• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Misafir Yazarlar
Ürdün’de Gevezelik Yapmak - Yunus Emre Karadağ
02/11/2018

İlim Dergisi 32. Sayı Eylül-Kasım 2018 


   •   Yabancı bir dili öğrenmek beş süreçten meydana gelir. Bunlar okuma, yazma, ezberleme, izleme ve konuşmadır. Yaklaşık üç sene boyunca bunları kısmen yaptım, ama hala rahat bir şekilde Arapça cümle kurup konuşmayı beceremiyordum. Aslında kelime dağarcığım yeterliydi ve dil kurallarını da biliyordum, fakat Türkiye’de yaşadığım için çok fazla pratik Arapça konuşma imkânı bulamıyordum. Daha sonra hocalarımın tavsiyeleriyle Ürdün’e gitmeye karar verdim.

   •   İki temel hedefim vardı. Biri üzerimdeki “konuşmayı beceremiyorum” kompleksini atmak, diğeri ise ‘gevezelik’ yapmaktı. Kompleks yanlış cümle kurma, i’rab hatası yapma, gereksiz harf-i cer kullanma korkusu gibi bazı durumları ifade ediyordu. Bu kompleks doğru söyleyebileceğin cümlelerde de hata yaptırabiliyordu. Bu kötü hasleti çokça gevezelik yaparak atabileceğimi hocalarım söylemişti ve öyle de oldu. Çünkü çok fazla konuştuğun zaman çokça hata yaparsın. Eğer hatalarından ders alıp düzeltmeye çalışırsan hatalar sana fayda verir. Hocam her zaman “Hata yapmaktan korkmayın” derdi. Çünkü hatalar tecrübe kazandırır.

   •   Hedeflerime ulaşmak için daha uçaktayken yol arkadaşımla kendimize Türkçe konuşmayı yasaklamıştık. Çünkü hayatımızı Arapça konuşmaya endekslemek istiyorduk. Ürdün’e ayak bastığımızda artık “saçmala devresi”ne başlamıştık. Saçmala devresi Arapça kelimeleri yanlış yerde yanlış şekilde kullanma anlamına geliyordu. Bu konuşmayı tam bir şekilde yapamadığımızdan kaynaklanıyordu. Ama cümle kurmaktan korkmuyorduk. Böylelikle hatalı cümleler kurup daha sonra nasıl kullanacağımızı Arapların bizzat kendisinden öğreniyorduk. Bunun sayesinde üzerimizdeki kompleksi atmaya çalışıyorduk.

   •   Daha ilk günlerde ev için alışveriş yapmaya çıktığımızda ister istemez Araplarla konuşuyorduk ve bu bizi geliştiriyordu. Her ne kadar ammice konuşsalar da aralarında fusha konuşmayı bilenler oluyordu. Günler geçtikte ammiceyi de anlamaya başlamıştık. Aynı zamanda günümüzün belli bir vaktinde Arapça filmler izliyorduk. Daha sonra dil kursunda öğrendiğimiz yeni kelimeleri gün içerisinde tanıştığımız insanlarla konuşurken kullanıyorduk. Ardından dil kursunda bulunan ‘derdeşe’ (دردش  ( dersinde pekiştiriyorduk. “Derdeşe” gevezelik anlamına geliyordu ve temel hedefimin isabetli bir görüş olduğu aklıma daha çok yatmıştı. Bu derste hoca belli başlı konular belirliyordu. Biz de içerisinden istediğimizi seçip onun hakkında konuşuyorduk. Konunun pek bir önemi yoktu. Çünkü amaç gevezelik yapıp yeni kelimeleri, yeni tabirleri cümle içerisinde kullanmaktı.

   •   Arapça yazı yazmaya da başlamıştım. Hemen ilk günlerde günlük tutmaya karar verdim. Akşamleyin evde otururken yeni kelimelerle günlük yazıyor, yazdıklarımı da Türkiye’deki hocama Whatsapp’tan gönderiyordum. Eğer hatalarım varsa hocam düzeltiyordu. Bu sayede her gün kendimi geliştirerek daha da iyi yazılar yazmaya başlamıştım. Şimdi kendim de ilk yazdığım günlük ile son yazdığıma baktığımda aradaki farkı görebiliyorum.

