• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Muhammed YAZICI
eminkatip@hotmail.com
Beş Soruda Namaz
14/01/2019

İlim Dergisi Haziran 2012
Soru ve Düzenleme: Adem Özçelik



Üstadım, namazı oruç ve zekât gibi yine temel ibadetlerden daha önemli kılan şey nedir? Neden diğer bütün ibadetler içinde sadece namaz dinin direği?


     •     Çünkü diğer ibadetlerde dünyevî bazı faydalar da söz konusudur. En yoğun biçimde namazda Allah Celle Celâlühû’nün rızası ve ahiret düşüncesi söz konusudur. Mesela, orucun bir ibadet yönü olduğu gibi, insanın nefsini ıslah etmesi gibi ruhî, sağlıklı vücut yapısına sahip olmak gibi bedensel faideleri de vardır. Aynı şekilde zekâtın ideal toplumsal yapıyı inşa etmesi, sosyo-ekonomik dengeyi oluşturması gibi ictimaî yanları vardır. Yine hacda insanın fıtraten zaman zaman arzuladığı seyahat duygusu karşılanmış, Müslümanlar arası birlik ve beraberlik ortamı sağlanmıştır. Bunlara karşın namaz, kulun kendi menfaatinden soyut, Yüce Rabbine dönük eda ettiği bir ibadettir. Namaz diğer taraftan, İslam’ın diğer temellerini içinde barındıracak kapsama sahiptir. Namaz kılarken, yeme içme ve cinsi münasebetten uzak durarak aynı zamanda oruç tutmuş, sahip olduğumuz bedenin ve sağlığın zekâtını vermiş, nerede olursak olalım, Kâbe-i muazzamaya yönelerek haccın sırrına ermişizdir. Namazı dinin direği kılan üçüncü bir husus, bireysel ve dolaylı olarak toplumsal bozulmanın önünde en ciddi set olarak durmasıdır. Namazı ihmal eden toplumlar ihtiraslarının esir olur ve sapıtırlar. Yüce Rabbimiz bunu şöyle beyan buyurur: “Onların (peygamberlerin) yerine namazı umursamayan ve ihtiraslarına tutsak olmuş kuşaklar geçti. Bunlar sapıklıklarının cezasını çekeceklerdir.” (Meryem, 59) Bu ayette namaz ihmal edildiğinde diğer dini sorumlulukların da peşi sıra ihmal edileceğini görüyoruz. “Kul ile şirk (küfr) arasında sade namazın terkedilmesi vardır” (Müslim) ve “kâfirlerle aramızdaki fark namazdır. Kim onu terk ederse küfre düşmüş demektir” (Tirmizi, Ahmed bin Hanbel, Nesai) hadisleri de bu gerçeğin altını çizmektedir.  


Hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim’de namazın insanı edepsizlikten ve kötülükten alıkoyacağından bahsediliyor. Bu yönüyle namazın kişiyi ve toplumu ıslah projesini anlatır mısınız?


     •     Evet, Kuran-ı Kerim, “kuşkusuz namaz, kötü ve çirkin işlerden alıkoyar” buyurur. (Ankebut, 45) Bunun manası şudur: Bütün kötülüklerin kaynağı Allah Teâlâ’ya boyun eğmemek, O’nu tanımamaktır. Buna karşın bütün güzellikler, Allah Teâlâ’ya boyun eğmekle başlar. Namaz O Yüce’ye itaat etmenin en kuşatıcı şeklidir. İnsan bir vakit isyana düşmüş olabilir, fakat istenilen ölçüde namaza devam ettiği müddetçe bu halinden uzaklaşacaktır. Kuran-ı Kerim bu gerçeği kavminin Hazreti Şuayb’e dediği şu sözle dikkatimize sunar: “(Buna karşılık Şuayb’a) dediler ki; “Ey Şuayb! Senin namazın mı bize atalarımızın taptıklarını veya mallarımızda dilediğimizi yapmayı terk etmemizi emrediyor?” (Hûd, 87) Buradan açıkça anlaşıldığı üzere, namaz hayatın bütün hal ve koşullarında kötülükleri terk etmemizi, toplumun veya atalardan tevarüs eden geleneğin dayattığı kötülüklere teslim olmamamızı emreder. İnsan şeytana aldanıp günah işlese bile, namazı terk etmediği müddetçe hem işlemiş olduğu günahlar temizlenecek, hem de günah belirli bir zamanda münhasır kalarak namazla at başı gitmeye tahammül edemeyecektir. Namazın kişiyi ve toplumu ıslah projesinin diğer boyutu, hayatı namaz ve camii merkezli yaşamaktır. Müslüman kişi hayatı namaz merkezli, Müslüman toplum ise camii merkezli yaşar. İdeal toplumun ekonomiden savaş stratejilerine her noktada nabzı camide atar. Gündelik yaşam ve sosyal hayat camiden etrafa doğru yayılır. Bu, hayatın tüm aşamalarının namaz kanalıyla camiden Allah Teâlâ tarafından komuta edildiğini gösterir. Çağdaş toplumlarda ise hayat alışveriş ve eğlence merkezlerinden yayılır. Dolayısıyla orada hayatın tüm aşamaları tüketim ve zevk kanalıyla nefis ve şeytan tarafından komuta edilir. Bu karşılaştırma, sanırız namazın ıslah projesinin detaylarını anlamaya yetecektir.        


