• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Fatih YAZICI
fethullahyazici@gmail.com
İslamiyet Öncesi Dünya Tarihi
01/11/2018
   
  •   İslam’ın meydana getirdiği mucizevi değişimi anlayabilmek adına, dünya tarihini bir nebze olsun bilmek gerek. Yekten var olageldiği düşünceleri yıkıp yerine yenisini inşa etmek en büyük mucizedir. Eski bir bina tamir görerek yenilenebilir. Temelinden itibaren sağlam kolonlar üzerine oturtulmuş bir binanın yeniden yıkılıp yapılmasını kimse kabul etmez. Bizler bu yazımızda İslamiyet’in doğuşu sırasında hangi devlet hangi temeller üzerine inşa edilmiş, hangi dini benimsemiş bunları göreceğiz.

   •   İslamiyet’in doğuşu sırasında dünyada Asya, Avrupa ve Afrika kıtası olmak üzere üç önemli kıta biliniyordu. Gelin şimdi bu kıtaları inceleyelim.


1- Avrupa Kıtası


   •   İslamiyet’in doğuşu esnasında Avrupa kıtası ciddi çalkantılar içerisindeydi. Büyük Hun Devleti’nin yıkılmasından sonra Asya’nın batısında (Hazar ve Aral Gölü arası) Hunlara katılımların olması ile çoğalan nüfuz ve kabileler arası çekişme sebebi ile batıya doğru kaymalar başladı. Hunların önlerine gelen kavimleri yurtlarından çıkarması, kavimler göçünün batıya doğru kaymasına sebep oldu. Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan Ostrogotlar, Vizigotlar, Vandallar, Frank, Geomenler, Suevler ve Gepitler Avrupa’ya doğru ilerlemek durumunda kaldı.

   •   Batıya doğru kaymak zorunda kalan bu devletler kendilerine yeni yaşam alanları aramak mecburiyetindeydiler.  Ostrogotlar İtalya'ya, Vizigotlar İspanya'ya, Vandallar Kuzey Afrika'ya, Franklar Fransa'ya, Germenler Kuzey Avrupa'ya ilerledi. Bu ilerleyişleri sırasında birçok kan döktüler. İspanya ve Güney Fransa’da taht kavgaları hüküm sürmekteydi. Gotların, Vandalların ve diğer Germen kavimlerin sürekli akınları yüzünden Avrupa âdeta bir harabe hâlindeydi. Farklı devletlerin oluşması ile Avrupa’da farklı din, kültür ve siyasal değişimler de yaşandı.

   •   Daha fazla göçe dayanamayan Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında yıkıldı. Böylelikle krallıklar etkisini kaybetti ve feodal rejim (dere­beylikler) önem kazandı. Böylelikle ilk çağ kapandı ve orta çağ başladı. Derebeylik yönetiminde insanlar hak ve ayrıcalıklar yönünden birbirinden farklı dört sınıfa ayrılmışlardı:

   •   1. Soylular: Bunlar büyük toprak sahipleri olup şatolarda otururlardı. Soyluluk, babadan oğula geçiyordu. Soylular, askerlik ve devlet işlerinden başka işlerle uğraşmazlardı.

   •   2. Rahipler: Kilise topraklarında soylular gibi yaşarlardı. Halk  üzerinde büyük nüfusları vardı.  Dini görevlerinin yanı sıra, okullarda öğretmenlik yaparlardı.

   •   3. Burjuvalar: Şehirlerde otururlar, sanat ve ticaretle uğraşılardı. Soylulara belli bir vergi öderlerdi.

   •   4. Köylüler: Köylüler kendi topraklarını ekip biçerler, mallarını satabilirler ve başka bir yere göç edebilirlerdi. Ancak soylulara vergi verirler, onların angaryalarını ve çeşitli işlerini görürlerdi.


Avrupa’da dini inançlar


   •   Avrupa’da yaşanan insanların büyük çoğunluğu Hristiyanlık dinine mensuptu. 395 yılında kavimler göçü sebebiyle Roma İmparatorluğu, Batı Roma İmparatorluğu ve Doğu Roma İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Batı Roma İmparatorluğu Katolik kilisesi, Doğu Roma İmparatorluğu ise Ortodoks kilisesi öğretileri üzerine devam etti.

