• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Abdullah KÜSKÜ
abdullahkusku87@gmail.com
İslam Geleneğinde İlim
14/02/2018
İlim Dergisi 26. Sayı Ocak 2018

 Cehlin karşıtıdır ilim. Mahbub ve matlub olandır. Kendisi için emek verilen, uğrunda aylar ve yıllar harcanandır. Mal ile mücadelede ayakta kalabilen tek şeydir ilim. Herkesin kazanmak için çabaladığı, uğrunda can ve mal verilendir. Kesbi olanı insanlara sunulmuş, vehbi olanı ise peygamberler ve âlim- ariflerin büyüklerine lütfedilmiştir. Kâinatın etrafında kümelendiği, evrende üstünlüğünü kabul etmeyenin bulunmadığı belki de tek şeydir ilim.
 
a) Kur’ân-ı Kerim’de ilim kavramı
Kur’ân-ı Kerim’de, “kendilerine ilim verilenler için de cennet vardır,”[1]De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”[2], “Allah’ın kulları arasında Allah’tan gerçek korkanlar âlimlerdir,”[3]Doğrusu o Kur’ân kendilerine ilim verilen kimselerin kalplerinde ışıldayan apaçık ayetlerdir,”[4]İnsanı yarattı ve ona beyanı öğretti” gibi birçok ayette ilimden bahsedilirken onun üstünlüğüne, yüksek bir vasıf olduğuna, kendisinde bulunduğu kişiyi faziletli kılacağına vurgu yapılır.
Zât-ı ilâhi’nin önem verdiği, kıymetli kabul ettiği pekâlâ insanlar katında da arzu edilen olmuştur. Öte dünyada yüksek dereceleri elde ettiren ilim işbu dünyada da revaç bulmuştur. Ârizi olarak kişiye bitişen belki de en muhteşem vasıftır.
 
b) Tarifi
“Vâkıa mutabık kesin inançtır” ya da hakîmlerin sözünde; “bir şeyin fotoğrafının zihinde hâsıl olmasıdır.” “Malumun üstündeki gizlilik perdesinin kalkmasıdır,” “bilenle bilinen arasında izafeti mahsûsadır” gibi tarifleri yapılmıştır ilim maddesinin.[5] Billur bir kavram olduğu için aslında tariften müstağnidir. Her âkîlin zihnindeki yansımaya bu ad verilir. İlmin bir lâhûtî bir de insânî tarafı vardır. Mevzu bahis insânî tarafıdır. Zira ilâhî olanın bilgisine ancak O’nun izin verdikleri sahiptir.
 
c) Hadis-i Şeriflerde ilim kavramı
Âlemlerin efendisi fahri kâinât hazretleri “Allah celle celalühû kim hakkında hayır dilerse onu dinde derin anlayış sahibi kılar”[6] demekle âlimi Allah’ın, hakkında hayır dilediği kişi olarak göstermiştir.
Yine Efendimiz, ulemanın enbiya varisleri olduklarını buyurmuşlardır.[7] Birçok hadiste ilim tâlibinin ilim için çıktığı yolculukta kendisine meleklerin eşlik ettiğini, rahmet-i ilâhinin onu çepeçevre sardığını, bela ve musibetlerden korunduğunu yine Peygamber aleyhisselam ifade buyurmuşlardır.
Bütün bu kavillerin kaynağını oluşturan merciin azameti dolayısıyla ilmin şerefi, kadr u kıymeti, meziyeti bil ittifak ma’şeri vicdanın kabulüne mazhar olmuştur. Her zaman ve her mekânda üstün bir keyfiyete bürünmüştür. Büyüklerden birinin şu sözü ne de isabetlidir: “İlme, kendisinde bulunan kişinin övünmesi, kendisinde bulunmayan kişinin de onu tamah etmesi büyüklük olarak yeter.” Âlim olmak herkesin heveslendiği bir sıfattır. Cehalete de herkesin onu kendisinden beri tutması ayıp olarak yeter.
Ashab-ı Suffeden olan, Hz. Peygamberin ilk talebelerinden, ümmetin kandillerinden Muaz bin Cebel şu ifadeleriyle ilme teşvikte bulunmuştur; “Allah’ın birliği ilimle bilinir, ancak Allah’ı bilenler onu en güzel bir şekilde tesbih edebilirler. İnsan ilim sayesinde takva sahibi olabilir. Akrabalık bağları ilimle korunabilir. Haram ve helal ilimle bilinir. İlim esastır, amel de onu takip eden uydudur. Allah ilmi iyi kullarına ihsan eder. İlimden ancak azgın olanlar mahrum kalır.”[8]
 
