz yumma, eğlendirme, bol not verme değil, kolayca hedefe varmak için işini merhametle en iyi şekilde yapmaktır. Şefkatle daha iyi öğretilir, beceriler daha etkili gelişir ve gelecek umutla inşa edebilir. Allah (cc), yeryüzünün en müşfik elçisine: “Allah'ın rahmetiyle onlara yumuşak davrandın, eğer sen kaba, katı yürekli olsaydın, onlar kesin etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet; bağışlanmaları için dua et; işi onlara danış. Karar verirsen artık Allah'a dayanıp güven. Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever” (Âl-i İmrân:159) şefkati emreder. Şefkat mesleği öğretmenliği hem anne hem de öğretmen H. N. Zorlutuna: “Bana anne diyen ses, öğretmenim diyen ses kadar kutsaldır” şefkat dolu özdeyişiyle somutlaştırır.


18. İdealistlik


    •   Öğretmen; mahviyet ve tevazuuyla birlikte ideali belli olan ve onu gerçekleştirmek için azimle gayret edendir. Arapça öğretme gücünü gerçek şekliyle ölçebilmeli, güçlü veya zayıf yönlerini bilmeli ve iyi şeyler yapabileceğine, üstün bir eser verebileceğine inanmalıdır. Gerçekçi ve doğru hedefler belirleyerek gerçekleştirmek için inatçı olmalıdır. Ancak iddianın sınırları gerçeğin dışına çıkarak olmayan bir sıfatı var sanma, bilgiçlik taslama hastalığına asla varmamalıdır. Yani direnme, cehalet kaynaklı değil, kendi gücünü keşfetme, ne yapabileceğini iyi bilme, emsallerini çok iyi tanıyarak yapılmalıdır. Aşırıya kaçmadan başarı ve fikirlerinin gücüne inanmalı, sürekli bilgi ve yeteneklerini denetlemeli, idealini gerçekleştirici doğru kararlar almalıdır. Hayal gücünü zorlayan çözümler üretmeli, öğrencileri sürekli aynı coşkuyla öğrenmeye teşvik etmeli ve ilham vermelidir. Özgün ödevler, serbest sınıf tartışmaları, grup çalışmalarıyla tekdüze kitap bilgilerinden daha kalıcı öğretir. Her öğrenci farklı muameleden hoşlanır, bazen güveni test ederler, sabır zorlansa da öğretmen sürekli kendini yenilemeli, eksikleri gidermeli, iyileştirmeli ve merakları geliştirmelidir. Soruları özel enerjiyle cevaplamalı, materyali öğrenciler için ilgi çekici yapmalı, en karmaşık konuları ustalıkla açıklamalı, sıradanlıklar yerine en iyisini yapmaya özenmelidir. Hz. Peygamber (sav)’in, beşerin idrakini zorlayan görkemli İslam medeniyetini yirmi üç yıla sığdırması idealistliğinin canlı kanıtıdır. Yüce bir ideali olmayan bir öğretmenin çabaları, yeme-içme kısırdöngüsü içindeki karınca topluluğunun etkinliklerinden farksızdır. “Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.” (N. F. Kısakürek)


19. Sistemlilik


    •   Öğretimin nihai hedefi, eleştirel düşünme becerisi edinimi, din ve kültür odaklı Arapça öğrenimi için özel önem taşır. Eleştirel düşünme; bilgiyi bilme, kavrayıp yorumlama, uygulayıp etki ve sonuçlarını görme, analiz edip deneme ve sentezleyip kişiselleştirme melekesidir. Bu meleke bilgi edinimini en üst düzeye çıkarır, edinilen bilgileri değerlendirir, hükümler çıkararak ya kabul ya da reddeder. Hiçbir kişisel inanç ve düşünceden etkilenmeden eleştirel düşünme becerisi, yansız bilgi edinim aracı olarak kazandırılmalıdır. Öğretmenin kendi inanç, düşünce ve doğrularına sıkı sıkıya bağlı kalabilir, ancak bilimsel doğru mantık yürütme sistemini öğretme, çıkarım ve seçim yapmada öğrencileri özgür bırakır. Öğrenciler hiçbir şey dayatma olmadan öğrendikleri bilimsel mantık yürütmeyle kendi sonuç ve inançlarını çıkarabilmelidir. Öğretmen, doğruların bilimsel çıkarımı ile bilimsel doğru olsa dahi dayatılması arasındaki hassas dengeyi iyi kuramazsa güvenini yitirir, öz-söz çelişkisi içine düşer. Şüphe, merak ve tevazuu birleşimi mantıklı eleştirel düşünce, iradeye baskı yapmadan aklı gerçeklere açar. Allah adını duyunca öğretmen ürperir, ibadetlerini huşuyla yapar, malayaniden şiddetle sakınır, cahillerden yüz çevirir, kınamalara aldırmaz, haramdan sakınır, kâfire sert, Mümine merhametli olur, yokluk ve bollukta infak eder, öfkesini yener, dini asla dünya metaı aracı yapmaz. Ancak bunları telkin ederek baskı, tepki ve nefret oluşturmaz, sadece örnek olur. Bilgileri sistemli sunar, tartışır, antitezleri savunur, herkesin fikrine saygı gösterir ve her yolu deneyerek hedefleri gerçekleştirir. Sistemsizlik hatalarını düzeltmek için pek çok mantıksız ve gereksiz bahane bulmak zorunda kalmaz.


