• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Candemir DOĞAN
can.dogan@hotmail.com
Arapça Öğrenimini Sinsice Kuşatan Müzmin Problem; Ölçme ve Değerlendirme Yokluğu
02/01/2019


   •   Günümüz Arapça öğrenimi, bilimsel araştırma bulguları esas alınarak üretilecek yenilikçi model öğretim sistemleriyle daha başarılı ve kolay hale getirilebilir. Bu öncelikli olarak öğretim hedeflerinin ne boyutta gerçekleştiğini denetleyen bilimsel “ölçme ve değerlendirme” sisteminin geliştirilmesine bağlıdır. Çünkü insan evreni algılamak için ölçülebilir hale getirme fıtratındadır. Bu fıtratın gereği olarak algılanması istenen; uzunluk, ağırlık, basınç, elektrik gibi her şey için kendine mahsus farazi bir ölçüm sistemi geliştirilmiştir. Hatta coğrafi yerini belirlemek için dünyayı hayali enlem ve boylam çizgileriyle, zamanı da saatle ölçülebilir hale getirmiştir.

   •   İnsan hayatında ölçülemeyen her şey yok hükmündedir. Bunun için Yüce Allah, iki soyut şey olan hayır ile şerri; “zerre-miskal” ile somut ve ölçülebilir yapmıştır. İnsan, bilmediği sırat köprüsünü; “kıldan ince, kılıçtan keskin” sıfatı ile somutlaştırır. Çünkü ölçülemeyen bir şey varlık ifade edemez, yok olan bir şey de değerlendirilemez, değerlendirilemeyen bir şey de geliştirilemez. İşte Arapça öğrenimi bu yokluk bağlamında var edilmeye çalışılan bir olgudur. Arapça öğreniminin varlığından söz edilebilmesi için önce onu varlık sahnesine çıkaracak olan sağlıklı ölçme ve değerlendirme sisteminin olması gerekir. Bilimsel ölçekte etkin varlık gösteremeyen bir ölçme ve değerlendirme gerçekte var sayılamaz. Eğer gerçekte var olsaydı her kesimin şikâyetine konu olan başarısızlık olmazdı.

   •   Arapça öğretim eyleminin odaklanması gereken öğrenci başarısıdır. Bu ise öğrenimin ilk adımından itibaren her anın, öğrenci başarısını hedef düzeye yükseltme planını gerektirir. Böyle bir planın da bilimsel ölçme ve değerlendirme sistemi üzerine kurulması gerekir. Medeniyetini kubbelerinden yükselten medrese, öğretimini çökerten sebep ölçme ve değerlendirme sisteminin yitimidir. Günümüz Arapça öğretiminin başarısızlık sebebi de ölçme ve değerlendirme sisteminin yok hükümlü zayıflığıdır. Çünkü doğru ve hakça ölçülemeyen bir Arapça öğreniminin varlığından, varlığı olmayan bir öğrenimin de başarısından asla söz edilemez.


1. Geleneksel Eğitim ve Öğretim Kurumları


   •   Nizamiye Medreseleri, tarihte ilk örgün eğitim ölçme ve değerlendirme sistemini uygulayan kurum olarak bilinir. Nizamiye ölçme ve değerlendirme sistemi, Fatih’in Sahn-ı Semanı, II. Bayezid’in öğrenci vakfiyesi, Yavuz’un eğitime destansı yatırımı ve Kanuni’nin görkemli Süleymaniye Külliyesi modeliyle gelişerek tarihi zirvesine yükseldi. Medresenin 1773’te başlayan naçar duraklamanın 1838’te gerilemeye dönüşümü, ilk kademelerinin yerini Rüştiye ve Mekteplere bırakması, 1900’da gelişen üniversiteleşmeyle 1912’de Daru’l-Fünûn’a eklenen “Ulum-u Şeriyye” fakültesine evirilmesiyle hem medreseler bağımsız varlığını yitirdi hem de eşsiz ölçme ve değerlendirme sistemi yok olup gitti.

