• https://www.facebook.com/dergiilim/about/
  • https://twitter.com/ilim_editor
Mustafa ALP
mustafamahmutalp@gmail.com
Gençliğin İffet Sorunu: Flört ya da 40 Yıl Sonrası İçin Eylem Planı
05/02/2018

İlim Dergisi 27. Sayı Şubat 2018


 •  Evet evet, yanlış okumadınız. 40 yıl sonrası için kaleme alındı bu yazı. İffet, flört, cinsellik ve fuhşa dair burada anlatacaklarım on yıllar sonra ancak toplumsal dikkati celbedecek. Neden bugün değil? Çünkü Türk toplumunun yeni yeni ekonomik ve cinsel bakımdan gözleri açılmaya başladı. Henüz gözümüz, cebimiz ve kasıklarımız aç. Şu an diyet değil, oburca tüketmek umurumuzda. İtidal değil, israf; kanmak değil, tatmak. Bu yüzden yaşadığımız konjonktür hayayı, kanaati anlamaya ve anlatmaya hiç elverişli değil.

 •  Bugünkü şartlarda bir zenginin sosyolojik olarak yardımseverliği benimsemesi, bir müdürün adaleti özümsemesi nasıl mümkün değilse, halkın çoğunun şehvetini ve cinsel ihtirasını dizginlemesi öylesine mümkün değil. Bedenî güzelliklerini sergileme zevkini henüz tadan bir genç kıza, özgür seksin sınırsız arazisinde at koşturmayı yeni öğrenen genç erkeğe edep ve hayayı anlatamazsınız. Birkaç kuşak sonra önce midemiz, sonra fercimiz, sonra gözümüz doyuma ulaşınca bu yazının sorunlarını gerçekten ciddiye alacak halet-i ruhiyeye kavuşabileceğiz.

 •  40 yıl sonra ciddiye alınacak bir yazıyı neden bugün (5 Ocak 2018) yazıyorum peki? Çünkü o gün geldiğinde bunu yazıp konuşmak dürüstlük olmaz. Şahsen bela başa gelince edilen lafları hiç ciddiye almam. Tıpkı gücü elinden alındıktan sonra haksızlıklara ses çıkarmaya başlayan birçok insanı ciddiye almadığım gibi. O rahatı kaçtığı için ortalığı ateşe veriyordur, adaleti sağlamak için değil. Onun derdi keyfidir, doğrular-yanlışlar değil. Canları yanınca bizonlar da bağırır, bunun için insan olmaya gerek yok. Aslonan zararın ucu sana dokunmadan toplumsal bir yaraya çare aramaktır. Erdemli insan, mesela 12 yaşındaki kendi kızı bir hafta önce sosyal medyadan tanıdığı 14 yaşındaki sevgilisine kaçmadan önce flört sorunundan mustarip olur, kendince önlemler alır. Asıl vicdanlı kişi, örneğin bir gün tesadüfen eşinin bir yıldır kendisini aldattığını öğrenmeden evvel evlilikte aldatma tehlikesine dikkat çeker, bu uğurda farkındalık uyandırmaya çalışır. Bu birinci husustu; yumruk henüz gözümüze inmeden haksızlığa dikkat çekmek.

