• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Fatih YAZICI
fethullahyazici@gmail.com
İslam Ahlakında Çevre Bilinci
22/07/2018

İlim Dergisi 31. Sayı Temmuz-Ağustos 2018


 

   •   Tüm canlıların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için temiz bir çevreye ihtiyaçları vardır. Temiz bir çevre ise, doğanın tüm güzelliklerini korumak ile mümkündür. İnsan düşünme yetisi ile dünyadaki tüm canlı ve cansız varlıkların en üstünüdür. Böyle bir özelliğin gereği olarak elbette bazı mesuliyetler hâsıl olmakta. Bunlardan biri doğayı olabildiğince muhafaza etmektir. İnsan doğayı korursa doğa da insanı korur. Düşünen bir mahlûk olarak bizlerin yapıcı, onarıcı ve ıslah edici özellikleri bulundurması zorunludur. Aksi insanın yapısına ters düşer. İnsani özelliklerinden soyutlanan kişinin, otlak bir arazide otlayan sürüden farklı olduğu söylenemez. Varlığı ispatlanmakla beraber insani özellikleri münazaraya açıktır.

   •   Her konuda bizlerin yolunu aydınlatan yüce dinimiz, bu konuda da bizlerin rehberi olmaktadır. Bu yazımızda Allah’ın bu kâinattaki düzeninden, doğanın mükemmelliğinden ve insanların birbirleri ile olan ilişkilerinden bahsetmeye çalışacağız. Hadi konumuza geçelim.


Nizamı Âlem


   •   “Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, ayetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.” (Rad, 13/2, 3)

   •   Güneşin geceyi, gecenin güneşi örtmesi, aynı yağmurdan farklı nebatat çıkması, onca gezegenin birbirleri ile çarpışmaması insanı hayretler içinde bırakmakta. Her şeyden önce şu koca kâinat müşahede edilmeli. Elbet böyle bir sistem, kendi kendini meydana getiremez. Vicdanın sesini dinleyen her kişi, Allah’ın varlığının ispatını bununla yeterli kılar. Akılların idrak edemediğini akıl meydana getiremeyeceğine göre veya varlıklar kendi kendinin yaratıcısı olamayacağı için mutlak bir yaratıcının varlığı zorunlu hale gelmekte.

   •   “Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar yerleştirdik, orada her türden ölçülü ürünler bitirdik.” (Hicr, 15/19) Allah yeryüzünü yaymakla aslında canlıların yeryüzünde ziraat yapmasını, dolaşmasını, barınmasını kolaylaştırmıştır. İbn Abbas'a göre, Allah Teâlâ yerküreyi su üzerine yaydığı zaman, o gemi gibi oldu ve onu ağır dağlarla demirledi ki içinde­kileri denize dökmesin. (İbn Kesir) Son olarak rızkımızı temin edebilmemiz için ürünler bitirdi. Aynı yağmur ile yıkanan ürünler farklı meyve ve sebzeler vermekte. Ve en önemli olanı hepsi belli bir ölçü ile büyümekte. Ne yaşam alanlarını kısıtlayacak kadar çok ne de görülmeyecek kadar küçük. Hepsi bir intizam içinde.

   •   “O (Allah) göğü yükseltti ve dengeyi koydu. Sakın dengeyi bozmayın” (Rahman, 55/7, 8) Bu öyle bir yaratıcı ki her şeyi bir denge ve adalet döngüsü ekseninde cereyan ettiriyor. Kâinatta ki her şey sırasınca, disiplin içerisinde görevini bihakkın yerine getirmekte. Peki, insan? Dünyanın birçok farklı beldesinden doğal afet felaket haberleri almaktayız. Acaba bu felaketlerin insanın fiiliyatından olduğunu hiç düşündünüz mü? Yukarıda geçtiği üzere Rahman suresinde Allah dengeyi bozmamamız hususunda bizleri uyarmıştı.

   •   Bunun peşi sıra Rum suresinin 41. ayetinde bakın ne buyurmakta; “İnsanların kendi işledikleri kötülükler sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Yanlıştan dönmeleri için Allah yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır”. Yeryüzünün yegâne hâkimi Allah’tır. Allah’ın bu hükümranlığına başkaldırmak ise isyandan başka bir şey değildir. Allah ise onları bu felaketler ile uyarmaktadır. Bu ölçüyü bozmak hiçbir canlının haddi değildir. Emanet olarak bulunduğumuz şu yerküre içinde üzerimize düşen görevleri hatırlamalıyız.


