• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

Mustafa ALP

Mustafa ALP
mustafamahmutalp@gmail.com
Maturîdî ve Eş’arî Literatürüne Giriş
25/02/2019

İlim Dergisi 34. sayı Şubat Mart 2019


Maturîdîlik ve Eş’arîlikten önceki düşünce dünyası


•   Ehl-i hadis: Hicri dördüncü asra kadar İslam dünyasında hâkim inanç eğiliminin ilkini Ehl-i hadis, Selefiye veya Haşeviye diye tabir edilen kesim oluşturuyordu. Allah’ın kitabını ve Rasûlünün sünnetini referans alan bu akım, aklın ve kıyasın işlevine karşı mesafeli durur, nasların teviline ve çıkan yeni tartışmalarda farklı istidlallere sıcak bakmazdı.

•   Mutezile: Akla gereğinden fazla kaynak değeri atfeden bu kesimin belirgin özelliği, mantıkî çıkarımlarına ters düşen ayet ve hadisleri, dil sınırlarını zorlayacak şekilde tevile yönelmeleriydi. Ehl-i hadis ve Mutezile’den her biri dönemin şartlarına ve siyasî iktidarın desteğine göre birbirlerine baskın çıkardı.  


Eş’arîliğin ve Maturîdîliğin doğuşu


   •    İslam düşünce dünyası dördüncü asrın başına kadar iki baskın grubun fikrî tartışmalarına şahit olurken, kırk yılını etkin Mutezilî âlim olarak geçirmiş Ebu’l-Hasen el-Eş’arî, bundan böyle eski mezhebinden ayrılıp Ehl-i hadisin tarafına geçtiğini ilan eder; lakin Eş’arî’nin, başlarında Ahmed bin Hanbel’in bulunduğu hadisçiler cenahına geçişi onları birebir takip etmesi anlamına gelmiyordu. Aksine o akılla nakil, hadisle burhan arasında orta yol geliştirmenin emelindeydi.

   •    Aynı süreçte sünnet ehline yardımcı olarak Mutezile’nin sapkın etkisini kırmak isteyen bir başka mezhep önderi de ortaya çıkmıştı: Hicri 333 yılında, İmam Eş’arî’den üç veya dokuz yıl sonra vefat eden İmam Maturîdî. Aralarında her hangi bir temas olmamasına rağmen ikisi de temelde Ehl-i sünnet düşünceyi bidatçı fırkaların saldırısından korumaya gayret ediyordu. Eş’arî Irak’ta fıkhî olarak Şafiî mezhebinin, Maturîdî ise Maveraünnehir’de Ebu Hanife’nin izinden giderek... O süreçte Basra çeşitli inanç ve akımların beşiği olduğu kadar, Horasan Ehl-i hadisin merkezlerinden biriydi.


MATURÎDÎ MEZHEBİ

Ebu Hanife’nin mirasçısı olarak İmam Maturîdî


   •    Maturîdî’nin gerek akaid ve kelamda gerek fıkıhta takip ettiği metod, Ebu Hanife’nin (ö.150) yoluydu. Tarihî kaynaklar bize Ebu Hanife’nin kendini büsbütün fıkha vermeden ve bu ilmi aldığı Hammad b. Ebi Süleyman’a mülazemet etmeden önce kelam halkasına sahip biri olduğunu nakleder. Onun el-Fıkhü'l-Ekber, el-Fıkhü’l-Ebsat, er-Risale, el-Âlim ve'l-Müteallim ve el-Vasıyye eserleri, akaid ilmindeki derinliğini ve Sünni düşüncenin kurucu kimliklerinden olduğunu göstermektedir.

   •    İmam Maturîdî elbette Ebu Hanife’nin özellikle itikatta takipçisi olan tek kişi değildi. Çağdaşı Ebu Cafer et-Tahavî de (ö.321) meşhur el-Akîdetü’t-Tahaviyye risalesini “milletin fakihlerinin (Ebu Hanife, Ebu Yusuf, Muhammed b. Hasen) itikadının beyanı” ifadesiyle başlatarak Ebu Hanife’nin yolundan gittiğini göstermişti.


