• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Abdullah KÜSKÜ
abdullahkusku87@gmail.com
Hanefi Mezhebi İmamlarının Kurucu Metinleri
29/04/2019

İlim Dergisi 35. sayı

Nisan Mayıs 2019



    •     Müslümanlar Hz. Peygamber aleyhisselam’dan sonraki asırda yoğun eğitim ve öğretim faaliyetleri gerçekleştirdiler. Bu faaliyetlerin gerçekleştiği belli başlı şehirler vardı. Medine, Küfe, Mısır, Bağdat bu şehirlerdendi. Bu şehirler ümmetin en bilgin ve en nitelikli alimlerini yetiştirdi. Bu alimler hocalarından Kur’an ve sünneti, hadis ve fıkhı tahsil etmiş, kullandıkları metodu iyice kavramışlardı. Üstatlarından aldıkları ilim ve terbiyeye kendi bilgeliklerini ve dehalarını katmış, Kuran ve sünnet kaynaklarından hüküm çıkarımlarında kendi yöntemlerini de belirlemişlerdi. Bu yöntemleriyle Müslümanların örf ve adetlerine uyumlu, Peygamber aleyhisselam’dan aktarılan rivayet birikimine muvafık ve Kur’an vahyinin çizdiği istikameti yakalamaya çalışmışlardır. Şahsi içtihatlarında sahih naklin getirdiklerine muhalefetten sakınmış ve mümkün mertebe pratik meselelere eğilmişlerdi.

    •     Bu imamlardan biri de sonraları Hanefi mezhebi olarak tanınacak ekolün kurucu imamı Ebû Hanife Numan bin Sabit’tir. Bu imamın ilmi çalışmalarının çoğu şifahi olarak öğrencilerine geçmişse de öğrencilerinden müçtehit seviyesine ulaşmış iki imam: Ebû Yusuf ve Muhammed bin Şeybani tarafından bize yazılı olarak aktarılmıştır. Bu kitaplardan bir kısmı kaybolmuş, çoğunluğu ise günümüze kadar ulaşmıştır. Bu eserler Hanefi mezhebi fıkıh ve usulü fıkıh ilimlerinin oluşumunu sağlamış, asırlar boyunca Müslümanların, özellikle Hanefi mezhebi müntesiplerinin karşılaştıkları fıkhî problemleri çözmüştür. Bu eserleri kendilerine kaynak olarak alan fakihler ise bu eserler üzerine ihtisarlar, şerhler, haşiyeler ve metinler kaleme almışlardır. Böylelikle devasa bir Hanefi fıkıh ve usulü fıkıh külliyatı meydana getirmişlerdir. Benim niyetim bu mezhebin fıkıh külliyatını özlü bir şekilde tanıtmak ve giriş seviyesinde bu metinleri konu etmektir. Hanefi mezhebi fıkıh literatüründeki hiyerarşiye dikkat ederek ilk olarak da bu mezhebin kurucu imamlarından Ebû Yusuf ve Muhammed bin Hasan eş-Şeybani’nin eserlerini gündeme almayı uygun gördüm.


Ebû Yusuf’un Eserleri


    •     Ebu Yusuf’un, Usûlu’l Fıkıh, Edebü’l Kâdı, Kitabü İhtilâfi Ebî Hanife ve’bni Ebî Leyla, Mebsut, Kitabü’l Cevami’, Siyerü’l Evzai, Kitabü’r Reddi ala Malik bin Enes, Emali, Kitabü İhtilafi Ulemai’l-Emsar, Kitabü’n-Nevadir, el-Meharici ve’l Hiyel ve Müsnedü Ebi Yusuf isimli eserleri günümüze ulaşmamıştır. Kitâbü’l Âsâr, Kitabü İhtilâfi Ebî Hanife ve’bni Ebî Leyla, Kitabü’l Harâc ve er- Reddü ala Siyeri’l-Evzâi’si ise hem günümüze ulaşmış hem de şu an matbudur.


Kitâbü’l-âsâr


    •     Bu kitapta Ebû Yusuf hocası Ebû Hanife’den rivayet ettiği hadislere ve fıkıh görüşlerine yer vermiştir. Bu eser Ebu-Hanife’nin Müsned’i mahiyetindedir. Abdest, gusül, iddet, cünüplük, av ve alışveriş gibi konuları içermektedir. Ebû Yusuf bu konuları sunarken her meseleye dair bir rivâyet naklederek de ayrıca meseleleri açıklar.


