• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Mustafa ALP
mustafamahmutalp@gmail.com
Şehirliler İçin Çevre Notları
21/07/2018

İlim Dergisi 31. Sayı Temmuz-Ağustos 2018


Hiçbir şeye sinirlenmeyen, mutlu Amazon yerlileri


  •  Geçenlerde genç bir seyyahın anlattıklarından etkilendim. Amazon yerlilerinin yanında bir süre kaldığını ve onları hiç sinirli görmediğini söylüyordu. Modern şehirlilere göre ilkel olmalarına karşın çok mutlularmış. Ne birbirlerine ne çocuklarına bir şeyden sebep kızdıklarına, seslerini yükselttiklerine hiç rastlamamış gezgin. Çok enteresan! Bütün uygarlık, ilerleme ve teknoloji edebiyatını altüst edecek bir gerçek.


Her şey topraktan ayrılmayla başladı


  •  Galiba ilk kopuşumuz toprakla oldu. Sonra diğer canlılarla, peşine bizden başka insanlarla, son olarak bizzat kendimizle aramıza çitler çekildi. Bizi evrende biricikleştiren o aldanış nasıl oldu? Oysa akan sudan vızıldayan sineğe, hışırdayan köknardan bulut öbeklerine kadar varlık âleminin tüm konuklarıyla bir bütünüz. Çevreni saran bütün o tabiat varlıklarını, fayda-zararları bir şekilde sana döneceği için değil, bizzat senin bir parçan oldukları için sevip koruyacaksın. Senin birazın şu çamın iğne yaprağında, yamaçlara düşen yağışta. Her birimizin kalbi, bütün bir kâinatın ritmiyle atıyor. Biz sadece Müslümanlarla ya da başka herhangi bir insan topluluğuyla değil, tabiatın tüm varlıklarıyla bir aileyiz.


İnsan eşref-i mahlûkat olduğu kadar esfel-i mahlûkattır


  •  İnsanın eşref-i mahlûkat olduğu inancı birçok vahyi ve aklî gerekçeyle desteklenirken işin arka yüzü anlatılmaz. Tam da böyle olduğu için insan esfel-i mahlûkattır da. Fazilet bakımından diğer canlıların üstüne çıkabilen insanoğlu rezalet bakımından onların çok altına inebilir. Doğadaki varlıkların insanın hizmetine sunulması ve diğerleri yanında onun mükerrem kılınması gibi pek çok dinî sabite, sahip olduğumuz sorumluluğa atıftır. Kelam ilmindeki inayet delili ve eşref-i mahlûkat gibi olgular üzücü ki istismar ediliyor. Tabiattaki her şey salt insanın tüketimine ve alabildiğine yararlanmasına sunulmuş edilgen varlık gibi algılanıyor. Bilakis işin arka yüzünde doğadaki en büyük tehlike yine insandır. Hiçbir canlı onun gibi ihtiyacı olmayan şeye, ihtiyacının çok çok ötesinde ilişemez. Onun gibi doğal seyrinin dışına çıkamaz. Yüzbinlerce yıldır süregelen ekolojik döngü, insanın kazanç hırsıyla altüst olmaya başlamıştır.


Neyi bilmen gerekiyorsa işte öğretmen: Tabiat


  •  Doğal çevreye ideal uyum, yine doğanın verdiklerini fazla zorlamadan yaşamaktır. İhtiyacımız olan zaten çevremizde. En basitinden ihtiyaç fazlası gıdayı uzun süre saklama doğru bir şey olsaydı, doğa bize bunu sunardı. Doğada buzdolabı, derin dondurucu, klima görmeyişimizin nedeni, bunlarla yaşamın ne kadar tabiîlik ve doğruluktan uzak olduğunu hatırlatmaktır. Bunun gibi endüstriyel materyaller ve seri üretim de insana gerekli olsaydı, yine doğa buna yer verirdi. Kadim bilge öğretmenimiz olan tabiat, bize diğer canlılara sunduğu imkânlarla yaşamamızı, insanî zekâ farklılığımızı doğal sınırların ötesine taşmadan, kâinat korosuyla uyum içinde işletmemizi tembihler. Doğal olan, doğayı taklittir, bu kadar basit.