Kısaca İmam Maturîdî’nin hayatı 


   •    Biyografi yazarları İmam Maturîdî’nin hicri 333 yılında vefat ettiğinde görüş birliğine vardıkları halde, doğum tarihini net tespit edememişlerdir. Eldeki karineler onun 248 yılında doğduğunu gösterir. Maveraünnehir (Ceyhun) bölgelerinden Semerkand’a bağlı Maturîd’de doğmuştur. Buraya nispetle anıldığı gibi Semerkandî diye de vasıflanır. Soyu, hicret yurdunda Hz. Peygamberi evinde ağırlayan Ebu Eyyûb’a (Halid b. Zeyd) varmaktadır.


Hocaları


   •    Ebubekir el-Cüzcanî, Ebu Nasr el-Iyazî, Nusayr bin Yahya, Muhammed b. Mukatil er-Razî ilim aldığı hocalardır. İlk ikisi, Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasen eş-Şeybanî’nin talebelerinden Ebu Süleyman el-Cüzcanî’den ilim tahsil etmişlerdir. Muhammed b. Mukatil ise doğrudan Ebu Hanife’ye talebelik yapmıştır. Böylelikle Maturîdî, izini takip ettiği imamına bir açıdan üç, diğer açıdan iki vasıta üzerinden ulaşır.


Talebeleri


   •    Hakîm Semerkandî diye bilinen Ebu’l Kasım İshak b. Muhammed, Ebu’l Leys el-Buharî, Abdulkerim el-Bezdevî gibi âlimler Maturîdî’nin öne çıkan talebeleridir.


Kitapları


   •    Kaynaklar Maturîdî’nin telif, tedvin ve tahkik şevkini gösterir nitelikte yazdığı on eserin adını vermekle birlikte, günümüze iki tanesi ulaşabilmiştir: Maturîdî-Hanefî itikadının temel kaynağı olan Kitabü’t-Tevhîd ve yine aynı itikadın Kur’an yorumunu gösteren Te’vilâtü Ehli’s-Sünne.


Maturîdîliğin üç ayırıcı vasfı


   •    Her ne kadar Maturîdî ve Eş’arîliğin gayesi bidatçı fırkalara karşı Ehl-i sünnet akidesini müdafaa etmekse de ferî konular bir yana, bazı temel denecek konularda bile ittifak sağlayamamışlardır. Bunun başlıca nedenlerinden biri, Eş’arî’nin nasların zahirini dikkate alıp akıl ve burhana delil değeri atfetmeyen Ahmed b. Hanbel’in yoluna ağırlık vermesi, buna karşılık Maturîdî’nin İstidlalî düşünceye, kıyas ve istihsana büyük önem veren Ebu Hanife’nin izini takip edişidir.

   •    Bunun ışığında çoğu kelamî meselede Maturîdî görüşlerini inceleyenler şu vasıfların mezhebin ayırıcı yönü olduğunu görürler:

1. Akla büyük rol atfetmek

2. Teşbih ve tecsime Eş’arî’den daha uzak, tenzihe daha yakın tavır benimsemek.

3. Mutezile mezhebine ciddi eleştiriler getirse de bu düşünceye Eş’arî’den daha yakın durmak.


Maturîdîliğin öncü şahsiyetleri


   •    İmam Maturîdî’nin hayatında ne Maturîdîlik diye bir mezhepten ne teorik altyapısı yerleşik, sistemli bir düşünceden bahsetmek mümkün değildi. İlerleyen süreçte mezhebi sistemleştirip yaygınlaştıran önemli âlimler şunlardır:

1. Ebul Yüsr el-Bezdevî (421-493) Furû-ı fıkha dair telifleri dışında Usûliddin adlı kitabı bulunmaktadır.

2. Ebul Muîn en-Nesefi (ö.502) Maturîdî mezhebinin en önemli isimlerindendir. Tebsıratü’l-Edille kitabı Kitabü’t-Tevhîd’den sonra ikinci kaynaktır.

