• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Asım Efendi
okur@ilimdergisi.org
Tercüme Atölyesi -3-
29/04/2019

İlim Dergisi 35. Sayı Nisan Mayıs 2019

 

 Metin 1

بَابٌ يُذْكَرُ فِيهِ اللُّقَطَةُ وَأَحْكَامُهَا وَهِيَ بِضَمِّ اللَّامِ وَفَتْحِ الْقَافِ مَا يُلْتَقَطُ، وَأَصْلُ الِالْتِقَاطِ وُجُودُ الشَّيْءِ عَلَى غَيْرِ طَلَبٍ وَهَذَا أَشْهَرُ لُغَاتِهَا الْأَرْبَعِ وَالثَّانِيَةُ ضَمُّ اللَّامِ وَسُكُونُ الْقَافِ الثَّالِثَةُ لُقَاطَةٌ بِضَمِّ اللَّامِ الرَّابِعَةِ لُقَطٌ بِفَتْحِ الْقَافِ بِلَا هَاءٍ وَحَدَّهَا ابْنُ عَرَفَةَ بِقَوْلِهِ مَالٌ وُجِدَ بِغَيْرِ حِرْزٍ مُحْتَرَمًا لَيْسَ حَيَوَانًا نَاطِقًا وَلَا نَعَمًا

اللُّقَطَةُ kelimesinin ahkamlarından bahs eden bir bab (kapı) Dört şekilde farklı harekelenmiş olduğunu anlatıyor. O kelime ise lâmın ötreli ve kâfın fethalı olarak tanılır. (Lakata, bir şeyin tutması veya elde etmesi) İltikâtın aslı bir şeyin talep edilmediği halde var olmasıdır ve bu tarif dört tariflerin en meşhurudur. İkincisi ise lâmın ötreli, kâfın sükunlu olmasıdır. Üçüncüsü lukatatun, lâmın ötreli olmasıyla Dördüncüsü ise lukatun, he harfi olmadan kâfın fethalı olmasıyladır. İbn Arafa şöyle diyerek sınırlandırdı: Bir kişinin nesepsiz olması konuşan bir hayvan veya deve değildir.
(Ebrar Duran)
   •   Değerli kardeşim, Daha fazla Arapça ibare çözmelisin. Öncelikle Arapça metin fıkıhtaki buluntu mal (lukata) konusunu işliyor. Çevirinden sanki genel mevzuyu anlamadığın seziliyor. Böylesi terim ağırlıklı metinlerde, kelimelerin sözlük anlamıyla yetinmek çok yanıltıcı olur. Bunun için öncesinde mutlaka DİA benzeri ansiklopedilerden ilgili maddeyi okumalı, metinde geçen istılahî kayıtları şerhlerden araştırmalıyız. 

   •   1. Bab kelimesine parantez içi kapı demek yerine, ikisine karşılık konu/bahis demelisin. Bap kitaplarda (bildiğimiz kapı olduğunu gösteren açık işaretler dışında) konu/bahis anlamına gelir. Elbette asıl anlamıyla giriş benzerliği bulunmaktadır.

   •   2. “Bu tarif dört tariflerin en meşhurudur” kısmında هَذَا ismi işareti tarife değil, okunuşlara/ yazım şekline gidiyor. Ayrıca dört okunuşu ifade eden kısımları tercümen de sıkıntılı.

   •   3. “Bir kişinin nesepsiz…” diye başlayan son cümleyi ise alakasız tercüme etmişsin.