 •  İkinci olarak, topluma makul ve hakkaniyetli şeyler teklif etmek gerek. Bir şey hakkında konuşup yazarken ayaklarımızı yerden kesmemeliyiz. Afaki sözlere kaçmamalı, hamasi laflar etmemeliyiz. Uygulanabilirliği esas almalı ve daha önemlisi sorunun iki tarafını birden muhatap alan hakkaniyetli yaklaşım sergilemeliyiz. Bugün gerek din adamları gerek eğitimciler ve evlilik uzmanları tarafından gençliğin karşı cinsle ucu açık romantizmine, medya yoluyla pompalanan kontrolsüz çıplaklığa ve evlilikte aldatma tehlikesine belli oranda dikkat çekiliyor elbette; lakin bunlar buyurgan ve idealize bir üslupla topluma deklare edildiği için akim kalıyor. Ve tabi konuşulmayan birçok yeni sorun var. Örneğin bir erkeğin günde onlarca kez maruz kaldığı cinsel ve psikolojik tacizi, kadın-erkek ilişkilerinde sansürlenen edep ve haya kavramını, dizi-filmlerle bilinçaltına işlenen özgür-açık kadın imajını, yeni sevgili üzerinden bir üst sosyal ve ekonomik sınıfa atlama hayallerini masaya yatırmadan iffeti, flörtü sahiden konuşamazsınız. Ot bile ek bir faktör olmadan kendiliğinden yerden bitmiyorsa, toplumu ilgilendiren meseleleri tek başlarına ele almak boşa kürek çekmekten başka nedir? Şimdi adım adım ilerleyelim. Önce kavramların üstünden sis perdesini kaldıralım.


    İffet ve flört derken ne anlıyoruz?


 •  İffet Arapça bir kelime. Bir şeyden geri durmak, yüz çevirmek, insanın her tür şehvetine (bencil ihtirasına) karşı koyması, helal olmayan şeylerden uzak kalmak gibi manalara geliyor. (el-Müfredât, Lisânü’l-Arab) İffet Türkçede doğrudan namuslu ve terbiyeli olmak gibi cinsel yoğunluklu anlaşılsa da Arapça kökeninde, makul ve meşru olmayan her tür talebin reddini ifade ediyor. Örneğin Kur’an’ın “kim zenginse iffetli davransın (velisi olduğu yetimin malından yemesin)” (Nisa, 6) ayetinden anlıyoruz ki, ihtiyacı olmadığı halde sorumluğu altındaki maldan pay almak, yani parasal açgözlülük de bir iffetsizliktir. Buna göre ahlaki kavram olarak iffet, Arap-İslam kültüründe tok gözlülüğü ve eldekilere kanaat etmeyi anlatır. Tabii yazı boyunca kavramın dar cinsel anlamına ağırlık vereceğiz.

 •  Flört ise İngilizce flirt sözcüğünün Türkçeleşmesi olup oynaşmak, fingirdeşmek, cilveleşmek, karşı cinsin ilgisini çekecek şekilde konuşup davranmak gibi manalara geliyor. Sözcük with takısıyla birlikte bir konu hakkında pek ciddi olmaksızın düşünmek, bir şeyi hafife almak, gereksiz yere tehlikeye atılmak anlamlarını içeriyor. (Longman-Metro Sözlük) Bazıları etimolojik köken sadedinde flörtün, çiçeklerle süslemek, boş şeylerden söz etmek, tatlı sözler söylemek anlamına gelen Fransızca fluerettir kelimesinin İngilizceye geçmiş hali olduğunu kaydeder.


    Türkiye’nin gayri meşru ilişki karnesi


 •  Girizgâh faslında, flört, aldatma ve evlilik dışı ilişkilerde Türkiye’nin fotoğrafına göz atmak faydalı olacak. Böylelikle yazıdaki tespit ve öneriler, daha bir ciddiyetle değerlendirilecektir.

 •  1- Evliliklerde aldatma oranları artıyor. Eşini evlilik boyunca bir kez aldatan erkekler %60, kadınlar %40 skalasında.

 •  2- Ensest vakıaları gün be gün fazlalaşıyor. Babalarından ya da abilerinden çocuk doğuran 14-15 yaşındaki kız haberleriyle sık karşılaşmaya başladık. Ki bu ahlaksızlık, Türkiye’de en az konuşulan, en çok sümen altı edilen konu.

 •  3- Evlilik dışı çocuk doğurma isteğinin gelecekte moda haline geleceği bugünden kestirilebiliyor.

 •  4- Okul tuvaletinde çocuk düşürmek gitgide yaygınlaşıyor. Kız öğrencilere yönelik alternatif bebek düşürme yöntemleri internette anlatılan konular arasında.