3. Ebu Hafs en-Nesefî (ö.537) el-Akâidü’n-Nesefiyye diye bilinen metni halen İslamî ilimler müfredatında okutulmaktadır.

4. Kemalüddin İbni Hümam (ö.861) Fakih ve usulcü kimliği yanında kelam ilminde el-Müsayere kitabını yazmıştır.

5. Kemalüddin el-Beyazî: Hicri 11. yüzyıl âlimlerindendir. İşârâtü’l-Meram min İbârâti’l-İmam kitabı Maturîdîliğin kaynaklarından sayılır.

6. Muhammed Zahid el-Kevserî (ö.1372) Osmanlı Şeyhulislam Vekili. Hadis, tarih, milel ve nihal sahalarında önemli telifleri bulunur.


Yaygınlık alanı


   •    Maturîdî mezhebi Hindistan, Pakistan, Afganistan, Bangladeş, Çin, İran, Kuzey Afrika, Maveraünnehir, Türki Cumhuriyetler ve Andolu’da yoğun müntesibe sahiptir. Başlıca üç faktör bu mezhebin yaygınlaşıp nüfuz kazanmasını sağlamıştır: Aralarındaki ayrılmaz ilişkiyle Hanefîliğin ulaştığı her yere Maturîdîliğin de ulaşması, Osmanlı Devleti gibi siyasî iktidarlar tarafından resmi olarak desteklenmesi; Cehmiye, Mutezile ve Rafizîler gibi bidatçı fırkalara karşı Maturîdîler tarafından kaleme alınan kelamî reddiyeler...


EŞ’ARÎ MEZHEBİ

Kısaca İmam Eş’arî’nin hayatı


   •    Ebu’l-Hasen el-Eş’arî, meşhur sahabi Ebu Musa el-Eş’arî’nin soyundan gelir. Biyografi yazarları arasında net olmasa da hicri 260 yılında Basra’da doğduğu, 324 yılında vefat ettiği baskın görüştür. Basra’da Mutezilî düşüncenin en büyük ismi Ebu Ali el-Cübbaî’nin (235-303) kelam eğitimiyle yetişmiştir. Maturîdîlik Ebu Hanife ve İmam Maturîdî’nin görüşleriyle daha sıkı irtibatlı ve daha düzenli yapıya sahipken, Eş’arîlik en az kurucu imam kadar sonrakilerin farklı etkileriyle şekillenen, daha parçalı ve çok sesli bütünlüğe sahiptir. Bu yönüyle tarihi süreçlere göre eserî, tasavvufî, felsefî alt başlıklarına sahip Eş’arî anlayışlarından söz edilebilir.


Kitapları


   •    Eş’arî’nin 98 tane irili ufaklı eserlerinin olduğu kaydedilir; fakat günümüze ulaşan üç matbu kitabı vardır: el-İbâne an Usûli’d-Diyâne, Makâlâtü’l-İslâmiyyîn, el-Luma’ fi’r-Red alâ Ehli’z-Zeyğ ve’l-Bida’.


Mutezîle’den ayrılışı


   •    İmam Eş’arî, uzun yıllar rahle-i tedrisinde bulunduğu Mutezilî üstadı Ebu Ali el-Cübbaî’nin ölümünden sonra eski düşüncelerinden tövbe etmiş ve geri kalan yaşamını Mutezile’nin hatalı ve sapkın yanlarını ispat etmeye ayırmıştır. Onun değişiminin nedenlerinde tarihçiler ihtilaf etmekle birlikte iki faktörden söz edilebilir.

