• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
İsmail TÜRK
ismailturk2001@yahoo.com
Oryantalizm'in Tarihine Giriş
02/01/2019

 İlim Dergisi 33. Sayı Ocak 2019 
Oryantalizm Dersleri (1)




Latince "doğan güneş" manasına gelen "sol oriens" kelimesinden türeyen Oryantalizm kavramı özellikle son yıllarda Türkiye'de yapılan çalışmalara epeyce konu olmuştur. Kelimenin lügat manasından maada, insanların zihninde oluşturduğu anlam bütünlüğü itibariyle hakkında uzun uzun yazılacak, konuşulacak bir konudur. Ancak biz bu yazımızda bunun yerine Oryantalizm denen şeyin tam olarak ne olduğunu, neye hizmet ettiğini, İslam dünyasına olan katkıları ve zararları üzerinde durup, ilim dünyasında saygın yer edinmiş olan meşhur oryantalistlere göz atacağız.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Latince kökenli olan "Oriens" sözcüğü, önce 9 ila 14. yüzyıllar arasında konuşulan eski Fransızcaya, oradan da "Orient" şeklini alarak orta İngilizceye geçmiştir. Oryantalist sözcüğü, 1683'ten itibaren pek çok farklı imgeyi ve olguyu anlatmak, betimlemek için kullanılmıştır. Doğu kilisesine mensup kişi, bazı doğu dillerini bilen kimse, İngilizlere karşı kendi kültürlerini savunan Hintliler için dahi kullanılan "Oryantalist" kavramı günümüzde en genel manada "doğu araştırmalarıyla" uğraşan kişi anlamını taşır.

Doğu'ya ait tarihi, coğrafyayı, dilleri, kültürleri ve dinleri akademik bir ilgiyle takip eden, bu alanda ilmi araştırmalarda bulunanlar için kullanılan oryantalist sözcüğü, kendileri için hep mistik, egzotik olan Doğu'yu resmeden ressamlar için de kullanılagelmiştir.

İkinci Viyana kuşatmasına kadar korkulan, uzak durulan, istenmeyen Türk'ün şahsında cisimleşen Doğu imgesi, 1683 yılındaki geri püskürtmeyle beraber meraka, ilgiye, yakınlaşmaya ve hatta modaya dönüşmüştür. Bu modanın etkisiyle saraylarda Türkler gibi giyiniliyor, Türk ve İslam mimarisinin etkilerini taşıyan onlarca eser inşa ettiriliyordu. Bunlardan halen ayakta olanlar arasında en göz alıcısı hiç şüphesiz Dresden'deki tütün fabrikası ve Schwetzingen'deki sarayın bahçesine inşa edilen cami stilindeki yapıdır.

Bu korkunun zamanla ilgi ve alakaya dönüşmesi neticesinde akademik çalışmalar da hızlanmış, bundan önceki yüzyıllarda belli başlı kişilerin şahsi gayretleriyle sürdürülen faaliyetler kurumsallaşmaya başlamıştı. 1795 yılında Paris'te kurulan "École spéciale des Langues orientales" isimli kurumla Oryantalizm artık akademik bir alan olarak tanınmış ve kendisine olan rağbet artmaya başlamıştır. Bu okulda çalışan Antoine-Isaac Baron Silvestre de Sacy isimli oryantalist, kendinden sonraki çalışmalar üzerinde de derin etkiler bırakmıştır. 1845'de Almanya'nın Darmstadt kentinde, Heinrich Leberecht Fleischer tarafından kurulan "Deutsche Morgenländische gesellschaft" (DMG) adlı kuruluşun bu alanda yapmış olduğu çalışmalar dikkate şayandır.

Özellikle Arapçanın transliterasyonuyla ilgili sundukları teklifleri kabul görmüş ve bu teklif akademik dünya'da bir standart haline gelmiştir.1886 yılında Viyana Üniversitesinde başlayan şarkiyat eğitimi ise günümüze kadar sürmekte olup, şu an pek çok farklı alanda dallara ayrılmıştır. Bunların arasında Türkoloji, eski şark dilleri (Hititçe, Akadca vs.) ve islambilimleri gibi bölümler yer alır.

Oryantalizm kavramı Arapçaya istişrak, Türkçeye şarkiyat, Farsçaya şarkşinasi şeklinde geçmiştir. Günümüzde Türkçede şarkiyat yerine doğu bilim sözcüğü de kullanılmaktadır.

Bir bilim dalı olarak ele alındığı ilk yıllardan bugüne değin bu alanda yetişmiş pek çok ilim adamı bazı örneklerine Doğu'da dahi rastlayamayacağımız muazzam çalışmalara imza atmışlardır. Bu eserlerin özellikle hadis ve tefsir ilmiyle ilgili olanları büyük tartışmalara yol açmış ve etkileri günümüze kadar sürmüştür. Hakeza Siyer ilminde de farklı ve maksatlı bakış açılarıyla kaleme alınan eserler tepkileri üzerlerine çekmiş, yıllarca konuşulmuş ve tartışılmışlardır. Tüm bunların yanı sıra yapılan bir çok şarkiyat çalışması neticesinde onlarca kıymetli eser yeniden ele alınmış, gün yüzüne çıkarılmış, meşhur edilmiştir.