Kapitalist sistemde doğadan koptuğun kadar kazanırsın


  •  Günümüz iş ve yaşam dünyasında, doğa sevgisi bir ayak bağıdır. Yaygın anlamıyla ilerleme ve kalkınma doğadan ve dolayısıyla doğal olandan ne kadar koptuğumuzla ilgilidir. Tüketim çarkının dişlileri arasında çalışan için çiçek yetiştirmek, ormanda yürüyüş yapmak ve yıldızları izlemek doğrudan parasal getirisi olmayan birer zaman kaybıdır. Bu nedenle basit çıkar hesaplarıyla hareket ettiğimiz sürece çevreye duyarlı olmamız mümkün değildir. Tabiat güzelliklerini korumaya ve çevresel etiğe yönelik devlet eliyle getirilen bütün yaptırımlar, salt devletin denetleyebildiği oranda yüzeysel bir çözüm olabilir. Denetlenemez alanlarda bireyler yasadan değil, temel varoluş değerlerinden beslenirler. Derin ekoloji bu noktada daha iyi bir çevrenin hukukî ya da sosyal düzenlemelerle değil, ontolojik hatta metafiziksel bir değerler sisteminin gerek olduğunu söyler. Holistik yaşam felsefesi burada kilit rol oynar.


Modern insanın doğaya tahakküm krizi


  •  Sanayi, bilim ve tarım devrimleri gibi hamleler tabiat kaynaklarını insanın sınırsız müdahalesine teslim etmiştir. Böylelikle doğa modern dünyada alt edilmesi gereken bir düşmandır. İnsana düşen koşulların elverdiği şekilde onunla uyumlu yaşamak değil, her koşulda ona hükmetmektir. Bunun izdüşümleri gündelik reaksiyonlarımıza kadar sirayet eder. Yüksek sıcaklar, olumsuz hava koşulları, deprem ve seller planlarımızı kötü etkilediği için öfkeyle karşılanacak durumlardır. Türlü bilimsel ve teknolojik önlemle tabiatın münasebetsiz (!) sürprizlerinden etkilenmeden olağan yapay yaşantımıza devam etmek gerekmektedir. Dışarıda gece olsa da biz türlü aydınlatmaya ortamı ışıl ışıl yapmasını biliriz. Lüks otomobiller içinde, asfaltı eriten öğle sıcaklığıyla adeta dalga geçiyor gibiyizdir. Dönemsel ya da iklimsel rahatsızlıklar önleyici antibiyotikler sayesinde bize vız gelir. Böylelikle doğa, insanla baş edemeyeceğini anlayacak ve haddini bilecektir.


Doğa fobisine ve çevre alerjisine merhaba!


  •  Tabii hayat ve çevreye karşı ilgisizliğimizin bugün vardığı nokta, vücudumuzda bile alerjik tepkiler uyandırıyor olmalarıdır. Maalesef zihinsel ve sinirsel algılarımız artık normal olana anormal tepki vermeye başladı. Örneğin ağaçlık alana giren özellikle çocuk ve gençler için polen alerjisinden sinek-böcek ısırmasına, baş ağrısından enfeksiyon hastalıklarına birçok tehlike söz konusu. Yapay gıda ve ortama alışan metabolizma için örneğin katıksız yoğurt veya tereyağı mide bulandırıcı bir etkiye sahip onlar için. Basit bir doğa yürüyüşü dahi tansiyon ve baş dönmesini tetikliyor. Bu durum artan düzeyde gelecek kuşakları doğadan ve doğal olandan daha fazla kaçınma kısırdöngüsüne sokacak.

 



291 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ah O Kitap Kenarları - 10/07/2019
Kitap sayfalarına sinen talebelik hatıraları, hatıralardaki kitaplar...
İlahiyatçının Yazı Kılavuzu - 30/04/2019
İlahiyat ve medrese okuyanlar, yarı akademik makaleyi hangi kaynakları kullanarak nasıl yazabilirler?
Maturîdî ve Eş’arî Literatürüne Giriş - 25/02/2019
Ehl-i sünnetin iki ana kolunun kurucu şahsiyetlerine, öne çıkan hususiyetlerine ve aralarındaki ihtilaflara dair mukaddime...
İlahiyatçının İnternet Kılavuzu - 02/01/2019
İslami ilimlerde Arapça web kaynakları
Abdullah İbni Mübarek ile konuştum - 01/11/2018
Büyük fakih, muhaddis ve zahid Abdullah İbni Mübarek ile şahsi sözleri üzerinden kurgusal söyleşi.
Şematik Cahiliye Dönemi - 01/11/2018
İslam öncesi Arapların siyasi, kültürel ve sosyal kodları...
5 Maddede İktisat Bilinci - 05/06/2018
Ekonomik ilişkilerimizi adalet ve ahlak dengesine oturtacak 5 kural
Kötü Yönetici Nasıl Yetişir? - 19/04/2018
Yöneticinin kendi durumu dışında onu adaletsiz davranmaya adeta zorlayan beş faktör...
Sosyal Medya ile Yaşamayı Öğrenmek - 28/02/2018
Yazara göre geçmişte reddettiğimiz halde bugün pekâlâ kanıksadığımız birçok çağdaş aygıt gibi sosyal medya karşıtlığı yapmak ucuz bir muhalefet ve kısa zamanda eleştirdiğin şeye dönüşme kuralına yenik düşmeye mahkûm.
 Devamı