Kitabü İhtilâfi Ebî Hanife ve’bni Ebî Leyla


    •     Ebû Yûsuf bu eserinde hocaları Ebû Hanife ile İbn Ebî Leyla’nın ihtilâf ettiği konuları zikretmektedir. Ebû Yusuf bu kitabında önce meseleleri serdeder. Ardından hocaları Ebu Hanife ve İbn Ebî Leyla'nın görüşlerini belirtir. Son olarak da hocalarından birinin görüşünü tercih ederek kendi görüşünü kaydetmekteyse de ekseriyetle Ebu Hanife'nin görüşlerini tercih ettiği görülmektedir. Kitapta meseleleri delillendirmek üzere az da olsa merfu, mevkuf ve maktu rivayetlere yer verilmiştir.


Kitabü’l Harâc


    •     Maliye, toprak, muamelat, ceza, idare ve devletler hukukunu konu edinen bu kitap dönemin halifesinin haraç, öşür, sadaka (zekât), cizye (baş vergisi) gibi vergilerin uygulanmasına dair bir kitap yazılmasını istemesi üzerine kaleme alınmıştır. Kitapta halifenin sorduğu 28 soruya 39 muhtelif başlık altında cevap verilmektedir. Ganimetin tarifi, taksimi, fey ile haraca yer verilen ikinci bölüm, yarımadadaki fetih şekli ve buradaki toprakların durumunu incelemektedir. Dönemin ekonomisi ağırlık olarak tarıma dayandığı için kitap dar anlamda toprak ve vergi hukukuna, genel anlamda kamu maliyesine ilişkindir. Yer yer Ebû Hanife’ye muhalif görüşler beyan eden Ebû Yûsuf’un bu kitabı dönemin fıkıh, siyaset, iktisat ve özellikle vergi hukukuna dair çok aydınlatıcı bilgilere kaynaklık etmektedir.


Er-Reddü ala Siyeri’l Evzai


    •     Ebu Hanife, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’ye imla yoluyla devletler hukuku konusunda bir kitap yazdırır. Bu kitap İmam Muhammed'e es-Siyeru's-sağir ismiyle nispet edilir ve devletler hukukunu konu edinmektedir. Evzai, es-Siyerul-Evzai isimli bir kitap kaleme alarak Şeybani’nin bu eserini tenkit etmiştir. Ebû Yûsuf da er-Reddü ala Siyeri’l-Evzai isimli bu eserini kaleme alarak Evzai’nin görüşlerine eleştiriler getirmiştir.


Muhammed Bin Hasan Eş-Şeybani’nin Eserleri


    •     Muhammed bin Hasan eş-Şeybani’nin eserleri üç grupta mütalaa edilebilir. Bunlardan ilki mezhepte fetvaya esas teşkil eden ve Ebu Hanife ve öğrencilerinden aktarılan görüşlere en sağlam kaynak olma özelliğini taşıyan ve “zahirü’r-rivaye” diye isimlendirilen eserleri. Diğeri zahirü’r-rivaye’ye mülhak sayılabilecek eserlerdir. Muhammed bin Hasan eş-Şeybani’nin yazışmalarından ve imlalarından oluştuğu tahmin edilen ve mezhebin ikincil kaynakları arasında görülen eserleri ise -ki bunlara “nevâdir” ismi kullanılmaktadır- üçüncü grupta mütalaa edilebilir.


A- Zahirü’r-Rivaye


    •     Muhammed eş- Şeybani’den güvenilir kimselerin mütevatir ya da meşhur yolla rivayet ettikleri kitaplara verilen isimdir. Bunlara verilen diğer bir isim de “Usûl”dür. Bu eserler, el-Mebsut/el-Asl, el-Camiü’s Sağir, el-Camiü’l Kebir, es-Siyerü’s Sağir, es- Siyerü’l Kebir, Ziyadat’tır. Bu eserlerin sayısı ve bu kavram altında toplanan eserlerle ilgili birtakım tartışmalar hala netlik kazanmamıştır. Örneğin burada bu eserlere mülhak olarak aktarılacak Kitabü’l-Hucce alâ Ehli’l-Medine ve Kitabü’l-Âsâr isimli eserlerin kimilerine göre zahirü’r- rivaye eserlerinden kimilerine göre de nevâdir eserlerden zikredilmesi gerektiği söylenmiştir.


B- Nevadirü’r-Rivaye


    •     Muhammed bin Hasen eş- Şeybani’nin, zahirü’r- rivaye eserlerinin nakledildiği gibi olmayıp sikalardan mütevatir ve meşhur yolla bize ulaşmamış diğer fıkıh eserlerine verilen addır. Bunların kendisinin imla yoluyla kayda aldırdığı ya da yazışmalarla meydana getirilmiş olduğu söylenmiştir ki bunlar, Hâruniyyât, Keysâniyyât, Cürcâniyyât ve Rakkiyyât isimli eserlerdir.


