• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor

Emre GÜNDOĞDU

Emre GÜNDOĞDU
emregundogdu69@gmail.com
Seçme Tefsir Kitaplığı
02/01/2019

İlim Dergisi 33. Sayı Aralık 2018 - Ocak 2019


   •   Seri olarak kaleme alınacak ilim kitaplığına tefsir ilmiyle başlıyoruz. Bu başlık altında tefsir yazımının farklı türlerinde öne çıkan beş kitabı ele alacağız. Ayrıca bu kitapların tefsir ilmindeki yeri ve önemini, eleştiri konusu olan yönlerini belirteceğiz. İlkiyle giriş yapalım.


Tefsiru’l-Kebir


   •   Bu muhteşem eserin yazarı Mukatil b. Süleyman’dır (80-150). Kendisi hicri ilk asır gibi erken bir devirde yaşamıştır. Bundan ötürü birçok tabiinden ders almış, sahabe kavillerini bizzat onları dinleyen kişilerden öğrenmiştir.

   •   Tefsiru’l Kebir’in en önemli özelliği, günümüze ulaşan en eski tefsir olmasıdır. Her ne kadar Mukatil b. Süleyman’dan önce Said b. Cübeyr, Dahhak, Katade, Hasan-ı Basri ve İbn Cüreyc gibi âlimler tefsir yazmış olsalar da onların tefsirleri hem kısmidir hem de tamamı günümüze ulaşmamıştır. Bu yönden Mukatil’in tefsiri günümüze ulaşan en eski tam tefsirdir. Bunun dışında bir diğer özelliği de Kuran’ı son derece sade bir dille açıklamasıdır. Bundan ötürü tefsiri birçok kişi tarafından büyük beğeni kazanmıştır.

   •   Arap diline son derece hâkim olan Mukatil, bu yeteneğini tefsirine yansıtmış ve birçok âlim tarafından övülmüştür. Tefsirinde otuz civarında raviden nakilde bulunmuş, özellikle Katade ve Mücahid’den oldukça fazla söz nakletmiştir. Fakat yaptığı bu rivayetlerin hemen hepsine isnat zinciri eklemeyerek birçok hadis âlimi tarafından çok sert tenkitlere maruz kalmıştır. Yapılan eleştiriler sadece isnat yönüyle kalmayıp onun bazı ayetlere verdiği mana bakımından Müşebbihe olduğunu iddia edenler olmuştur. Ayrıca israiliyyat dediğimiz, Yahudi ve Hristiyanlara ait rivayetleri tefsirinde bolca aktarması yine eleştiri konusudur.

   •   Mukatil tefsirinde ilk olarak ayeti ayetle açıklamış, daha sonra peygamber, sahabe ve tabiin sözlerini aktarmış ve son olarak da kendi görüşünü beyan etmiştir. Kendi görüşlerine sık sık başvuran Mukatil sistematik ve kapsayıcı olmasa da aklî tefsir yöntemini kullanan ilk müfessir olarak kabul edilmiştir.


Camiu’l-Beyan


   •   Bu nefis tefsirin yazarı İbn Cerir et-Taberi’dir. (224-310) Eseri anlatmaya başlamadan önce şu konuya değinelim. Kur’an’ın tefsirinde Peygamber Efendimizin vefatından sonra her geçen gün farklı yorumlar ve farklı anlama biçimleri ortaya çıkmıştır. Tefsir kitabı kaleme alan her yazar kendine has metot geliştirmiştir. Bu yorumlar Peygamberin söz ve fiillerinden uzak bir anlayışla yorumlanırsa Kuran’ı anlamadan uzaklaşma başlayacaktır. Bundan ötürü Kuran’ı daha iyi anlamak için ya Peygamberden bir söz ya da onun sohbetlerinde bulunan sahabeden nakillerde bulunmamız gerekecektir. Kuran’ı bu anlayışla tefsir eden yani her bir ayet için hadis, sahabe sözü veya tabiin kavilleri getirerek açıklayan tefsirlere rivayet tefsiri denir. İşte müfessirimiz İbn Cerir et-Taberi’nin tefsiri, bu yöntemi en iyi uygulayan ilk tefsir olarak kabul edilir.

   •   İbn Cerir’den sonra İbnu’l Kesir, Suyuti, Ebu’l Leys es-Semerkandi, Ebu İshak es-Sa’lebi ve Beğavi gibi birçok âlim tefsirlerinde rivayet kullanacakları zaman Camiu’l-Beyan’dan çokça faydalanmışlardır.

   •   Taberi ayetleri tefsir etme konusunda rivayetleri belli bir sırayla ele alır. İlk olarak Peygamberin hadisi, sonra sahabeden gelen rivayetler, son olarak tabiinden itibaren kendi dönemine kadar yaşamış âlimlerin sözleri gelir. Müfessirimiz rivayetleri salt bir şekilde almaz, onları belli bir süzgeçten geçirir. Kendi aralarında birbirine uygun olup olmaması açısından tasnif eder ve tercihte bulunur. Son olarak da kendi görüşünü beyan edip yorumda bulunur.