 •  5- 15 yaş altındaki kız ve erkek çocukların cinsel istismarını ifade eden çocuk pornosu ciddi bir endüstri. Umulmadık insanların bilgisayarlarından çocuk pornosu arşivi çıktığını medyadan öğreniyoruz.

 •  6- Dünyada yeni başlayan online bekaret satışlarının birkaç yıl sonra Türkiye’ye sıçrayacağını tahmin etmek zor değil.

 •  7- Türkiye’de cinsel partner edinilen siteler gizli gizli artıyor. Gelecekte fack buddy ve fack girl, bugünkü sevgili kavramının yerini alacak.


   Çağdaş düzen, cinsel ya da duygusal doyumu ne kadar karşılıyor?


 •  Dikkat ederseniz, iffetin tarifini yaparken, ‘makul ve meşru olmayan talebin reddi’ kaydını getirdim. Demek ki insanların zorunlu ihtiyaçlarına gerekli olumlu ihtiyacı verdikten sonra ancak onların tecavüzkârlıklarının bir iffetsizlik olduğunu söyleyebilirsiniz. En temelde dengeli şekilde doymaları gerekiyor. Ne eksik ne fazla. Peki günümüz yaşam düzeni cinsellik noktasında bireylerini mutedil seviyede tatmin ediyor mu? Hayır! Aslında sistem meşru cinselliği zorlaştırırken gayri meşru şekilleri kolaylaştırıyor.

 •  Görücü usulü evlilik, geniş/geleneksel aile, edep, haya, sadakat ve mahremiyet kavramları, şehvet kontrolü, mutlu aşk ve cinslerarası mesafe her yönden öcüleştirilirken, diğer taraftan çok partnerlik, evlilik dışı ortak hayat, özgür seks, fiziki güzelliğin idealize edilmesi, bedenin teşhiri, melankoli ve kadın-erkek ayrımının nötralize edilmesi modern toplumlara dayatılıyor. Evlenme yaşının yükselmesi, düğün ve ev kurma masraflarının artması, ortak yuvanın psikolojik ve ekonomik olarak aile fertlerine yetmemesi gibi gelişmelerle biz meşru cinsellikten biraz daha mahrum edilirken, geçici partnerliğe, günübirlik gönül ilişkilerine ve gerçek dışı romantizme mecbur hale getiriliyoruz. Özetle, çağdaş düzen cinsî ve duygusal yönden bizi ya oburca doyuruyor (gayri meşru alanlarda) ya da aç bırakıyor (meşru noktalarda).


  Kadın-erkek ya da iffet-şehvet arasındaki gerilimli denge


 •  Baştan şunu itiraf etmek gerek: Kadın erkek arasındaki gerilim hiç bitmeyecek. Cinsler arası çekim, rekabet ve uyumsuzluk suları asla durulmayacak. Başka ifadeyle iffetle şehvet, haya ile fuhşiyat arasındaki sınır da daima esnek ve flu yapısını koruyacak. Kâinat kurulalı beri sosyal yaşamın cinsler üzerinden devamını sağlayan bir gerçeklik, hatta gereklilik bu. Paradoks şurada ki erkek saf erkek olarak kaldığı sürece kadınsı dünya ile çatışmaktan kurtulamayacak; ama ancak böyle kadına muhtaç ve onca cazibeli halini koruyabilecek. Aynı şekilde kadın da saf kadın kaldığı sürece erkeksi dünyanın baskısını hissedecek ve fakat ancak böyle kalarak erkeğin cazibe merkezi olmayı sürdürebilecek. İkisi de bu gerilim yüküyle birlikte korkunç yalnızlığa savrulmaktan kurtulacaklar. Aksi takdirde gittikçe daha belirginleşmeye başlayan düzeyde günümüzde olduğu gibi ne erkek saf erkek, ne kadın saf kadın olmayacak.

