• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

İsmail TÜRK

İsmail TÜRK
ismailturk2001@yahoo.com
Ignaz Goldziher
25/02/2019

İlim Dergisi 34. Sayı Şubat Mart 2019
Oryantalizm Dersleri 2



    •    Daha önceki yazımızda Oryantalizm'in tarihine kısaca değinmiş, bu alandaki önemli isimleri gelecek sayılarımızda işleyeceğimizi belirtmiştik. Gayemiz seçtiğimiz isimlerin sadece hayat öykülerine yer vermek değil, yapmış oldukları çalışmalarla ilim dünyasında bırakmış oldukları müspet ve menfi tesirleri de irdelemektir.

    •    Bugün Türkiye'de -özellikle- akademik çevrede, Oryantalizm denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri Ignaz Goldziher'dir hiç şüphesiz. Enteresan hayat hikayesi, eğitimi, inancı ve ortaya koymuş olduğu çalışma ve fikirleriyle hep ilgi çekici ve tartışılan bir isim olmuştur.

    •    1850 yılının yazında, Osmanlı'da "istolni belgrad" diye anılan Székesfehérvár şehrinde doğmuştur.  Tam adı Yitzhaq Yehuda Goldziher'dir. Seferad Yahudilerinden olan ataları 17. yüzyılda Kuzey Almanya'da gezinmiş olsalar da nihayetinde Macaristan'a yerleşmişlerdir. Almanca "altın-çeken, altınla uğraşan" anlamına gelen soyisminden de anlayabileceğimiz üzere dedeleri kuyumculuk işiyle meşguldü. Babası da ticaretle uğraşan Ignaz'ınsa bu işlere ilgisi pek yoktu. O, daha çocuk yaştan itibaren sıkı bir dini eğitim almış, öyle ki 12-13 yaşlarında Yahudi ibadetleriyle alakalı bir risale yazabilecek kadar kendini yetiştirmişti.

    •    Parlak geçirilen bir çocukluk ardından devlet bursu ile Viyana, Berlin, Leiden gibi yerlerde eğitim hayatını sürdürme kararı aldı. Budapeşte'de dönemin ünlü türkolog ve seyyahlarından olan Arminius Vâmbery'in öğrencisi olmasıyla hayatı müthiş bir şekilde değişmişti. Kendisinden Türkçe, Arapça, Süryanice ve Farsça öğrendi. Yaşı henüz çok genç olan Goldziher'deki ilme olan ilgiyi hemen farkeden Vambery, kendisi gibi bir Macar Yahudisi olan bu öğrencisiyle özel ilgileniyordu. Hayatında en az Vambery kadar büyük etki bırakan bir diğer isim de ünlü Yahudibilimi uzmanı Moses Wolf Freudenberg'dir. Bir yandan Doğu dillerini öğrenen Goldziher bir yandan da haham Samuel Löb Brill'den Aramice Talmud dersleri alıyordu.

    •    1869 yılında Berlin Üniversitesine geçen Goldziher, dönemin ünlü hocalarından ders gördükten sonra o dönemde Avrupa'da "İslam Bilimlerinin Mekkesi" diye anılan Leipzig şehrine geçti. Burada kurumsal Oryantalizm'in babası sayılan Silvestre Antoine Isaac de Sacy'in öğrencilerinden Heinrich Leberecht Fleischer'den dersler aldı. Ardından Leiden ve Viyana Üniversitelerini de ziyaret eden Goldziher, 1872 yılında Budapeşte'ye dönerek ücret almaksızın, misafir doçent unvanıyla üniversitede görev aldı. 1873-74 yıllarında İstanbul, Beyrut, Kudüs, Şam ve Kahire şehirlerine seyahatler düzenledi. Bakanlığın görevlendirmesiyle çıkmış olduğu bu seyahatte, resmi ziyaretlerde bulunuyor, görevliler tarafından hoş karşılanıyor ve itibar görüyordu. Bütün gezisi boyunca tutmuş olduğu notları rapor halinde ilgili bakana sunmasından anladığımız kadarıyla, kendisi gizli bir misyon için buralarda bulunmuştu. O dönemde oryantalistlerin sık sık devlet imkanlarıyla yaptığı ve devlet adına raporlar hazırladıkları bilinen bir şeydi.