   •   Kendine has birçok özelliği bulunan Camiu’l-Beyan’ın birkaç ayırt edici metodundan bahsedelim. İlk olarak tefsirde kıraatlere bol bol yer verir. Taberi yeri geldikçe kıraat ihtilaflarını sunar ve bunların arasında bir tercihte bulunur. Şaz kıraatlere de yer veren müfessir, ayetin farklı kıraatlere göre kazandığı manayı verir. Bir diğer özelliği ise bulunduğu dönemin dinler tarihi hakkında çok önemli bilgiler sunmasıdır. O dönemin âlimlerinin diğer dinlere olan bakışı, özellikle de Hristiyanlıkla ilgili anlayış hakkında birçok söz nakleder. Bir diğer önemli husus ise tefsirinde israiliyata yer vermesidir. Rivayetlerin israiliyat olup olmadığını da söylemez. Bu rivayetler hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunmaz ve yorumu okuyucuya bırakır. Onun bu şekilde zikrettiği rivayetlerin israiliyat olduğunu belirtmemiş olması tenkit edilmiştir.

   •   ‘Tefsir kitabı’ deyince aklımıza gelen ilk isimlerden biri olan Taberi, yazdığı bu eserle bize tefsir alanında çok geniş bir perspektif sunmaktadır. Yaptığı rivayetler kendisinden sonra yazılan neredeyse tüm tefsirlere ışık tutmuş ve tefsir ilminin gelişmesinde çok büyük rol almıştır.


 Keşşaf


   •   Hayatını ilme adayan büyük müfessir Zemahşeri tarafından ele alınan bu eser onun tam manasıyla ustalık eseridir. 60 yaşına bastığında kitabı yazmaya başlar. İki yıl boyunca Kâbe’nin yanından ayrılmayarak bu koca eseri tamamlar.

   •   Zemahşeri Arap olmadığı halde Arap diline ve belağatına son derece hâkimdir. Belağata dair yazdığı birçok eser bulunmaktadır. O kadar ki bir gün Mekke’de Ebu Kubeys dağına çıkıp “Ey Araplar, gelin size dilinizi öğreteyim” der. Bu söz, onun bu konudaki ustalığını ve özgüvenini gayet açıkça ifade eder. Zemahşeri bu maharetini Kuran’ı tefsir ederken de konuşturur. İşte Keşşaf tefsirini diğer birçok tefsirden ayıran özelliği budur. Ayetleri tefsir ederken dil ve belağat kaidelerini dikkate almış, eski Arap şiirlerinden çokça faydalanmıştır. Bu sayede bize Kur’an’ın edebi inceliklerini göstermiştir.

   •   Zemahşeri tefsirinde akılcı bir yöntem uygulamıştır. Özellikle ilahi isim ve sıfatları incelerken aklını son derece etkili kullandığını görüyoruz. Bu tefsir metodu yani yorumlama yöntemi ile tefsir etme, dirayet olarak isimlendirilir. Kendisinden önce birçok dirayet tefsiri bulunsa da Zemahşeri kendine has edebi dille ve farklı bakış açılarıyla Kuran’a yeni bir yorum getirmiştir. Ayetleri nakış işler gibi teker teker işlemiştir. Kuran üzerine yaptığı bu yorumlar kendinden sonra yazılan pek çok dirayet tefsirini aydınlatmıştır. Bunlar arasında Fahrettin er-Razi, Nesefi, Beydavi, Nisaburi ve Ebu’s Suud gibi çok meşhur müfessir bulunmaktadır.

   •   Keşşaf tefsirinin bir diğer özelliği de ayetleri tefsir ederken ‘eğer dersen ki’ diyerek okuyucunun aklına takılabilecek muhtemel soruları sorar ve bu soruları çok ustaca cevaplar. Peki bu kadar güzel bir kitap neden eleştiri konusu olur?

   •   Zemahşeri bu kadar kaliteli bir eser yazmasına rağmen hem şahsi fikirleri hem de kitabında yer verdiği bazı bölümlerden dolayı eleştirilmiştir. İlk olarak Zemahşeri’nin Mu’tezile mezhebine mensup olması ve bu mezhebin kaidelerine tefsirinde yer vermesi Ehli sünnet âlimleri tarafından tenkit edilmiştir.

   •   Tefsirin en büyük zaaflarından biri de kitap içinde sıkça uydurma hadis kullanmasıdır. Zemahşeri her sure bitiminde o surenin faziletine dair hadis aktarır. Ne yazık ki aktardığı bu hadislerin birçoğu uydurma veya zayıftır. İşte bu yönüyle de Keşşaf tefsiri eleştirilere muhatap olmuştur.


 el-Cami li Ahkami’l-Kur’an


   •   Ebubekir el-Kurtubi yazdığı bu geniş çaplı eser ile tefsir ilmine çok büyük katkılarda bulunmuştur. İsminden anlaşılacağı gibi bu tefsir ahkam tefsiridir. Kurtubi’den önce birçok ahkam tefsiri yazılmış olmasına rağmen Kurtubi diğer ahkam tefsirlerinden farklı olarak bu kitapta sadece fıkhı ayetleri açıklamamış, Kuran’ın her bir ayetine değinmiştir. Oysa kendinden önce yazılmış ahkam tefsirlerine baktığımızda, örneğin İmam-ı Şafii, Tahavi, Cessas ve Ebubekir İbnu’l Arabi gibi birçok âlim tefsirinde sadece ahkam ayetlerine yer vermiştir. Kurtubi tefsiri bu konuda alanındaki diğer tefsirlerden ayrılır.

