• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
İbrahim TÜRKAN
ibrahimbursevi1@gmail.com
Platon’un Devlet’i
01/02/2018

İlim Dergisi 27. Sayı Şubat 2018



Platon’un Devlet’i insanlığın kanına işlemiş, tarihteki birçok medeniyetin iliklerine imzasını atmış bir kitaptır. Platon’un en yüklü, en zengin, malumat ağı en geniş eseri… Diyalog neredeyse insanlığın tüm hallerini konu ediniyor. Sevgi, düşünce, duygu, ahlak, adalet, bürokrat, aristokrat, asker, öğrenci, öğretmen, demokrasi, oligarşi… Bunlar ve bunlar gibi insanlığı meşgul eden kavramlar üzerinden bir devlet tasavvuru yaratıyor. İnsanlığın barış ve huzur içerisinde yaşayacağı, adaletin yargıç, ölçülülüğün esas, cesaretin libas ve en önemlisi bilginin baş tacı olduğu ideal devlet modelini sunuyor bize.

Eserin tanıtımına başlamadan önce Platon’dan bahsedelim biraz.


Platon

Platon M.Ö 427 yılında Atina’da açtı gözlerini dünyaya. Hem anne tarafından hem de babası Ariston tarafından Atina’nın en soylu ailelerinden birine mensuptu. Çocukluğu ve gençliği aristokrat bir çevrede edebiyat ve felsefeye yakın bir şekilde geçti. Aristokratik gelenek çerçevesinde büyüdü ve yetişti.

Jimnastikle uğraştı. Öyle ki ona Platon adı beden eğitimi hocası Argoslu güreşçi Ariston tarafından verilmişti. Asıl adı; büyükbabasının isminden dolayı Aristokles’ti. Hocası ona Platon adını beden gücü veya göğsünün genişliğinden ötürü vermişti. Gençliğinde ozan olmayı istiyordu. Bu yüzden lirik ve dramatik şiirler yazdı. Fakat bu şiirleri Sokrates’i tanıyıp, onun öğrencisi olduktan sonra yaktı. Sokrates ile tanışması onu sadece şiir ve retorikten uzaklaştırmadı. Aynı zamanda doğa bilimlerine ve siyasete duyduğu ilgi de Sokrat ile beraber azaldı ve zamanla yok oldu.

Sokrates’le tanışması onun hayatının dönüm noktasıydı. Aynı zamanda Sokrates’in Atina mahkemesinde acımasızca yargılanıp, idama mahkûm edilmesi onun hayatının ikinci dönüm noktası oldu. Sokrates’in idamından sonra Atina’dan ayrıldı. Mısır, İtalya ve Sicilya seyahatlerinde bulundu. Buralarda hem bilgisini artırıp düşüncesini derinleştirme hem de gençlik dönemine ait olarak bilinen diyaloglarını yazma derdindeydi.

Sicilya seyahatinin sonunda talihsiz bir şekilde Atina ile savaş halinde olan Aigina’da esir düştü. Ve satılmak üzere köle pazarına çıkarıldı. Şans eseri bir dostu bedelini ödeyerek onu esaretten kurtardı. Bu olay Platon seyahatlerinin sonu oldu. Atina’ya döndüğünde onu esaretten kurtarıp özgürlüğüne kavuşturan dostuna borcunu ödemek istedi. Fakat dostu bunu kabul etmedi. Platon da elindeki bu parayla Akademos sığınağının yanı başındaki bahçeyi satın aldı. Ve buraya M.S 529 yılına kadar Platonculuğun ana merkezi olma statüsünü koruyacak olan, Avrupa’nın ilk büyük eğitim ve araştırma merkezini kurdu. Kapısına “geometri bilmeyen giremez” yazısını astığı okulunun adını “Akademi” koydu. Bugün elimizde olan diyaloglarının birçoğunu burada kaleme aldı. Ve ömrünün sonuna kadar Aristoteles gibi birçok filozofu burada yetiştirdi.



Devlet

Devlet diyalogunu üzümleri iri bir salkıma benzetebiliriz. Tanelerinin birbirine sımsıkı sarıldığı, lezzetli ve doyurucu bir koca üzüm salkımı. Öyle ki bu salkımdan neredeyse geçmiş devlet ve milletlerin hepsi nasiplenmiş ve hala nasiplenmeye de devam ediyor.