20. Tarafsızlık


    •   Öğretmenliğin en zor özelliklerinden biri de tarafsızlıktır ve her zaman ilişkileri aynı mesafede tutmak sanıldığından daha zordur. Sürekli ve tutarlı tarafsızlık bir öğretmenin sahip olması gereken en önemli sıfattır. Her öğrenciyle eşit ilgilenme, performans değerlendirme, disiplin sorunlarını tarafsız çözme, düşkünü kollamanın adalet kuralı olduğu bilinci kazandırılırsa gereksiz dedikodular önlenir. Sınıfta tarafsızlık ve adalet, hâkim önünde adaletten daha çok ebeveyn adaletine benzer, o da kara günde daha çok himaye şeklindedir. Bir anlaşmazlığı çözerken doğru bilgiye ulaşma, sebep ve şartları dikkatlice inceleme, adalet duygusu gelgiti yaşanmadan tarafsız karar vermelidir. Tarafsızlık duygusunu inciten, peşin yargı, kişisel inançlar veya siyasi tercihlerden şiddetle sakınmalıdır. Çünkü tarafgirin bir gözü kör, bir kulağı sağırdır, her şeyi yanlı görür ve istediği gibi anlar, başka alternatifin varlığını asla kabul etmez. Bunun için fikirleri etkileyebilecek tarihi ve istatistiksel gerçekler bile yansız bir üslupla anlatılmalıdır. Gerçek tarafsızlık imkânsız standart gibi görünse de hedeflemek ruhları temizler. Sınıfa giren öğretmen tüm kişisel tercihleri dışarıda bırakarak içeri girilmeli, her kültür ve fikre saygı gösterilmeli, tam tarafsız olmalıdır.


21. Huzurluluk


    •   Öğretmen; gönlü rahat, içi huzur dolu, huzur veren, rahat ettiren, vesvese, takıntı, işkil, evham, kuruntu, şüphe ve güvensizlik gibi duygusal zafiyetleri olmayan biri olmalıdır. Zira modelliğine engel, basit bir noksanlık, kalite yitimine neden olur, ruhsal sıkıntıların etkileri öğrencilere yansır, istikrar bozulur ve düzen olmadan da eğitim-öğretim yapılamaz. Bir konuyu aşırı önemseme, titizlik, ufak hataları af etmeme, mükemmeli arama ise öğretime ciddiyet kazandırır. Öğretimin kusursuz ve mükemmel olması için azami çaba sarf etme ve sıkı çalışma gerekir. Dersleri geçiştiren, yoğun çaba göstermeyen öğretmenlerin sayısı az olsa da meslek bunlardan ciddi zararlar görürken evham, kuruntu, şüphe gibi istikrar bozucu sıkıntısı olanların sebep olacakları yıkımın hayali bile zordur. Sınıfı kontrol edemeyen, etkili öğretim yapamayan, kendini yetersiz görür, aşağılık duygusuna kapılır ve bu da beden diline yansır. “Himmete muhtaç dede, gayrıya ne himmet ede” girdabına düştükten sonra her şey katlanarak zorlaşır, kurtulmak için yeteneklerini keşfetme, kendi değerini kendisinin belirlemesi ve kendisini başkalarına ispatlama isteğini yenmesi gerekir. Bazen narsis sezgiden uzak, sağlıklı bir ruh haliyle olmazsa, kendini başarılı görme dahi öğretimde huzursuzluk nedeni olabilir. Zira öğretmen herkesin her an muhtaç olduğu hakikat âlemi bilgisiyle donatan, ruhu iman ve anlayışla tedavi eden bir hekimdir.