   •   Müfessirimiz her surenin başında o surenin faziletine dair bilgi verir. Varsa sebebi nüzulünü anlatır. Son olarak da ayetin tefsirine geçer. Konuyla ilgili varit olan tüm rivayetleri getirir.

   •   Kurtubi fıkhi bir meseleyi işlerken tafsilatlı açıklamalarda bulunur. Ayetten çıkan hükümleri maddeler halinde sıralar. Bu şekilde hükümler toplu bir şekilde göz önüne çıkmış olur. Fıkhi ayetleri sadece kendi mezhebi olan Maliki mezhebiyle sınırlamaz, tüm mezheplere ait görüşleri okuyucuya sunar ve delillerini tahkik eder. Bazı konularda kendi mezhebinin dışındaki görüşleri de tercih ettiği olur.


 Fi Zilali’l-Kur’an


   •   Bu güzel eserin yazarı, son dönem İslam dünyasının meşhur mütefekkiri Seyid Kutub’tur. İslam adına verdiği mücadeleler sonucu hapise atılan Seyid Kutup, davasını savunmayı bırakmaz ve yazdığı güzel eserlerle bu kutlu direnişe devam eder. Bu güzel tefsirin bir kısmını da Mısır’ın soğuk hapishanelerinde kaleme almıştır.

   •   Tefsirde geçen hadislerin birçoğu özenle seçilmiş sahih hadislerdir. İbn Kesir, Taberi ve Kurtubi gibi çok meşhur tefsirlerden istifade etmiştir. Tefsirin en önemli özelliklerinden biri edebi olarak çok zengin bir çalışma olmasıdır. Edebi sanatları çok güzel ve ince bir şekilde tefsir içinde işlemiştir.

   •   Seyid Kutub’un sosyolog olması tefsirin yazım formunu değiştirmiştir. Tefsirinde salt Kuran ayetlerini açıklayıp geçmemiş, Kuran’ın halka daha iyi tesir edebilmesi için yeni çıkarımlarla süslemiştir. Kuran’ın toplum için indiğini, bu yüzden tefsir edilirken çağın içtimai problemlerinin Kuran ayetleri ışığında çözüme bağlanması gerektiğini savunur. Böylelikle tefsirinin esas konusu insan, insanın hidayeti ve içtimai meseleler olmuştur. Bu eğilime ‘içtimai tefsir’ denilmesinin nedeni de budur. Tasvip edilen ve edilmeyen yönleriyle ilim çevrelerinde tahlile tabi tutulan bu tefsir hareketinin mümessili Muhammed Abduh’tur. Daha sonra Reşid Rıza, Mustafa el-Meraği, Said Havva ve Mevdudî gibi birçok tefsir yazarı ictimai tefsir metoduyla tefsirler yazmışlardır.

 



540 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Adem Özköse ile Suriyeli Muhacir Alimler Üzerine - 30/04/2019
Yazdığı kitaplarla yıllarını ümmet coğrafyasının bilinçlenmesine ve ülkemizde tanınmasına adayan gazeteci Adem Özköse ile dosya konumuz üzerine söyleştik.
İHH Suriye Sorumlusu Erhan Yemelek ile Konuştuk - 30/04/2019
Bu sayımızda genel olarak Suriye’den ve orada yaptıkları hizmetlerden bilgi almak adına İHH Yönetim Kurulu Üyesi ve Suriye Sorumlusu Erhan Yemelek ile kısa söyleşi gerçekleştirdik.
Süje- Üstobje Bağlamında Şirk Psikolojisi - 01/11/2018
Psikolojik tahliller ışığında putperest karakteristiği...
İslam Tarihinde İktisadi Kurumlar - 05/06/2018
Müslümanların tarih boyu geliştirdiği iktisadı kuruluşlar
Rousseau ve Toplum Sözleşmesi - 25/04/2018
Rousseau, Toplum Sözleşmesi kitabıyla monarşiye karşı halk iradesinin üstünlüğünü savunmasıyla 1789 yılında olacak Fransız İhtilali’nin önünü açtı.
Sosyal Medyanın Hiç mi Faydası Yok? - 28/02/2018
Emre Gündoğdu, belki derginin tek optimist tavrını sergileyerek sosyal medyanın olumlu yanlarına, hayatımıza sağladığı katkılara dikkat çekiyor.
Kur’an’ın Anlaşılmasında Arap Kültürünün Önemi - 14/02/2018
İnsanlık tarihinde kendilerini kabul ettirmiş, asırlar geçmesine rağmen kendilerinden bahsedilen, isimleri anılan kişileri daha iyi anlamak için, onların yetiştikleri ortamı, toplum yapısını iyi tanımak gerekir.