Devlet yukarıda da bahsettiğimiz gibi Platon’un en geniş çaplı ve konuları en bol olan diyalogudur. Eser devlet ana teması etrafında şekilleniyor ve toplam on bölümden meydana geliyor.

İlk bölüm ‘doğruluğun’ (adalet) irdelenmesiyle başlıyor. Doğruluk nedir?  Eğrilik nedir? Doğru insan kimdir? Doğruluk iyi midir? Değil midir? Gibi sorular sorulup cevaplanmaya çalışılıyor. Bölüm içerisinde bir ara Thrasymakos’un doğru için ‘güçlünün edimidir’ demesi tartışmayı ateşliyor. Bölüm sonunda doğrunun ne olduğu ortaya çıkmıyor fakat Thrasymakos’un tanımı Sokrat tarafından çürütülüyor. Sokrates tartışmanın sonuçsuz bitmesini şu sözleriyle açıklıyor: “Doğruluğun kötülük mü, bilgisizlik mi, ya da bilgi ve iyilik mi olduğunu araştırmaya kalktım. Sonra söz, doğruluğun eğrilikten daha karlı olduğu düşüncesine dönünce, önceki düşünceyi bir yana bırakmaktan kendimi alamadım. O kadar ki konuşmamızın sonunda yine hiçbir şey bilmediğimi gördüm. Doğruluğun ne olduğunu bilmedikçe, doğruluğun iyilik mi olup olmadığını nasıl kestirebiliriz?” (s.40)

İlk bölümü esere uzun bir giriş olarak anlayabiliriz. Çünkü asıl diyalog ikinci bölüm ile başlayıp, şekilleniyor. Bu bölümde Sokrates’ten doğruluk için bir tanım yapması isteniyor. Sokrates bu tanımı yapmanın pek de kolay olmadığını ama onları bu tanıma ulaştıracak güzel bir yol bildiğini söylüyor. Sokrates’e göre bu yol; aranan şeyin önce daha büyük bir boyutta aranması daha sonra o şeyin küçük boyuta kıyas edilmesidir. Yani doğruluk erdeminin ne olduğunu önce insanın büyük versiyonu sayılabilecek devlette aramak ve bulmak daha kolaydır. Sonra bulunan bu şeyi insana uyarlamak, doğruluk adı verilen insani erdemin doğru bir şekilde tanımlanmasını kolaylaştıracaktır. Bunun için de önce devletin ne olduğunu netleştirmek gerektir.

“Daha büyük bir şeyde doğruluk, daha büyük ölçüde vardır. Onu orada görmek daha kolaydır. Onun için isterseniz önce toplumda arayalım doğruluğun ne olduğunu. Sonra aynı araştırmayı bir tek kişi üzerinde yaparız. Böylelikle en küçükte en büyüğe benzeyen yönleri buluruz” (s.54)

Bu aşamadan sonra Platon’un ideal devleti kurgulanmaya başlar. Önce sosyal sınıflar ve bu sosyal sınıflar arası hiyerarşinin söz konusu olup olmayacağı tartışılır. Ardından bu sınıfların bir insani erdemi temsil edip etmedikleri belirlenir. Ve bürokrasi sınıfının doğruluğu, asker sınıfının cesareti, zanaatkâr ve sanatçıların bilgeliği ya da bilgililiği, son olarak da işçi, emekçi sınıfının tevazu yani ölçülülüğü temsil ettiği tespit edilir. Bu dört insani erdem aynı zamanda İslam Ahlak Felsefesi’nin temelini oluşturmaktadır. Müslüman filozoflara göre bu dört erdem insanda bulunan en temel hasletlerdir.

Devletteki sosyal sınıflar belirlendikten sonra bu sınıfları yönlendiren yönetim biçimleri konuşuluyor. Platon’a göre beş çeşit devlet yönetim biçimi vardır; timarşi, oligarşi, aristokrasi, demokrasi ve zorbalık. Bunlardan en uygun olanı dönemin Atina’sındaki yönetim biçimi olan; aristokrasidir. Platon bu devlet modellerini inceleyip tanımladıktan sonra bu devlet modellerinin temsil ettiği insan tiplerini araştırıyor.