A- Zahirü’r-Rivaye eserleri


El-Mebsût


    •     İmam Muhammed’in ilk ve en hacimli eseridir. Ebu Hanife’nin görüşlerinin esas alındığı bu eserde müellifin ve Ebu Yusuf’un hocaları Ebû Hanife’ye katılmadıkları konulardaki farklı görüşlere yer verilmiştir. İbn Ebi Leyla’nın ihtilaflarının da yer yer zikredildiği ve genelde fıkhî ta’lillerin pek bulunmadığı bu eser, İmam Muhammed’in birçok talebesi tarafından rivayet edilmiştir. Bu eser “el-Asl” olarak da nitelenmektedir.


El-Camiü’s Sağir


    •     Hanefî fıkhının ilk yazılı kaynaklarından olup Şeybani’nin, hocası Ebû Hanîfe’nin Ebû Yûsuf vasıtasıyla kendisine ulaşan görüşlerini bir araya getirerek telif ettiği bir eserdir. Kaynaklarda Şeybânî’nin bu eseri Ebû Yûsuf’un isteği üzerine kaleme aldığı belirtilmektedir. Ferî fıkıh meselelerinin bulunduğu el-Câmiü’s-Sağîr 1532 fıkhî meseleyi ele almakta ve bunlar hakkındaki hükümleri delillerini belirtmeksizin nakletmektedir. Kitap Mehmet Boynukalın tarafından tahkik edilerek Ocak Yayınlarından basılmıştır.


El-Camiü’l Kebir


    •     Biliyoruz ki Muhammed eş-Şeybani bu eserini el-Camiu’s-Sağir'den sonra yazmıştır. Kitabı yazdıktan sonra tekrar inceleyip ilaveler yapmış ve bazı yerleri yeniden kaleme almıştır. Eş-Şeybani bu eserinde el-Camiu’s-Sağir kitabındaki metodundan farklı olarak Ebu Hanife'den rivayette bulunmaksızın doğrudan meselelere değinmektedir. Her ne kadar es-Siyeru’l-Kebir isimli eserinde bu kitabından el-Camiu’s-Sağir'in şerhi olarak bahsetmekte ise de iki eserde incelenen konular ve konuların sıralanışındaki farklar bu eserin bilinen klasik şerhler gibi bir şerh olmadığını göstermektedir. Son olarak şunu ifade edelim ki Hanefi fıkıh külliyatından bazı önemli eserleri tahkik edip neşre hazırlayan Afgani, bu kitabın el-Camiu’s-Sağir temel alınarak yazıldığını ifade etmektedir.


Es-Siyerü’s Sağir


    •     Kitabın aslı bize ulaşmamıştır. Bize ulaşan Serahsi'nin el-Mebsut isimli eserinde bu kitap üzerine yazdığı şerhtir. Serahsi, yazdığı bu şerhin bulunduğu bölümün sonunda Siyerü’s-Sağir’in İmam Muhammed'e ait olduğunu söylemiştir. Ebû Hanife'nin öğrencilerine Kitabu’s-Siyer adında bir eser yazdırdığı, İmam Muhammed’in yazılan bu eseri gözden geçirip ilavelerle ondan rivayet ettiği de söylenmektedir. Ayrıca bu eser devletler hukuku ile ilgilidir.


Es-Siyerü’l Kebir


    •     Serahsi'nin es-Siyeru’l-Kebir şerhinin içindeki metindir. Bu eseri eş-Şeybani’den sadece Cüzcani ve Kazvini gibi Bağdatlı öğrencileri rivayet etmiştir.


Ziyadat


    •     İmam Muhammed bu eseri el-Camiul-Kebir'ini yazdıktan sonra kaleme almıştır. İbn Hümam, İmam Muhammed'in bu eseri, Ebu Yusuf'un imlalarından derlediğini, bazı meseleleri asıl ibare olarak kaydedip ardından kendi görüşünü verdiğini söylemektedir. Buna göre bu eser Ebu Yusuf'un el-Emali'si kaynak alınarak hazırlanmıştır. Afgani'ye göre ise bu eser el-Camiu’l-Kebir kaynak alınarak hazırlanmış olup bu eserde mevcut meselelere ilavelerde bulunulmuştur. Önceleri eser, Kitabu'l-Me'zun'e kadar düzenlenmiş, geri kalan kısmı tasnif edilmemiştir. Sonraları ez-Zaferani tasnifli bölümü de değiştirerek eseri yeniden tasnif etmiştir. Eser, daha sonra Süleyman b. Vehb tarafından yeni bir tasnife tabi tutulmuştur. Bazı şerhlerin içerinde memzuc olarak matbudur.


Zahirü’r-Rivaye’ye Mülhak İki Eser


    •     Buldukları şöhretten ötürü zahir-i rivaye kitaplarından sayılan Kitabü’l-Hücce ala Ehli’l-Medine ve Kitabü’l-Âsâr isimli eserler kimilerine göre de nevadir eserlerden sayılmalıdır. Biz burada zahirü’r-rivaye eserlerine mülhak olarak serdetmeyi uygun bulduk.