    •    Meşhur el-Ezher Üniversitesinde öğrenciliğe kabul edilen ilk gayr-i müslim Avrupalı olan Goldziher, 1875 yılında Kahire'deki Hidivlik Kütüphanesinin Direktörlüğü görevine davet edilmiş, ancak bunu kabul etmemiştir.

    •    Goldziher, Kahire'de İslamcılık fikriyatının kurucu isimlerinden Cemaleddin Efgani ile de görüşmüştür. Efgani için "Kahire'deki arkadaşlarımın içindeki en ilginç figür hiç şüphesiz, tam bir antiingiliz ve Renan karşıtı olan Cemaleddin Efganı idi" der.

Tüm bu renkli ve kendisi adına verimli geçen seyahatlerinin ardından döndüğü ülkesi Macaristan'da baş döndürücü bir akademik kariyer kendisini bekliyordu.

    •    En büyük destekçisi olan ve tertiplediği yakındoğu gezisinin ardından Goldziher'e Budapeşte Üniversitesinde bir kürsü sözü veren Bakan Eötvös'ün ölümüyle bu plan ilk etapta işlememişti. Bunun üzerine ailesinin geçimini sağlamak adına 30 yıl boyunca yürüteceği Budapeşte Yahudi Cemaati Sekreterliği görevini üstlenmişti. Bu görevi boyunca Yahudi cemaati içinde gördüğü yanlışları keskin bir dille eleştirmiş, zaman zaman mevcut cemaati Yahudilik dışı olmakla suçlamış ve bunları hiç çekinmeden günlüğüne yazmıştır. Yahudi cemaatine olan bu dinmez öfkesi, onların yine kendi tabiriyle -ikiyüzlülüklerinden ve sahtekarlıklarından- ileri geliyordu. Onları daha iyi hale getirmek adına sürdürdüğü düşünülen bu görevini bıraktığında bu dönemi hayatının en berbat yılları olarak betimleşmiştir.

    •    1876 yılında Macar Bilimler Akademisine seçilmiştir. Buradaki giriş dersinde o günlerde oryantalistlerin hiç de ilgi göstermediği bir konu olan Endülüs Arapları ile Doğu Araplarının mukayesesini ele almıştır.

    •    1889 yılında Stockholm'de, Oryantalizm Kongresinde İsveç Kralı'nın elinden aldığı Altın Madalya'nın kendisi için önemini uzun uzun günlüğünde anlatmıştır. Özellikle İsveç Kralı'nın "Dr. Goldziher, İlminiz ve etkiniz bu altın madalyanın karatından çok daha fazladır." yazılı bir belgeyi vermesinden gururla bahseder.

    •    1894 yılında Budapeşte Üniversitesindeki ilk Yahudi akademisyen olarak göreve başlayan Goldziher, takip eden yıllarda Amerika ve Avrupa'nın önemli üniversitelerinde bulunmuş ve ölüm tarihi  olan 1921 yılına kadar çok çeşitli dillerde 700'den fazla kitap ve makale yayımlamıştır. Eserlerinin büyük bir kısmını Almanca yazmış, bunun yanı sıra pek çok Macarca makale ve kitap da kaleme almıştır. Ölümünün ardından geride bıraktığı meşhur kütüphanesi Kudüs'teki İbrani Üniversitesine nakledilmiştir.

    •    Görüldüğü üzere oldukça renkli ve hareketli bir ilmi hayatı olan Goldziher, İslamiyyat alanında özellikle hadisler üzerinde durmuştur. 1890 yılında 2 cilt olarak yayımlanan en meşhur ve hacimli eseri olan "Muhammedanische Studien"in ikinci cildinde Hadis üzerine yapmış olduğu çalışmalar ve ortaya attığı fikirler Islam dünyasında yankı uyandırmış, özellikle de Arap alimler tarafından eleştirilmiştir. İslam'la alakalı yapmış olduğu çalışmalarda objektif olamadığı, çocukluğundan itibaren almış olduğu Yahudi dini eğitiminin de etkisiyle fanatizme kaçtığı, o dönemde Islam aleyhinde yazılan diğer eserlerden etkilendiği eleştirilerine maruz kalmıştır. Özellikle İslam'a olan bakış açısının daha en başından hatalı olduğunu düşünen alimler, Hadisler ve Kur'an hakkındaki görüşlerinin de bu hatalı bakış açısının bir sonucu olarak tamamen yanlış olduğu kanaatini taşırlar.