   •   Katolik kilisesi, gerçek ve doğru Hristiyanlık anlamına gelen kilisenin evrenselliğini kabul eden ortak inanıştır. Kutsal metinlerin kilise eliyle yorumlanması esas olup bireysel yorum kabul etmezler. Hz. İsa gibi Hz. Meryem’in de günahsız olduğuna ve göğe yükseldiğine inanırlar. Onlara göre her insan doğuştan günahkârdır ve en az yılda iki kez günah itirafında bulunmalıdır. İbadet dili ise Latincedir. Günümüzde Hristiyanların çoğunluğu Katolik’tir. Bu dönemde kilisenin elinde birçok yetki vardı. Bunlar:

   •   1- Aforoz: Kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezasıdır.

   •   2- Enterdi: Papa'nın bireyleri, grupları, Tanrı'dan aldığı hak ile dinden çıkarmasıdır.

   •   3- Engizisyon Mahkemeleri: Din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adıdır.

   •   4- Endülüjans: Cennet kâğıdı anlamına gelen günah çıkarma ve ölümden sonra cennete gitmek için Papa'nın sattığı af belgesidir.  


2- Asya Kıtası


   •   Asya kıtasında Doğu Roma İmparatorluğu, Sasaniler, Göktürkler, Hindistan, Çin ve Japonya devleti ile beraber altı büyük devlet hâkimdi.  


A- Doğu Roma İmparatorluğu


   •   Doğu Roma İmparatorluğu, diğer bir ismi ile Bizans İmparatorluğu Yunanistan, Balkanlar, Suriye, Filistin, Akdeniz Havzası, Mısır ve Kuzey Afrika’ya hükmediyordu. Başkenti Konstantinopolis (İstanbul) olan ülke yaklaşık bin yıllık bir hükümdarlık sürmüştür. Herakleioszamanında (610–641)  Latince yerine Yunanca resmî dil olarak ilan edildi. 

   •   İslamiyet’in doğuşu sırasında imparatorluk batıda Avar ve Slavlarla, doğuda ise Sasaniler ile mücadele halinde idi. Boyunduruğu altındaki halklara zulüm eder, üzerlerindeki vergiyi artırarak onlara zorluk çıkarırdı. Bunun neticesi olarak her yerde karışıklıklar ve başkaldırmalar başlamıştı. Suriyeliler, üzerlerinde biriken vergi borçlarını kapatabilmek adına çocuklarını dahi satmak mecburiyetinde kalmıştı. Gündelik yaşantıları oyun, sarhoşluk, eğlence ve israf üzerine kurulmuştu. 

   •   I. Konstantin (324–337) tarafından Hristiyanlık dini yasallaştırıldı. Doğu Roma İmparatorluğu Ortodoks kilisesinin öğretileri üzerine devam etmekteydi. I. Theodosius (379–395) döneminde, Hristiyanlık ülkenin devlet dini olarak kabul edildi ve diğer dinler yasaklandı. İmparatorluk, İslamiyet’in doğuşu sırasında en güçlü Hristiyan devleti konumundaydı. 


B- Sasaniler


   •   Sasaniler, diğer bir ismiyle İkinci Pers İmparotorluğu, İran’da 226 yılında kuruldu. Kurucuları Ardeşir, başkentleri Medain’dir. Sasaniler Suriye çölünden Kuzeybatı Hindistan’a kadar yayılmaktaydılar. İpek Yolu’nu kapatmaları, Sasanilerin Göktürklerle aralarının açılmasına neden oldu. Göktürkler, Sasanilere karşı Bizans ile ittifak yaptılar. Sasaniler, Göktürklerin ve Bizanslıların saldırıları sonucu iyice yıprandılar. İslamiyet’in doğuşu sırasında İmparatorlukta taht kavgaları vardı.

   •   Zerdüşt tarafından İran’da kurulan Mecusilik (Zerdüşt) dinini benimsemekteydiler. Zerdüşt dokunulmayan, işitilmeyen ve görünmeyen varlığa inancı öğreten bir dini liderdi. Tanımladığı varlık ise Ahura Mazda idi.  Dünyadaki tüm iyilikleri yaratan tek Us Tanrısıdır. İnanç esaslarında Ahura Mazda her şeyi bilen, mutlak iyi ve mükemmel tanrı olduğuna inanılır. Ehriman ise kötülüğün güçlerini temsil etmektedir.