Cemaatle toplu halde kılınan namazın Müslümanları birleştirici gücünden bugün, İslam ümmetinin parçalandığı bir zamanda nasıl istifade edebiliriz?


     •     Efendimiz Aleyhisselam ciddi güvenlik korkusu ve hastalık gibi özür olmaksızın cemaatle namazdan geri kalanlar hakkında “içimden öyle geçiyor ki, yanımdaki birkaç delikanlıya bana biraz odun toplamalarını emredeyim. Sonra hastalık özrü olmaksızın evde (vakit) namazlarını kılanların yanlarına gideyim de evlerini kendileriyle birlikte ateşe vereyim.” (Müslim, Ebu Davud) Gördüğümüz gibi, bu korkunç bir tehdittir. Dolayısıyla cemaate gitmek, fazilet olmaktan öte bir vazifedir, namazın tamamlayıcı unsurudur. Öte yandan, ümmetin birliği ve beraberliği açısından da inanılmaz bir yönü vardır cemaatle namazın. Bu yüzden Efendimiz Aleyhisselamın bir hadisinde (İbn Mace, İbn Huzeyme, Ahmed bin Hanbel) belirttiği üzere, Yahudilerin biz Müslümanları kıskandığı üç şeyden biridir, belki en önemlisidir. Mensuplarını günde beş defa, üstelik günün tamamına serpiştirilmiş vakitlerde bir araya toplayan başka bir sistem, inanç veya akım gösterilebilir mi? Hangi ideoloji, mensuplarından böyle bir şey istemeye cesaret etmiş veya istemişse de başarabilmiştir? Bu muhteşem bir potansiyeldir. Kışlada bile askerleri günde en fazla üç defa ictimaya çağırırsınız. Hâlbuki Allah Teâlâ bütün inananları günde beş defa ictimaya çağırıyor. Bu toplanma, namaz aralarında yapılmış veya yapılacak işlerin stratejisini gözden geçirmek ve yeniden yol haritası belirlemek için muazzam bir fırsattır. Bunun içini boşaltmamak lazım. Bunu sadece bir ibadet toplanması olarak görmek, içini boşaltmaktır. Bu duruma camileri sadece bir ibadethane görme eğilimi sebep olmuştur. Bu örgütsel yapıyı tahrip etmek, kısa zamanda ibadetin de manasının kaybolmasına sebep olmuştur. Günde beş defa huzurunda toplandığımız Yüce Zat, bizi birlikte, tıpkı bir vücudun uzuvları gibi hareket ederken görmek istiyor. Varlık sebebimiz olan ibadeti böyle emrediyorsa, sosyal yaşantımızı da buna kıyas etmemizi dolaylı yoldan bize emrediyor demektir.


Sadece Cuma ve bayram namazlarını kılan veya işi, patronu mazeret göstererek düzenli şekilde beş vakit namazını kılmayan Müslüman kardeşlerimize ne söylemek istersiniz?


     •     Onlara rızkın Allah Teâlâ’dan olduğunu hatırlatmak isteriz. İnanın, bu düşünce şirk kokan bir zihin bataklığının ürünü. Bir mafya babasına bile gösterilen sadakat, onun için yapılan fedakârlık bile yerde kalmazken O Yüceler Yücesi için yapılanlar yerde kalır mı? Sonra diyelim ki, şahıs namaz kıldığı için işten atıldı. Kâinatın Sahibi bu fedakârlığı karşılıksız bırakır mı? Şahsen kaç kişiye sordum, “senin için, sana hakaret edildi diye işinden olmuş biri sana sığınsa ne yaparsın?” diye. Hepsi “ekmeğimi, evimi paylaşırım” cevabını verdi. Aslına bakarsanız, namaz kılmak rızık ve maddi gelir için bir risk değil, başlı başına maddi gelir sebebidir. Bunu garipseyenler şu ayeti kerimeyi tekrar okumalıdırlar: “Ailene namaz kılmalarını emret. Kendin de namaza devam et. Biz senden rızık istemiyoruz, bilakis senin rızkın Bize aittir.” (Tâhâ, 132) Bu ayet aynı zamanda namazın rızkı genişletici bir gücü olduğunu gösterir. Nitekim Peygamber Efendimiz maddi sıkıntı yaşadığında aile fertlerine “ey aile halkı, çabuk namaz kılın” diye seslenirdi. (İbn Ebi Hatim, Ahmed bin Hanbel, Beyhaki) Namazın rızkı garantileyen yönünü şu hadis-i kudsi daha net anlatır: “Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ey âdemoğlu, bana ibadete zaman ayırırsan gönlünü zenginlikle doldurur, fakirliğini gideririm. Yok, eğer böyle yapmazsan, içine yoğunluk ve meşguliyet doldururum ve fakirliğini gidermem.” (Tirmizi, İbn Mace) 