 •  Bu noktada kadın erkek arasındaki sorunları modern aklın yaptığı gibi cinsiyet farklığını hiçleştirerek çözmeye kalkarsanız, onların birbirlerine olan meşru ve makul arzusunu da yok etmiş olursunuz. Yok, eğer kimi geleneksel anlayışlarda olduğu gibi sorunu kadın erkek arasındaki sınırı kesin hatlarla belirginleştirerek halletmeye yeltenirseniz (diğer sorunlar bir yana) asla gerçekleşmeyecek bir hayal kurmuş olursunuz. Çünkü bundan sonra kadın geçmiş asırlardaki gibi sade ev hanımı olmayacak. Cinsellik kadim mahremiyetine bürünmeyecek. Ne gözler ne gönüller mazideki mahcup ve ürkek kimliğine geri dönmeyecek.

 •  Öyleyse kadın-erkek arasındaki sorunların asgari çözümlerinden biri, dinin de salık verdiği üzere, şehvet ve iffet dengesinin nazikliğini mütemadiyen ve gayet doğal bir üslupla kadın ve erkeğe hatırlatmaktır. Başka ifadeyle, sorunun çözümü sorunla yaşamayı becermek, yokmuş gibi davranmamaktır.

 •  Çağdaş düzen, tam da bu yanlışa düşüyor: Kadın erkek arasında bir şehvet gerilimi yokmuş gibi davranıyor. Karşı cinslere çağdaş yaşam, demokrasi ve özgürlük koşullarında bu ilkel (!) sorunsallardan (mahremiyet, edep, şehvet kontrolü..,) kurtulabilecekleri ütopyasını pompalıyor. Bugün çağdaş kadına tesettürü hatırlatmak, onu gözle taciz etmekten daha kaba ve densiz bir davranış olarak kabul ediliyor, ettiriliyor. Modern erkeğin istediği kadına ulaşabilme tutkusunu gemlemek bağnaz, hatta faşizan bir müdahale olarak algılanıyor.

 •  Geleneksel tutumla modern tavır cinselliği sansürlemek, kadın erkek cazibesine makul imkan tanımamak noktasında birleşiyor. Geçmiş toplumsal düzende cinsellik tehdidi, tıpkı Damokles’in kılıcı gibi kadının tepesinde durup ona sosyal yaşamı dar ederken, modern seküler yaşam cinselliği tüketimselleştirerek kadını adeta pazar metaına indirgiyor. Sonuçta kadın erkek arası cinsel çekim konusu ya ayıp yaftasının (geleneksel algıda) ya bağnazlık ithamının (modern algıda) prangasından kurtulup makul ve meşru gündelik normallerimizin arasına giremedi bir türlü. Her koşulda cinsellik tabu, ayakları yerden kesik, fantastik. Buraya kadarki tespitler, kadın ve erkeğin kendi iradelerinden kaynaklanmayan cinsel kodlara aitti. Biraz da tarafların birbirlerini kendi iradeleriyle düşürdükleri problemleri ele alalım.


    Erkeklerin uğradığı psikolojik tacizler


 •  Bugün kadının uğradığı şiddet, taciz ve tehditler sık gündeme getiriliyor, getirilmeli de; lakin bir erkeğin fütursuzca teşhir edilen kadının bedenî hatları üzerinden uğradığı psikolojik tacizler pek dile getirilmiyor. Özellikle gelişmiş, kalabalık şehirlerde yaşayan erkekler, gündelik yaşamın hemen her safhasında (ağırlıklı çıplak kadın imajlı) o kadar çok cinsel uyarıya, soft-erotik reklama maruz kalıyor ki ciddi bir travma geçirmeleri ya da gizli-tacizci olmaları işten bile değil. Modern sistemin bir diğer sahtekârlığı burada ortaya çıkıyor işte. Bir yandan kadına “dilediğin gibi açıl, beden güzelliğini sakınmadan teşhir et” derken, yani onu adeta alınıp satılan, değer biçilen bir ürüne indirgerken, diğer taraftan vitrinde teşhir edilen söz konusu ürüne (kadınsılığa) talip olan erkeğe haksızca “dur” diyor; “ben onu teşhir ürünü gibi sana sunuyorum; fakat sen ona öyle davranır, sözlü ya da fiilî tacizde bulunursan, seni hemen aşağılık sapık ve pis tacizci ilan ederim. Cümle âleme rezil olursun.”