   •   Ateş temizleyici, kötü ruhlardan arındırıcı bir unsur olarak kabul edilirdi. Saflığı ve temizliği temsil ederdi. Geleneksek olarak Mecusiler yeryüzünün insan kalıntılarıyla bozulmaması gerektiğine inanırlar. Bu yüzden ölülerin cesetlerini defnetmek yerine üstü açık kulelerin çatılarında, akbaba ve doğal etkenlere karşı korumasız bir şekilde bırakırlardı. Arap yarımadasında bulunan Mecusiler çoğunlukla Bahreyn, Yemen ve Umman’da oturan İranlılardan ibaretti. İran’a yakınlığı sebebiyle Bahreyn’deki Mecusiler sayıca daha fazlaydı.    


C- Hindistan


   •   Hindistan, Asya’nın güneyinde yer alan büyük bir yarımadadır. Bölgede çeşitli ırk, din ve kültürler var olduğundan siyasi birlik sağlanamamış ve güçlü bir devlet kurulamamıştı.Hindistan’da siyasi bir birlik kurulamamasının nedenlerinden bir diğeri ise ilk çağdan beri istilaya uğramasıdır. Başka bir sebep ise halkı sosyal sınıflara ayırmış olan kast sistemidir. Bu sınıflandırma şu şekildedir:

   •   1- Brahmanlar:  Din adamları.

   •   2- Kshatriyalar: Hükümdarlar, komutanlar ve askerler.

   •   3- Vaisyalar: Sanatkârlar, tüccarlar ve çiftçiler.

   •   4- Sudralar: İşçiler. Değişik nedenlerle kast sisteminin dışına itilmiş olanlara da Parya sınıfı denir.

   •   Hindistan altın çağını Gupta Hanedanlığı (320-550) döneminde yaşamıştır. Gupta Hanedanlığı döneminde siyasi birlik sağlanmış ve bilimmatematikgökbilimdin ve felsefe ilimlerinde ilerleme kaydedilmiştir. Aynı zamanda Hindistan'ın, Arabistan ve Çin ile canlı bir ticarî bağlantısı mevcuttu.

   •   İslamiyet’in doğuşu sırasında bu coğrafyada Hinduizm dini egemendi. Kast sistemini benimseyen Hinduizm’de en üst mevkide Brahman deniler bir din adamı yer alırdı. Bu dine göre insan yaptığı iyi veya kötü davranışlarının neticesinde ruhu rahat eder veya sıkıntılı olurdu. Ruhunun rahat etmesi için isteklerinden vazgeçip yalnızlığı tercih etmesi gerekiyordu.

   •   Hinduizm’e yakınlığı ile bilinen Hindistan’daki bir diğer dini inanç ise Budizm’dir. Budizm, beşinci asırda Nepal’de yaşamış Buda’nın öğretilerine dayanır. Müntesiplerinin arzu ve isteklerinden soyutlanabilmeleri için hayatları acı ve ıstırap doludur.


D- Göktürkler


   •   Göktürk devleti (552) Asya’nın doğusunda, Çin devletinin batısında, Sasani-İran devletinin sınırladığı Asya bozkırlarında meydana çıktı. Kurucusu Avar devletine son veren Bumin Kağan’dır. Kağan’ın ölümünden sonra tahta Mukan Kağan çıktı. Mukan Kağan zamanında devlet muazzam genişliğe ulaştı. Kızını Çin İmparatoru ile evlendirerek Çin İmparatoriçesi yapmış ve Çin’in tüm zenginliklerinin ülkesine akması sağlamıştır. Daha sonra ise tahta kardeşi Taspar Kağan (572-581) geçti. Göktürk devleti 581'de Çin'in siyasi oyunlarıyla Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmış, Doğu Göktürkleri 630'da, Batı Göktürkleri 659'da Çin'in egemenliğini kabul etmişti. Göktürk devletini farklı kılan en önemli husus kölelik anlayışı ve sosyal sınıf farklılığı bulunmamasıdır. Göktanrı dinine mensup olan Göktürkler, inanç ve düşünce yapılarına göre Tanrı tarafından kendilerine devlet kurma görevinin verildiğine inanırlardı.


E- Çin


   •   Çin Güneydoğu Asya’da yer alan büyük bir devletti. İslam’ın doğuşu sırasında devletin başında Sui Hanedanlığı vardı. Göktürkler ile mücadele halinde olan devlet, bir yandan da taht kavgaları ile uğraşmaktaydı. Çin’de de halk sosyal sınıflara ayrılmıştı.  