   •   Yükselme döneminde müderrisler akademik rütbelere, etkin bir ölçme ve değerlendirme sisteminden geçerek terfi ederdi. Öğrenci hayatını öğrenime adar, sabır, çabayla ehliyet, liyakat, fazilet sahibi olur, ilmiyle zahitçe amel etmeyi öğrenir ve zorlu ölçme ve değerlendirmeyi alın teriyle geçerdi. Öğrenci, 13-14 yıl süren meşakkatli öğretimin sonunda mezun olurdu. Müderris 35-40 yıl zorlu çalışmayla ancak iki veya üç devreyi mezun edip icazet verebilirdi. Bu, ilmiye sınıfı geleneği İznik Orhaniye medresesinden gelmiştir. Cihan medeniyeti bu disiplin üzerine kurulmuş ve vefakârlık gereği ilmiye sınıfı en yüce mertebeye yükseltilmiştir.

   •   Ancak ilmiye sınıfı, verilen yüce payeyi ilk saflık ve değerde tutamadı. Molla Fenari (1350-1431) ailesine verilen ilmi imtiyazla başlayan inhiraf, henüz icazet alma seviyesinde danişment (talebe) olan, Şair Baki (1526-1600) Rumeli Kazaskeri Hamid Efendinin itirazına rağmen, Kanuni fermanıyla 30 akçeli müderris olmasıyla gelişti (Uzunçarşılı, 1984). Artan usulsüzlükler, Kanuni’nin hocası Hayreddin Evhad (1543), “Hoca Zadeler Kanunu” ile kayırmacılığı yasalaştırdı. Kazasker Müeyyedzade Abdurrahman karşı çıksa da II. Beyazıt, hizmetçisi Hamza Nureddin’i Sahn-ı Seman müderrisi atadı. 1591’den sonra her maslahata hatırın karışmasıyla kanunda müsamaha edilen bir “ilmiye zadegânı” sınıfı resmen ortaya çıktı (Atay, 1981).


1.1. Geleneksel Ölçme ve Değerlendirme Problemleri


   •   Kuruluşundan Tanzimat’a kadar Devletin ilim ve adaletine doğrudan, idaresine de dolaylı yönetici yetiştiren medresenin ilmiye disiplini, zadegânlık imtiyazıyla bozulunca bizzat kendisi problem olmaya başladı. Ölçme ve değerlendirme sisteminden geçmeyen ilmi ehliyet ve liyakat mahrumu zadegânlar, hak etmedikleri yüksek derecelere tayini, hak olarak görmeye başladılar. İster zadegân imtiyaz kanun kapsamında olsun veya olmasın iltimas, hatır ve gönül yoluyla makam, mansıp elde etme sıradanlaştı.

   •   Zadegânlık imtiyazıyla en yüce ilmi payeler ehliyetsizlerin eline düşerek hakkıyla yapılamaz, yapacak kimse yetiştirilemez, hatta yetişseler bile görev alamaz oldu. Ehliyet ve liyakat yoksunu müderrislerin elinde medreseler, ilmi disiplinden uzaklaşıp işini yapamaz hale geldi. Özerklik ve itibarını kaybederek siyasi iradenin etkisi altına girdi (Atay, 1981).

   •   Osmanlı Devlet geleneğinin sınıf modelinde ikinci tabakayı oluşturan ve birinci tabakaya dahi etki eden ilmiye sınıfı, yozlaşmayla hem kaybeden hem de kaybolan bir sınıf oldu. Medresenin muharrik gücü ölçme ve değerlendirme sisteminin işlevini yitirmesiyle çöküş başladı. Bozulan ölçme ve değerlendirme sistemi, domino etkisiyle tüm çöküş araçlarını harekete geçirerek medrese yıkımını başlattı.

   •   Dünyanın en görkemli devletinin çöküşünü hazırlayan sebeplerin her birinin ayrı bir etkisinin olduğu bir gerçektir. Ancak tüm sebeplerin yıkım gücünü aldığı ana kaynak ölçme ve değerlendirme sistemidir. Onun bozulması tusunami etkisi yaparak diğer kurumları dirençsiz yaparak yıkıma mahkûm etmiştir. Cihan devleti medrese eğitimi, medrese de ölçme değerlendirme üzerine kurulmuştu. Ölçme değerlendirme olmadan öğretim, öğretim olmadan da bilginin gücü olmaz. Hakkıyla yapılmayan eğitim, problemleri çözerek toplumu yükseltme yerine kendisi çözümsüz problem olur ve hastalıklı bir uzuv gibi toplumu çökertir.