 •  Çifte standart değil mi şimdi bu? Ya gördüğü onca çıplak imge ve uyarıcı etkenle boğuşan evli erkeklerin ya da imkânsızlıktan evlenemeyen delikanlıların durumu? Burada “sakınmadan açılan kadınları rencide edici şeyler söylüyorsun. Etkilenen erkeğin sorunu bu anlattıkların. Kadının ne suçu var?” diye sorabilirsiniz. Onu da izah edeyim.


  Kadınların inatla anlayamadığı kaba cinsellik


 •  Şunu kabul ediyorum: Bugüne kadar genelde edep, haya, tesettür ve namus kavramları kadınlar üzerinden işlendi. Onlar kuyruk sallamasa erkekler yanaşmaz, gibi çirkin bir izlenim uyandırılmaya çalışıldı. İtiraf edeyim, erkekler olarak yıllarca bu yanlış yaklaşımı benimsedik. Cinsler arası iffeti onların mesuliyeti gibi lanse ettik. Hâlbuki ağırlıklı olarak meseleyi erkek üzerinden, yani kadının türlü tezgâhla istismar edilmesi üzerinden konuşmalıyız. Şahsen ne kadar açık saçık giyinse, ne kadar erotik imaja bürünse de kadının cinselliği düşünerek, yani erkekleri ayartmak için bunu yaptığını düşünmüyorum. Amacı kaba tabirle, sekse davetiye çıkarmak filan değil. Ne peki? Kadını teşhir boyutuna iten güdü, süslenmeye ve estetiğe olan karşı konulamaz arzusudur. Güzel görünme, güzel gösterme doğasıdır. Bedeni de tıpkı giysileri ve takıları gibi güzel istenci kapsamında yer aldığı için onu da masum bir beğenilme itkisiyle görür, gösterir. Başka hiçbir kötü niyet, ayartma emeli, şeytanî desise söz konusu değil.

 •  Burada esas mevzu, erkeklerin olaya kesinlikle farklı yaklaştıklarıdır. Kadınlar inatla bunu anlamıyor, anlamaya yanaşmıyorlar. Kadının gerçekten saf beğenilme arzusuyla gösterdiği kadınsı yönleri, erkekler için tahrik nedeni olmaktadır. Bu cinselliği, tabiatları gereği farklı yaşamalarının bir sonucudur da. Kadında romantizm yoğunluklu cinsellik, erkekte ereksiyona eşitlenir. Kadın hazzın doruğunu sözlü uyarılmada yaşarken erkek cinsel boşalmada yaşar. Bir kadın için cinsel birleşme, (sahici ise) sözel ve fiilî çeşitli ikna süreçlerinden ve duygusal hazırlık aşamasından sonra ancak gerçekleşebilirken, erkek için beş dakikada ayaküstü halledilebilir. Kadın buna birçok duygusal anlam yüklerken, erkekte sıradan bir haz aktivitesi olabilir. Doğru veya yanlış değil, fıtratları böyledir. Zaten yapılan araştırmalar erkeklerin cinsel sebeplerle, kadınların ise duygusal gereksinimlerle eşlerini aldattığını gösteriyor.

 •  Dolayısıyla kadına iffetli ol, derken aslında erkeğin taşkınlığını önlemiş oluruz. Daha Türkçesi, kadınlar kendileri için değil, erkekler için giyimlerine dikkat etmelidirler. Ortada illa bir kötü niyet, ayartma istenci aranacaksa bu kesinlikle erkekte aranmalıdır. Maalesef geçmişten bugüne söz konusu nokta ihmal ediliyor. Fatura genelde kadına kesilmekte, onun şartları ağırlaştırılmakta; küçük yaştan itibaren kadın töhmet altında tutulmaktadır.