   •   Metnin doğru ve eksiksiz Türkçesini veriyorum. Buna bakarak kendi yaptığınla detaylı karşılaştırma yap lütfen:

   •   “Buluntu mal (Lukata) ve hükümleri konusu… Lukata kelimesi lam’ın zammesi ve kaf’ın fethasıyla okunur ve “bulunan/alınan şey” anlamına gelir (sözlükte). İltikat’ın aslı “talep etmeden bir şeyi bulmak”tır. Kelimenin (az geride verilen) okunuşu, sözlükteki dört kullanımın/okunuşun en meşhurudur. İkinci kullanımda lam zamme, kaf sakin; üçüncü kullanımda “lükâta” şeklinde lam zamme, dördüncüsü ise kaf ve hasız olarak “lukatun” kullanımıdır. İbni Arefe buluntu malı şu sözüyle (terimsel olarak) tarif etmiştir: “Koruma altında olmayan ve sade sahibinin tasarrufunda bulunan; insan ve koyun, sığır cinsinin dışında bir malın bulunmasıdır.”


 Metin 2


سُئِلَ الْإِمَامُ أَحْمَدُ: عَنْ الرَّجُلَيْنِ يَكُونَانِ أَمِيرَيْنِ فِي الْغَزْوِ، وَأَحَدُهُمَا قَوِيٌّ فَاجِرٌ وَالْآخَرُ صالح ضعيف، مع أيهما يغزى؛ فَقَالَ: أَمَّا الْفَاجِرُ الْقَوِيُّ، فَقُوَّتُهُ لِلْمُسْلِمِينَ، وَفُجُورُهُ عَلَى نَفْسِهِ؛ وَأَمَّا الصَّالِحُ الضَّعِيفُ فَصَلَاحُهُ لِنَفْسِهِ وَضَعْفُهُ عَلَى الْمُسْلِمِينَ


İmam Ahmed’e, bir savaşta komutan olan biri güçlü ve günahkâr, diğeri iyi ve zayıf iki adam hakkında hangisi ile savaşılır diye soruldu. Şöyle dedi; günahkâr olan güçlüdür, gücü Müslümanların lehine, günahları ise kendinedir. İyi olan ise zayıftır, iyiliği kendine, zayıflığı ise Müslümanların aleyhinedir.”

(Hatice Tekin)


   •   Bir nokta dışında tercümen iyi. “Günahkâr olan güçlüdür” ile “İyi olan ise zayıftır” kısımlarını bu şekilde mübteda-haber yapman yanlış. Oysa az geride “güçlü ve günahkâr” ve “iyi ve zayıf” diyerek doğru çevirmişsin. Buralarda “günahkar olmasına karşılık güçlü olan/günahkar, fakat güçlü” ve “iyi olmasına karşılık zayıf olan/ iyi, fakat zayıf olan” demeliyiz.

   •   Küçük bir detay daha: Metinde “bir savaşta komutan olan” denmiyor aslında. Bu bir soru olduğu için şöyle çevirmek daha şık olur: “Bu iki kişiden birini savaşta komutan yapacak olsaydık, hangisi olurdu? / İkisinden biri savaşta komutan olsaydı, hangisi olurdu?”

   •   Kolay metin olsa da tebrik ediyor, yenilerini bekliyoruz.


Metin 3

وَمِنْ ذَلِكَ أَحَادِيثُ الْمَنْعِ مِنْ رَفْعِ الْيَدَيْنِ فِي الصَّلَاةِ عِنْدَ الرُّكُوعِ وَالرَّفْعِ مِنْهُ كُلُّهَا بَاطِلَةٌ لَا يَصِحُّ مِنْهَا شَيْءٌ. كَحَدِيثِ ابْنِ مَسْعُودٍ أَلَا أُصَلِّي بِكُمْ صَلَاةَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ فَصَلَّى فَلَمْ يَرْفَعْ يَدَيْهِ إِلَّا فِي أَوَّلِ مَرَّةٍ قَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ قَدْ ثَبَتَ حَدِيثُ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ يَعْنِي فِي الرَّفْعِ وَلَمْ يَثْبُتْ حَدِيثُ ابْنِ مَسْعُودٍ. وَكَحَدِيثِهِ الْآخَرِ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ فَلَمْ يَرْفَعُوا إِلَّا عِنْدَ افْتِتَاحِ الصَّلَاةِ وَهُوَ مُنْقَطِعٌ لَا يَصِحُّ. قُلْتُ حَدِيثُ ابْنِ مَسْعُودٍ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ وَالتِّرْمِذِيُّ قَالَ التِّرْمِذِيُّ حَدِيثٌ حَسَنٌ وَأَخْرَجَهُ النَّسَائِيّ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ بِسَنَدِهِمَا