1.2. Geleneksel Ölçme ve Değerlendirme Sistemi


   •   Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan Tanzimat'a kadar sivil ve askeri erkânı yetiştiren medresenin başarısı, güçlü eğitim ve öğretim sisteminden kaynaklanır. Eğitim ve öğretim de gücünü, sağlam ölçme ve değerlendirme sisteminden alır. Medrese, yapılandırmacı bir yaklaşımla yalın bilgiyi iletme yerine, öğrenciyi inşa ederek hayata dört başı mamur hazırlardı. Günümüz eğitiminin aksine ders başarma yerine kitap geçme, sınıf geçme yerine de bir ilim dalından diğerine sıralı geçiş sistemini uygulardı. Medreseye başlayan bir öğrenci sıralı ders kitaplarını geçer ve sekiz ilim alanında yükselerek icazet alırdı.

   •   Medresede kitapları geçme veya ilimlerde yükselme, her an yapılan nitel tarama ölçme ve değerlendirme denetim başarısını gerektirirdi. Dersler, yüz yüze hoca-öğrenci bilgi alışverişi tekniğiyle işlenir, öğrencinin tek hedefi kendisini ilimle tam donatmaktı. Müderris, öğrenciyi âlim olarak inşa etme çabasında olduğu için ilmi ve ahlaki başarı çok yüksekti. Bir menfaat beklentisi veya gelecek kaygısı olmayan öğrenci, sadece ilim emanetini ehlinden alıp iletme idealindeydi. Müderris, kesintisiz eğitimin her anında karşılıklı müzakere ve derslerle avucunun içi gibi bildiği öğrencisine, icazetle hocasından aldığı ilim emanetini, mesleki sorumluluk bilinciyle teslim ederdi. Müderrisle danişmendin ilim emanet alışverişi tüm insanlığa karşı bir sorumluluk bilinciyle yapılırdı.


1.3. Geleneksel Ölçme ve Değerlendirmenin Nitelikleri


   •   Medresede ölçme ve değerlendirme sistemi, bireysel bir eylem değil, evrensel bir görevin yerine getirmesi olarak işlerdi. Bunun için öğrenci insanlığın ortak birikimi ve malı sayılan bilgiyi, insanlığa hizmet için emanet alma görev bilinciyle derslerine hazırlanır ve sınavlarını olurdu. Müderris öğrencisini sosyal sorumluluk bilinciyle yetiştirme çabasıyla derslerini ölçme ve değerlendirmeyle bütünler bir teknikle yapardı. Dersleri bireysel görüşme tekniğiyle yapar, bir eksik ve zayıf nokta olursa hemen tamamlanır, öğretme, ölçme ve değerlendirme üçlü döngü tekniğiyle yetiştirilirdi.

   •   Medrese ölçme ve değerlendirme sistemi, günümüz resmi talimatları formatında yapılan işlemler dizisine benzemezdi. Günümüze kıyasla ara sınav sayılabilecek kitap geçme, her gün karşılıklı müzakere dersleriyle değerlendirilir, kitabın bitiminde müzakere sürecini yeterli bulmayan hoca, öğrencisine kitabı tekrar baştan bir daha okuturdu. Tekrar müderris yeterli buluncaya kadar sürerdi. Bir ilim dalında yükselme başarısı da aynı şartlarda yapılır, müderris bir üst ilmi dereceye ehil görmezse öğrenci tekrar ederdi.

   •   Medrese öğrencileri bir seviyeden diğerine “temessük” denilen başarı belgesiyle yükselirdi. Temessük belgesine, hangi ders kitabını hangi müderristen okuduğu ve aynı dersin bir üst düzey kitabına geçmeye ehil olup olmadığı gibi bilgiler yazılırdı. Medresenin tüm kademelerini bitiren, asgari okuma süresini dolduran ve “şuğl” denilen ders izleme çalışmalarını başaran danişmende icazetname verilirdi. İcazetnameyi danişmendi okutan müderris verir, farklı müderrislerden okunan her dersin ayrı bir icazetnamesi olurdu.