Sömürgeciliğin artık neredeyse tamamen sistematik hale gelmeye başladığı 19. yüzyılda, Oryantalizm de bazı sömürgeci devletler nezdinde mühim bir yer edinmişti. Emperyal gayelerle işgal edilen yerlerdeki toplumların dinleri ve dilleri, bilhassa kültür ve göreneklerini araştıran, bu hususlarla alakalı bilgi toplayan her oryantalist, devlet nezdinde itibar görüyor, kendine alan buluyordu.

Büyük sömürgeci devletlerin maddi imkanlarını da arkalarına alan bir takım oryantalistler bu araştırma ve raporlama faaliyetlerinde öylesine ileriye gitmişlerdi ki örneğin bugün dahi benzerine rast gelemeyeceğimiz detaylı bir "Ürdün topoğrafyası" çalışmasını Danimarkalı oryantalist Frants Buhl 1894 yılında ilgililerin hizmetine sunabilmişti.

Her zeminde Doğu'ya karşı kesin galibiyet duygusu içinde hareket eden oryantalistler Şark'ı bir ameliyat sahasına dönüştürerek, dağ, dere, ormanlık alan, en ücra noktadaki mezra demeden, çölde yaşayan kabilelere, şehir ve kasabaların sosyo-kültürel ahvaline değin her konuyla ilgili detaylı araştırmalar yaparak, buralarla alakalı malumatı kendilerini finanse eden kurum ve kuruluşlara sunmada bir beis görmüyorlardı. Yukarıda bahsettiğimiz ve zaman içerisinde bir modaya dönüşen Doğu'ya olan hayranlık, ilgi ve alaka yerini yavaş yavaş kendini ondan üstün gören, Doğu'yu ve ona ait her şeyi ikincil plana atan, onu artık bir nesne olarak ele alan üstenci bir bakış açısına bırakmıştı.

Batılı sömürgeci güçlerin ele geçirdikleri ve tahakkümleri altına aldıkları toplumları Oryantalist çalışmalarla asimile etmeye çabalamış olmaları ve bunda da kısmen başarıya ulaştıkları tarihi bir vakıadır.

Bugün Oryantalizm denildiğinde insanımızın zihninde oluşan olumsuz algının en büyük nedeni, Edward Said'in meşhur kitabı "Oryantalizm"de de belirttiği üzere sömürgeciliğin bir keşif kolu gibi işleyen bu bilim dalının ortaya koymuş olduğu performanstır. Yukarıda zikredilen eser 1978 yılında basılmış, basıldığı andan itibaren de akademik dünyayı derinden sarsmıştır. Filistinli Hıristiyan bir Arap olan Edward Said'in kaleme aldığı görüşleri, Türkiye'de özellikle Cemil Meriç sayesinde tanınmış ve zihin dünyamızdaki "Oryantalist" algısını oluşturmada büyük rol oynamıştır.

Doğu'yu ötekileştiren, aşağılayan, kendini ondan her halükarda üstün gören bazı oryantalistlerin adeta ipliğini pazara çıkaran Edward Said'e bittabi pek çok reddiye de yazılmıştır. Ancak şurası muhakkaktır ki bu eserin yazılmasının ardından oluşan olumsuz algıyı bertaraf etme adına günümüz şarkiyatçıları da bir çaba içerisine girişmiş ve üniversitelerdeki bölümlerin adını dahi değiştirmek suretiyle bunu gerçekleştirmek istemişlerdir. Oryantalizm mefhumunun artık tümden Sömürgecilikle bir anılmaya başlanması, 20. yüzyılın ortalarında yapılan şarkiyat konferanslarında alınan kararlarla üniversitelerde farklı isimlerle sürdürülmektedir. Günümüzde artık sadece salt ilmi kaygılarla meseleleri ele aldığını iddia eden oryantalistlerin tüm gayretlerine rağmen bu olumsuz algının kolay kolay yok olacağı öngörülmemektedir.

Yazımızı nihayete erdirmeden evvel dergimizin önümüzdeki sayılarında detaylı bir şekilde ele alacağımız, Oryantalizm alanında önemli eserler vermiş, yapmış oldukları çalışmalarla adlarından söz ettirmiş bazı oryantalistleri de sıralamak gerekir; Hollandalı; Thomas Erpenius, Snouck Hurgronje, İngiliz oryantalistler; Edmund Castell, George Abraham Grierson, Thomas Hyde, Alman oryantalistler; Gotthelf Bergsträßer, Carl Friedrich Brockelmann, Georg Wilhelm Friedrich Freytag, Theodor Nöldeke, Tilman Nagel, Franz Rosenthal, Annemarie Brigitte Schimmel, Josef van Ess, Lazarus Goldschmidt, Josef Eugen Matuz,  Helmut Ritter, Macar Ignaz Goldziher, Fransız oryantalistler; Ernest Renan, Louis Massignon, Claude Cahen,  Avusturyalı Joseph Freiherr von Hammer-Purgstall, Andreas Tietze,  İskoç William Montgomery Watt bunlardan sadece bir kaçıdır.


Kaynakça
* Bulut, Yücel (2004). Oryantalizmin Kısa Tarihi, İstanbul: Küre Yayınları
* Said, Edward (2004). Kültür ve Emperyalizm, Çev: Nemciye Alpay, Adıyaman: Hil Yayınları
* Said, Edward (1998). Oryantalizm, Çev: Nezih Uzel, İstanbul: İrfan Yayınları
* Arlı, Alim (2004). Oryantalizm, Oksidentalizm ve Şerif Mardin, Küre Yayınları

 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
287 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ignaz Goldziher - 25/02/2019
Oryantalizm Dersleri 2'de Oryantalizm'in en etkin ismi ele alınıyor.