Yaratılış Gayemiz; Sorumluluk ve Duyarlılık


   •   Öncelikle her insan unutmamalıdır ki biz bu âlemde geçiciyiz. Hem bu âlemde emanetiz hem de emanetçiyiz. Emanetiz, çünkü bizim asıl varış noktamız ahiret. Ayrıca emanetçiyiz, zira şuan elimizin altında olan her şey Allah’ın. Lokman suresinin 20. ayetinde buyurulduğu gibi kâinattaki her şey bizim emrimize sunuldu.  Faydalanmamız için bizim emrimize verilen bu nimetlerin başında hava, su ve toprak gelmektedir. Usulüne uygun kullanılmadığı vakit emanete ihanet edilmiş olunur. Aynı zamanda kirletilen hava, su veya toprak hem canlıları hem de bitkileri menfi yönde etkilediği için kul hakkına girilmiş olunur.

   •   Okulda, yurtta veyahut devlet işlerini idare ederken kimse kurallara uymaz ise nasıl bir sonuç çıkacağını az çok tahayyül etmişsinizdir. Aynı durum çevremiz için de geçerlidir. Çevremize karşı vazifemizi yerine getirmezsek, ölüm sayılarını totale vurduğumuzda katbekat arttığını göreceğiz. Hastalıkların önü kesilemez hale gelecek. Çin’de olduğu gibi kirli havayı teneffüs etmemek için maskeler ile dolaşacağız.

   •   Peygamber Efendimizin uygulamalarına ve hadislerine baktığımızda çevreye gösterdiği hassasiyeti açık ve nettir. Çevreye zarar veren kimseler için bir hadisinde şöyle buyurmaktadır; “Her kim sidre ağacını keserse, Allah onu başı üzeri cehenneme atsın." (Ebu Davut) Sidre ağacı canlıların çölün sıcağından kaçıp gölgesine sığındığı bir ağaçtır. Kim boş yere, bir hiç uğruna bu ağacı keserse Peygamberimiz ona cehennemi yakıştırmakta. Peygamber Efendimiz şayet ağaç kesmek durumunda kalınırsa yerine başka ağaç dikilmesini de öğütlemiştir. (Fütûhu’l-Büldân)

   •   Allah Nur suresinde tüm canlıları sudan yarattığını buyuruyor. Rabbimiz yeryüzündeki en değerli mahlûkunu sudan yaratarak, suya ne kadar değer verdiğini gözler önüne sermekte. Susuz bir gün bile geçiremezken suya olan sorumluluklarımızı hiç düşündünüz mü? En önemli sorumluluğumuz ona şükretmektir. Zira gökten gelen bu su acı da olabilirdi veya hiç olmadığını düşünün. Bize bu kadar tatlı suları veren, bizi bu kadar kıymetli nimetlere nail buyuran Allah’a daima kullukta, şükrümüzü sunmalı değil miyiz?

   •   Peygamber Efendimiz ihtiyaç dışında ağaç kesenleri lanetlerken suyun israfını da haram kılmıştır. Sad bin Ubade bir gün Peygamber Efendimizin yanına geldi ve hangi sadaka daha hayırlıdır diye sordu. Peygamberimiz ise “Sudur” cevabını verdi. Buna benzer birçok hadis mevcuttur. Peygamber Efendimiz bizlere suyun büyük bir sadaka vesilesi olduğunu göstermekte. Zira bu dünyadaki tüm canlıların ortak içeceğidir ve olmazsa olmazlar arasındadır. Günümüzde de rastladığımız üzere Müslümanlar, özellikle Osmanlı hanedanı gittiği her yere çeşmeler yaptırmaktaydı.