   •   İcazetname, evrensel ilim emanetini ehline verme sorumluluk belgesi telakki edildiği için belli yazım kurallarına uyulur ve tek tipte yazılırdı. Müderrisin okuttuğu dersle başlar, kendi adını, hangi müderrisin öğrencisi olduğunu, “ulema kolu” denilen öğrenci-müderris silsilesini geriye doğru ilk müderrise kadar sıralı içerirdi. İcazetnameye has ulema kolu sistemi, ölçme ve değerlendirmeyi kişisel bir tasarruf olmaktan çıkarır ve müderrisin aldığı emaneti ehline kusursuz iletme görevinin evrensel teminatı olduğunu belgelerdi.

   •   Medrese eğitim ve öğretimi kendi içinde güçlü bir otokontrol sistemine sahiptir. Denetim; anlık, bir sınav veya dönemle sınırlı değil, aksine asırlara uzanan ilim emanetinin doğru aktarımını teminat altına alır. Daha da önemlisi emanet alışverişin her aşamasının gizlenemeyecek biçimde herkese açık ve şeffaf olmasıdır. İcazetnamenin zorunlu ulema kolu, öncesinde veya sonrasında yapılan her tür hata veya ihmali belirleme işlevi yüklenir. Bunlara ilaveten icazetname, müderrisin kendi el yazılı irade beyanıdır ve bu ona çok yüksek güven ve değeri kazandırır. Medrese yükselme, duraklama, gerilme hatta “küttab” derecesine inene kadar gücünü buradan almıştır. Bu kaynak, her dönem kendi kendini denetleyebilen güçlü evrensel ölçme ve değerlendirme sistemidir.


2. Günümüz Eğitim Kurumlarının Arapça Öğretim Problemi


   •   Günümüz eğitimi, öğrenciyi özel yeteneğiyle eğiten medresenin aksine genel yetenek karması içinde eğitir. Her Arapça öğrencisini aynı standart zekâ, kabiliyet, temayül, aşk, ruh, nefis ve bedene sahip kabul ederek yetenekler karması sınıflarda eğitir. Bunun sonucu Arapça öğrenme hedefi, istek ve yetenekleri farklı öğrencilere aynı yaklaşım, yöntem ve tekniklerle, aynı ortamda öğretime çalışılır. Yetenek ve istekler karması bir sınıfta tek tip öğretimin yapılması, tek başına pek çok problemin kaynağı olan sıkı disiplin denetimini gerektirir.

   •   Meleke ve beklentiler karması sınıflarda tüm öğrencilerle öğretmen arasındaki bilgi alışverişi zaman içerisinde aksama ve tıkanmalara neden olur. Derslerde aksayan bilgi alışverişi sınavlarda ölçme değerlendirme ilişkilerini gizli veya açık bir biçimde baltalar. Güçlü dostluk, sevgi ve saygı ilişkileri üzerine kurulmayan bilgi alışverişi ilişkisi tam doyuma ermez ve öğrenci bilinçaltı, ne verdin ki almaya hakkın olsun duygusuna kapılır. Bu hem öğrenme hem de sınav güvenirliğine zarar veren pek çok davranışı geliştirir.


2.1. Problemin Çözümünde Ölçme ve Değerlendirmenin Rolü


   •   Aslında ölçme ve değerlendirme, tüm eğitim ve öğretim etkinliklerinin ortak ürünüdür. Öğrenciyi Arapça öğrenmeye sevk eden arka plan kaynaktan, kişisel yeteneklere, onlardan sınıf ortamı ve öğretmen tutumlarına kadar her şey öğrenmeyi etkiler. Bundan dolayı duygusal ve fiziki varlığı etkileyen olumlu veya olumsuz etkilerin ortak ürünü olan ölçme ve değerlendirme çok bileşenli eylemlerin ortak ürünüdür. Bu ise doğru ölçme ve değerlendirmenin sadece tüm bileşenlerin sağlıklı olması gerektiğini gösterir.