22. Sorumluluk


    •   Öğretmenlik; sınıfta başlayan ancak etki ve sonuçları iç-içe mikro daireler şeklinde yayılarak âlemi saran, erdemli evrensel sosyal sorumluluk mesleğidir. İlk daire kendisine karşı görevleri, ikincisi öğrencilerine, üçüncüsü okulunu saracak şekilde genişleyerek evreni sarar. Çünkü öğretmen ve okulun varlık sebebi, önce emanet edilen öğrencileri, sonra insanlığı yüceltmektir. Öğrencilere bilgi ve değerler dünyasını yeniden inşa eden iyi eğitim verilmezse emanete hıyanet edilmiş olur. İnsanlık hayatta başarılı olmanın şartı olan sorumluluk bilincini, ondan öğrenir, bu bilinci kazandırma onun başarısının ana göstergesidir. Sorumluluk erdeminden yoksunluk, çelişkili ahlaklılık ve hafifmeşrepliğin zararları, kendi veya öğrencilerle sınırlı kalmaz, akademik ortamı niteliksiz, bilgisiz toplanma yerine çevirir, tüm iyi çabalara, gizli-açık zararlar verir. Ömür boyu öğrenme arzusunu canlı tutan sorumluluk bilincini öldürerek sosyal ahlakı bozar. Sorumluluk bilinci, erdem ve dürüstlüğü olmayan bir öğretmen sosyal hayata en zararlı bir varlıktır. Hep “Çocukların ayaklarına batan dikenler, ya büyüklerin ektikleri ya da biçmedikleridir” zulmünü işler. Akif’in ölçeğinde sorumluluk bilinci için: “Muallimim diyen olmak gerekir imanlı / Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı / Bu dördü olmadan olmaz. Çünkü vazife büyük”, şartlarını taşıyanların yüklenebilecekleri bir görevdir.


23. Rol Modellik


    •   “Hayra çığır açan, onu yapan gibidir” (Timizi, İlim: 14). Öğrenciler doğrudan-dolaylı, bilinçli-bilinçsiz veya olumlu-olumsuz yollarla öğretmeni modellerler. Her hal, tutum ve davranışı örnek alınan öğretmenin biçimlendirici olabilmesi için nitelikli ve etkileyici kişilikte olması gerekir. Çünkü rol modellik, hayranlık bağı, aşk tutkusu, içtepi sevgisiyle öyküneni kendine uyruk yapar, idealini gerçekleştirme ihtiyacını ve yeteneklerini tatmine erdirir. Öğretmen, özenti gömülü gücü en yüksek düzeyde aktifleştirişe çok etkili rehberlik fırsatı yakalar, öğrenci kolayca modeli ve başarıyı benimser. Bunun için rol modelliğin hareket noktası; tevazu, kibarlık, eleştirel düşünme, gönüllü çalışma, topluma hizmet, sanatı takdir ve empati olmalıdır. Öğrencinin modellemeyle öğrenmesi en etkili öğrenme biçimidir. Öğretmen başarıyı anında takdir etme, ebeveyne teşekkürle destekleme, kişiliğinde dürüst olma, sözüne sadık kalma, mazeret uydurmama, telafi etme, saygınlık için sağlık, temizlik ve giyimi önemser, sosyal medyada öğrencilerden uzak durur ve okul bağlantısıyla yetinerek güçlendirir. Gerektiğinde Arapça ve Arap dünyasıyla ilgili olayları akademik düzeyde inceler, farklı fikirleri, ılımlı ifade etme üslubu kullanır. Sanatkâr öğretmen özveride, balını yaparak yemeden insanlara sunan arıyı kendisine model alır, öğrencilerin gizli hayranlık gücünü cezbeder ve öğretimde ustaca kullanarak kolay ve sihirli başarılar elde eder.


Sonuç


    •   Arapça öğretmeni; ruhları Allah adaleti, baba merhameti, anne şefkati aşısıyla aşılayan ve hayatın tüm buhranlarını yenmeye hazırlayan idealist bir sanatkârdır. Sert disiplinin arkasına öğrencilerin kalbine girme, hakikati kavratma hırsını, derin görev aşkını saklar, öğrenmeyi sever ve sevdirir. Öğrencilerinin hayatını düzenler, yol gösterir, terbiye eder, kemale erdirir, bilgiye, gerçeğe, mutluluğa ve erdeme âşık öğrenciler yetiştiren istikbalin en emin kefilidir. Öğrencilerin başarısızlık ve zaaflarının sebebini kendinde arar, hataları Gandi’nin oruç tutarak kendinde telefi etmesini örnek alır ve engellerle mücadeleyi nefis terbiyesiyle kazanır. Öğretmenliğin nefsin arzularından geçip gerçek aşk ve sevginin meyvesini devşirme sanatı olduğunu bilir. Herkes gibi olamaz, herkesin sevinip güldüğü gibi sevinip gülmez, buna aldığı sorumluluk mirası engeldir. Bu mirasın ulviyetini Hz. Peygamber (sav) aşığı, Ahmet Şevki: “Öğretmene pür edepli, vefanla saygıya dur / Peygamber varisi olayazan öğretmen, uludur” aldığı mirası vakar ve şeref tacıyla taçlandırır. Öğretmen, bilme mesuliyetini “Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” (Müslim, Fezâil: 134) buyuran Nebi (sav)’den öğrenir.