1. Siyasî etken: Halife Memun’dan Vasık Billah’a kadar (h.198-232) Abbasî halifeleri akılcı düşünürlerin yanındaydı. Bu dönemler Mutezilî düşüncenin gelişme ve büyüme evresiydi. Vasık’tan sonra Mütevekkil iktidara gelince durum tersine dönerek Ehl-i hadis güç ve nüfuz kazandı. İmam Eş’arî’nin Mutezilî düşünceyi bırakması, Abbasîlerin Ehl-i hadis’ten yana politika izlediği bu döneme rastlamaktaydı.  

2. Ehl-i hadis itikadında ıslah fikri: Eş’arî’nin yaşadığı süreçte Ehl-i hadis arasında tecsim, Allah’a cihet isnadı ve Cebr düşüncelerine karşı eğilim söz konusuydu. Eş’arî içlerinden biri olarak Ehl-i hadisi bu tür düşüncelerden arındıracağını düşünmüş olabilir. Örneğin Ehl-i hadis insan fiilinin mahlûk olduğunu, kulun burada bir etkinliğinin bulunmadığını söylerken haliyle bu durumda ceza ve sevabın ne ifade edeceği şeklinde bir itirazla karşılaşıyordu.

   •    Eş’arî bu işkâli çözmek adına “Allah yaratıcıdır, kul kesbedicidir” formülünü getirdi ve bu asırlar boyu dilden dile aktarıldı. Buna benzer birçok tadilde bulunduysa da Ehl-i hadis bunları kabul etmemiştir. Bununla birlikte Eş’arî, kelamî meselelerle ilgilenmesi, ayet ve hadislerde aklî istidlalleri kullanması yönüyle Ehl-i hadis’ten ayrılmaktaydı.


Eş’arîliğin öncü şahsiyetleri


   •    Maturîdîlik gibi Eş’arîlik de İmam Eş’arî’nin hayatında müesses bir mezhep değildi. Sonraki süreçlerde Eş’arîliği geliştiren ve Ehl-i sünnet’in en çok tabisi bulunan mezhebi haline getiren önemli isimleri görelim. Bunlar birçok konuda İmam Eş’arî’ye tabi olmakla birlikte kendilerine özgü muhalif görüşlere de sahiptirler.

1. Ebubekir el-Bakıllanî (ö.403) Geliştirdiği yeni tarif, konu ve açılımlarla Eş’arîliği sistemleştiren en önemli âlimdir. Kelamcı yanı ağır bassa da farklı ilim dallarında önemli eserleri mevcuttur.

2. Ebu İshak İsferayînî (ö. 418) Usul, fıkıh ve kelam ilminde sistem kurucu şahsiyetlerdendir. el-Câmi fî Usûli’d-dîn kitabı kelam ilminin önemli eserlerindendir.

3. İmamül Harameyn el-Cüveynî (ö.478) Şafiî usulü ve Eş’arî kelamında otoritedir. eş-Şâmil fî Usûli’d-dîn kelam ilminde en kapsamlı eseridir.

4. Hüccetü’l-İslam Gazali (ö.505) Usul, tasavvuf, kelam ve aklî ilimlerde kendinden sonrakileri en çok etkileyen âlimlerden biridir. Eş’arî olmasına rağmen İmam Eş’arî’ye hayli eleştiri getirmiştir.

5. Abdulkerim eş-Şehristanî (ö.548) Ortaçağ İslam dünyasının en meşhur dinler ve inançlar tarihçisi. Nihâyetü’l-İḳdâm ve Musâraatü’l-Felâsife eserleri, itikadî meselelere felsefî yaklaşım açısından önemlidir.

6. Fahrüddin er-Razî (ö.606) Kelam, felsefe, tefsir ve usul-i fıkıh sahasında büyük etki bırakan Şafiî-Eş’arî âlimdir. 100’ü aşkın kitabı arasında el-Metâlibü’l-Âliye en kapsamlı kelam eseridir.

7. Adudüddin el-İcî (ö. 756) Usul, kelam ve lügat ilimlerinden muhakkik âlimdir. Asırlarca ders kitabı olarak okutulan eserleri arasında el-Mevâḳıf, sistematiği açısından temayüz eder.