  Gençler neden flörte yöneliyor?


 •  1. Çünkü popüler kültürde ideal gençlerin, sevgilileri olan kişiler olduğu propagandası yapılıyor: Haliyle yakın arkadaşlarından televizyon dizilerine kadar gençlerin sevgilileri olduğunu gören ve bu konuda sürekli gizli telkine maruz kalan genç, ya sevgilisiz; fakat ezik biri olmayı ya da sevgilisi olan özgür biri olmayı seçiyor. Mesele iffet, haya ve namustan önce, gencin makbul biri olarak topluma katılması meselesi, yani karizma donanımı. Nasıl ki Peygamberimiz döneminde ideal genç, cihad yapan genç idiyse ve o zamanın genci ancak mücahid vasfıyla topluma makbul biri olarak katılabiliyorsa, bugün de aynı ehliyet, bir sevgili yapma şartı olarak örtük biçimde dayatılıyor.

 •  2. Çünkü evlenme yaşı geç ve ev geçindirme masrafları göz korkutuyor: Rahatlıkla evlenip aile sorumluluğunu üstlenmesi gereken 18-20’li yaşlardaki gençler, ailelerinin yol gösterici ve ön açıcı olmaması nedeniyle mutsuz flörtlerin ve melankolik romantizmin kıskacına yakalanıyor. Üstelik bazı haklı sebepleri olan ebeveynler, çocuklarının başarısız bir evlilik yaşamasındansa başarısız bir flört yaşamasına göz yumuyor. Sonuçta yeni stüdyo dairelerde geleneksel ev yükünden kurtulduğuna inanan yetişkinler gibi, genç de sevgilisiyle mini yuvasında, mini ailesiyle avunmaya çalışıyor. Zaten çağdaş yaşam mış’lardan ibaret değil mi? Seviyormuş gibi, Müslümanmış gibi, dürüstmüş gibi… Kaldı ki bildiğimiz evliliklerin çoğu ilerde karı-kocanın ayrı evlerde meskûn olduğu anlaşmalı flört tipi ilişkiye dönüşmeyecek mi?

 •  3. Çünkü günümüz ailesi, çocuğun ruhunu doyuramıyor: Burada ailenin önemini anlatmama gerek yok. Çocuk zihinsel ve duygusal gelişim noktasında ebeveyninden nasıl etkileniyor, bunu en az benim kadar biliyorsunuz. Ne var ki teknolojinin ve buna bağlı olarak yaşamın hızla değiştiği günümüzde, kuşaklar arası makas iyice açıldı. Zaten muhtemelen geç evlenen ebeveyniyle çocuğun arasındaki mesela 30 yıllık yaş farkı, eski dönemlerden daha fazla çatışmayı, ilgi ve görgü farklılığını doğuruyor. Bu durumda anne babanın eğer özel bir merakı ve yoğun enerjisi yoksa, çocuğun ilgi dünyasına yetişmesi çok zor. Buna bir de çalışan anne-baba faktörünü, trafik ve iş stresini ekleyince, ailede çocuğa ayrılan ya da toplu geçirilen özel zamanı varın siz hesap edin. Bu durumda çocuk doğal olarak dengeli şekilde hissedemediği anne- baba ilgisini yanlış bir adreste, yani sevgilide; aile şefkatini de yine başka yanlış adreste, yani sosyal medyada arayacaktır. Bugün mutsuz ilişkilerin, hatta evliliklerin sebeplerinden biri eşin, boşluğu hissedilen anne-baba yerine konmasıdır. Evli erkeklerde annesi gibi (kendini oğluna adamış), evli kadınlarda babası gibi (kızına hiç kıyamayan) eş arayışı, yaygınlaşan bir hatalı rollendirmedir. Elbette karşı taraf bu beklentiyi karşılayamayacak ve düş kırıklıkları, tartışmalar, kavgalar başlayacaktır. Özetle, gayri meşru ilişkilere sürüklenen gençlerin kahır ekseriyetinde, anne-babadan yana ciddi bir sorun vardır. Aile ilişkileri problemlidir. 