Bu insan tipleri de belirlendikten sonra devletin iskeleti hemen hemen belirlenmiş oluyor. Ve daha detay konular ve nüanslar incelenip araştırılmaya başlanıyor. İdeal eğitim sistemi, askeri yapı, evlilik ve aile hukuku, siyasetçilerin halka, halkın da siyasetçilere karşı tutumları, bilginin, filozofun, erdemin, iyiliğin, öz varlığın, kadının, erkeğin, cezanın, yaptırımın ne olduğu ve bunlar gibi birçok detay diyalog içerisinde sorgulanıyor, incelenip araştırmaya tabi tutuluyor.

Diyalogun sonlarına doğru ideal devlet modeli belirlendiğinde bu modelin kabul edilebilirliği Sokrates ve yanındakiler tarafından tartışılıyor. Sonuç olarak bu devlet modelinin Atina yöneticileri ve vatandaşları tarafından kabul edilmemesinin bu modelin ideal devlet olmasına zarar vermeyeceği kararlaştırılıyor.

Platon’un meşhur idea kuramı ve diğer diyaloglarda geniş bir şekilde üzerinde durduğu konuların kısa özetlerinin toplamı bu eserdedir. Örneğin şiir ve şairlere yaptığı eleştiriler İon kitabında, retorik ve hatiplere karşı eleştirileri ise Meneksos adlı eserinde geniş bir şekilde yer etmektedir. Asıl erdemlerden saydığı cesaret erdemi Lakhes adlı diyalogunda çok etkili bir şekilde tartışılmaktadır. Diğer diyaloglardaki konuların neredeyse tümünün Devlet’te yer bulmasının sebebi büyük ihtimalle bu eserin Platon’un olgunluk dönemine ait olmasıdır.

Bilindiği üzere Platon eserleri; gençlik, olgunluk ve yaşlılık olarak üç ana bölümde incelenir. Bu ana bölümlerin içinde ‘gençlikten olgunluğa’ ve ‘olgunluktan yaşlılığa’ olmak üzere iki tane de ara bölüm bulunmaktadır. Platon’un olgunluk dönemine ait olan eserlerde bir sistem vardır. Daha doğrusu Platon düşüncesinin sistemleştiği eserler bu döneme aittir. İşte Devlet adlı diyalog Platon’un olgunluk döneminde kaleme aldığı ve ömründe yazmış olduğu eserlerin son 1/3’lik kısmına ait olan bir eserdir. Bu sebeple Platon düşüncesinin sistematik bir şekilde sunulduğu, oldukça önemli bir olgunluk dönemi eseridir Devlet. 



Paylaş | | Yorum Yaz
405 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Sadru’ş-Şeria Eğitim Merkezi - 02/01/2019
Yaşayan Medreselerin bu sayı konuğu Burak Kızıldaş hoca, Sadru’ş-Şeria Eğitim Merkezini anlattı
Din Felsefesi Tarihi Üzerine - 01/11/2018
Din felsefesi tarihine giriş denemesi: Sorunlar, dönemler ve kişiler.
Devlet Adamı, Lakhes, Gorgias - 22/07/2018
Platon Kitaplığının beşinci bölümünde İbrahim Türkan, kadim bilgenin Devlet Adamı, Lakhes ve Gorgias kitaplarını inceliyor.
Su, Toprak, Hava ve Düşmanları - 22/07/2018
Yaşamın aslî elementlerini nasıl hunharca tükettiğimiz konusu bu yazıda ele alınıyor.
Zweig’le Başbaşa (1) - 05/06/2018
Usta edebiyatçı Stefan Zweig'in kitapları üzerinden kurgusal söyleşiler...
İbni Haldun, Mukaddime ve İktisat - 05/06/2018
Sosyoloji ilminin kurucusu İbni Haldun'un iktisada ait tespit ve önerileri...
Kritias ve Kharmides Diyalogları - 25/04/2018
Platon kitaplığının dördüncü yazısında Kritias ve Kharmides diyalogları tanıtılıyor.
Siyaset Felsefesinin Günah Keçisi: Machiavelli ve Hükümdar’ı - 25/04/2018
Yönetim ve siyaset literatüründe önemli biri olan Machiavelli'ye bir de bu açıdan bakın.
Sanal Evrenin Komplikasyonları - 28/02/2018
İbrahim Türkan, çağdaş Batı edebiyatından distopya örnekleriyle sosyal medyanın çoklu kişilik bozukluğuna yol açan yönlerine dikkat çekiyor. Ona göre ekrana kilitleyen web aplikasyonlarının psikiyatrik ağır vakalardan farkı yok.