• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Misafir Yazarlar
Türkiye İyi de Çevresi Kötü - Derman Gül
22/07/2018

İlim Dergisi 31. Sayı Temmuz-Ağustos 2018

Derman Gül

 


   •   Üç tarafı denizlerle, dört bir yanı türlü türlü doğa güzellikleriyle çevrili güzel bir ülkede yaşıyoruz. Her ne kadar iklim değişiminden nasibini alsa da dört mevsimi yaşayan, onlarca endemik (yeryüzünün yalnızca belirli bölgelerinde yaşayabilen canlı tür ya da cinsleri) bitki ve hayvanı bünyesinde barındıran ve sahip olduğu tüm değerler açısından korunması gerekli coğrafyalardan biri ülkemiz. Bu sahiplik durumu göğsümüzü kabartıyor fakat bu nimetlere yeteri kadar özen göstermediğimiz EPI (Envıronmental Performance Index) yani Dünya Çevre Performansı İndeksi sonuçlarıyla yüzümüze vuruluyor. Her ne kadar Orman ve Su İşleri Bakanlığı raporun bazı kategorilerinde yapılan değerlendirmelere itiraz etse de Yale Üniversitesi hayli sağlam kanıtlar sunmakta. İlgilenenler için https://epi.envirocenter.yale.edu/ adresinde tüm kategoriler detaylıca izah ediliyor.


Peki, Bu EPI Nedir?


   •   ABD'nin saygın üniversitelerinden biri olan Yale Üniversitesinin iki yılda bir yayınladığı bir rapordur EPI. Rapor 9 ana kategori ve 21 alt kategoriye göre değerlendirilen dünya ülkelerinin sıralanmasıyla oluşturulur. Bu çok kapsamlı raporun hazırlanmasında Dünya Ekonomik Forumu ve Columbia Üniversitesi de işbirliği içindedir. Tüm bilgilerin nasıl edinildiği kısmına gelirsek; uydular, izleme istasyonları, ülkelerin devlet dairelerinden gelen kamuya açık, bilimsel ve güvenilir bilgiler ana kaynaklardır. Raporu önemli kılan bir başka ayrıntı gelişmişlik düzeyiyle gösterdiği paralelliktir.


Türkiye'nin EPI Karnesi


   •   Öncelikle belirtmek isterim ki karnemizde kırıklar var. Bazı alanlarda kayda değer ilerlemeler göstersek de tablonun bütününde çok aşağılardayız hala. Aşağıda 2018 yılı için hazırlanan raporda Türkiye sonuçlarını görüyoruz. Değerlendirme 180 ülke arasında yapılıyor. Türkiye 2014 yılı rapor sonuçlarına göre genel sıralamada 66., 2016 yılı rapor sonuçlarına göre 33 basamak gerileyerek 99. ve son hazırlanan 2018 yılı raporunda düşüşüne devam ederek 108. sırada yerini aldı. Aşağıdaki çevre kategorilerinde 180 ülke arasından Türkiye’nin kaçıncı sırada yer aldığını görelim.

Hava Kalitesi 61.

İçme Suyu 62.

Ağır Metal 69.

Biyoçeşitlilik ve Habitat 172.

Ormanlar 55.

Balıkçılık 124.

İklim ve enerji 136.

Hava kirliliği 109.

Su kaynakları 41.

   •   Tabloda sıralamamızı yükselten kategorilerde su kaynakları, ormanlar ve hava kalitesi var fakat bu değerler, özellikle biyoçeşitlilik ve habitat ile iklim ve enerji alanlarındaki vahim düşüşün yarattığı yıkımı onaramıyor. Gelin bu önemli birkaç konuda neler oluyor ülkemizde bir bakalım.


Orman Varlığı


   •   Ormancılık ülkemizde başarılı gelişim gösteren alanlardan biri. Orman Genel Müdürlüğü tarafından yapılan araştırma neticesinde ülkemizin %26,8’sını ağaçlı ormanlık alan kaplıyor. Ormanlık alanlarımızın bu yüzdeye ulaşmasının tarihsel sürecine bakarsak yapılan 5 yıllık kalkınma planının etkisi açıkça görülecektir. 1963 yılından itibaren yapılan çalışmalar sayesinde 20,2 milyon hektar alanlık orman varlığı 22,3 milyon hektar alana ulaştırılmıştır. Sahip olduğumuz ormanlarda hâkim olan ağaç türlerini sıralarsak ilk beşte meşe, kızılçam, karaçam, kayın ve sarıçam olduğu görülür. Ülkemizde en çok ormanlık alana sahip ilimiz 1.5 milyon hektar alanla Amasya olmuştur. Bahsi geçen artış kayda değer ama bahsi geçmeyen bir nokta olduğunu söylemeden geçmek olmaz. Malumdur ki ülkemiz doğal varlıkları koruma konusunda pek başarılı sayılmaz. Her yıl yaşadığımız orman yangınları bile ağaçsızlaşan alan miktarını ciddi oranda artırıyor. Bu kayba bir de ticari kaygılarla kesilen, tahrip edilen ağaçlar eklenince tabloda bir soru işareti oluşuyor. Orman Genel Müdürlüğü yaptığı çalışmalarda bu hususu da raporlara dahil ederse daha ayakları yere basan analizler yapmamız mümkün olur. Orman varlığının önemini düşününce usulsüz ve gereksiz ağaç kesiminden kaçınmak ve doğru alanları doğru türlerle ağaçlandırmak gerektiği gerçeği karşımıza dikilir.