d-) İlim niçin talep edilir?
Amelsiz ilmi meyvesiz ağaca benzeten ulema ilmi kıymetli yapan şeyin onunla amel edilmesi olduğunu ısrarla vurgulamıştır. Bu konuda Kur’an ve hadisi şerif nasları da mevcuttur.
Hatib el- Bağdâdî’nin İktizâu’l İlmi’l Amel adını taşıyan kitabı bu konuya münhasırdır. İçerisinde birçok hadisi ve muhaddis, müfessir, fıkıh ve tasavvuf erbabı birçok âlimin kavillerini bize sunmuştur.
Sehl bin Abdullah der ki: “İlmin tamamı dünyalıktır. Ahiret için olanı için ise o ilimden amel edilenidir.” Yine kendisi aynı kaynakta şunu der: “Âlimler hariç insanların tamamı sarhoşturlar, âlimlerinde tamamı hayret ve şaşkınlık içerisindedirler; ilmiyle amel edenleri hariç.”[9]
Muhaddislerin emiri İbn Şihab ez- Zührî: “İnsanlar âlim olmayan abidin ibadetine güvenmediği gibi, amel etmeyen âlimin de sözüne güvenmezler.” der. Lokman Hekim de oğluna: “Ey oğulcuğum, bildiğinle amel etmedikçe bilmediğini talep etme.” diye nasihatte bulunur.
Bu konuda pek manidar bir hadisi şerif bulunmaktadır. Cabir radiyalllahü anh Efendimizin şöyle dediğini nakleder: “Cennetteki bir grup Cehennemdeki bir grubu gördüğünde: Biz sizden öğrendiklerimizle Cennete girmişken siz ne ile Cehenneme girdiniz ki der? Cehennemdekiler de: Biz size emrederken kendimiz amel etmezdik derler.”[10]
İlmin ne denli tehlikeli olabileceği de bu beyanlardan anlaşılır. İlmin kendisine fayda vermediği kişiye zarar vereceğini Süfyan bin Uyeyne söyler.[11]
 
e) İlim Allah’tan korkmaktır
İlmin önemine dair bir Peygamberin sırf daha fazla ilim sahibi olması dolayısıyla bir kişinin ardına takıldığı Kur’an’da[12] aktarıldığı gibi hadisi şeriflerde de İlmini aktarmayanın ağzına kıyamet günü gem vurulacağına dair ihtar vardır.
İslam ilme dolaylı bir önem atfetmiştir. İlme, sırf ilim için değil, amele ve emr-i bi’l marufa vesile olması için teşvikte bulunmuştur.
Zira ilmi almaya muktedir varlık âdemoğlundan istenen iman-ilim-amel-ihlâs dörtlüsüdür. Bunlardan birinde kusur gösteren tamamından mahrum kalmış gibidir. Abdullah bin Mesud’un (r.a) “İlim haşyettir/ Allah’tan korkmaktır” şeklindeki tarifinde ilme ne denli amel-ihlâs yükü yüklendiği aşikârdır.[13]
 