    Flörtü azaltmak için pratik iffet adımları


 •  Aslında satır aralarında dile getirdiğim hususlar, tersinden çözüm anahtarını 

gösteriyor; lakin yine de değinmediğim ya da müstakillen maddelendirmek istediğim çareleri sıralayayım. Elbette bunların bir kısmı devletin uhdesinde. Hükümete düşen görevler, fertlere düşen görevler diye kasmayayım şimdi.

 •  1. En temelde (böyle başlamayı hep sevmişimdir) kadın ve erkeğin bedeni idealize edilmemeli: Fizikî güzellik kusursuz şekilde yansıtılmamalı, estetize edilmemeli; çünkü gerçek öyle değil. İllizyon, ambalajlama bu. Öyle dizilerdeki, fotoğraflardaki gibi karizma erkekler, seksi kadınlar filan yok yaşamda. O kadar yok. Onlar da zaten bir yaratılış harikası değil, makyaj harikası, efekt hüneri. Reklam ve pazarlama sektörü, bir kadın ya da erkeğin onca kusur ve zaafını sansürleyerek bize adeta bir maket, porselen insan sunuyor. Buna kısaca büyüyü bozmak diyorum. Önce büyüyü bozmak lazım. Platonik aşkların, yıkıcı romantizmin ve harcanan onca duygusal enerjinin nemalandığı güzellik, çekicilik büyüsü... Bu sahte bataktan öyle gerçek acılar ürüyor ki! Nasıl bozulacak bu büyü? Kadın ve erkeği doğal haline bırakarak. Yüzleri pürüzsüz, gözleri hayat dolu, kalpleri iyilik meleği gibi millete pazarlamayarak; ama o zaman milletin ilgisini çekmez ki! O vakit milyar dolarlar kazanılmaz ki bu sektörden! He, demek ki o büyüyle birlikte bu tezgâh da bozulacak. Güzellik büyüsü ve sömürü tezgâhı…

 •  2. Küçüklükten itibaren kadın-erkek arası mahremiyet bilinci kazandırılmalı: Özellikle mahremiyet eğitimi demiyorum; çünkü eğitim lafı bu hassas mevzuda biraz prosedürel, dış-donanımsal kalıyor. Onun yerine çok daha derin ve bütüncül olan bilinç ifadesini kullanıyorum. Evet, günümüz eğitim sistemi ve aileler çocuklara cinsellik konusunda daha duyarlı ve bilinçlendirici yaklaşıyorlar; lakin mahremiyet, iffet ve haya noktasında çok gerideyiz. Neden? Çünkü bilinçaltı kodlarımızda referans aldığımız Batı bu konuda ilgisiz. Günümüz değerler sisteminde mahremiyet sansürlü, öcü kelimelerdendir. Tıpkı namus ve iffet gibi. İnsanın özgür istencine, bağımsız cinsel tercihine ket vurur bunlar zira. Sanki modern devlet, sanki modern okul vurmuyormuş gibi. Haliyle bu küresel bakış açısı, her birimize mahremiyeti konuşulmaması, hele kimseye öğütlenmemesi gereken kabuller olarak görmemizi dayatıyor. Bu şantajdan korkmamalıyız.