   •   Günümüz karma yetenek öğretim ortamlarında gerekli tüm öğrenim bileşenlerinin yerli yerince oluşturulması nerdeyse imkânsız denecek kadar zordur. Bu zorluk, çeşitli yönlerden kusurlu ölçme-değerlendirmeye, o da diğer unsurların eksikliğine neden olmakta ve öğretimde problemli ölçme ve değerlendirme döngüsüne girilmektedir. Aslında Arapça öğrenim başarısızlığı; öğrenci, öğretmen, kitap, yöntem, müfredat, tüm araç ve gereçlerdeki eksikliğin ortak birleşimidir. Her defasında bunların birini günah keçisi yaparak diğerlerinin beraatine hükmetme yerine, bu döngüden çıkış yolunun aranması gerekir.


2.2. Arapça Başarısını Yükselten Ölçme ve Değerlendirme


   •   Sebeplerin birbirini tetikleyip işin içinden çıkılmaz problemler yumağı “tuba ağacı” tekniğiyle kolayca çözülür. Bu teknik; problemin köküne iner ve çözüme kökten dallara giden bir yolla çözer. Arapça öğrenimindeki başarısızlığın kökü ölçme ve değerlendirme sistemi olduğu açıktır. Çözüme kökten başlanacağına göre önce ölçme ve değerlendirme sisteminin ıslahı gerekir. Sonra onun sebep olduğu problemler ya kendiliğinden veya basit bir çabayla çözülür. Problem doğru teşhis edildiği için tüm başarısızlık bileşenlerinin bahane zincirleri kırılır. Bahanelerin yerini sorumluluklar alır, bu da her problemin çözümünün yerli yerince yapılmasını sağlar.

   •   Ölçme ve değerlendirme öğrenimin somut ve soyut omurgasıdır. İşlevini yitirmesi hem öğrenciyi hem hocayı hem de tüm sistemi, araç ve gereçleriyle baltalar. Bugün Arapça öğrenimi önündeki engelleri kaldıracak olan tek şey, ölçme ve değerlendirmeyi olması gereken değere yüceltmektir. Sorular her aşamada nitelikli, sınavlar sağlıklı olursa öğrenci kendisine çeki düzen vermek zorunda kalır. Öğrenci, öğrencilik niteliklerini idrak ederse öğretmen de ona göre kendisini yeniler, öğretimin tarafları daha iyiyi arama peşinde olursa öğretim araç ve gereçlerin kalitesi yükselmek zorunda kalır.


3. Sonuç ve Öneriler


   •   Eğitim, doğru ölçme ve değerlendirme sistemi üzerine kurulmalı, öğretme; bilgiyle donatma, öğrenme; bilgiyi özümseme maksatlı yapılmalıdır. Öğretmen; öğrencisini avucunun içi gibi tanımalı ve onu bilgiyle samimi inşa etmeli, öğrenci; not, sınıf geçme endişesi taşımayan kendi sınavını kendisi yapabilecek erdemde yetiştirilmelidir. Bu şartlarda; Arapça zor bir dildir, öğrenciler öğrenemiyor, öğretmenler öğretemiyor, kitaplar yetersiz, yöntem ve teknikler bilinmiyor gibi teranelerle oluşan kısır döngüden hızla çıkılır. Güzel Arapça geçmişte olduğu gibi bugün de tekrar dünyada her Müslümanın öğreneceği en kolay bir dil oluverir.


Kaynakça

Atay, H. (1981). Medreselerin Gerilemesi. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 24, 15-56.

Uzunçarşılı, İ. H. (1984). Osmanlı Devleti'nin İlmiye Teşkilatı, s.67. Ankara: Türk Tarih Kurumu.

 

 



497 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Arapça Öğretmeni Mesleki Liyakat Bilgisi (1) - 08/07/2019
Bu ve sonraki yazılarda Arapça öğretmeninin lisans eğitimiyle kazandığı mesleki müktesebatın niteliği, birikim ve uygulama liyakatini ölçen akredite kıstasları belirlenmeye çalışılacaktır.
Arapça Öğretmeninin Kişisel Nitelikleri (2) - 30/04/2019
Arapça öğretmeni hangi ahlakî vasıflarla mücehhez olmalı sorusu, serinin ikinci ve son yazısında cevap buluyor.
Arapça Öğretmeninin Kişisel Nitelikleri - 25/02/2019
İdeal Arapça öğretmeninde bulunması gereken 12 özellik...