f) Hüküm bakımından ilim
Ulema ilimleri farz ilimler, mubah ilimler; farz ilimleri de farzı ayın ilimler, farzı kifâye ilimler olmak üzere taksim etmiş. Farzı kifâye ilimlerde ayrıca şer-i ve gayri şer-i ilimlerden bahsetmişlerdir. İlmihal derecesindeki ilmin farzı ayın olduğunu; tefsir, hadis, fıkıh, kelam, usul gibi şer-i ilimlerin ve toplumun bekası için gerekli tıp, sanat ve zanaat ilimlerinin de farzı kifâye olduğunu söylemişlerdir.
Bu taksimatı yaparlarken ilmin kötü olanını zemmetmiş, kişinin dünya ve âhiretine fayda temin etmeyen, bilakis sihir ve büyü gibi bozgunculuğa yarayan ilimden ve vakit israfına yol açan mâlâyâni ile meşguliyet sayılan ilimlerden sakındırmışlardır.[14]
 
g) İlim uğrunda çekilen sıkıntılar
Hatib Bağdâdi’nin et-Takyîdü’l- İlm’inin, Ebû Ğudde r.a’ın Safahât Min Sabri’l- Ulema’sının, tarih ve tabakat kitaplarından birçoklarının sayfalarını araladığımızda, bu ümmetin selefinin ilim uğrunda ne eza ve cefaya katlandıklarını görürüz.
Geceleri yatmayıp ilim ve hadis yazan, gündüzleri ilim yolculuklarında ayakları şişen, soğukta ayakları donup sakat kalan, üç kez idrarını içmek zorunda kalan, kırk yıl akşamları yemeğini kız kardeşinin elinden yiyen, helâya girdiğinde dışarıdan kendisine kitap okunmasını isteyen, yolda hadis mütalaa ederken çukura düşüp hastalanan ve bu hastalığı sebebiyle vefat eden nicelerini görürüz.
Rabbimize hamdolsun ki böyle bir selefin ardından yine haşyet sahibi ulemayı baki kılmıştır. İmam Zâhid el- Kevseri, Abdulfettah Ebû Ğudde gibilerinin üç gün aç kaldıklarını okuduğumuzda[15] anlıyoruz ki bu talep, bu şevk ve arzu mazide kalmamış, bilakis günümüzde de varlığını devam ettirmiştir. Bu gibi olayların İslami olan her toplumda vukuu pek muhtemeldir. Sözlerimi büyük hadis âlimi İmam Zühri’nin sözleriyle bitirmek istiyorum: “İlim kelimesi müzekkerdir, onu ancak babayiğit olanlar sever.”[16]
 

[1] Mücadele, 11.

[2] Zümer, 9.

[3] Fâtır, 28.

[4] Ankebut, 49.

[5] Cürcâni, Târifât, ilim maddesi.

[6] Sahihayn hadisi.

[7] Ebû Dâvud ve Tirmizi hadisi.

[8] İhya-ü Ulûmiddin, İlim babı, 1/40.

[9] Hatib Bağdâdî, İktizau’l- İlmi’l-Amel, 28.

[10] A.g.e. 50.

[11] A.g.e. 56.

[12] Kehf süresi 65. ayet ve sonrasına bakınız.

[13] İhya’u Ulumiddin, 1/159.

[14] İmam Gazzâli, İhya, 77.

[15] Ebû Ğudde, İlim Uğruna, 242-247.

[16] İhya, İlim maddesi, 29.



333 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Hanefi Mezhebi İmamlarının Kurucu Metinleri - 29/04/2019
Hanefi mezhebi fıkıh literatüründe Ebû Yusuf ve Muhammed bin Hasan eş-Şeybani’nin eserleri...
Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye - 02/01/2019
Abdullah Küskü hocanın Mecelle Hatime programı için hazırladığı sunum metnidir. İki yılı aşkın süredir devam ettirdiği Mecelle derslerini geçen ay tamamlamıştır.
İmmanuel Kant - 22/07/2018
Doğudan Batıdan kurucu simalar serisinin bu yazısında Gazzalî'nin karşısında Kant yer alıyor.
İlk Dönem Şafii Fıkıh Kitaplarında Şart, Rükün ve Sebep Kavramları - 28/02/2018
Sathî ve vülgarize bilginin bu kadar ivme kazandığı bir vasatta, hem onlarca literatür eseri tarayarak, hem zihinsel mesai harcayarak ilmî yazı kaleme aldığı için Abdullah Küskü hocamızı tebrik ediyoruz.