• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Murat UÇAR
okur@ilimdergisi.org
Hatip el-Bağdadî Tâlibe Nasihat Ediyor
25/02/2019

İlim Dergisi 34. sayı Şubat Mart 2019



Hatip el-Bağdadî (hicri 392-463, miladi 1002-1072) göğsümüzü kabartan bir hadis hafızı ve şehir tarihçimiz. Yetişip vefat ettiği yer Bağdat olsa da Mekke’den Basra’ya, Trablus’tan Halep’e ilim yoluna revan olmuş timsal şahsiyet. el-Kifâye fî Ilmi’r-Rivâye’den tutun da Tarîhu Bağdâd’a kadar 79 eseri olduğu söylenir. Hadis ilimlerinin birçoğunda yazdığı öncü eserlerle kendisini minnet ve vefa ile yâd ediyoruz. Bu yazıda onun Nasîhatü Ehli’l-Hadis adlı risalesinde serdettiği öğütleri özetleyip tercüme ettik. Seçkimiz üstadın belirttiği üzere, özelde hadis ehli, umumda tüm ilim ve irfan talipleri için.


   1. Ahmed b. Salih, Şafiî’nin şöyle dediğini nakleder: “İdari görev almadan önce fıkhî melekeni geliştir. Ondan sonra bunu daha başaramazsın.”


   2. Ebu Muhammed el-Mervezî bir özdeyiş aktarır: “Çamur yaşken kalıba girer.” Öyleyse ilim tahsilini gençlik çağında yapmak gerekiyor.


   3. Ebu Ubeyde, Ömer b. el-Hattab’ın “önderliğe geçmeden fıkhî kavrayış edinmeye bakın” sözünü şöyle yorumlar: Toplumun dikkatini çeken lider olmadan önce daha çocuk yaşlarda ilim öğrenin. Eğer bu dönemi kaçırırsanız, yaşlanınca utanır ve cahil kalmış biri olarak sizden küçüklerden ilim almaya kalkarsınız ki bu da sizi küçük düşürür.


   4. Said bin Vehb, Abdullah’ın şöyle dediğini nakleder: “İnsanlar, büyüklerden, emin ve âlim kimselerden ilim aldıkları sürece doğru yoldadır. Kendilerinden küçüklerden ve şerli kişilerden aldıkları zaman ise helak olurlar.”


   5. Hadisi sadece rivayet eden değil, özünü kavrayan kişiler olun. Özünü kavradığınız bir hadis, rivayet edip geçtiğiniz bin hadisten daha değerlidir.


   6. Gelişigüzel şekilde ilim öğrenen birinden bahsedildiğinde Şafiî şöyle dedi: “Bu kimse, gece vakti odun toplayana benzer. Bir miktar odun kesip yüklenmiştir, fakat sırtında kendisini sokacak bir yılanın olup olmadığını bilmiyordur.”


   7. Âlimlerden birine “edep ne zaman zararlı olur?” diye sorulduğunda şöyle cevap verdi: “Kabiliyet azalıp rivayet çoğaldığında.”


   8. Ebu Abbas b. Akde bir gün -kendisine bir hadisten soran adama- şöyle dedi: “Bu tür hadislerin rivayetini azaltın. Zira bunlar sadece tevilini bilen kişilere uygundur.” Bu konuda İbni Vehb, Malik’ten şunu işittiğini söyler: “Bazı hadisler insanın yolunu şaşırtır. Şahsen öyle hadisler rivayet ettim ki her birine karşılık iki kırbaç yiyeyim, yine de başkalarına söylemeyeyim isterdim.” 


   9. Hadis mütalaa ve rivayetinin çokluğuyla değil, insan asıl hadislerin mana derinliğini kavrayınca fakih olur. Malik b. Enes bir keresinde yeğenlerine şunu söylemiştir: “Hadis ilmine olan sevgi ve gayretini görüyorum. Eğer gerçekten ondan faydalanmak ve insanlara fayda vermek istiyorsanız, rivayeti azaltın, hadislerin mana boyutuna yoğunlaşın.”


   10. Muhalifler genelde muhaddislere fıkhın metod ve delillerini bilmedikleri eleştirisini yaparlar. Bunu yaparken onların gerçek konumlarını bilmezler tabii. Hadisçi kişi eğer işin fıkhî boyutunu iyi bilirse, ithamcılara pabuç bırakmaz ve insanların gönlünde apayrı bir yere sahip olur. Müslim el-Cürmî bizzat Vekî’den şu hadiseyi duyduğunu söyler: “Ebu Hanife bir gün yolda benimle (Vekî’) karşılaştı ve “hadis yazmayı bıraksan da fıkha yönelsen daha iyi olmaz mı?” dedi. Ben cevaben “hadis bütün bir fıkhı içine almıyor mu?” deyince bu sefer “peki,” dedi; “kocası inkâr ettiği halde gebe olduğunu iddia eden kadın hakkında ne söylersin?” Bunun üzerine kendisine şöyle söyledim: “Abbad b. Mensur’un bana İkrime ve İbni Abbas kanalıyla aktardığına göre, Allah Rasülü gebelik iddiasında bulunan kadına mülâane yaptırmıştır.” Bu sözden sonra Ebu Hanife beni bıraktı ve artık ne zaman benimle karşılaşsa yolunu değiştirirdi.”


   11. Fıkıh öğrenmek isteyenin ders alacağı, karşılaştığı sorunları danışacağı ve ictihad metotlarını öğreneceği bir üstadı bulunmalıdır. Ebu Hanife’ye bir gün mescitte fıkıh çalışan bir halkadan bahsettiklerinde “başlarında bir üstat var mı?” diye sormuştur. Onlar “hayır” cevabını verince şunu söylemiştir: “Öyleyse asla fıkıh öğrenemezler.”


   12. Ebu Nuaym şunu anlatır: Züfer bir keresinde bana “gel, hadislerini ayıklayalım” dedi. Ben de duyduklarımı ona gösterdim. O bana “bu alınır, bu alınmaz. Bu nâsih, bu mensuhtur” diyerek tek tek anlattı. Yine Ubeydullah b. Amr şunu anlatır: A’meş’in yanında olduğumuz bir sırada kendisi Ebu Hanife’ye bazı sorular sordu ve cevaplarını aldı. Ardından Ebu Hanife’ye “hangi delile dayanarak söylüyorsun bunları?” diye sorunca Ebu Hanife “sen bize İbrahim’den filan hadisi rivayet ettin, Şabi’den şunu naklettin” diye cevap verdi. Bu söz üzerine A’meş şunu söyledi: “Ey fakihler! Sizler tabipsiniz, bizse eczacı.”

 



455 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Sebeb-i Telif - 09/07/2019
Kitapların yazılış hikayeleri serisine Hafız Iraki'nin Tarhu't-Tesrib kitabı ile başlıyoruz.
Muhâdarâtü’l-Üdebâ’yı Tadından Yedirmeyen 7 Sebep - 30/04/2019
Rağıb Isfehânî'nin eserini, diğer muhâdarât veya mecalis kitapları arasından temayüz ettiren 7 sebep...
el-Beyan ve’t-Tebyîn mi el-Kâmil fi’l-Lüğa mı? - 30/04/2019
Arap dilinde iki köşe taşı kitabın müellifler ve içerik açısından karşılaştırması...
Karâfî’nin el-Furûk’unu Döne Döne Okumak İçin 8 Sebep - 02/01/2019
Müzakere edelim abile köşesi bu sayı meşhur Malikî usulcüsü Karâfî'nin el-Furuk kitabını mercek altına alıyor.