Namazda, rükûdan kalkarken elleri kaldırmanın batıl olduğuna delalet eden birçok hadis vardır. İbni Mesud’un rivayet ettiği gibi: Dikkat edin size Peygamberin namazını kılacağım dedi ve kıldı ama ellerini sadece iftitah tekbirinde kaldırdı. İbni Mübarek bu hadis hakkında Salim’in babasından rivayet ettiği hadis sağlamdır. İbni Mesud’un rivayeti sağlam değildir. dedi. Başka bir hadiste ben Peygamber efendimizle, Hz. Ebubekir’le ve Hz. Ömer’le namaz kıldım iftitah tekbiri hariç ellerini kaldırmadılar. Bu hadis munkadtıdır sahih değildir. Dedim ki İbni Mesud’un hadisini Ebu Davut ve Tirmizi rivayet etmiştir. Nesai de İbni Mübarek’ten iki hadisi tahriç etmiştir.

(Ercan Gündoğdu)


   •   Ercan kardeşim, üç yanlış dışında çevirin güzel.

   •   1.2 Giriş kısmı, özellikle “…delalet eden birçok hadis vardır” ifadeleri hatalı. İlk olarak müellifin amacı (burada fıkhî mevzuda) delil olarak hadis getirmek değil, delil getirilen hadisleri kritik etmek.

   •   Diğer taraftan elleri kaldırmadan bir kere bahsetmişsin; oysa metinde hem rukûa giderken hem kalkarken şeklinde iki defa geçiyor.

   •   Bunlar ışığında ilk kısmı şöyle çevirmeliydin: “Namazda rükûa giderken ve kalkarken elleri kaldırmaktan sakındıran hadisler bu kabildendir. Hepsi asılsızdır. Bu konuda sahih hiçbir hadis yoktur.”

   •   Gördüğün gibi, yazar sana tamamen ters bir şey söylüyor. Sen “batıl olduğuna delalet eden birçok hadis vardır” diyorsun; o ise “batıl olduğuna delalet eden hadislerin aslı astarı yoktur” diyor.

   •   3. Son cümlede “Nesai de İbni Mübarek’ten iki hadisi tahriç etmiştir.” diyorsun. En sondaki همَا zamiri senin dediğine göre hadislere gidiyorsa, أَخْرَجَهُ fiilindeki nereye gidiyor? Ki zaten bu zamiri pas geçmişsin. Hâlbuki bu müfred zamir hadise, tesniye Ebu Davud ve Tirmizi’ye raci.

   •   Buna göre doğru tercüme şöyle: “Nesai bu hadisi (İbni Mesud’un hadisini) ikisinin (Ebu Davud ve Tirmizi) senediyle İbni Mübarek’ten tahric etmiştir.

   •   Küçük bir nokta daha: “İbni Mübarek bu hadis hakkında Salim’in…” kısmında “dedi” ifadesini vermeden tercüme etmişsin ve haliyle İbni Mübarek havada kalıyor.

   •   İstikrarlı gayretle daha güzel tercüme yapabilirsin, aman bırakma.

   •   İmlaya ayrıca itina göstermelisin.

 



Paylaş | | Yorum Yaz
179 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Tercüme Atölyesi - 25/02/2019
Atölyenin 2. kısmında bu kez 3 örnek metin tercümesi değerlendiriliyor.
Tercüme Atölyesi - 04/01/2019
Dört örnek metin tercüme üzerinden Arapça çevirinin püf noktaları...