Çeşitli hadislerinde Peygamber Efendimiz, imamların önder ve emin kişiler olduğunu belirtiyor. Bugün imamlarımızı söz konusu ideal noktada nasıl görüyor, neler öneriyorsunuz?


     •     İmam sadece namaz saatlerinde değil, bütün vakitlerde ve görevlendirildiği bütün mıntıkada önderdir. Bundan dolayı, bir imamın önderlik yapabilecek vasıflara sahip olması şarttır. Bir kere sizin de işaret ettiğiniz gibi, emin olmalıdır. Dünyaya karşı son derece zahit olmalı, vazifesi dışında hiçbir meşgalesi olmamalıdır. İslami ilimlerin hemen her dalında söz söyleyebilecek bilgi ve donanımda olmalıdır. Tarihini ve modern çağın gayri İslami değer yargılarını çok iyi bilmeli ve bunları tenkit edip İslami çözümler üretebilecek formasyona sahip olmalıdır. İmamlığın insana yüklediği mesuliyeti bilen Ukbe bin Amir el-Cühenî radiyallahü anh, kendisini imamlığa geçirmek isteyenlere şunu söylemiştir: “Ben Allah Rasülü Aleyhisselamın şöyle buyurduğunu işittim: “Kim bir topluluğa imam olur da namazı (bütün âdâp ve erkânıyla) eksiksiz kıldırırsa, kendi için de cemaat için de namaz kabül edilmiş demektir. Yok, eğer namazı tam kıldıramaz (imamlığın hakkını veremezse,) cemaat için namaz kabül edilirken kendisine günah yazılır.” (Ebu Davud, Ahmed bin Hanbel, İbn Mace) Namaz, cami içiyle sınırlı bir ibadet olmayıp hayatın bütün alanlarına vaziyet ediyorsa, imam da arkasında saf tutan insanların sade belli erkândan ibaret namazlarından değil, tüm yaşamlarından sorumludur. “Kim bir cemaate imamlık yaparsa Allah’tan korksun (takva sahibi olsun!) ve bilsin ki, üstlendiği insanlardan hesaba çekilecek bir güvenlik sorumlusudur” (Taberani, Mucemü’l-Evsat) hadisi şerifi bu noktaya işaret etmektedir. İnşallah bunlar, ekserisi namaz bitiminde ek işine koşan, imam odasını iş görüşmeleri için ofis olarak kullanan çağdaş imamlara karşın, camiyi her yönüyle hayat merkezine dönüştürecek şuurlu ve önder imamların yetişmesine sebep olur.  


Paylaş | | Yorum Yaz
21 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Beş Soruda Güzel Ahlak - 16/01/2019
Güzel ahlakın İslam alimlerince tarifinden toplumsal ilerleme ahlakına birçok konu bu söyleşide
Beş Soruda Salih Amel - 14/01/2019
Salih amel ile normal bir işin farkı nedir? Kafirlerin bütün yaptıkları boşa gitmiş midir? İhlaslı işle yararlı iş dengesi nasıl kurulacak?
Beş Soruda Peygamber Efendimiz - 11/01/2019
Peygamberimin Müslüman bilinci için öneminden günlük hayatta uymamız gereken örnekliğe uzanan dosya söyleşisi
Beş Soruda İhlas - 10/01/2019
İhlasın gerçekte ne olduğundan samimiyet ve başarı ilişkisine dair dosya söyleşisi
Beş Soruda İman - 10/01/2019
İman-normal inanç farkından imanın bugün bizden ne beklediğine dair dosya söyleşisi
Medeniyet Kurucu Metinler - 02/01/2019
Muhammed Yazıcı Hocanın Mecelle Hatimesi Programında yaptığı konuşmadan yazıya aktarılmıştır.
Siyer Literatürü Nasıl Oluştu? - 01/11/2018
Siyer ilminin kuruluşu ve tarihi gelişimi üzerine...
Çevre Bilinci Üzerine - 21/07/2018
Vahiy naslarında çevrenin nasıl sunulduğundan tarım ve bilim devrimlerinin doğal ve sosyal çevrede ne gibi dönüşümler yaptığına bir çok soru bu söyleşide cevap buluyor
Beş Soruda Zekât - 05/06/2018
Zekâtın çeşitli yönlerine dair sahih bilinç nasıl olmalı sorusunun cevabı bu söyleşide.
 Devamı