Kitabü’l- Hucce Ala Ehli’l- Medine


    •     İmam Muhammed bu kitabından önce Ebu Hanife'nin ve Medine ehlinin görüşlerini aktarır, sonra her iki ekolün delillerini serdeder ve delilleri değerlendirip tercihte bulunur. Ebu Hanife'nin görüşlerini savunurken çok fazla rivayet kullanmıştır. Tartışmaya muhatap kıldıklarını ise eserleri/merfu-mevkuf rivayetler terk etmekle ve tutarsızlıkla itham etmiştir.


Kitabü’l-Âsâr


    •     Eş-Şeybani, Ebu Hanîfe’den duyduğu hadis ve rivayetleri bu kitapta kendi fıkhi yorumlarıyla nakletmiştir. Kendi yorumlarına da yer verdiğinden kitap kimileri tarafından Eş-Şeybani’nin tasnif ettiği bir kitapmış gibi algılanmıştır. Hocasından aktardığı bu rivayetlerin çoğunluğu Hammad bin Ebi Süleyman kanalıyla İbrahim en-Nehaî’den mervidir. İmam Muhammed bu eserde yer alan meselelerin çoğunda Ebu Hanîfe ve İbrahim en-Nehaî’nin görüşlerini benimsemiş, bazı meselelerde ise her ikisine muhalefet etmiştir. Akaid ve adab-ı muaşeretle ilgili az miktarda rivayet bulunmakla birlikte eserde ağırlıklı olarak fıkhî konulara dair rivayetler yer almaktadır. “Kitabu't-taharet'' başlığıyla başlayıp “Kitabu salati'l-havf'' konusuyla son bulan kitapta bolca merfu, mevkuf ve maktu rivayet mevcuttur.


B- NEVADİR ESERLER


Hâruniyyât


    •     Taşköprüzade, bu eserin İmam Muhammed'in Harun isminde bir kişi için topladığı meseleleri ihtiva ettiğini zikretmektedir.


Keysâniyyât


    •     Taşköprüzade, İmam Muhammed'in bu eserdeki meseleleri Kiyan isimli bir kişi için topladığını, dolayısıyla isminin el-Kiyaniyyat olduğunu belirtir. Ancak bazı kimselerin bu eserin Keysan'da toplandığı ve bu yüzden isminin el-Keysaniyyat olması gerektiği görüşlerinde olduklarını söylese de kendisi ikinci görüşün yanlış olduğu kanaatindedir.


Cürcâniyyât


    •     Bu eser, Ali b. Salih b. Cürcani'nin İmam Muhammed'den naklettiği meseleleri içermektedir.


Rakkiyyât


    •     Bu eser, İmam Muhammed Rakka'da kadılık yaparken hakkında hüküm verdiği bazı meseleleri içermektedir. Eseri ondan rivayet eden kişi, uzun süre onunla Rakka'da kalan Muhammed b. Semaa'dır.


Not 1: Bu yazıda zahirü’r-rivaye kitaplarının sayısı, nevadirü’r-rivaye ve zahirü’r-rivaye kavramlarının anlamlarıyla ilgili bir takım tartışmalı meselelere girmekten kasıtlı bir şekilde kaçınılmıştır.

Not 2: Bu yazıda DİA ve müellifi meçhul bazı Hanefi mezhebi literatürü başlıklı lisansüstü ödev dosyalarından istifade edilmiştir.



Paylaş | | Yorum Yaz
140 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye - 02/01/2019
Abdullah Küskü hocanın Mecelle Hatime programı için hazırladığı sunum metnidir. İki yılı aşkın süredir devam ettirdiği Mecelle derslerini geçen ay tamamlamıştır.
İmmanuel Kant - 22/07/2018
Doğudan Batıdan kurucu simalar serisinin bu yazısında Gazzalî'nin karşısında Kant yer alıyor.
İlk Dönem Şafii Fıkıh Kitaplarında Şart, Rükün ve Sebep Kavramları - 28/02/2018
Sathî ve vülgarize bilginin bu kadar ivme kazandığı bir vasatta, hem onlarca literatür eseri tarayarak, hem zihinsel mesai harcayarak ilmî yazı kaleme aldığı için Abdullah Küskü hocamızı tebrik ediyoruz.
İslam Geleneğinde İlim - 14/02/2018
Kesbi olanı insanlara sunulmuş, vehbi olanı ise peygamberler ve âlim- ariflerin büyüklerine lütfedilmiştir. Kâinatın etrafında kümelendiği, evrende üstünlüğünü kabul etmeyenin bulunmadığı belki de tek şeydir ilim.