 •  Gerek okullar, gerek aileler kız ve erkek çocuklarına mahremiyet bilinci kazandırmaya çalışmalı. Kız erkek cinsiyetinin elbette insanî değer ve saygınlık, hak, adalet ve ahlakî yükümlülüklerde eşit olduğunu; buna karşın cinsel ve duygusal sadette farklılıkları bulunduğunu anlatmalıyız. Bu bir hassasiyet, nezaket ve merhamet bilinci aynı zamanda. İki cins de gayet doğal ve kibar bir duruşla, karşı cinse karşı içindeki cinsel ve duygusal hassas dengeyi sağlamayı öğrenmeli. En basitinden bir erkek çocuk, herhangi bir kız ya da kadının pat diye odasına giremeyeceğinin, onun belli günlerde daha nazik ve daha savunmasız bir duygusal ve psikolojik dünyaya girdiğinin, erkek arkadaşına yaptığı her sözlü ya da fiilî şakayı ona yapamayacağının farkında olmalı. Dikkat edin, ayıp, yasak, tabu, ne derler, bize yakışmaz gibi kelimeleri kullanmadan anlattım. Hassas konu ya, ben de yazarken bi yumuşadım, bi inceldim ki!

 •  3. Evlenme yaşı erkene çekilmeli ve ev geçindirmenin maddi yükü hafifletilmeli: Bununla ilgili izahın bir kısmını gençler neden flörte yöneliyor başlığında az önce yaptım. Gençlerin ucu açık ve istismar edilmeye fazlasıyla müsait flörtten hak-hukuk temeline dayalı evliliğe sevkedilmesi gerekiyor. Yoğun tutkulu aşk değil, uzun sureli sorumluluk yüklü aile bağı ön plana çıkarılmalı. Evlilik hazırlığı aynı zamanda ilişkinin sahiciliğini test etme fırsatı sunar ve iki tarafı daha ciddi düşünüp daha gerçekli karar vermeye zorlar. Böylelikle bir gence (veya yetişkine) şu anlatılmış olur: Eğer bir ömür sevincine ve acısına ortak olabileceksen, bir gönüle girmeyi göze al. Eğer bir ömür katlanamayacaksan, karşı cinsin duygularıyla hiç oynama. “Seni seviyorum” derken, “ölene kadar seninle aynı tuvaleti paylaşacağım, aynı yastığa 10 santim arayla baş koyacağım” da demiyorsan, o cümleyi asla kurma… Ne oldu, bir an ciddileştin? Yoksa bu iş her sezon yeni bir partnerle yatağa giren dizi oyunculuğuna benzemiyor mu?



499 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ah O Kitap Kenarları - 10/07/2019
Kitap sayfalarına sinen talebelik hatıraları, hatıralardaki kitaplar...
İlahiyatçının Yazı Kılavuzu - 30/04/2019
İlahiyat ve medrese okuyanlar, yarı akademik makaleyi hangi kaynakları kullanarak nasıl yazabilirler?
Maturîdî ve Eş’arî Literatürüne Giriş - 25/02/2019
Ehl-i sünnetin iki ana kolunun kurucu şahsiyetlerine, öne çıkan hususiyetlerine ve aralarındaki ihtilaflara dair mukaddime...
İlahiyatçının İnternet Kılavuzu - 02/01/2019
İslami ilimlerde Arapça web kaynakları
Abdullah İbni Mübarek ile konuştum - 01/11/2018
Büyük fakih, muhaddis ve zahid Abdullah İbni Mübarek ile şahsi sözleri üzerinden kurgusal söyleşi.
Şematik Cahiliye Dönemi - 01/11/2018
İslam öncesi Arapların siyasi, kültürel ve sosyal kodları...
Şehirliler İçin Çevre Notları - 21/07/2018
Topraktan kopuşumuzla başlayan çevresizleşme sürecimiz, kendimizden uzaklıkla sonuçlandı.
5 Maddede İktisat Bilinci - 05/06/2018
Ekonomik ilişkilerimizi adalet ve ahlak dengesine oturtacak 5 kural
Kötü Yönetici Nasıl Yetişir? - 19/04/2018
Yöneticinin kendi durumu dışında onu adaletsiz davranmaya adeta zorlayan beş faktör...
 Devamı