    •   Arapça öğretmeninin taşıması gereken kişisel nitelikler, sadece buradaki yirmi üç sıfattan ibaret değildir, aksine bütün olumlu sıfatları kapsar. Doğal olarak tüm olumlu sıfatlarla donanan öğretmen, bu sıfatların olumsuzlarından uzak olur. Eğer Arapça öğretmeninin niteliklerini belirleyen “efradını cami, ağyarını mâni”  bir tanım yapılacaksa tüm ahlak, erdem ve başarı sıfatlarıyla muttasıf ve bunların aksi tüm edep, başarı ve liyakate aykırı sıfatlardan pak biri olarak tanımlanabilir. Toplum ruhunu inşa, ideali gerçekleştirme, hayatı düzenleme gibi pek ağır emanet ve saygınlığı yüklenir. Kendisini toplum hayatının fazilet ve saadetine adar, büyük ruhlu, mütevazı, ulu bir şahsiyet olur. Öğretmen unvanla değil, eylemle olunduğunu Akif: “Muallim ordusu derken, çekirge orduları / Çıkarsa ortaya, artık hesap edin zararı!” benzetmesiyle açıklar. Öğretmenlik sıradan bir meşgale değil, aksine sıra dışı ve paha biçilmez kutsal bir rütbedir. Bu ulvi rütbeyi modern Malezya’nın kurucusu Mahathir Muhammed: “Namaz kılacaksam Kabe’ye, ülkeyi kalkındıracaksam öğretmene yönelirim.” teşbihiyle vecizeleştirir. Onun nazarında sıradan branş öğretmenliği bu kadar uluysa varın siz, din eğitiminin can damarı Arapça öğretmenliğine paha biçiniz!

    •   Özden yoksun, unvan öğretmenini Nurettin Topçu şöyle tanıtıyor: “Mesleğine mektep gibi bağlanmayan insan, cemiyet içinde bir parazit olarak yaşamaya mahkûmdur. Onun için meslek, bir apartman yapma vesilesi, bir otomobilin hizmetkârı ve bir şöhretin uşağı müflis bir kalbin sahibi ve ruh gözünde mücrimdir. Kazancı haram olan bir günahkâr ve hayatı kendine daima yük, süflî gayenin gerçekleşmesi için çekilen bir çiledir. Gayedeki bir tatmin için daima tatminsiz yaşayan ruhun sahibi hayat bezirgânı, ruhlarında tatmin yaşatanlara düşman birer kindar kesilirler, bunlar bizzat yaşanması zevk olan hayatın düşmanı olurlar. Ahlâk kurallarını çiğner, kalbiyle yaşayan mesut insanlardan intikam almak için mesleklerini vasıta olarak kullanmaktan çekinmezler. Hele bunlar yüksek mevkilerin insanları olursa...” (Topçu, 1997, s. 52)


236 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Arapça Öğretmeni Mesleki Liyakat Bilgisi (1) - 08/07/2019
Bu ve sonraki yazılarda Arapça öğretmeninin lisans eğitimiyle kazandığı mesleki müktesebatın niteliği, birikim ve uygulama liyakatini ölçen akredite kıstasları belirlenmeye çalışılacaktır.
Arapça Öğretmeninin Kişisel Nitelikleri - 25/02/2019
İdeal Arapça öğretmeninde bulunması gereken 12 özellik...
Arapça Öğrenimini Sinsice Kuşatan Müzmin Problem; Ölçme ve Değerlendirme Yokluğu - 02/01/2019
Günümüz Arapça öğretiminin başarısızlık sebebi ölçme ve değerlendirme sisteminin yok hükümlü zayıflığıdır. Çünkü doğru ve hakça ölçülemeyen bir Arapça öğreniminin varlığından, varlığı olmayan bir öğrenimin de başarısından asla söz edilemez.