   •   Bir süre sonra konuşmamızı ilerletince medya dili dersleri almaya başlamıştık. Arap kanallarındaki haberleri izleyip anlamaya çalışıyorduk.

   •   Geçen günlerde sosyal medyada bir video meşhur olmuştu. Avusturya Dışişleri Bakanı BM’de Arapça konuşmuştu. Videoyu izlediğiniz zaman nahiv hatalarının bulunduğunu, kelime telaffuzunun iyi olmadığını göreceksiniz. Ama Bakan sıfır kompleksle ve hata yapmaktan korkmayarak konuşuyordu. Çünkü bu kurallar Arapça konuşmaya yeni başlayan kimseler için önemli değildir. Kişi bu kaidelerde hata yapmayayım, dikkat edeyim derken kendini daha çok kasıyor ve bu sefer hiç konuşamıyordu. “لا مشاحة في الاصطلاح إذا عرف المفهوم (Mana anlaşıldığı zaman ıstılahlara/kaidelere gerek yoktur.)” sözü hasebince Arapça konuşmak isteyen kardeşlerimin utanmadan konuşmalarını tavsiye ederim.

   •   Son olarak derslerde görülen yeni kelimelerle birlikte yaşamlarını sürdürmelerini tavsiye ediyorum. Yani o kelimeleri defalarca gün içerisinde kullanmak ve özümsemek. Çünkü bu şekilde yeni kelimeleri kazanırız ve bizim olur. Bu bir anda değil zamanla oluşacaktır.



Paylaş | | Yorum Yaz
245 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Eş‘arîlik-Mâturîdilik İhtilafına İlişkin Bazı Notlar - Enes ER - 25/02/2019
Maturidi ve Eşari mezhepleri arasında öne çıkan ihtilaflı konuları Arş. Gör. Enes Er yazdı.
Hılfu’l-Fudul’ün Kısa Öyküsü - Nurullah Kışla - 04/01/2019
İslam öncesi örnek bir kuruluş olarak Hılfu’l-Fudul’un kısa öyküsü. Kaynaklar ışığında öncesi ve sonrasına dair rivayetler...
İlim ve Hayır Kapısı Olarak Medreseler - Talha Hakan Alp - 22/07/2018
Medreselerin ilmî açıdan değeri ve hayır yolu oluşu
Gazzalî - Mahmut Yurdakul - 22/07/2018
Doğudan Batıdan kurucu simalar serisinin bu yazısında Kant'ın karşısında Gazzalî yer alıyor.
Türkiye İyi de Çevresi Kötü - Derman Gül - 22/07/2018
Dünya Çevre Performansı İndeksi'ne ve Orman Genel Müdürlüğünün verilerine göre Türkiye'nin çevre karnesi
Global Şirket Yolunda Gençlerimize Düşenler - İsmet Can Baysal - 05/06/2018
Türkiye'nin dünya markası şirketlere sahip olması gereken ruh
İktisadi Evrimin Niteliği Üzerine - Mustafa Sarıtosun - 05/06/2018
Kapitalizm niye bizde doğmadı?
Medrese ve İlahiyat Eğitimi üzerine - Talha Hakan Alp - 25/04/2018
Talha Hakan Alp hocanın “Medrese Eğitimi ve Üniversite Eğitimi Arasındaki Farklar” başlıklı konferansının Zeynep Rumeysa Yentur tarafından kaleme alınan özeti...
Paylaşmayı Bu Kadar Sevdiğimizi Bilmiyordum - Hüseyin Şanlı - 28/02/2018
Sosyal medyanın hiç mi faydası yok diyenlere şunu derim: Nasrettin Hoca'ya keçiboynuzu yiyip yemediği sorulduğunda hoca şöyle cevap vermiş: “Bir kaşık bal için bir küfe odun çiğneyemem.”
 Devamı