   •   İslamiyet öncesi Çin’de üç dine rastlamaktayız. Bunlar; Konfüçyanizm, Taoizm ve Budizm’dir. MÖ 551-479 yılları arasında yaşamış olan Konfüçyüs, bir bilgin ve sosyal filozoftu. İnsanlığın eşitliğine inanan, devletin ahlak kuralları çerçevesinde hareket ettiği takdirde gelişeceğini savunan ve her ferdin erdemli ve dürüst yaşamasının zorunluluğuna kani olan biriydi.

   •   Taoizm kurucusu ise Lao Tsu’dur. Lao Tsu evrenin bir yaratıcının eseri olduğuna ve bu yaratıcının da Tao olduğuna inanırdı. Ama müşahhas bir varlık değildir. O, her şeye hayat ve hareket veren, kendi kendine var olan ve yaratandı. Şekilsiz ve mükemmel olandı. Hindistan’da ortaya çıkan Budizm ise 6. yüzyılda Çin’de de yayılmaya başlamıştı.  


3- Afrika Kıtası


   •   Afrika kıtasının iki önemli devleti vardı. Bunlardan biri kuzey kısmına hâkim olan Doğu Roma İmparatorluğu, diğeri ise Habeşistan Krallığı, günümüz ismi ile Etiyopya’dır. İslâm’ın başlangıç dönemlerinde, Habeşistan’ın başkentinde sadece kardeş kavgaları görülmekteydi. Habeşistan ile Arap Yarımadası arasında siyasi ve ticari münasebetler vardı. Din bakımından ise Hristiyanlık dini yayılmıştı. Halk arasında hayli putperest mevcuttu.


Arap Yarımadası


   •   Arabistan Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının kesiştiği bölgede yer alan bir yarımadadır. Doğusunda Basra Körfezi ve Uman Denizi, güneyinde Hint Okyanusu, batısında ise Kızıl Deniz yer almaktadır. İslamiyet’ten önce Arap Yarımadası’nda belli bir siyasi sisteme rastlamak pek mümkün değildi. Yarımadanın tamamı bir merkezde birleşmemekle beraber, farklı devletlere ev sahipliği yapmıştır. Bazı beldelerinde ise kabileler müstakil bir şekilde varlıklarını sürdürmüşlerdir.

   •   Araplarda bedevi ve hadarî olmak üzeri iki yaşam tarzı vardı. Bedevi; çöl ve vahalarda develeriyle birlikte konar-göçer olarak çadırlarda yaşayanlara denir. Köy, kasaba ve şehirlerde yerleşik hayat yaşayanlara da hadarî denir. Ticaret için hac döneminde kurulan panayırlar büyük önem taşırdı. Tarımın yanı sıra hayvancılık da Araplar için çok önemli gelir kaynağıdır. Araplarda yazılı kültür yerine sözlü kültür hâkim olduğundan dolayı yazıya çok önem verilmezdi. Şiir büyük bir gelişme gösterdiği halde bunun dışında ilmi gelişmeden söz etmek kolay değildir. İnsanlar arasında sınıf farklılıkları vardı ve sırf ten renklerinden dolayı hor görülebiliyorlardı.

   •   Araplar arasında her ne kadar putperestlik inancı yaygın olsa da Yahudilik, Hristiyanlık ve Mecusilik dinine mensup kabileler de mevcuttu. Bir de bu dinlerin dışında Hanif dinine mensup olanlar vardı, ama bunların sayısı parmak ile sayılacak kadar azdı. Genel olarak İslamiyet’ten önce dünyanın düzeni bu halde idi.



Paylaş | | Yorum Yaz
399 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İslam Ahlakında Çevre Bilinci - 22/07/2018
Nizam-ı alem, yaratılış gayemiz ve topluma karşı sorumluluklarımız bağlamında İslam'ın çevreye atfettiği önem
Vahyin Öngördüğü İktisat Ahlakı - 05/06/2018
Kuran ve Sünnet ışığında iktisadi hayatın temelleri
Sosyal Medya Hayatımızı Nasıl Etkiliyor? - 28/02/2018
Makale aileyi merkeze alarak sosyal medyanın dönüştürücü etkilerine değiniyor ve yuvanın sıhhatli devamı için pratik önerilerde bulunuyor.