Yaygınlık alanı


   •    Eş’arîlik, doğduğu merkezi yerin, etkin müntesiplerinin ve siyasîlerin desteğiyle bütün İslam dünyasında en yaygın itikadî mezhep olagelmiştir. Bunda başlıca üç faktör rol oynar: Faal olduğu dönemde İslam dünyasının en önemli ilim merkezi olan Bağdat Nizamiyye Medresesi ve burada yetişen öncü Eş’arîler, Selçukluların etkin veziri Nizamülmülk, Nureddin Zengi ve Salahaddin Eyyübî gibi idarecilerin açık desteği; Şafiîlikle ve müteahhir Malikîlikle kopmaz bağ…


Maturîdî ve Eş’arîlik arasındaki bazı farklar


   •    İki Ehl-i sünnet mezhebi arasında ne kadar ihtilaf bulunduğu konusu net değildir. Yakından bakıldığında bilgi teorisi, aklın sahası, marifetullah, Allah’ın ve kulların filleri gibi esasa ilişkin konularda yaklaşım farklılıkları bulunduğu söylenebilir. Bazıları nerdeyse bütün farkların iki mezhep arasındaki kavramsal farklılıktan kaynaklı, lafzî sorunlar olduğunu savunur. Taceddin es-Sübkî bu meyanda şunu söyler: “Eş’arîlerle Maturîdîler arasında on üç ihtilaf mevcuttur. Bunların yedisi lafızla, altısı mana ile ilgilidir. Söz konusu on üç konuda bir kimsenin başkasına muhalefetine esasen muhalefet bile denmez.” Burada örnek kabilinden altı ihtilaflı noktaya değinelim.


Allah Teâlâ’yı aklen bilmenin vucûbiyeti


   •    İnsana herhangi bir tebliğ ulaşmadan aklî olarak Allah’ı bilme zorunluluğu kelamcılar arasında tartışmalıdır. Eş’arîler bu sorumluluğun ancak sem’î olarak, yani yine Allah’ın emriyle vacip olacağını söylerken, Maturîdîler Mutezile gibi düşünerek mantıklı istidlaller yoluyla Allah’ın varlığını, birlik ve kudretini, âlemin hudûsünü bilmesi gerektiğini öne sürerler.


Husün ve kubhu aklın tespiti


   •    İmam Eş’arî, Allah’ın kudret ve iradesini sınırlayacağı endişesiyle husün ve kubhun / iyilik ve çirkinliğin salt akılla bilinebileceğini, vahiyden bağımsız düşünmekle bunların sabit olacağını inkâr eder. İmam Maturîdî ise şer’î emir ve nehiyden önce de temelde nelerin doğru (övgü ve sevaba layık) ve yanlış (yergi ve cezayı hak eder) olduğunun akılla tespit edileceğini savunur.


Teklîf-i mâ lâyutâk


   •    Eş’arîlere göre kulun güç yetiremeyeceği şeyle Allah tarafından sorumlu tutulması (teklîf-i mâ lâyutâk) mümkündür. Maturîdîler ise bunun olamayacağını söyler. Biri meseleye Allah’ın sınırsız kudret ve iradesi açısından yaklaşırken, diğeri hikmet ve adalet açısından yaklaşır. İki görüşün de vahyî ve aklî delilleri vardır.


İlahî fiillerin belli maksad ve gayeye matuf olması


   •    Eş’arîler Allah’ın fiillerinin herhangi bir amaç ve gayeyle gerçekleşmeyeceğini, O’na bir şeyi yapmasının vacip olamayacağını, yaptığı ne olursa olsun bundan sebep kınanamayacağını ileri sürer. Aksi ihtimalde Allah’ın zatı için noksanlık söz konusu olacağını belirtir. Maturîdîler ise ilahî fiillerin kullara bir lütuf olarak, belli maslahata dönük olduğunu savunur.