    •    Goldziher, İslam'ın Hz. Muhammed eliyle gerçekleştirilen bir reform hareketi olduğunu, bu reformun da büyük ölçüde Yahudilik ve Hristiyanlıktan devşirilme fikirlerle gerçekleştiği görüşünü savunur. Ona göre İslam'ın tek orijinal yönü, içinde bulunduğu toplumu ifsat ve barbarlıktan kurtarma niyetiyle yola çıkılması, ancak bu yapılırken tamamen Hz. Muhammed'in yukarıda mezkur iki din hakkında bildiklerini kullanmasından ibarettir.

    •    Kur'an-ı Kerim'i vahiy temelli bir kitap olarak kabul etmeyen Goldziher, onu Hz. Muhammed'in Hristiyanlık ve Yahudilikle ilgili bildiklerinin derlemesi olarak görür. Kendinden önce gelen pek çok Müslüman ve gayr-i müslim alimin kabul ettiği Kur'an-ı Kerim'in tevatür yoluyla günümüze kadar gelmiş olduğu hakikatini görmezden gelir. Öyle ki bunu bir eserinde, Peygamber Efendimiz öldüğünde Kur'an'ın henüz tamamlanmadığını, daha sonraki nesiller tarafından itmam edilerek günümüzdeki halini aldığını dile getirecek kadar ileri gitmiştir.

    •    Hadisleri tamamen reddeden Goldziher, bunların Hz. Muhammed'le hiç bir ilgisinin  olmadığını ileri sürer. Hadislerin, Peygamber Efendimizin vefatından çok sonraları, İslami hayatın yerleştiği coğrafyalarda, içtimai hayatın tesis edilmesi adına insanlar tarafından uydurulduğunu iddia eder. Bunu yapan insanların Peygamber Efendimizin dini konumunu ve otoritesini kullanmak istediklerini belirtir.

    •    Hz. Muhammed'in insanlar için bir örnek olarak gönderilmediğini, Peygamberin dahi böyle bir iddiasının bulunmadığını, onun sadece bir uyarıcı olarak toplumda varolduğunu söylemiştir. Bu görüşleri, Goldziher'in çocukluğundan itibaren yoğun bir şekilde almış olduğu Yahudi eğitiminin, ilmi çalışmalarına olan etkisini gözler önüne sermektedir. Zira Yahudilik'te, pek çok dönemde Peygamberlerin sıradan insanlarmış gibi görüldüğü, diğerlerinden hiç bir farklarının olmadığına dair bi anlayışın yerleştiğini bilmekteyiz. Bu düşüncelerin günümüzde bazı ilahiyatçıları da derinden etkilediğini müşahede etmekteyiz.

    •    Goldziher'in Akide ve Fıkıh'la alakalı görüşleri de bu minvalde seyretmekte, hemen hemen tümünün, Hz. Muhammed'in ölümünün ardından -ihtiyaca binaen- oluşturulmuş olduğunu savunmaktadır.

    •    Theodor Noldeke ve Christiaan Snouck Hürgronje ile birlikte Avrupa'daki Modern İslamiyat çalışmalarının kurucusu kabul edilen Goldziher, özellikle Suriyeli Alim Mustafa es-Sibaı'ye göre Oryantalistlerin içindeki en tehlikeli ve en etkili isimdir.

 


Kaynakça

* Ignaz Goldziher, Muhammedanische Studien. Band 1-2, Halle, 1890

* TDV, İslâm Ansiklopedisi, Cilt 14, Sahife 105-111, İstanbul, 1996

* Ignaz Goldziher, Tagebuch, Hrsg. Sandor Schreiber, Leiden, 1978



474 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Oryantalizm'in Tarihine Giriş - 02/01/2019
Batı'da İslamiyat çalışmalarının başlangıcı