Topluma Karşı Sorumluklarımız


   •   Hepimiz toplum içinde yaşıyoruz. Birlikte yaşamanın gerektirdiği bazı kurallar vardır. Toplumsal kurallar sosyal yaşamda düzen ve huzuru sağlamak için vardır. Toplumsal kurallarımızın ilkini saygı oluşturmaktadır. Her ne olursa olsun toplumda huzurun sürekliliği için taraflar birbirleriyle saygı çerçevesi dâhilinde ilişkiler kurmalıdır. Saygının ardından ikinci kural ise yardım etmek, muhtaç olana el uzatmaktır. Hep iç içe yaşadığımız için birbirimizden yardımı esirgememek gerekir. Bu yardımlaşma aynı zamanda aramızdaki muhabbetin artmasına vesile olacaktır.

   •   Bir diğer kural ise duyarlı davranmaktır. Çıkmaz sokağa girildiğinde asabiyet çözüm değildir. Geriye dönmeyi bilmeli insan. Sorunlar karşısında üretken davranarak sorunu çözmeye odaklanılmalı. Bazı hataların üstünü örtmeli. Bu anlattıklarımız insanın iç muhasebesi ile ilgili yapması gerekenlerdi. Bir de sorumluluklarımızın dışsal yüzeyi vardır. Bu ikinci kısım daha kolay ama zorlaştıran yine bizleriz.

   •   Sanayilerin yerleşim yerlerinin içinde yer alması, şehirlerin elverişsiz bir şekilde kurulması, yeraltı ve yerüstü doğal zenginliklerin şuursuzca tüketilmesi çevre sorunlarını arttırmaktadır. Sanayilerin şehir merkezlerinden çıkarılıp özel bir muhitte faaliyette olması daha sağlıklı olacaktır. Ve bu sanayilerin atıkları geri dönüşümde değerlendirildiğinde çok daha güzel tablolar çıkabilir.

   •   Topluluklar halinde yaşadığımız için dikkat etmemiz gereken en önemli konu komşuluktur. Komşuluk haklarımız nelerdir?


Komşularımıza karşı öne çıkan vazifelerimiz


- Çöplerimizi yığın halinde evde biriktirip apartmanın pis kokmasına sebebiyet vermemeliyiz.

- Çöplerimizi rastgele değil çöp kutusuna atmalıyız.

- Geceleri yüksek sesle konuşmamalıyız.

- Televizyonun sesini çevremizdekileri rahatsız etmeyecek şekilde ayarlamalıyız.

- Bulaşık yıkamayı geç saate bırakmamalıyız.

- Selamlaşmayı ihmal etmemeliyiz.

- Güler yüzlü olmalıyız

- Komşumuzu hastalıkta ve sağlığında ziyaret etmeliyiz ve bir tas sıcak çorbayı esirgememeliyiz.

- Başkasının park alanını işgal etmemeliyiz.

- Komşumuzun cenazesi ile ilgilenmeliyiz.

- Arkasından dedikodu yapmamalıyız.

   •   Peki, insan komşusuna tam tersi davrandığında ne olur? Bu soruyu Peygamber Efendimizin hadisleri ile açıklığa kavuşturup yazımızı sonlandıralım;  

   •   “Kötü komşudan diriler incindiği gibi ölüler de incinir.” (Keşfül-Hafâ)

   •   “Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse komşusunu incitmesin.” (Buhari)

   •   Peygamber Efendimize; “Falanca kadın geceyi ibadetle geçirir, gündüzleri oruç tutar, çalışır ve sadaka verir. Bir de dili ile komşularına eziyet verir.” dendi. Peygamberimiz ise; ”O kadında hayır yoktur. O cehennemliktir.” buyurdu.  Ashap; “Falanca kadın ise farz namazlarını kılar, yağı alınmış peynirleri sadaka olarak verir ve hiç kimseye eziyet etmez.” dediler. Peygamberimiz ise; “Bu kadın cennet ehlindendir.” buyurdu. (Müsned)

 

 



317 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İslamiyet Öncesi Dünya Tarihi - 01/11/2018
Avrupa'dan Çin'e İslam öncesi dünya devletleri ve inanç durumları...
Vahyin Öngördüğü İktisat Ahlakı - 05/06/2018
Kuran ve Sünnet ışığında iktisadi hayatın temelleri
Sosyal Medya Hayatımızı Nasıl Etkiliyor? - 28/02/2018
Makale aileyi merkeze alarak sosyal medyanın dönüştürücü etkilerine değiniyor ve yuvanın sıhhatli devamı için pratik önerilerde bulunuyor.