Haberî sıfatlar


   •    Allah’ın istiva, yed ve ayn gibi sıfatlarının mahiyeti meselesi kelamcılar arasında derin tartışma konularından biridir. Ehl-i hadis ve Eş’arîler bunları ispat ettikleri için Sıfâtiyye dine anılırlar; lakin Eş’arîler “keyfiyet ve teşbih olmaksızın Allah bu sıfatlara sahiptir” kaydını getirirler. Maturîdîler ise bu noktada tenzih hassasiyetini önde tutarlar. İçlerinden bazısı bu tür sıfatların manalarını Allah’a havale ederken, bazısı örneğin adalet gibi şeylerle tefsir eder ki Eş’arîler bu kesime Müevvile (Tevilciler) der.


İlahî sıfatların zattan ayrı gayrılığı


   •    Eş’arîlere göre Allah’ın sıfatları zatı üzerine zaittir. Maturîdîlere göre zatın aynısıdır. Eş’arîler “Allah ilimle âlimdir” derken, Maturîdîler “Allah zatıyla âlimdir” der. Buradan elbette İmam Maturîdî’nin sıfatları inkâr ettiği anlaşılmamalıdır. Aksine o “Allah’ın âlim olmaması imkânsızdır” diyerek sıfatların zattan gayrı olacağı vehmini ortadan kaldırmak istemektedir.


Kaynaklar:

Buhûs fi’l-Milel ve’n-Nihal, 2.,3. cüzler, Cafer es-Sübhanî (ve yazar tarafından alkawthartv.com adresinde yapılan özetler)

saaid.net adresinde en-Nedvetü’l-Alemiyye li’ş-Şebâbi’l-İslâmî tarafından hazırlanan el-Eşâıra ve el-Maturîdiyye maddeleri



Paylaş | | Yorum Yaz
310 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İlahiyatçının İnternet Kılavuzu - 02/01/2019
İslami ilimlerde Arapça web kaynakları
Şematik Cahiliye Dönemi - 01/11/2018
İslam öncesi Arapların siyasi, kültürel ve sosyal kodları...
Abdullah İbni Mübarek ile konuştum - 01/11/2018
Büyük fakih, muhaddis ve zahid Abdullah İbni Mübarek ile şahsi sözleri üzerinden kurgusal söyleşi.
Şehirliler İçin Çevre Notları - 21/07/2018
Topraktan kopuşumuzla başlayan çevresizleşme sürecimiz, kendimizden uzaklıkla sonuçlandı.
5 Maddede İktisat Bilinci - 05/06/2018
Ekonomik ilişkilerimizi adalet ve ahlak dengesine oturtacak 5 kural
Kötü Yönetici Nasıl Yetişir? - 19/04/2018
Yöneticinin kendi durumu dışında onu adaletsiz davranmaya adeta zorlayan beş faktör...
Sosyal Medya ile Yaşamayı Öğrenmek - 28/02/2018
Yazara göre geçmişte reddettiğimiz halde bugün pekâlâ kanıksadığımız birçok çağdaş aygıt gibi sosyal medya karşıtlığı yapmak ucuz bir muhalefet ve kısa zamanda eleştirdiğin şeye dönüşme kuralına yenik düşmeye mahkûm.
Gençliğin İffet Sorunu: Flört ya da 40 Yıl Sonrası İçin Eylem Planı - 05/02/2018
40 yıl sonrası için kaleme alındı bu yazı. İffet, flört, cinsellik ve fuhşa dair burada anlatacaklarım on yıllar sonra ancak toplumsal dikkati celbedecek. Neden bugün değil? Çünkü Türk toplumunun yeni yeni ekonomik ve cinsel bakımdan gözleri açılıyor
Madde Madde Kur’an Nasıl Anlaşılmaz? - 15/12/2017
Bugün ve yoğun olarak gelecek nesiller için Kur’an'ın estetik ya da mistik tatminden öte, somut yaşantımıza faydası dokunması için alternatif Kur'an'ı anlama çabası...
 Devamı