Biyoçeşitlilik ve Habitat


   •   Türkiye bitki ve hayvan çeşitliliği ile adeta küçük bir kıta özelliği gösterir. Bu genetik çeşitlilik Akdeniz ve Yakın Doğu Gen merkezlerinin kesişmesi sayesinde ortaya çıkmıştır. Ticari ve tıbbi açıdan hayati öneme sahip birçok bitkinin kaynağı olan 5 mikro-gen merkezine sahiptir. Bu merkezler Trakya-Ege Bölgesi, Güney ve Doğu Anadolu Bölgesi, Samsun-Amasya-Tokat Bölgesi, Ağrı Dağı ve Civarı son olarak da Kayseri ve Civarı olarak belirtilmiştir. Bu merkezler bölgelerinde üretilen ürünlerin gelecekte de güvenle üretilmelerini sağlayacak genetik bir kaynaktır. Bununla birlikte şuan dünyada var olan hayvan türlerinin birçoğunun Anadolu kökenli olduğu, buradan dünyaya yayıldığı bilinen bir gerçektir. Bunca nimetle donatılan ülkemiz maalesef kaçak avlanmayla, aşırı tüketimle ve soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan türleri koruma altına almakta gecikerek büyük bir kaybın altına imzasını atıyor. Bir türlü önlenemeyen kaçak ve usulsüz avcılık bilançosu 2017 yılında 5.5 milyon liraya ulaştı. Yapılan yeni düzenlemelerle cezalar caydırıcı hale getirilmeye çalışılıyor fakat gelin görün ki vurulan Türkiye'deki son alageyik ise yaşanan kaybın korkunçluğu karşısında kesilecek cezanın miktarı hiçbir önem arz etmeyecek.

   •   Eteğimizden dökülen taşların bir kısmı yukarda bahsi geçen konular. Yıllar içinde birçok alanda ilerleme kaydetsek de hala gereken ivmeyi kazanmış değiliz. Böyle durumlarda insan ben tek başıma ne yapabilirim, gücüm yetmez diye düşünür ama hayır, doğru değil bu düşünce. Her zaman en büyük güç tek kişidir! Sizsiniz o güç, oğlunuz, kardeşiniz belki de arkadaşınız. Yaşadığımız ülkenin ve dünyanın sorumluluğu hepimizin sırtında. Bunun için elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. Küçük ama sürekli adımlar en büyük değişimleri doğururlar. Alışveriş alışkanlıklarımızı gözden geçirmek, tüketim çılgınlığına kapılmamak, doğa dostu ürünleri tercih etmek, tüm kaynakları israf etmeden kullanmak minik ipuçları olabilir bizler için. Ayrıca bu duyarlılığa sahip sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini takip ederek ya da bu kuruluşlarda aktif görev alarak da attığımız adımı büyütebiliriz.  4,5 milyar yaşındaki evimiz için hepimizin yapabileceği bir şeyler muhakkak var.

 

Yazıda Orman Genel Müdürlüğü ve Dünya Çevre Performans İndeksi raporlarından faydalanılmıştır.

  



Paylaş | | Yorum Yaz
319 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Eş‘arîlik-Mâturîdilik İhtilafına İlişkin Bazı Notlar - Enes ER - 25/02/2019
Maturidi ve Eşari mezhepleri arasında öne çıkan ihtilaflı konuları Arş. Gör. Enes Er yazdı.
Hılfu’l-Fudul’ün Kısa Öyküsü - Nurullah Kışla - 04/01/2019
İslam öncesi örnek bir kuruluş olarak Hılfu’l-Fudul’un kısa öyküsü. Kaynaklar ışığında öncesi ve sonrasına dair rivayetler...
Ürdün’de Gevezelik Yapmak - Yunus Emre Karadağ - 02/11/2018
Pratik Arapçayı geliştirme serüveni ve Ürdün macerası...
İlim ve Hayır Kapısı Olarak Medreseler - Talha Hakan Alp - 22/07/2018
Medreselerin ilmî açıdan değeri ve hayır yolu oluşu
Gazzalî - Mahmut Yurdakul - 22/07/2018
Doğudan Batıdan kurucu simalar serisinin bu yazısında Kant'ın karşısında Gazzalî yer alıyor.
İktisadi Evrimin Niteliği Üzerine - Mustafa Sarıtosun - 05/06/2018
Kapitalizm niye bizde doğmadı?
Global Şirket Yolunda Gençlerimize Düşenler - İsmet Can Baysal - 05/06/2018
Türkiye'nin dünya markası şirketlere sahip olması gereken ruh
Medrese ve İlahiyat Eğitimi üzerine - Talha Hakan Alp - 25/04/2018
Talha Hakan Alp hocanın “Medrese Eğitimi ve Üniversite Eğitimi Arasındaki Farklar” başlıklı konferansının Zeynep Rumeysa Yentur tarafından kaleme alınan özeti...
Paylaşmayı Bu Kadar Sevdiğimizi Bilmiyordum - Hüseyin Şanlı - 28/02/2018
Sosyal medyanın hiç mi faydası yok diyenlere şunu derim: Nasrettin Hoca'ya keçiboynuzu yiyip yemediği sorulduğunda hoca şöyle cevap vermiş: “Bir kaşık bal için bir küfe odun çiğneyemem.”
 Devamı